Suçlu kim?
Köşe Yazısı

Suçlu kim?

SERVET ÇOLAK
SERVET ÇOLAK
09 Jun 2026 4 dk okuma 154

Günaydın Can-Canlarım; **Çiçek gibi insanların kalbini kırdınız, bahçeleriniz bahar görmesin...** demiş, rahmetli şair ve gazeteci, AHMED ARİF....ve, ardından da YAŞAR KEMAL üstadımızın sözlerini ekleyelim; ***Ne diyordu değirmenci dayı; Bu nasıl çark ulan! Buğday bizim. Ezilen biziz. Un olan biziz. Kim ulan bu doymak bilmeyen soysuz?''...

 Şimdi, kendi penceremizi açalım, dışardaki güzel havayı içimize çekelim, tutabildiğimiz kadar tutalım bu taze havayı...zira, gün hareketlendikçe, duyduklarımız, seyrettiklerimiz ve okuduklarımızdan sonra, bizler de değirmenci dayı gibi hayıflanacağız; ''Kim kirletti lan bu havayı bu kadar? Adeta nefes almakta zorlanıyoruz...''
     Benim güzel halkım, bu hava temiz, ancak gün boyu yaşanan pisliklerin, adaletsizliklerin, bitip tükenmeyen kandırmacaların, göz boyamaların, daha saymakla bitmeyecek kadar çok olan vebali bela olan olaylar yavaş yavaş bedenimize sokulmadan, aynen bebeleri, aldatıp ağızlarına mama tıkmak için; ''aaa, bak kuş geçiyor'' diye yukarıya açık ağızla aval aval baktırıp, ağzına yiyeceklerin tıkıldığı gibi, aldata aldata, uyuta uyuta geldi bütün bu bir türlü içinden çıkamadığımız olaylar ve beraberliğinde getirdikleri dertler...Oysa, cevap hazırdı; ''merak etmeyin, refaha ve özgürlüğe giden yol budur'' kandırmacalarını, yuttura yuttura bugünlere geldik...Şaşırdık mı?? Yoo! Bizler, Türk halkı olarak, itaat etmeye, minicik verilip, havuduyla yutturulup, kazıklanmaya alışığız da, artık bu kadarına da pes...edep yahu!!! 
     Ama, hak etmedik mi? Etmez olur muyuz? Bu kadar gabi olursak, aval aval gözümüzün üstündeki sürmeyi yürütürler bu açık gözler! Ayrıca gizli yapmadılar ki! Gözümüze soka soka, beş duyumuza da temas ettirerek girdiler bünyemize...biz ne yaptık? ''Aman yaa, bunlardan cacık olmaz'' gerekçesiyle, dinmeyen rehavetimizle yan geldik yattık!!İşsizlik arttı, ucuz kuvvet gibi, sınırlardan sokulan mültecilere aş, iş, nimet verdik. Ne için? Yarın öbür gün sırtımızdan bıçaklanmak için...şimdi, parti başkanları, muhalif millet vekilleri istedikleri kadar sızlansınlar! Meclisten geçirirken neden sustunuz, ya da, infial etmediniz; ''halkımız aç, işsiz, güvenliksiz!'' diye? Hak etmediğiniz, maaşlarla, sizlere devletin sağladığı önceliklerle yaşamak kolay...nasıl olsa, ''köy yanarken, deli saçını tararmış'', hatta bu sözün, 'deli' yerine kullanılan başka bir küfür vardır da daha da aşağılamak istemedim...
     Suçlu kim? Tabii ki, cahil ve derin narkozdan bir türlü uyanamayan Türk milleti! E, ama genelleştirme der gibisiniz? Yalan mı? Ne ettik bu güne kadar itiraz babında??? havanda su dövdük! Hiçbir ciddi varlık gösterebildik mi??? Göstersen ne olur arkadaş! Sihirli değnek başkalarının elinde! Söylediklerinin manasını çarpıtarak tutuksuz yargılanmalar, demir parmaklık ardına geçmek 
artık olağan. Patron düğmeğe bastığı an, yaka paça tut getir, kendini korumaktan bile aciz bırakılacak, savunmasız, yada çarpıtılarak cezaya katlanmak! Bu mudur, özgürlük? Bu mudur demokrasi?? Hiç sanmam. Bizim eğitim aldığımızda, yani seneler evvel, Maarif, tedrisat olarak kadar müsait idi ki, fevkalade yaşam kalitesinden haberli olarak yetişti bizim jenerasyon. Ya şimdi ''İSTİKBAL'' diye nitelemek istediğimiz, yeni yetmeler??? Geçiniz...1963 lise mezunuyum. Bahse girerim ki, her türlü sosyal bilimler kapsamında, fen derslerinde o kadar kuvvetli değildim, ama tarih, felsefe, edebiyat dersen yani sosyal bilimlerde, lise son talebesiyle yarışırım...zira bizim zamanımızdaki Maarif, Hasan Ali Yücel'in, bilmeyenlere hatırlatayım, Milli Eğitim Bakanı ve Köy Enstitüleri kurucusu, Türk halkının en kısıtlı imkanları olan çocuk ve gençlerine ve hatta okuma-yazma öğrenmek isteyen ileri yaşlara ışık tutmuş, bir aydındı. Muvaffakiyet ve kalitesiyle 1938-1946 arasında maarif bakanlığı yaptı...Ne öğrendiysek, onun müfredat belirlemesiyle öğrendik...şimdikiler ne yaptı? Eğitimi kuşa çevirdi, durum ortada...neden? tarikatlar, küresel eğitimin taraftarı olmadıkları için, yapılan baskılardan dolayı olduğunu zannediyorum. Acaba yanılıyor muyum???Yanılıyorsam da, bir bilenden doğruyu öğrenmek isterim....

SERVET ÇOLAK'ın Diğer Yazıları

Karışma, insanların etlisine, sütlüsüne

Günaydın Can-Canlarım; Bu aralar sürekli paylaşımlardan veya 'büyük adam' olarak kabullendiklerimizin sözlerine takılıp üzerinde kendi duygu ve fikirlerimi söylemek adetim oldu. Hatta, geçen gün bir paylaşımımdan sonra, yakın arkadaşlarımdan mesajlar gelmeye başladı; 'seni kim kızdırdı böyle?' diye...

20 Oct 2026 318

İşte böyle sürer gider hayatımız

Günaydın Can-Canlarım; Bir-iki günlük güzel yağıştan sonra, pırıl pırıl bir pazar sabahına günaydın...filvaki, öğlen saatleri oldu ama, yine de güzel bir güne merhaba. Gökyüzü pırıl pırıl, etraftaki ağaçların yaprakları yeni banyo yaptılar ya, bütün yazın tozunu, izini silercesine ışıldıyorlar güneşe olan sevgilerinden...bu gördüğün manzaraya şükran duymamak mümkün mü?

19 Oct 2026 165

Anlaşılmadık bir şey var mı???

Günaydın Can-Canlarım; **Hatalı olmadığım bir konuda, benden ilk adımı bekleyen herkesin yolu açık olsun. O devir bitti artık.** Demiş, her kim dediyse, ağzına, yüreğine sağlık!

17 Oct 2026 276

Yanlış mı?

Günaydın Can-Canlarım Ahmet Hamdi Tanpınar'ın güzel sözleriyle başlamak istedim bugüne: **Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur. Bir insanın hatalarını düzeltebilirsin; ama karakterini kaybetmeyi seçmişse, ona senin doğruların yetmez.**

17 Oct 2026 284

Çare var mı?

Günaydın Can-Canlarım; Benjamin Franklin, ne kadar haklıymış! Şu sözlerin güzelliğine bakar mısınız... **Hayattaki en trajik olay, çok erken yaşlanıyoruz, çok geç akıllanıyoruz.**

15 Oct 2026 268

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...