Yüzleşme...Kiminle ?
Günaydın Can-Canlarım: Yüzleşme...Kiminle mi? Kiminle olacak, tabii ki, HAYAT ile, bahşettiği o güzel yaşam, acı-tatlı hatıralar, dolu dolu yaşanmışlıklar, beklentiler ve yaşananlarla tabii...
Bir-iki gün içinde 83.cü yaşımı idrak edeceğim! Dile kolay! Fasiküller dolduracak hatıralar...kimi tatlı kimi acı kimi de ''Hayat Üniversitesinden doktora yapmış olacak kadar bröveli yaşanmışlıklar...kahkahalar, gözyaşları, mutluluklar ve unutmak istediğimiz, ancak ders niteliğinde olduğunu çok sonra, hayıflanarak ya da gururlanarak idrak ettiğimiz, dolu dizgin koşarak bu günlere kadar gelen geçmişimiz...Çok şükür, hamdolsun!!
Ben kendimi, Allah'ın şanslı kullarından olarak addediyorum...çok güzel hatıraların süslediği mutlu bir çocukluk, ve genç kızlık, hiç kimseye eş düşemeyeceğim, anam-babam, mutlu başlayan ancak kısa süren bir evliliğimin hediyesi, iki vazgeçemiyeceğim evlat, sevgi ve saygı dolu yakın bir çevre ki, olmasalardı ben olmazdım kabilinden bir dostluk anlayışıyla sürekli canlı tutulmuş bir yaşam! Pek tabii ki, mutlu anılar, onca güzelliklerin arasında kaynayıp giden memnuniyetsizlikler, art arda yük katarı gibi vagon vagon eklenen, birbirinden güzel, unutulmayacak hatıralar...Anlayacağınız, hayatımdaki artılar, eksilerin kat be kat üstünde olduğu için, tutkunum bu hayata, adeta elden ayaktan düşmeden, etrafımdaki sevgi yumağı eksilmeden, daha yaşanabilecek ne varsa, acısı az, tadı doyumsuz geçen günleri kovalayan seneler...
Hiç mi kırılmadım, kahrolmadım? Oldum elbette, hem de sayısını unuttuğum kadar...ama olgunlaştıkça, ve hayatın tadı ağır bastıkça, Atasözlerinin tavsiyesine uydum; söylenene baktım, laf mı diye, söyleyene baktım, adam mı diye...ve ayıklamaya başladım...bıçak gibi keserek değil, uzaklaşarak! Zira bıçak gibi kesmek onca beraberliklerden sonra, atışmaya muhatap eder kuşkusuz, yavaşça, kendimi çekerek uzaklaştırdım o kişilerden, her zaman da ardından ne kadar güzel bir iş yaptığımın takdiriyle...her zaman bu mümkün olmayabiliyor, o zaman seçici olmaya karar verdim, ayrım yaparak. Nasıl mı? Asla kopamayacaklarım baş tacım, her zaman birlikte olmaktan sonsuz keyif aldıklarım, yani vaz geçilmezlerim, bir de muayyen aktiviteleri paylaşıp orada kalan kişiler...nasıl hafiflediğimi sizlere anlatamam! Bir nevi klasmanla, eş-hakiki dost, tanışlar ve aktivite paylaştıklarım...bir de baktım ki, rahatlamışım, öyle rahatlamışım ki, adeta bugünkü aklımı takdir-i şayan bularak...tavsiye ederim(bilirkişi konuşuyor!), hayata daha güler yüzle bakacağınıza, kalıbımı basarım.
Bunlar bir çırpıda olmadı tabii...onlarca şeyin üstesinden gelerek, adeta bir umursamazlıkla, ancak asla hakaretamiz değil, ama yavaş yavaş hudutlarımı belirleyerek edinilen bir mesafe koyma, ve rahatlama...(tavsiye ederim)! Zira, almaya alıştırılmış, sadece tüketici vasfı olan insanlarla, devam eden bir arkadaşlığın faydasından çok zararı var, hele hele gün be gün art arda aldığımız eksilme haberleriyle...bazı kayıpların üzüntüsü, bir hayli yakıcı, ancak, affınıza sığınarak, ''benden ırak felsefesini'' ister istemez benimsiyorum, çünkü, ben bana lazımım arkadaş!!! bencillik ise, bencilim, ama vere vere kalmıyor dostum, etraf sadece istiyor ki, kendi kuralları hakim olsun! Yok öyle yağma! Madem ki, toplu bir yaşamın fertleriyiz, birbirimize, hak ettiğimiz saygıyı gösteririz o kadar! Sevgiyle kucakladıklarımız, istisna! Onların bir nebze olsun dokunulmazlıkları olması gerekmez mi??? Sonuna kadar...
Yani, Can-Canlarım, tabiri caiz ise; geldik, gidiyoruz...biletimizi almadık, piyangodan çıkacak bilet için de bilet almadık...nefes alabildikçe etrafımızdaki güzellikleri, can kardeşlerimizle, paylaşarak yaşamanın verdiği haz, o kadar doyurucu ki, başka şeyde gözüm yok dersem, inancınız tam olsun! Saygı ve sevgiyle kenetlendiğim, bana kalan ömrümü en güzel geçirtmeye yarışan çevrem, eksilmesin, daha doğmadan, tutamayacağım sözleri vermemiş olmayı umut ederek, bu defter-i Âmal-i dostça dürmek isterim. Her şeyi doya doya yaşadım, aklımda kalan, 'keşke'lerim yok dersem bana inanın, ancak gençlik ateşiyle, o yaşanmışlıkların tekrarı olur diye umuyordum, ancak acı ama gerçek; yaşanmışlıkların kopyası yok maalesef. Şans insana türlü zamanlarda göz kırpıyor, bunun fevkalade farkındayım, ama geri sarıp tekrar hatırlamak mümkün, ama yaşamak asla! Deja vü sandıklarımız, hayallerden ibaret, ancak hayallerin gerçek oldukları, sadece masallarda, ya da, çok şanslı addedebileceğimiz, seçilmiş kişilerde...
O yüzden, sevgili arkadaşlarım, bugünü doya doya yaşa, geçmişi düşünürken, seni gülümseten hatıraların sonsuz bir dizi gibi tekrar tekrar kayıttan seyredilsin, aklının gölgelenmediği gerçeğine duacı olarak....
Çünkü, aldığın her nefes, bir hayat, hem de sonsuza dek sürsün istediğin bir hayat! Acısıyla, tatlısıyla, mayhoşuyla, yüzünde hatırladıkça, gülümseme bırakacak, zaman zaman göçüp erken ayrılanları rahmetle andığımız, onlarında yer aldığı, yaşanmışlıkların film şeridi gibi gözünüzün önünden geçerken gözlerinizin hasretle yaşardığını hissettiğiniz, ama seçerseniz, gülümsetecek çok şey bırakmış olan, sevdiklerinize doymak bilmediğiniz hayat...
Yorumlar yükleniyor...