''Nereye varacak bunun sonu?''
Günaydın Can-Canlarım; Değerli bildiğimiz, bir çok insan suikasta kurban edildi...neden?
Çok basit! Döndürdükleri dolapların, açığa çıkmasından korktukları, hasır ve sumen altı yapmak istedikleri gerçekleri, araştırarak bulan, memlekete faydalı olabilecek şahıslara hep faili meçhul katliamlar, suikastlar... Susturulmak için ellerinden ne gelirse ardına koymadılar ki, açığa çıkmasınlar, foyaları dökülüp, olanca çirkinlikleriyle afişe olmasınlar, baş koydukları yoldan döndürülmesinler diye... Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Hrant Dink, Ahmet Taner Kışlalı ve Çetin Emeç gibi kıymetler...Rahmetli Abdi İpekçi, dostumuz idi...Son derece kibar, nazik, ailesine düşkün, kıymetli bir arkadaş ve gazeteciydi, aynen diğerleri gibi...susturmak, gizli kapaklı, dalavereli işleri afişe olmasın, postlarını kurtarsınlar diye kurban ettiler, geride kalan ailelerinin gözünün yaşına bakmadan...
Açığa çıkmamak için, yok etmek, bu kadar kolay ve olağan zahir... geride bir sürü, halkın bekası ama kendi çıkarlarına taş koyacak bilgi sahiplerini sonsuza kadar susturmak...Bir yerde, kendilerini haklı çıkartacak sebepleri var tabii; ''YAŞAMAK İÇİN ÖLDÜR!'' Breh, breh, breh!!!
Rahmetli Uğur Mumcu'nun şu güzel, güzel olduğu kadar da, aklımızı hafızamızı dürten, ''Yahu, hiç mi akıllanmayız, başımıza gelen felaketlerden?'' düşüncesini paylaşmış bir arkadaş...bilmiyordum, öğrendim:**Güçlüden yana olanlar, kaypak olurlar, güç merkezleri değiştikçe dönerler fırıldak olurlar.**
Ne kadar doğru, ne kadar düşündüren bir cümle? Sözleri düşünürken aklıma ilk gelenler, halkımızın rotasını değiştirmek için gelmiş seçmeceler! Dönmekten, 'rüzgar gülü' oldular maşallah!!! Ancak, bu fırıldakların, başı dönmüyor, biz, bîçareleri sersemletiyorlar...Neredeyse, bugünlere kadar doğru bildiklerimizi, yok edip, kendilerine empoze edilenlerle, çanımıza ot tıkıyorlar adeta...konuşacağız, konuşamıyoruz, hareketleneceğiz, elimiz, kolumuz bağlı, haykıracağız, sesimiz, soluğumuzu çıkartamıyoruz korkudan...''nereye varacak bunun sonu?'' diye de şaşkın şaşkın dert yanıyoruz, tıslayarak...
''Sabrın sonu selamettir'', diye bellettiler büyüklerimiz, ''aceleyle kalkan zararla oturur'' diskuruna uyalım diye...ancak, öyle bir rehavetle yayıldık ki, atı alan Üsküdar'ı geçti, artık yetişmek de nâ-mümkün! Sadece, bal yapmaz arılar gibi, vızıldayıp duruyoruz. Sayıyoruz, başımıza gelenleri bir bir, Pandora'nın kutusunu açarak...O kutudan zaten ferah bir söz veya yol çıkmaz ki? Umut hep içeride kalır, amacına ve aslına uyarak...
Ayyy, sabah sabah içim şişti be!!! Bütün, iyi, fedakâr bildiklerimiz tarafından aldatılmak, uyutulmak, soyulmaktan dumura uğradık kurban!! Al işte sana bir iç açıcı haber daha! Hani o can kurtaran, depremzedeleri kurtarmak için yaptıkları anlatıla anlatıla, kahraman bellediğimiz, ''Ahbap'' diye bir dernek vardı ya, Haluk Levent diye bir sözde kahraman başı çekiyor görünümündeydi, 06 Şubat 2023 deki depremlerin ardından toplanan bağış ve yardımların, iç edilip, hatta kumarda yediği dedikoduları aldı yürüdü, açılan soruşturmaların ardından tutuklular artmış!!!...Ula biz ne zaman bu kadar soysuz olduk daa!!! Yetimin, yoksulun, felaketzedelerin lokmasına göz dikecek, üstüne oturacak kadar??? Yuhhh! Allah bu failleri bildiği gibi yapsın!! Cuma, cuma, beddua ettirdiler beni, ve tabii, okuyan herkesi de!!!!
Yorumlar yükleniyor...