KAHVE FAYDALI MI, YOKSA ZARARLI MI?
Köşe Yazısı

KAHVE FAYDALI MI, YOKSA ZARARLI MI?

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
27 Oct 2026 15 dk okuma 147

*- DERMAN BEKLEYENLER Daha yeni, benden medet umuk taa Urfa’dan kendine has şivasi ile ‘bana sigortalı bir iş bulabilir misin?’ diyen vatandaşımızın konuşmaları kulağımdan gitmiyor.

Ya arkadaşları resmi yerlerde işe yerleşen, imtihan notu daha fazla
olduğu halde kapı görevlisi babasının yanında ‘Sen derdime derman ol!’
diye bekleyen engelli yüzdesi, imtihan notu gibi fazla olan kızımıza
kim merhem olabilir?

Ama bu arada iyilik yapanlar olduğunu da duydum.

Esra Demirci Karalar’ın yazdıklarını okuyunca ‘Bir mürekkep
yalayanımızın sesini duyan olmuş!’ diye düşündüm.

Beraber okuyalım mı?



*- KÖTÜ BİR ŞEY Mİ?

Esra Demirci Karalar yazıyor, ‘anlayana saz anlamaya davul zurna az!’
gibi bir şeyler:

“Bu akşam bunu derken (Nezaketli Destek) buldum kendimi:

Bağlantım bir meslek büyüğüm ben hiç talep etmeden, iş aradığımı
görünce özgeçmişimi istedi de…

Üstelik kendisi ülkenin herkes tarafından bilinen bir markanın icra
kurulu başkanı...

İş arama sürecinde ben çok -doğru kelimeyi bulmak istiyorum- girişken
ve cesurumdur.

İlan sahiplerine, İk müdürlerine mesajlar atarım, kendimi anlatırım.

Bundan da hiç gocunmam…

Niye gocunayım yahu çalışmak istiyorum…

 Bu kötü bir şey mi?



*- KANDIRIYORLAR

Esra Demirci bir gerçeği anlatmak istiyor:”

“… Fakat, bazen hatta son dönemde bir kapı duvar olma hali var ki...

Evet kimse size yardım etmek zorunda değil;

Ancak bu müthiş sessizlik bana empatiden uzak olunduğu veya o
ilanların gerçek olmadığı ihtimalini düşündürüyor.

Birbirimize olumsuz da olsa ufak bir cevap vermemiz gerektiğini,
nezaket bağlamında gerekli olduğunu düşünüyorum:)

Bir de kendini gerçekleştirmiş insanların kimseyi yanıtsız
bırakmayışını bir kenara koyun, siz istemeden nezaketli destek
göstermeleri de, aklımdaki taşları yerli yerine oturtuyor…



*- İŞ PEŞİNDE

Masanın her iki tarafı da bizim için…

Yirmi yıla yaklaşan tecrübemle diyorum bunu!

Bugün de nefis birini tanımak kocaman bir artı olsun ve pazar
dinlencesine devam edelim.

Çünkü yarın Pazartesi, Yeniden kovalama, uğraşma ve belki de yakalama günü?

Verdiği bu motivasyon için önce Allaha şükür, kendime de kocaman bir teşekkür!

Bir de evet burası benim güncem, günlüğüm.

Adına ne derseniz, deyin…

‘Yazmasam deli olacaktım.' diyen Sait Faik'e sevgiyle…



*- YILLLAR KADAR UZUN

Şimdi de Atalay Ergezen’e kulak verelim:

“Uzay Yolcuları filmindeki barmen Arthur’un tavsiyesi anlamlı gelir
bana; ‘İnsan, ulaşmak istediği hayatı düşünürken içinde bulunduğu
hayatı ıskalamamalı…”

‘Alice’in tavşanı…’ gibi, sürekli önümüzde koşan gelecek, bizi hep
başka bir yere, başka bir zamana, başka bir başarıya yetişmeye
çağırabilir.

Oysa zamanın göreliliği yalnızca fiziksel koşullara bağlı değildir;
onu nasıl yaşadığımızla da ilgilidir.

Bazen bir an, yıllar kadar uzun sürer; bazen yıllar, tek bir anın
içinde eriyip gider.

Sürekli başka bir yerde, başka bir zamanda, başka bir başarıda
kendimizi tamamlamayı beklersek, bir gün geriye dönüp yaşamak için
beklediğimiz hayatın çoktan yanımızdan geçip gittiğini fark
edebiliriz...

Belki de burada Matrix’teki o sade ama sarsıcı cümleyi hatırlamak
gerekir "Aslında kaşık yoktu!...”



*- İHTİYAÇLARIMIZ

Benjamin Franklin, otobiyografisindeki günlük çizelgesinde yalnızca
çalışmaya değil, uykuya, yemeğe, sohbete ve oyalanmaya da yer
ayırmıştı.

Düzen kurma çabası, günün her boşluğunu işle doldurmak değildi.

Bizse kusursuz bir plan ararken hayatımızı şekillendiren basit
tekrarlakı küçümsüyoruz.

Büyük bir değişiklik bekliyoruz; gün içinde su içmeyi, birkaç dakika
nefese odaklanmayı, kısa bir yürüyüşü önemsiz buluyoruz.

Oysa psikolojide "otomatiklik" denen şey tam da bunu anlatıyor:

bir davranış yeterince tekrarlanınca artık büyük bir karar gerektirmiyor.

Her sabah yeniden ikna olmak zorunda kalmıyorsun.



*- NELER YAPMIŞ

Kaan Gülten anlatmaya devam ediyor:

‘Ben hayatımdaki en büyük huzuru sadeleşmekte buldum.

Yaklaşık altı yedi yıl önce önce gardıroptan başladım, sonra tüm
abonelikleri kestim.

Ama en belirleyici adım bildirimlerdi.

Önce sosyal medya bildirimlerini kapattım, ardından WhatsApp
bildirimlerini. Gruplardan ayrıldım.

Küçük görünen bir karar; etkisi küçük değildi.

Odaklanma ve zamanı yönetme üzerindeki sonucu tahmin edemeyeceğim
kadar büyük oldu.

Her adımda önceliklerim biraz daha netleşti ve ancak o zaman fark ettim;

İhtiyacım olanın hep yeni bir şey olmadığını…

Sağlığı gözetmek için de pahalı bir trende ya da kusursuz koşullara
ihtiyacım yok!...



*- GÜNLÜK HAYAT

Uykuyu sürekli erteliyorsam yalnızca takvimimi değil, günlük düzenimi
de değerlendirmem gerekiyor.

‘Sevdiğim insanlarla geçirdiğim zaman’ı verimlilik hesabının dışında
tutuyorum; her anın bir iş çıktısı olması gerekmiyor.

Benim için mesele, sağlığı bir sorun çıkınca hatırlamak yerine suya,
harekete, uykuya ve suçluluk duymadan dinlenmeye, günlük yaşamda yer
açmak…



*- SİNİRLİ OLMAK

İzmirli kadın okuyucum, Berna Hanım çok sinirli… Öyle ki, “İnsanoğlu
Ürememeli, Nesli Tükenmeli!!!!” diyecek kadar…

Kimi sinirli ki, böylesine bir laf ediyor

Bence hepimize…

Çünkü ya Berna Hanım’ın görüntülediği sahnenin elemanları oluyoruz, ya
da seyircisi…

En iyisi lafı kendisine vereyim ki, konu aydınlansın:

“Burası İzmir Bostanlı Sahili Seyir Terası…

‘insanlar sahilde, denizin dibinde keyifle vakit geçirsin’ diye
yapılmış bir platform.

peki bu hal ne?

Sabah 6:30 da çektim, evet erken bir saat!

henüz Belediye Temizlik görevlileri iş başı yapmadı ama gerçekten
böyle bırakan insan olamaz.

Burda akşamları vakit geçiriyorsunuz, neden çöplerinizi bir poşete
biriktirip atmıyorsunuz ya?

Evinizde de çöplerinizi böyle mi bırakıyorsunuz?

Yazıktır yaaa!...

İnsan değilsiniz!...”

Berna Hanım çok kızgın…

Görüntüleri gören herkes kendisine hak verip, sinirini boşaltmak için
ağır laflar eder…

Kim bunlar?

Berna Hanımın dediği gibi, insan değiller…

Bunları lafla düzeltemezsiniz….

Bunlara eli sopalılar lazım…

Düşünüyorum, yalnız burada mı, orada da diğer yerlerde de varlarm…



*- KAHVE FAYDALI MI, ZARARLI MI?

Prof. Dr. Aydın Cankat uzun süren bir aradan sonra, insanlarımızı ve
meslektaşı hekimler ile eczacıların da dikkat etmesi gereken konuları
klinik farmakoloji açısından ele alarak uzun uzun anlatıyor.

Örneğin bugün, “Kahve faydalı mı, zararlı mı?” sorusunu bilimsel
olarak ele alarak değerlendirmesini yapıyory

Diyabet, karaciğer, Parkinson, Türk kahvesi, ilaç etkileşimleri, uyku
ve gebelik konu ile ilgili çalışmalar ve öneriler az sonra
dillendirilecek.

Kahve sağlıklı mı?

Bu soru her birkaç ayda bir yeni bir haberle yeniden gündeme gelir.

Son örnek, ABD'de yayımlanan The Epoch Times gazetesinin 25 Eylül 2026
tarihli "Kahveyi Düzenli İçtiğinizde Vücudunuzda Neler Olur?" başlıklı
yazısı. Yazıya göre her gün kahve içmek şeker hastalığı, karaciğer
hastalıkları ve Parkinson riskini azaltıyor, bağırsaktaki bakterileri
değiştiriyor ve spor performansını artırıyor.

Yazının sonunda demleme ve saklama önerileri ile bir kahveli şekerleme
tarifi de var.

Yazarı Jennifer Sweenie bir beslenme terapisti ve şef; metni bir hekim
gözden geçirmiş.



*- UNUTTULAR MI?

Yazı, benzerlerine göre özenli hazırlanmış ve dayandığı çalışmalar
gerçek. Ama okura verdiği mesaj, yani "her gün kahve için, vücudunuz
korunsun" mesajı, bu çalışmaların gerçekte söylediğinden daha iddialı.

Bu yazıda üç soruya cevap arayacağız:

Bu çalışmalar kahvenin hastalıkları önlediğini gerçekten gösteriyor
mu? Çalışmaları kim finanse etti?

Ve yazıda hiç yer almayan iki konu, Türk kahvesi ile ilaç
etkileşimleri hakkında ne bilmeliyiz?



*- TABLO ve  GRAFİKLER

Yazı ne iddia ediyor, neye dayanıyor?

Yazının başlıca iddialarını ve dayandığı çalışmaları özetledik.

Tablonun son sütunu önemli: egzersiz dışındaki iddiaların tamamı
gözlemsel çalışmalardan geliyor.

Uzun yazı her konu için grafikler hazırlanıp yayınlanmış.

Bunları es geçtim…

Mümkün olduğunca yazıyı kısaltmaya çalıştım, ancak herkesin kahve
tiryakisi olduğunu da bildiğimden makasa rağmen bu kadar
küçültebildim.

1,1 milyon kişi; günde 6 fincanda %33 daha düşük risk, kafeinsiz kahvede de…

İlişki tutarlı; nedensellik kanıtlanmadı

Karaciğeri korur, Kennedy ve ark. 2016 (siroz, +2 fincan: %44), 2017
(karaciğer kanseri: %35), 2021 UK Biobank (kronik karaciğer hastalığı:
%21)

Parkinson riski azalır, Neurology 2024, EPIC kohortu: en yüksek
tüketimde %37 daha düşük risk

Asıl sorun: ilişki ile neden arasındaki mesafe



*- BİLİNEN TUZAKLAR

Kahve araştırmalarının neredeyse tamamı "kahve içenler ile içmeyenler"
karşılaştırmasıdır.

Bu tasarım üç bilinen tuzağa açıktır.

Birincisi ters nedensellik:

 Hastalanan, mide şikâyeti, çarpıntısı ya da yüksek tansiyonu olan
kişi kahveyi bırakır; dolayısıyla "kahve içmeyenler" grubu zaten daha
hasta bir gruptur.

 İkincisi sağlıklı kullanıcı etkisi:

Günde birkaç fincan kahveyi yıllarca düzenli içebilen kişi, çoğunlukla
düzenli yaşayan, işi ve sosyal hayatı yerinde biridir.

Üçüncüsü karıştırıcı etkenler:

Sigara, alkol, gelir, beslenme; istatistiksel düzeltmeler bunları
ancak ölçülebildikleri kadar giderebilir.

Yazıda sık sık "kafeinsiz kahvede de aynı ilişki görüldü" deniyor ve
bu, polifenollerin etkili olduğuna kanıt gibi sunuluyor.

Oysa aynı bulgu, ilişkinin kahvenin kendisinden değil kahve içen
insanların yaşam tarzından kaynaklanabileceğini de düşündürür.

İki yorumdan hangisinin doğru olduğunu gözlemsel veri tek başına söyleyemez.



*- GÜVENLİ OLANLAR

Diyabet ve karaciğer hastalığı gibi sert klinik sonlanımlar için
kahvenin randomize kontrollü çalışması yoktur ve muhtemelen hiç
olmayacaktır.

Bu yüzden dürüst ifade şudur:

Orta düzeyde kahve tüketimi çoğu sağlıklı yetişkin için güvenlidir ve
bazı hastalıklarla ters yönde ilişkilidir.

"Kahve içerek diyabetten korunun" demek, bilimsel kanıtı olmayan bir söylemdir.



*-KAYNAKLARIN ARKASINDA KİM VAR?

Yazının mikrobiyota bölümünde öne çıkan 2026 tarihli Nature
Communications çalışması (University College Cork), Avrupa'nın büyük
kahve şirketlerince kurulan ve desteklenen Institute for Scientific
Information on Coffee (ISIC) tarafından desteklendi.

Çalışmada 31 kahve içicisi ve 31 içmeyen kişi vardı; kahveyi yeniden
başlama döneminde kafeinli kolda 16, kafeinsiz kolda 15 kişi
bulunuyordu ve bu dönem üç hafta sürdü.

Bu büyüklükte bir çalışmadan ruh hali, stres ve bilişsel işlev üzerine
sonuç çıkarmak zordur.

Epoch Times yazısı finansman kaynağına hiç değinmiyor.



*- GÖRÜŞÜNE BAŞVURULANLAR

Karaciğer bölümündeki üç analizin (2016 siroz, 2017 karaciğer kanseri,
2021 UK Biobank) üçü de aynı İngiliz araştırma grubundan, Kennedy ve
arkadaşlarından geliyor; yazının "günde üç ila dört fincan en düşük
riskle ilişkili" önerisinin dayandığı 2017 BMJ şemsiye derlemesi de bu
grubun ürünü.

Bu, bulguları geçersiz kılmaz; ama okura "pek çok bağımsız çalışma"
izlenimi veren bir tablonun aslında tek bir ekibin yorum çerçevesine
dayandığını bilmek önemlidir.

Yazıda görüşüne başvurulan iki kişi var.

Parkinson, kafein bağımlılığı ve uyku konusundaki yorumları yapan kişi
nöroteknoloji alanında çalışan biri; klinisyen ya da farmakolog değil.
Demleme, kavurma ve saklama önerilerini veren kişi ise bir kahve
işletmesinin kurucusu.

Bu uzmanlıklar kendi alanlarında değerlidir; ama bir sağlık
rehberinde, öneri verenlerin ticari ilişkilerinin okura açıkça
belirtilmesi gerekir.



*-YAZININ GÖRMEDİĞİ: TÜRK KAHVESİ

Türk okuru için yazının en büyük eksiği, filtresiz kahvenin kolesterol
üzerindeki etkisini neredeyse hiç tartışmamasıdır.

Kahve çekirdeğinde bulunan kafestol ve kahveol adlı diterpen yağları
sıcak suyla çözünür, kâğıt filtrede ise tutulur.

Urgert ve Katan'ın 1997 tarihli derlemesi, İskandinav kaynatma
kahvesinin, Fransız presinin ve Türk kahvesinin serum toplam ve LDL
kolesterolü yükselttiğini, filtre kahvenin ise yükseltmediğini ortaya
koydu.

Gross ve arkadaşlarının ölçümlerinde Türk kahvesi fincan başına
yaklaşık 5 mg kafestol ve 5 mg kahveol içeriyordu; hazır ve filtre
kahvede bu miktar ihmal edilebilir düzeydeydi.



*-DİKKAT EDİN

Norveç'te 508.747 kişinin izlendiği çalışmada (Tverdal ve ark.,
European Journal of Preventive Cardiology, 2020), filtresiz kahve
içenlerde ölüm oranı filtre kahve içenlere göre daha yüksekti;

En düşük ölüm oranı günde bir ila dört fincan filtre kahve içenlerde görüldü.

Burada dikkat: Norveç'teki filtresiz kahve İskandinav usulü kaynatma
kahvesidir ve fincanları Türk kahvesi fincanından çok büyüktür; bu
sonucu doğrudan Türk kahvesine taşımak doğru olmaz.

Kıbrıs'ta 30 sağlıklı Türk kahvesi içicisiyle yapılan dört haftalık,
randomize çapraz bir klinik çalışmada (Eren, 2019) koyu kavrulmuş Türk
kahvesi toplam kolesterolü anlamlı biçimde artırdı; her iki kavurma
derecesinde de kalp ve damar hastalığı riskiyle ilişkili homosistein
düzeyi yükseldi.



*- İLGİNÇ OLAN ŞU:

Epoch Times yazısı, "faydalı" klorojenik asitleri daha çok çekmek için
Fransız presi ve soğuk demleme gibi uzun temaslı yöntemleri överken,
birkaç paragraf sonra filtresiz yöntemlerin LDL yükselten diterpenleri
bıraktığını söylüyor.

İki bilgi yan yana konuyor ama okura bir denge önerilmiyor.

Pratik sonuç açıktır:

kolesterolü yüksek olan ya da koroner riski yüksek kişiler, günde kaç
fincan Türk kahvesi içtiklerini hekimlerine söylemeli; hekimler de
kolesterol değerlendirirken hastaya kahveyi nasıl hazırladığını
sormalıdır.



*- KLİNİK FARMAKOLOJİNİN SORUSU: KAHVE VE İLAÇLAR

Yazı ilaç etkileşimlerini tek bir genel cümleyle geçiyor.

Oysa kafein, karaciğerde büyük ölçüde CYP1A2 enzimiyle yıkılır ve bu
enzim birçok ilacın da yoludur.

Kahve alışkanlığındaki bir değişiklik ya da yeni başlanan bir ilaç,
kafeinin veya o ilacın kan düzeyini belirgin biçimde değiştirebilir.

Hekim ve eczacının bilmesi gereken başlıca etkileşimler şunlardır:

Kafein lityumun böbrekten atılımını artırır; kahveyi aniden bırakan
hastada lityum düzeyi yükselebilir.

Levotiroksin, Kahve emilimini azaltır; ilaç aç karna, kahveden en az
30 ila 60 dakika önce alınmalıdır.

Kahve polifenolleri bitkisel (hem olmayan) demirin emilimini azaltır;
demir ilacı kahveden ayrı alınmalıdır.

Sigara CYP1A2'yi indükler.

Sigarayı bırakan kahve tiryakisinde kafein (ve klozapin gibi
ilaçların) düzeyi yükselir; yoksunluk sanılan huzursuzluk bazen kafein
fazlalığıdır.

Oral kontraseptifler, gebelik Kafein yıkımı yavaşlar. Gebelikte toplam
kafeinin günde 200 mg'ı aşmaması önerilir.



*-YAZININ DOĞRU SÖYLEDİKLERİ

Bir çalışmada 400 mg kafein yatmadan altı saat önce alındığında bile
uykuyu belirgin biçimde bozdu (Drake ve ark., 2013). Kafein yoksunluğu
gerçektir ve tanı sistemlerinde yer alır; baş ağrısı, yorgunluk ve
dikkat güçlüğü bir gün içinde başlar.

Yazının ilginç sorusu da yerinde:

Düzenli içicide sabah kahvesinin "uyandıran" etkisinin önemli bir
kısmı, gece boyunca gelişen hafif yoksunluğun giderilmesi olabilir.

Parkinson bölümündeki mekanizma da farmakolojik olarak tutarlı.

Kafein, beynin hareket devrelerinde dopaminle karşıt çalışan adenozin
A2A reseptörlerini bloke eder; aynı reseptörü daha seçici bloke eden
istradefilin, Parkinson tedavisinde ek ilaç olarak Japonya'da ve
ABD'de onaylıdır.

Ancak bir mekanizmanın akla yatkın olması, gözlemsel bir ilişkiyi
nedensel yapmaz.

*-



*- SONUÇ: KAHVE İÇELİM Mİ, İÇMEYELİM Mİ?

Kahve faydalı mı, zararlı mı?

Okur için özet:

Türk kahvesi ve kolesterol, ilaç etkileşimleri, tiroit ve demir
ilaçları, gebelik, uyku, mucize haberler. İnfografik

Kısaca: Sağlıklı bir yetişkinseniz, günde birkaç fincan kahve
içmenizde bir sakınca yok.

Kahveyi seviyorsanız bırakmanıza gerek yok; sevmiyorsanız sağlık için
içmeye başlamanıza da gerek yok.

Kahve içenlerde şeker hastalığı, karaciğer hastalıkları ve Parkinson
daha az görülüyor; bu doğru.

Ama bu, kahvenin bu hastalıkları önlediği anlamına gelmiyor.

Kahve içenler başka açılardan da, örneğin yaşam tarzı ve genel sağlık
durumuyla da farklı insanlar olabilir.

Kahve bir ilaç değildir; hastalıklardan korunmak için kahveye güvenmek
yanlış olur.



*-BAZI KİŞİLERİN İSE DİKKATLİ OLMASI GEREKİR:

Kolesterolü yüksek olanlar ve kalp hastalığı riski taşıyanlar: Türk
kahvesi filtresizdir ve kolesterolü yükseltebilen yağlar içerir.

Günde kaç fincan içtiğinizi doktorunuza söyleyin.

Bu açıdan kâğıt filtreden geçen kahve daha güvenlidir.

Düzenli ilaç kullananlar: Bazı antidepresanlar, bazı antibiyotikler,
bazı psikiyatri ilaçları ve astımda kullanılan teofilin kahveyle
etkileşir.

Yeni bir ilaca başlarken ya da kahve alışkanlığınızı birden
değiştirirken doktorunuza veya eczacınıza danışın.

Tiroit ve demir ilaçlarını kahveyle birlikte değil, ayrı zamanlarda alın.

Gebeler: Günde toplam 200 mg kafeini, yani yaklaşık iki fincan filtre
kahveyi aşmayın. Çay, kola ve çikolatada da kafein olduğunu unutmayın.

Uyku sorunu olanlar: Kahveyi öğleden sonra içmeyin; kafein altı saat
sonra bile uykuyu bozabilir.

Son olarak, kahve hakkındaki "mucize" haberlere temkinle yaklaşın.

Bir çalışmanın kaç kişiyle yapıldığını ve kim tarafından finanse
edildiğini sormak, sonucunu okumak kadar önemlidir.

Hekim ve eczacılara düşen ise basit:

Hastalarımıza ilaçlarını sorduğumuz gibi, ne kadar ve nasıl kahve
içtiklerini de sormalıyız.

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

EN BÜYÜK ÖDÜL

*- YANILGI Hayatın en büyük yanılgılarından biri, mutluluğu “bir gün”e ertelemek. Oysa zaman geri alınmıyor; yaşananlar silinmiyor ve hangi günün son günümüz olduğunu bilmiyoruz. Kendine iyi gelmek için hayatının kusursuz bir hale gelmesini bekleme. Çünkü bazen hayatı gerçekten yaşamak, ‘sonra’ dediğimiz şeyin hiç gelmeyebileceğini fark etmekle başlar. Sağlıklı ömürler diliyorum…

26 Oct 2026 269

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 388

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 224

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 178

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 379

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...