Türkiye'mizin gururu, güldüren yüzleri...
Günaydın Can-Canlarım; Şimdi televizyon karşısından çıkıp, yazıma oturdum, gururumuz, voleybol milli takımı hanım kızlarımızın son galibiyetlerine, yüzümde gittikçe genişleyen bir gülümsemeyle, şahit olarak! Allah sizden razı olsun genç hanımlar! Türkiye'mizin gururu, güldüren yüzleri...
Neyse, bu kötü günlerde içimizi açan olgular o kadar az ki...Allah'a bin şükür ki, yine de hanımlar güldürüyor asık yüzleri, su serpiyorlar, sıkıntıyla kabaran yüreklere...
Machiavelli'yi anıyorum bugünlerde...Floransalı düşünür. *Machiavelli, siyaset ve ahlakı birbirinden ayırarak, devletin varlığını sürdürmesi ve güçlenmesi için, ''amaca giden her yol mubahtır''(Makyavelizm) anlayışını savunur. Liderlerin idealist olmaması, din dahil her aracı iktidarı korumak için pragmatik(teoriden veya soyut ideallerden ziyade pratik sonuçlara, faydaya ve uygulanabilirliğe odaklanan yaklaşım) kullanması gerektiğini belirtir.* Acaba diyorum, bizdeki iktidarın, tuttuğu, seçtiği yol bu mudur...Tabii, ben sade vatandaş olarak, ''amaca giden her yol mubahtır.'', sözünü baz olarak alıyorum, düşüncelerime. Yani, sade bir deyişle, kendilerinin, ve benimsedikleri esaslar dahilinde, hiçbir tenkit, kıyaslama, mizaha malzeme yapma, vesaire gibi, halkın görüşlerine hitap eden her aydınlatmadan soyutlamak, sadece ve sadece kendi tasvip ettikleri düşünce tarzını benimsetmek...bana göre, Demokrasi anlayışından uzaklaşmak...Sadece rol model olarak, kendi anlayış ve inançlarına milleti mecbur etmek ki bunu yapma hakkınız, seçmiş olduğunuz idare şekline ters düşüyor...
Her devletin bir Anayasa'sı vardır. Ve bu Anayasanın kabulü, halkın seçimiyle gerçekleşir. Aksi bir davranış şeklinin ifrata kaçması, gereksiz yerlerde yürürlüğe sokulması, halkı aleyhinize döndürmektir. Çünkü, sizleri seçen halk, bu sözlerle ikna edilmemiştir. Demokrasinin, devamını ve sürekliliğini deruhte etmek durumundadırlar, aksi takdirde, ''ben yaptım, veya söyledim oldu!'' şeklinde anlaşılır...Fazla da derine inmek istemiyorum, sadece kendi fikirlerimi paylaşmak alışkanlığını sürdürüyorum...Herkesin kendi doğruları, başkalarının hak ve hürriyetlerini kısıtlamadıkça, rencide etmedikçe, mübahdır düşüncesindeyim...
Ayrıca, son zamanlarda, Türkiye Cumhuriyet Devletinin bir ili olan HATAY'a da, Suriye'li ve Arapça'yı ana dili bilen yabancı mültecilerin yerleştirilmesi, o kendini bilmezlerin, misafir edildikleri Türk ilinde, kendi diller ve adap ve edepleriyle boy göstermelerinden de son derece rahatsız ve şikayetçiyim...Devlet büyüklerimizin şimdilik umursamaz gibi karşıladıkları bu davranışları hiçbir müdahalede bulunmamaları da rahatsızlığımı daha da körükleyip, endişe sınırına sürüklüyor...Neredesiniz, Türkiye Cumhuriyet Devletinin, sayın ve duyarlı idarecileri...Nato zirvesi bitti, dış ülke başkanlarının gözlerini boyamalar bittiyse, lütfen yerel sıkıntılarımıza eğilelim, o ufak gibi görünen sıkıntılar yakın zamanda, kaos halinde bir dert olmadan! Sade ve naçiz bir T.C. vatandaşları olarak sizlerden beklentimiz budur...
Yorumlar yükleniyor...