Öyle değil mi???
Günaydın Can-Canlarım; Rahmetli İlber Ortaylı'nın şu güzel ve düşündürücü sözleriyle başlamak istedim yazıma, malum etrafımızda, densiz, akıllı geçinen aptalların bolluğu arttıkça arttı, ürediler adeta, ne hikmetse...
**Allah kimseyi özgüvenli cahillerle, görgüsüz zenginlerle, şımartılmış aptallarla, çocuk kafalı yetişkinlerle muhatap etmesin...**
Sözün güzelliğine bakar mısınız? Bir de etrafınızı tarayın şöyle...ne kadar çok türediler değil mi? Herkes, 'herbokolog(en geçerli meslek-bil, bilme at tutarsa kazanırsın misali),
o kadar almış yürümüş ki ukalalıkları, iddiaları karşısında, sen bile bildiğin konu hakkında, bir 'acaba?' duraklaması geçirebilirsin. Asrın hastalığı adeta=görgüsüz zenginlik! Tak-takıştır, yap-yapıştır, maddi gücünü afişe et! Nasıl olsa, 'nereden buldun?' yasası yürürlükte değil, başa çıkamazlar failleriyle...Bu arada çok eski bir fıkra geldi aklıma, yeni zengin görgüsüzlüğü ile ilgili. Yeni zengin, sosyete kurallarıyla hareket ederek, klasik müzik konserlerinde eşiyle beraber, boy gösterir. Sahnede 'La Traviata' oynanmaktadır. Sopranomuz, en yüksek oktavdan şarkıyı icra ederken, zengin hatun eşine, ''kimmiş bu?'' diye sorar. Adam, ondan daha cahil. Bilmiyorum kabilinden omuzlarını kaldırır. hatun ısrarcı, yanındaki adam, kaptırmış kendini, biliyo muhakkak ona sor' der. Adam ısrarlar karşısında çaresiz, yavaşça, yanındaki beyefendiye, sorar; 'af edersiniz, kimdir bu hanım?' aldığı cevap, fısıltıyla: 'o bir Rokoko koketidir.' olmuştur. Adamcağız çaresizce arkasına yaslanır. hatun durur mu, merakını söndürecek! Sürekli dürter eşini, 'ne dedi?' diye. Adamcağız, çaresize, fısıldar, yanındakine duyurmamak için: 'adam kekeme yahu, ısrar edemem!' Eeee, boşuna dememişler, dinsizin hakkından imansız gelir diye...
Etrafınızda, hiç şımartılmış aptal, ve çocuk kafalı yetişkinlere rastlamadınız mı? Rastlamışsınızdır canım! her camiada bulunur bunlardan! Yetiştiği ebleh çekirdek aileden öyle bir pohpohlanarak serpilmiştir ki, sanırsın her-bokolog adeta! Her mevzunun içine dalar, kulaç atar kudret gösterircesine, etrafına sıçratarak kuvvetini, aklınca bok olduğunu bulana kadar, o da şansı yaver gider, yutturursa kendini. Yok duvara tosladıysa, çemkirmeler, aşağılamalar başlar...hayır, nesine güvenerek böyle davrandığını bir anlayabilsek rahatlayacağız, ancak kendisi de sebebini bilmiyordur, itiraz et, haklısın sansınlar misali...yahu, arkadaşım yorar adamı bunlar be! Hayat zaten gittikçe zorlaştı, şartlar çok ağır! Bir de bu densizlerle başa çık! Yok arkadaşım, ben almayayım yaa!! Yetti gari!!! Cahile laf anlatmanın zorluğunu iyi bilirsiniz. Ne desen boş! O, kendi doğrularına öyle inanmıştır ki, Hacı Bektaş Veli'nin sözlerini doğrularlar: *Sen güzellikle sözünü söylersin. Arif olan ders alır, cahil olan tavır.* Onun içindir, ki, haklısın der geçilir, ama gel gör ki, o bu son cümleye takılır, sözlerinde ısrarcı olur, işte o zaman çekilmez bir hal alır muhabbet, sohbet mi, münazara müsabakası mı anlayamazsın...Öyle değil mi???
Yorumlar yükleniyor...