Nereden nereye geldik
Günaydın Can-Canlarım; Uzun zamandır çözemediğim bir konu var: Biz, ulus olarak, millet olarak, nereden nereye geldik.
Son zamanlarda duyduklarımız, okuduklarımız karşısında, şaşkınlığa uğramamak mümkün değil! İstisnaların kaideleri bozmadığı varsayımı ile ilerleyelim, gün geçmiyor ki, bir haksız intisap işitmeyelim, gün geçmiyor ki, ahlaksızlığa hedef olmuş kız veya erkek 'çocuk', fark etmiyor, kirli emellerin kurbanı olmasın, hatta buna bazen köpek, eşek gibi hayvanlar da dahil oluyor, daha da derine inelim, şaşkınlıktan ve mide bulantısından yüzümüzün türlü şekiller aldığı, kızına tecavüz eden ahlak yoksunu bir babanın şu sözleriyle irkilmeyelim;
''Ne yani, kendi malımın tadına bakmayacak mıyım??''
Açıkçası, ahlakın sükut ettiği, kuralların geçersiz kaldığı, utanmanın dağa kaçtığı, Allah'ın bile yarattığıyla pişmanlık duyacağı karaktersizlerin kol gezdiği bir dünyada yaşıyoruz...
Bir gün kalkıyoruz, kötü haber tez yayılır ya, adamın biri, kudurmuş, karısını, çocuklarını doğramış, çirkin ve karanlık yüzüyle utanmadan, fotoğrafçılara, ''ne çekiyosunuz lan!'' diye çemkiriyor...Bir gün bakıyorsunuz, sahte belgelerle halkı kazıklamış bir zat-ı muhterem, takım elbisesiyle, muzaffer edayla polis eşliğinde, eller kelepçeli gidiyor, başı dik, nasıl olsa en kısa zamanda çıkarım edasıyla...bir gün genç, adeta yeni tüylenmiş bir tombul delikanlı görüyorsunuz fotoğraf veya ekranda, halkı 1'e 50 oranında kâr sağlamayı vaat etmiş, paraları toplamış, Seyşel Adalarında bir güzel sefa yapmış hurilerle...bak bu eşrefi mahlukat'a para kaptıranlara müstahak! Kalıbına baksan, değil para, cevap bile vermezsin, ama gel gör ki, bîçare, ayın ortasını getiremeyen ücretliler, kandırılmış, sahte belgeler gösterilmiş, aldatılmış, maalesef, sonunda da avcunu
yalamış! Ha, bak, bu konuda, 'vermeseydi salak, geri zekalılar diyorsunuz, bende katılıyorum size. Ancak, bir de şahlandırılan umutların dürtüsünü düşünelim mi? Kim bilir o, aldatılan gariban, ne hayaller kurdu da, he dedi!!
Peki, ya, afetler, yangınlar, depremler, sel baskınları ile telef olan felaketzedelere toplanan yardımların devlet memurlarıyla işbirliği yapılarak çalınan paralar ve yakalanan failler ve devamı gelecek gözüyle baktığım devlet erkanına mensup kişiler? Onlar da mı hasır altı edilecek??? Ve de en acıklısı, hala, bu adamlara güvenerek başımızda kalmalarına göz mü yumulacak??? İşte budur esas mesele! Bakanından, valisine, ilişkisi tespit edilen, yüksek mevkide olan devlet memuru ve mensuplarının, ivedi kanun karşısına çıkartılması gerekmez mi??? Ne kanunu mu? Müzik aleti değil herhalde!!! Basbayağı, Adaletin hükümlerini belirleyen kanunlar...sahi bir zamanlar o da vardı değil mi, yapılan hukuksuzlukları belirleyen? Suya düştü, inek içti, dağa kaçtı, yandı bitti kül olduuu!!!!
Yorumlar yükleniyor...