Kulaklar sağır, gözler görmez olmuş
Sevgili Can-Canlarım; ''Bana eski günler lazım. Bir de şimdiki aklım.'' demiş, sevgili Can Yücel, yattığı yer nurlar olsun...ağzından çıkan her söz, sanki bizleri konuşturuyor...evet, sevgili Can Yücel, bana da eski günler ve şimdiki aklım lazım...demek hemen hemen herkes eski günlerdeki, güzellikleri, o kadar ki insanlara da yansıyan güzelliklerin peşinde...o zamanlar, gençlik var serde, kavak yelleri esip durur, herkes gönül peşinde akla kim başvurur???Belki akıl, 'hemen bırak ve uzaklaş or
O zaman da aklımız çalışırdı, ama gel gör ki söz geçiremezdik, kendimize. İllaki, yara alarak öğrenecektik doğruyu, düzgünü. Ders aldıysak, değermiş çektiğimiz onca eza ve cefa! Ama neredeee??? Uslanmazdı ki bu deli gönül. Neden şimdiki aklımız olmadığı, şimdiki tecrübelerimize daha henüz ulaşamadığımız için. Peki ders aldık mı?? Aldık bre kurban almaz mıyız? Ama, Türk'ün aklı başına sonradan gelirmiş derlerdi ya hep. Vardı demek bir bildikleri...bizler kafamıza vurula vurula, kalbimiz parçalana parçalana, üzüntüden, ağlamaktan helak olana dek öğrendik. Öğrendik mi? Geç de olsa öğrendik kurban. Bak bakalım gönül ve akıl pencerenden, görüyor musun etrafında o hisleri, o acıları, o kötülükleri sana yaşatanları dibinde? Yok bre! Çoktan sifon çekildi onların üzerine...kendi becerilerimizle yok ettiklerimiz eyvallah ta, tepemizdekileri gönderemiyorum, beni aşıyor canlar! Ahh, bi becerebilsem, ah bi başarabilsem, ama gel gör ki, ben, sen, o, bizim oğlanın başarabileceği bir olay değil bu. Eski günlerde olduğu gibi, dirlik ve beraberlik lazım ki, bak bakalım etrafına görebiliyor musun? Fareli köyün kavalcıları, çoktaan peşlerine takmış sürüleri uçuruma doğru adeta koşar adım gidiyorlar...Kulaklar sağır, gözler görmez olmuş, akıllar ise durgunluk mertebesinde. Bağırsan nafile, sarssan ne fayda, uyarsan anlamaz, dil döksen dinlemezler...kendilerine yutturulanları hazmetmiş gibi görünüyorlar, biz yutturulamayanlar, eskiden beri teyakkuz halinde olanlar farkındayız ancak gel gör ki, havanda su dövüyoruz, kendimiz esip, gürlüyoruz, asabileşiyoruz, delleniyoruz, bitap düşene kadar...geç kaldık uyanmaya geç! Hatta hala uyur gezerler dolu etrafımızda, adeta kulaklarına kurşun akıtılmış, ağızları mühürlenmiş...
Yorumlar yükleniyor...