Olmuyor kurban!
Köşe Yazısı

Olmuyor kurban!

SERVET ÇOLAK
SERVET ÇOLAK
19 Jul 2025 4 dk okuma 165

Günaydın Can-Canlarım; Kışı daha hiç özlemedim...oldum olası severim yaz aylarını. Nasıl sevmem kendim o aylarda doğmuşum bir kere. Kendimi seviyorum ya! Tabii yanlış anlaşılmamak için, açıklama yapmam lazım: hayatı sevdiğim için, dolayısıyla kendimi de seviyorum! Nokta! Ancak, her pazartesi akşamı beni ekrana kilitleyen, ''Uzak Şehir'' dizisini özlemişim...

Evet, geçen gün bu dizideki görüntülerle ilgili bir mimar yakınıma, evlerdeki oda kapılarının neden normalden daha alçak hatta bir basmakla çıkılan, başınızı eğerek girmek durumunda olduğunuzun sebebini sordum. O da bana öyle güzel bir açıklamayla geldi ki, dizi seçilmiş yer itibariyle bende daha bir özel oldu...

***1. Misafire Saygı Göstergesi(Tevazu Kültürü)

Efendim, Mardin'de ve genel olarak Mezopotamya kültüründe kapılar bilinçli olarak alçak yapılır çünkü:

*Eve giren kişinin başını eğmesi gerekir. Bu da misafirin ev sahibine saygı göstermesi ve tevazu ile içeri girmesi anlamına gelir.

*Aynı zamanda ev sahibinin de misafiri başı eğik karşılaması , alçakgönüllüğü simgeler.

2. Sıcak iklime uyum

Mardin, yazları çok sıcak ve kurak bir iklime sahiptir. Bu nedenle: Alçak kapılar içerdeki serin havanın dışarı çıkmasını zorlaştırır. Yüksek tavan ve küçük giriş, evin içini daha serin tutmaya yardımcı olur.

3.Güvenlik ve Savunma

Tarihi yapılar aynı zamanda güvenlik amacı da taşır:

Alçak kapılar davetsiz misafirlerin aynı şekilde içeri girmesini zorlaştırır. İnsanlar kapıdan girerken yavaşlar, eğilmek zorunda kalır bu da kontrol sağlar.

Özetle: Mardin'de kapıların alçak olmasının nedeni yalnızca bir faktör değildir. Hem kültürel tevazu, hem iklimsel ihtiyaçlar, hem de güvenlik ve estetik anlayışı birlikte şekillendirilmiştir.***

Evet dönelim biz Çeşme'mize; güzel ve hatta sayılı emsalleri olan denizimizin kıymetini bilerek faydalanmayı bir öğrenebilsek, eski hali olmasa da en güzel şekliyle bizden sonraki nesillere devredebileceğiz, ama insanlarımızdaki kültür ve anlayış buna mani teşkil ediyor...hafta sonu plajlarda çadırlar içinde gecelemek, dolayısıyla tüm temel ihtiyaçları da orada gidermek vacip oluyor zahir. Keyif çatıldıktan sonra gübrelerini toplamak ihtiyacı bile duymadan öylece terk edip gidiliyor. Bu da bizim beldemizi ziyarete gelen insanların(?) kültür anlayışı, ne diyem ben gari??? Ev sahiplerinin kapı önlerine hasırlarla serilmek, ve de gübrelerini ekseriyetle kira bedeli olarak bırakmak da bizdeki 'sonradan olmaların' kültürü. Şayet bir uyarıda bulunmaya kalkarsanız da, cevap hazır! 'Allah'ın sokağı da size ait değil ya! Evinizi mi yedik?' 'Yok estağfurullah, elbette yemediniz de, yediklerinizin artıklarını da toplayıverseydiniz bir zahmet!' demek var da, sıkıysa söyle karşındaki devasa yapılı golf şortunun üzerinden sarkan koca göbeği, goril benzeri, saç, sakal bir olmuş Allah'ın hödüğüne! Ayrıca laftan anlamazsan bir de dayak ye!!!

Olmuyor kurban! Kibarlık, zarafet, insanlara saygıyla hayatı paylaşmak mümkün olmuyor, gördüklerinden ayrı yerlere uyum sağlamaya çalışanlarla. Al sana, bizler-onlar kültürü. Görgü, saygı çok nadide ve hatta eskilerin ön gördüğü davranış biçimleri. Onlarla beraber yok olmaya yüz tuttu, zira 'bizler' o kadar azaldık, veya devşirme olduk ki. Bazen ben kendi öz milletimi tanımakta zorluk çekiyorum. Etrafımızda bir sürü maganda! Sözle olmasa da bakışlarla size kendilerini tanıtıyorlar anında. Adeta göğüslerinde yafta var, köpek besleyen evlerin bahçe kapılarında olduğu gibi: TEHLİKELİ HAYVAN, YAKLAŞMA!!!!

SERVET ÇOLAK'ın Diğer Yazıları

Karışma, insanların etlisine, sütlüsüne

Günaydın Can-Canlarım; Bu aralar sürekli paylaşımlardan veya 'büyük adam' olarak kabullendiklerimizin sözlerine takılıp üzerinde kendi duygu ve fikirlerimi söylemek adetim oldu. Hatta, geçen gün bir paylaşımımdan sonra, yakın arkadaşlarımdan mesajlar gelmeye başladı; 'seni kim kızdırdı böyle?' diye...

20 Oct 2026 317

İşte böyle sürer gider hayatımız

Günaydın Can-Canlarım; Bir-iki günlük güzel yağıştan sonra, pırıl pırıl bir pazar sabahına günaydın...filvaki, öğlen saatleri oldu ama, yine de güzel bir güne merhaba. Gökyüzü pırıl pırıl, etraftaki ağaçların yaprakları yeni banyo yaptılar ya, bütün yazın tozunu, izini silercesine ışıldıyorlar güneşe olan sevgilerinden...bu gördüğün manzaraya şükran duymamak mümkün mü?

19 Oct 2026 165

Anlaşılmadık bir şey var mı???

Günaydın Can-Canlarım; **Hatalı olmadığım bir konuda, benden ilk adımı bekleyen herkesin yolu açık olsun. O devir bitti artık.** Demiş, her kim dediyse, ağzına, yüreğine sağlık!

17 Oct 2026 276

Yanlış mı?

Günaydın Can-Canlarım Ahmet Hamdi Tanpınar'ın güzel sözleriyle başlamak istedim bugüne: **Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur. Bir insanın hatalarını düzeltebilirsin; ama karakterini kaybetmeyi seçmişse, ona senin doğruların yetmez.**

17 Oct 2026 284

Çare var mı?

Günaydın Can-Canlarım; Benjamin Franklin, ne kadar haklıymış! Şu sözlerin güzelliğine bakar mısınız... **Hayattaki en trajik olay, çok erken yaşlanıyoruz, çok geç akıllanıyoruz.**

15 Oct 2026 268

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...