'Neden kurtuluş?''
Köşe Yazısı

'Neden kurtuluş?''

SERVET ÇOLAK
SERVET ÇOLAK
10 Jul 2026 4 dk okuma 200

Günaydın Can-Canlarım; Türkiye'mizde, hareketli saatler yaşandı, gösterimizi yaptık, şaşaalı bir Beştepe daveti ve diğer karşılamalarla, ihtişamımızı gösterdik. Cebimiz delik, halkımız aç desek, kim inanır bize??? Hadi canım sende, abartıyorsun der ve güler geçer...ben olsam öyle yaparım, ''görünen köy kılavuz istemez'' diskurunun ardından...

Gel gör ki, eski yılları, hatta idarecileri mumla arayan ben, ve benim gibi düşünen arkadaşlar, acı gerçeğin ağızımızda bıraktığı kekremsi tat ile, ister istemez hep eski defterleri açıyoruz, 'acaba, nerede atladık, fark edemedik, şaşkınlığı ve kendimize olan güvenin ekşiye dönmüş tadıyla...''Rehavet'' kurban! Aradığın anahtar kelime ''Rehavet!'' Uyutulmaktan, uyuşturulduk! Küçümsedik, bilgi eksikliğini gördüğümüz, davranış hatalarını izlediğimiz yöneticileri...Söylenecek söz çok! Onun için uzun etmeyelim!
    ''Değişim'', ileriye dönük değişim bulunmaz bir nimetmiş de biz kadrini bilemedik! Her duyduğumuz absürt kelime ve hareketi, cehaletine, densizliğine, tarz, üslup bilmezliklerine vererek küçümsedik, kale bile almadık, Mevlânâ'nın, 'laf ve adam', tiplemesini benimseyerek...neticede, küçük ve değersiz sandıklarımız, büyüdüler, ve memleketimizin hakimi sanmaya başladılar kendilerini...bir bakımdan da öyleler...son söz onların dudaklarından dökülenler oluyor, ne mahkeme ne temyiz, hak getire!
    Şimdi de Sayın(?) Maarif, yani Milli eğitim bakanımız, Prof. Dr. Yusuf Tekin, bütün samimiyetiyle, Tarih kitaplarındaki, müfredatı değiştirmeye kalkmış, ilk iş olarak, ''Kurtuluş Savaşı'' olarak okuduğumuz dersteki, 'kurtuluş' kelimesini beğernmemiş, yakıştırmıyormuş...saf, saf da soruyor; ''Neden kurtuluş?'' diye...Sayın  Bakanım, düşman işgalinden kurtulduk, arkanızdan yavaş ve usul usul sufle edeyim isterseniz. Hani Yabancı ülkeler, İstanbul'a yerleşip, hasta Osmanlı İmparatorluğunun, beceriksiz ve köşeye itilmiş son padişahını, gemiye bindirerek, ebedi sürgüne postalamıştı ya! Hani ardından o tarih kitaplarından bile kaldırmak istediğiniz, en büyük Türk, Atatürk, Samsun'a ayak basıp, Kurtuluş Savaşımızın temellerini atmıştı ya 1919 tarihinde, hani biliyorsunuz tabii de ufak bir hatırlatma yapayım dedim...Ardından erkekli kadınlı, ergenlik çağında olan her Türk vatandaşı yarı çıplak yalın ayak, yurdunu düşman kuvvetlerden kurtarmak için, cansiperâne, yurdu için düşmanla savaşmıştı, hani bütün dünyadaki, tarih kitaplarında okunan, ATATÜRK'ün komutanlığında, İngiliz generallerine parmak ısırtan manevralar ve bir avuç Türk insanı ile meşhur savaş dehasını ispat ederek, ÇANAKKALE SAVAŞI'nı kazanmış ve ardından batıya doğru ilerleyerek, Yunanlıları da denize dökmüştü, işte ''O'' ''KURTULUŞ SAVAŞI''! Siz ise bunu sadece ''Milli Mücadele'' olarak tanımlatmak istiyorsunuz, bir bakıma düşünürseniz, harekat doğru. Ancak, o bir avuç, yalınayak, baldırı çıplak, ''aç biilaç'' savaşan halkın düşmandan kurtulduğunu vurgulamayı, biz, bir kesim Türkler, daha doğru buluyoruz...Ben sizin yerinizde olsam, hâşâ sümme hâşâ, bu büyük savaşı KURTULUŞ olarak anılmasına devamını sağlardım...ATATÜRK'ü tamamen, kitaplardan silmeyi bırakırdım, zira sizler, şimdiki Devlet idarecileri, geçici ve iz bırakamamış olanlardansınız, kendinizi, hâşâ, ''O'' muhteşem insanla, mukayese dahi etmeyiniz. Sizler unutulacaksınız illaki kısa bir müddet sonra, ama, yoktan var olmak isteyen bütün uluslara, ATATÜRK mihmandar olacaktır! Sizlerin büstlerini bile kaldırmak istediğiniz ''O'' Muhteşem insanın büstü, yabancı ülkelere örnek olmaları için meydanlarını süslemekte, neden acaba??? Bir istiareye yatın derim...
    Kusur ettiysem affola, ama ATATÜRK' uzatılan her dili, kendi öz be öz, yoktan var ettiği milletime edilmiş bir hakaret olarak kabul ederim. Şöyle bir düşünün isterseniz; ''O'' çıkıp bu Kurtuluş Savaşını başlatmasaydı, acaba siz, 'siz' olabilecek miydiniz? Belki de, ama, apayrı bir din ve apayrı bir millet ferdi olarak....

SERVET ÇOLAK'ın Diğer Yazıları

Karışma, insanların etlisine, sütlüsüne

Günaydın Can-Canlarım; Bu aralar sürekli paylaşımlardan veya 'büyük adam' olarak kabullendiklerimizin sözlerine takılıp üzerinde kendi duygu ve fikirlerimi söylemek adetim oldu. Hatta, geçen gün bir paylaşımımdan sonra, yakın arkadaşlarımdan mesajlar gelmeye başladı; 'seni kim kızdırdı böyle?' diye...

20 Oct 2026 316

İşte böyle sürer gider hayatımız

Günaydın Can-Canlarım; Bir-iki günlük güzel yağıştan sonra, pırıl pırıl bir pazar sabahına günaydın...filvaki, öğlen saatleri oldu ama, yine de güzel bir güne merhaba. Gökyüzü pırıl pırıl, etraftaki ağaçların yaprakları yeni banyo yaptılar ya, bütün yazın tozunu, izini silercesine ışıldıyorlar güneşe olan sevgilerinden...bu gördüğün manzaraya şükran duymamak mümkün mü?

19 Oct 2026 164

Anlaşılmadık bir şey var mı???

Günaydın Can-Canlarım; **Hatalı olmadığım bir konuda, benden ilk adımı bekleyen herkesin yolu açık olsun. O devir bitti artık.** Demiş, her kim dediyse, ağzına, yüreğine sağlık!

17 Oct 2026 275

Yanlış mı?

Günaydın Can-Canlarım Ahmet Hamdi Tanpınar'ın güzel sözleriyle başlamak istedim bugüne: **Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur. Bir insanın hatalarını düzeltebilirsin; ama karakterini kaybetmeyi seçmişse, ona senin doğruların yetmez.**

17 Oct 2026 283

Çare var mı?

Günaydın Can-Canlarım; Benjamin Franklin, ne kadar haklıymış! Şu sözlerin güzelliğine bakar mısınız... **Hayattaki en trajik olay, çok erken yaşlanıyoruz, çok geç akıllanıyoruz.**

15 Oct 2026 267

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...