Salla gitsin!!
Günaydın Can-Canlarım; Muhteşem bir sabah...pırıl ötesi bir gök yüzü, sıcak daha bastırmamış, hafif bir yaz sabahı serinliği mi desem, ferahı mı desem bilemedim...her ne ise, hepimize hayırlı, uğurlu bir güne başlangıç olsun inşallah.
Ne güzel söylemiş DEMET AKBAĞ, insanı adeta görünmez bir sopayla dürterek, hakikatleri, gözlerine sokmak istediğin, sana göre doğru, karşı tarafa göre, ağız büktüren yaşam tarzını! Yaşam tarzı diyorum, zira, insanların çoğunun benimsediği düşünce tarzı, yaşam tarzını belirliyor, yanlış mıyım??? Başını haklısın tarzında sallayan arkadaşlarımı görüyorum ki, iyiye alamet: demek ki ayni hissiyata sahibiz...beraber bakalım;
**İnsan olabilmek en zor şeydir hayatta;
Cömert olursun, aptal sanırlar.
İyi olursun, kullanırlar.
Doğruyu yaparsın, eleştirirler.
Başarılı olursun, kıskanırlar.
Seversin, kıymet bilmezler.**
Ağzınıza, yüreğinize sağlık, Demet Akbağ!
Şimdiii, okuduklarınızı akıl ve hafıza pencerenize yerleştirin, oradan seyredin etrafınızı, yaşadığınız muhiti, eşinizi ve dost bildiklerinizi...Şu yukarıda okuduğunuz makyajlı gerçeklerle kaç kere karşı karşıya geldiniz??? Haydi, haydi, utanmayın, sıkılmayın, dertleşiyoruz şurada...ÇOK!!! Hem de pek ÇOK!!! Ayrıca, rencide olduğunuzu hiçe sayarak, bir de bakışıp gülümsemeler? Onu da mı tanımıyorsunuz??? Ben size tanıştırayım; çevrenizde, arkadaş muhitinizde, hiç mi söylediğiniz bir söz karşısında, bıyık altından gülüp, birbirleriyle göz göze konuşan görmediniz??? Size, haklısın deyip, arkanızdan yedi düvele, ''Ayol, bu da bir tuhaf oldu, rutubetten nem kapıyor!'' şeklinde tıslamalara şahit olmadınız? Enayi, salak, aptal, güzel bir söz veya davranış ardından beklenti halinde olduğunuzu, 'telefonculuk' oynar gibi sufle edişlerini hiç mi yakalamadınız, veya size, en az onlar kadar yapmacık olanlar iletmedilermi? Pollyana mısınız yahu??? Etrafımızda, arkadaş bildiklerinizin içinde bile, yanından kalktığınız andan itibaren doğranırsınız! Bu yaşa kadar o kadar çok gördüm ki böylelerini, ama hayat insanı, yaşadığı gerçeklerle akıllandırıyor, ya da kendine getiriyor diyelim, artık o eski fevkalade yumuşak başlı kişi olmaktan uzaklaşıyor, yerine göre hırçınlaşabiliyor, ya da o muhitten uzaklaşmayı, akıl sağlığınız için olumlu kıldığınız andan itibaren, hoopp, yaftayı yiyorsunuz alnı kabağınıza: ''Bu da, çok değişti, pek bi asabi oldu ayol!'' gibilerinden çemkirmelerle...
Siz, benim sözlerime inanın, ne de olsa yılların tecrübesi! Senelerdir, iyi niyet dağıttım durdum. Çok kabul gördüğü gibi, suallere de maruz kaldığını sezebiliyorum. Olsun varsın, bana bu davranışlar, kişileri kendim gibi bilmemeyi öğretti. Yok artık öyle, herkese açık kapı, işportacılar gibi, buyur sende gel daveti!!! Dost bildiklerim, her zaman başımın tacı! Tanıdıklarımın arasında da, klasman takip ediyorum; vaz geçemediklerim, tanışlarım, oyun arkadaşlarım, ya da bir-iki ortak sosyal yaşantımı paylaştıklarım...
Ancak, bu safhaya gelinceye kadar, neler gördüm, neler yaşadım...hepsi olmasa da çoğundan ders aldım, seçici oldum, belki bunu yaparken bir-iki kırdığım olmuştur ama, onlar da, çok fazla değildir umarım, çünkü yine de farkında olmadan kırdıklarım varsa, beni yanlış anlamalarından dolayı üzülürüm...bak gördünüz mü yine enayi tarafım tuttu! Yahu, seni kıracak raddeye gelen davranışları olduysa neden üzülüyorsun bre kadın? Ama aynen Demet Akbağ'ın dediği gibi; anlaşılamamışsın, ya da yanlış tanımışlar, sevgini hak etmemişler! Yürü bre kadın, arkana dahi bakma, işaretleşmeler başlamıştır, yakalarsın, bu sefer üzüntünün yerini öfke alır...ne me lazım? Bak sen, daralttığın sevgi, anlayış ve sevgi yumağının içinde hallolmaya, diğerlerine de keyfine göre davran...eee, ne yapalım kurban? Boşuna dememişler, az verme yüzsüz edersin, çok verme arsız edersin diye....el alemin terbiyesi sana mı kaldı? Hiç!!! Salla gitsin!!
Yorumlar yükleniyor...