*UMUT HEP EN SON ÖLÜR!*
Günaydın Can-Canlarım; **UMUT HEP EN SON ÖLÜR!** bir Alman Atasözü...eskilerin dediği gibi, ''kelâm-ı kibâr''- kalplerdeki pası çözen sözler'' olarak geçmiş, okuduğum bir yazıda... Vayyy arkadaş, al sana bir tane daha hislerine tercüman olmuş vecize daha! Hayatı seven, bağlı olan ama kıymetini ölçememişlerin nezdinde, bazen bozuk para gibi harcanarak yaşanan zaman diliminin can simidi, ''UMUT!''
Hangimiz, bir anda ölümün bize sürpriz yapacağını düşünür dolu-dizgin yaşarken? HİÇ KİMSE!! Zaten bilinen bir zamanlama olsa, yaşadığımız tempo ve biçim devam eder miydi? Yavaşlatmaya çalışırdık, yalvarırdık adeta, uykuya yatırılmak istenen bebelerimiz gibi; ''n'olur 5 dakika daha'' yalvarmalarıyla...sanki o beş dakika da kafi gelecek yaptığı hatta doyamadığı, her ne ise yaptığı...ısrarlar, yalvarmalar ve ardından gelen metazori uzatmalar, sürer gider hayat akışına ayak uydurarak, çok öncelerinden seyredilmiş bir hayat filminin tekrarı gibi, ben ve benim gibi hayat arsızlarının sessizce ve ısrarla yakarışlarında...''N'OLUR BİRAZ DAHA!!! O birazların, zamana uyarlanmaları var mıdır? Ne mümkün??!!...
Sen ufak bir çocuğu en severek izlediği diziden; ''haydi artık, yatağa!!'', diyerek kopartabiliyor musun? Hiç sanmam!! Zorlarsanız da, ağlayarak: ''Çok kötüsün, hiç rahat yok mu bu evde bana?'' ya da, masum tehditlerle, o yatağın yolu bulunur elbet, o an, ebeveyn, çocuğunu disipline sokmaktan mutlu, sabi ise, esaretten şikayetçi! Yattıktan sonra da, günün yorgunluğuyla, dalar mışıl mışıl uykuya sevgili varlık...
Ama ne disiplinli ebeveyn, ne de emir kulu Azrail, dinlemez ki; ''biraz daha, n'olur??'' yakarışlarını!!! Zaman gelmiştir, ebediyete ya da, istenmeden uykuya yatırılmalara...anlık yalvarmalar, itirazlar beyhudedir...Hazin, ama gerçek...daha seyredecekti çocuk, Fred Çakmaktaşın salaklıklarını, hayat arsızları da, bir nefes daha sevdikleriyle geçirdikleri zamanı...ancak, 'emr-i hak' bekler mi? ''Al getir artık o'nu buraya'' komutunu almış bir kere, emir en büyük yerden, ne mazeret dinler, ne de yakarış... Ama gel gör ki, içimizde sürekli besleyerek zinde tuttuğumuz, ''UMUT?'', işte o, akıl yitirilmeden, gözlerin feri tamamen sönmeden bitmez. Hep, düşerken, tükenmişken, daha bitmeden bitti sanmışken, meçhule uzanan bir eldir, tutunmak, yaşama devam edebilmek için...en son da umutlar ölür, hiçbir tutunacak dalın kalmadıysa, kapıyı çalan emr-i hak ise!!!
Onun için de, Sabahattin Ali'nin şu güzel sözleriyle tutunalım bize hak tanılan ömre: **Bir ana bir ömür kadar çok hayat doldurduğunu bilerek yaşamak...** yaşam felsefemiz olsun dileklerimle...İlhan İrem'in o unutulmaz şarkı nakaratını sıkça, hatta yalnızken avaz avaz söyleyelim, hani sözler havada asılı kalır hiç yok olmaz derler ya, sürekli bizi dürtsün diye:
***İşte hayat yine akıp gidiyor
İşte hayat sensiz de yaşanıyor
İşte hayat böyledir deniyor
Zaman her şeyi siliyor...**
Ahh, o zaman ahhh! Sıkıntıdayken geçmek bilmeyen, keyifliyken koşturarak geçen, ama da her şey olup bittikten sonra tek suçlu addedilen zaman ahh! Hep, zamanım yetseydi, en son soruları da cevaplardım diye okul sıralarında kabahatli o, zaman zaman, yaşamımız sürecinde de, hiçbir başladığımız işi bitirmemize izin vermeyen, sevdiklerimize doyamamanın tek sorumlusu, güzel geçen vakitleri sığdıramadığımız darlık....ahh, ah! Bir yetseydin acaba her şey daha mı güzel olurdu???? Cevabı az düşün bulursun! Sana verildiği vakit, kıymetini bildin mi?????
Yorumlar yükleniyor...