İHBARI BEN YAPTIM
*- ÖNLEMİ ALIN Son günlerde yine sık şikayetler almaya başladım. Yılın son günleri gelirken, tabi ki beklentiler de artıyor. Gözler ve kulaklar nedense hep Ankara’da oluyor.
“Eğer net işletme sermayeniz günden güne eriyor eksiye düşüyor ise
hemen bugünden önlemini alın.
Beklediğiniz her an sizin zararınıza!” diyen Mustafa Akpınar’a hak veriyorum.
Benim de bu konuda görüşüm net:
‘Zararın neresinden dönersen kârdır!’
Yelkenli ve kürekli büyük bir gemi düşünün.
Rüzgar varken yelkenleri rüzgarla doldurup yol aldığınız günler geride
kaldı. Türkiye’ye has bir durum değil.
Tüm dünyada durum benzer.
*- KÜREKLERE ASILIN
Rüzgar kesildi, yelkenlerde rüzgâr kalmadı, ne yapacağız?
Oturup rüzgârın tekrar kuvvetli bir şekilde esmesini mi bekleyeceğiz?
Çok beklersiniz!
O dönem geçti.
Yapmanız gereken küreklere asılmak.
Nasıl olacak bu?
Nitelikli insanları bünyenizde toplayacaksınız. Çeteleşmeyi
önleyeceksiniz. Size yalakalık yapan kim olursa olsun taviz
vermeyeceksiniz.
İşiniz sizin emeğiniz, ailenizin geleceği.
Çok övülmek istiyorsanız bir kişi tutun belli saatlerde gelsin sizi övsün.
Kurum kültürüne değişimi empoze edeceksiniz.
Kurum kültüründe atalet ( eylemsizlik ) mikrobu varsa çok tehlikeli
bir durum sizin için.
Bu mikrop nitelikli çalışanlara zamanla sirayet eder.
Akvaryum gibi düşünün şirketleri.
Akvaryum pis ise, o pis suyu her geçen gün o akvaryumun içindeki
balıklar içlerine çekerler.
Sonra içlerinde büyüttükleri o mikropları tekrar akvaryuma bırakırlar.
Ve her geçen gün eylemsizlikten yok olup gidersiniz.
*- TERK EDİLECEKLER
En önemlisi sistem.
Günümüz iş dünyasına uygun bir sisteminiz olmalı.
Boş işlerle vakit kaybetmemelisiniz .
Şirketi hantallaştıracak tüm gereksiz evrak ve prosedürleri terk
etmelisiniz. Dış dünyada ne oluyor, neler değişiyor anlık takip
etmelisiniz.
Yönünüz ve pazarınız tüm dünya olmalı.
Çinin X kasabasındaki y firması size kolayca ulaşabilmeli.
Bu Çin olmaz x ülke olur.
Şeffaf ve akışkan olmalı sisteminiz.
Yukarıdan aşağıya değil, aşağıdan yukarı akan bir sisteminiz olmalı.
Müşteri memnuniyetinden önce ‘çalışan memnuniyetine’ önem vermelisiniz.
Çalışanınız nitelikli ve memnunsa, müşteride memnun olur emin olun .
Büyük olmaya özenmeyin.
Dönem o dönem değil.
Hızlı karar alabilen, hızlı eyleme geçen bir şirket olun.
Artık büyük balık küçük balığı yutamıyor.
Hızlı ve küçük balık, büyük ve hantal balığın önce yemini ( pazarını )
sonra büyük balığı yok ediyor.
Ve en önemlisi siz yukarda 5,6 kişi karar alıp, çalışanlara
bildirmeyin. Çalışanları sürece dahil edin.
Sürece dahil olmayan insanlara sonuç üzerinden hesap soramazsınız.
*- KOŞUN…
Tüm kararlarınıza çalışanları ( nitelikli ) dahil edin .
Ve sisteminiz ile harmanlayıp hızlı ve akışkan hale getirin .
Başka reçete yok.
Dönem; hızdan ve esnek olmaktan geçiyor.
Akıllı suyu nasıl geçeceğini hesaplarken, deli karşıya geçer ve yoluna
devam eder.
Koşmak zorundasın, devrilen atı vururlar…
*- KOŞMADAN ZENGİNLİK
Şimdi de ‘Koşmadan’ zengin olmak isteyenlere bir örnek vereceğim.
30 Ekim 2026 Cuma günü saat 14,00 civarında Urla Belediyesi Zabıta
müdürlüğüne girdim.
Yetkiliyi sordum içerisi zabıta memuru olan geniş büroda…
Camla kapatılmış diğer bölüme geçip müdürün masasına gittim, nefes
nefese olduğum için hemen koltuğa oturdum.
Müdürün yanında bir kadın memur elindeki daktiloya alınmış yazıları
konuşuyor, bilgi alıyor, sonra da imzalıyordu.
Yani doğru iş yapıyordu, bazıları gibi her önüne konan evrağı neyin
nesi olduğunu bilmeden imzalayıp, işlemi başlatmıyordu.
Ben araya girdim, ‘Sonra bu evrakları imzalarsınız, beni dinleyin!’
diyerek dikkat çektim.
Şaşırdılar…
Devam ettim:
“Ben size önemli ve acil ihbarda bulunacağım. Dakikalar önemli.
Suçüstü yapmanız için saniyeler önemli!’ dedim.
Karşımdaki koltukta oturan müdür yardımcısı idi, zabıta müdürlüğünün,
“Olay nedir?” diye sordu, anlattım:
“Urla’nın Atatürk mahallesinin, bahçeler arasında, 2222 sokak
yakınında, yani çeşme eski otoyoluna yakın yerde, kuyu suyu, damacana
dolduruluyor,
Nasıl rakı şişelerine sahte bandrol koyup piyasaya sürenler ele
geçirildiyse aynı şekilde ünlü firmaların adları ile yapıştırılmış
damacanalar bir traktörün römorkörüne sıralanmış, anlaştıkları
işyerlerine ve tabii Urlalılara satılmak üzere götürülecekler, baskın
ile bu önlenebilir…” dedim, özetle…
Bana neden ilgilendiğimi sorduklarında:
“Bu su zehirli mi, sağlıksız mı, neyin nesi? Bir tırlık bidon, sera
gibi saklanmış yerde doldurulmak üzere bekliyor. Bir bakmak bir de
görmek var. Ben hep baktım hem de gördüm oradan geçerken’ deyip
telefonu ve adresimi yazdırdım.
Bu arada adresi de tarif etmeye çalıştım.
Umarım başkanın ya da meclis üyelerinin ya da ‘böyyük!” birinin
akrabaları ya da iş bağlantısı olduğu birileri çıkmaz.
Düşünün ovanın ortasında, açılan koyudan motorla su çekiliyor ve
hazırlanın düzenekle üzerlerinde etiket bulunan bidonlara pompa
sistemiyle dolduruluyor. Yine bir makine ile ağızları bantlanarak
kapatılıyor.
Sanki bir fabrika…
Sonra da, Urla’da bazı marketlere, bakkallara, lokantalara ‘normalin
altında bir fiyatla veriliyor. Herkes karlı, vatandaşın dışında. Tam
organize olmuş bir çete…
Gören, bilen çok…
Belki de hastalık saçıyorlar…
Bunu tetkikler belirler…
Bakalım belediyeden açıklama yapılacak mı?
Keşke polisi arasaydım diye düşünüyorum…
Zahmetsiz, bir telefon kadar yakınımdalar….
*-BUMERANG 2026 16 KASIM'DA İSTİNYEART'TA
İzmir Reklamcılar Derneği (İRD) tarafından 1997’de başlatılan, 16
yıllık aranın ardından 2025’te yeniden düzenlenen Bumerang, bu yıl
İstinyeArt %100 Performans Arena’da gerçekleştirilecek.
Genç Bumerang, Bumerang Talks ve Bumerang Reklam Ödülleri’nden oluşan
ve 16 Kasım 2026 tarihinde yapılacak organizasyon, Türkiye’nin farklı
şehirlerinden ajansları, genç yetenekleri ve sektör profesyonellerini
İzmir’de bir araya getirmeye hazırlanıyor.
İzmir Reklamcılar Derneği (İRD) Yönetim Kurulu Başkanı Turusan Çiner,
Bumerang’ın yeniden düzenlenmesinin sektör adına taşıdığı anlamın çok
büyük olduğunu söyledi.
2025’teki dönüşün ardından daha geniş katılımlı bir buluşma için
çalıştıklarını belirten İRD Başkanı Çiner, “Bumerang’ın geçmişinde çok
emek, çok heyecan ve güçlü bir mesleki hafıza var.
Bu birikimi yeniden sektörle buluşturmak bizim için çok kıymetli;
şimdi sorumluluğumuz onu yeni kuşaklarla büyütmek. İzmir’den yola
çıktık, bütün Türkiye’yi bu yolculuğa davet ediyoruz” diye konuştu.
Yaratıcı üretimin farklı şehirlerdeki temsilcileri arasında daha güçlü
bağlar kurulmasını önemsediklerini ifade eden Çiner, “İyi bir fikrin
nerede doğduğundan çok, nereye ulaşabildiğiyle ilgileniyoruz.
Türkiye’nin farklı şehirlerinde üreten ajansların birbirini
tanımasını, işlerini görmesini ve aynı masada konuşmasını istiyoruz.
Bumerang’ın ulusal ölçekte büyümesini sağlayacak asıl güç, bu
buluşmadan doğacak ilişkiler ve ortak üretimler olacak” dedi.
*-
Yorumlar yükleniyor...