GENÇLERİN KORKMASINA NEDEN YOK!
*- DERT EDİNMEYİN Herkese ‘Hayata dair notlar! Öncelikle, küçük şeyleri dert etmeyin. Kusursuz olamayacağınızı da kabullenin. Rahat ve ılımlı insanların başarılı olamayacağı düşüncesini bırakın. Sevgi kapasitenizi geliştirin…
Birisine iyilik yapın ve hiç kimseye bundan söz etmeyin.
İçinde bulunduğunuz anı yaşamayı öğrenin.
Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün.
Bırakın çoğu zaman başkaları haklı olsun.
Sabırlı olun.
Kendinize sorun; bir yıl sonra bunun ne önemi olacak?
Her gün, bir dakikanızı, teşekkür edecek birisini bulmak için harcayın.
Gülümseyin ve ‘merhaba’ deyin insanlara.
Daha iyi bir dinleyici olun.
Savaşlarınızı akıllıca seçin.
Gönlü bol olmayı, haklı olmaya yeğleyin.
Bugün üç kişiye, onları ne çok sevdiğinizi söyleyin…
Bunları ara ara, kısım kısım kaç kez yazdığımı anımsayamıyorum.
Dr. Richard Carlson, benim yerime. ‘Hani nerde tebessüm?’ diyor.
Sevmekle başlar her şey , önce kendini çok sev…
Dost ol kendine, dürüst ol.
Gününüz güzel ve mutlu geçsin bütün hayalleriniz gerçekleşsin
kazancınız bol; düşleriniz gerçek olsun...
Tabii ki bunlar yine uygulanmayacak…
Yine asık suratlılar, ekşi yemiş suratla bakanlar….
‘Bize ne oldu?’ dedirtecek cinsten…
*- BEKLENTİLERE VEDA
Her şey vaktinde güzel demiş eskiler…
Su akarken testi dolar
Buğday varken ekmek çıkar.
Kalbi kırdıktan sonra özür işe yarar…
Dişin varken yenir her şey
Dökülünce süt bile sert gelir…
Dizlerinde fer varsa yokuşlar düz gelir,
Ferin bitince düz yol bile eziyet olur...
Gençlik koşarak coşarak geçer bir çırpıda,
Yorgunluğun adı yaşlılık olur ...
Kapı pencere gözleyerek dinlenir
Kalan ömür ...
Bir cam kenarında oturup, çiçekle böcekle konuşmayı öğretir hayat insana..
Giden yıllar gençlik desen,
Kuş misali bir kere uçtumu!
Bir daha getiremez kimse geri...
Yasemin Çakır da, bunları okuduktan sonra ‘Günaydın!’ diyor.
Biliyorsunuz, bazen ‘Geçmiş ola!’nın yerine de ‘Günaydın!’ deniliyor,
bizim oralarda.
*- GÖKKUŞAĞI GİBİ
Yasemin Çakır’ın keyfi yerinde herhalde bakın güzellikleri kendince
nasıl paylaşmış:
“Ruhun çocuksa; umut rengarenk olur... Gökkuşağı gibi.
ruhumuz hiç büyümesin... Her şeye rağmen...
Hiç katılaşmayan bir yüreğiniz, .
Hiç incitmeyen bir dokunuşunuz olsun...
Çok güzel birgün olsun Gökkuşağı gibi…
İlk bakışta güvendiği şeylere, bir kez daha bakılması gerektiğini,
Mutluyken değil, Hep mutsuzken anlar insan…
Önce bir müzik aç,
Sonra doyumsuz bir kahve al ve,
Sabaha 'Merhaba '
Herkese 'Günaydın' de…
Ben de bir anıyı anlatayım;
Bir zamanlar Amerika’da başlayan ve tüm dünyayı saran bir ‘Bana sarıl,
beni öp!’ çılgınlığı vardı.
Radyocular konuyu günlerce işledilerse de ömrü kısa oldu.
İşte o günlerde, sevgili dostum Prof. Dr. Alev Cinsar’ın sevgili oğlu,
İngilizce ‘Bana Sarıl!’ yazılı tişört ile Alsancak’ın en kalabalık
caddesi Kıbrıs Şehitleri’nde bir tur attı…
Sanıyorum, hiç tanımadığı 5-6 kişi olayı ya da İngilizce bildikleri
için kendisine sarılıp ‘Günaydın’ , ‘Merhaba’ cinsinden sözler
ettiler.
Benim prensibim ‘Bir olsun, benim olsun’dur.
Birden çok olursa, sevinç ve mutluluk artar.
Demek ki, İzmir’de birden fazla insan vardı, sevgiyi kucaklayan….
Başkaları,
Sana olan Sevgisini sunuyorsa...
Ne MUTLU sana...
Demek ki; Çiçek açmış MİSLER gibi kokuyor YÜREĞİNDEKİ sevgi...
Sevgiyi yansıtabiliyorsun demek ki!...
Eğer mutlu bir son istiyorsan, kendi masalımızı kendimiz yazmalıyız.
Mutlu olmak, bir başkasına bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir çünkü.
Yeni bir şey öğrenmeden geçirdiğim bir günde benim için güneşin
doğmasında bir hayır yoktur.”
Gözlerinizin içini güldüren, sevgi dolu umut dolu bir gün olsun.
Yeni bir güne neşeli gözlerle bakmanız dileğiyle; Günaydın ya da
‘Merhaba’ tüm sevdiklerime…
*- GÖZLER TÜRKİYE’NİN ÜZERİNDE
Her zaman, ‘Yeşil Mutabakat, fosil yakıt ve yenilenebilir enerji
sektörleri ve yeşil iyileşme çerçevesinde yaşanan gelişmeleri bir
araya getirip sizlerin okumanıza sunmaya çalışıyorum.
Şimdi konuya, ‘İşte yaşananlar!’ diyerek giyeyim.
Fosil yakıt kaynaklı hava kirliliğinin Türkiye’ye yıllık maliyeti 55
milyar doları buluyor.
Hava kirliliğinin (PM₂.₅) %52’sinin fosil yakıtlardan kaynaklandığı
Türkiye’de, bir yılda buna bağlı 55 milyar dolarlık ekonomik kayıp
meydana geldi.
Bu rakam, GSYH’nin %4’ünden fazla.
Bir yılda İstanbul’da 8 bin 100, Ankara’da 2 bin 500, İzmir’de 2 bin
400, ülke genelinde ise toplam 26 bin 500 erken ölüme yol açan hava
kirliliği, Yunanistan’dan Mısır’a uzanan bir coğrafyada da ölümlere
neden oluyor.
COP31 Arifesinde Türkiye’ye İklim Politikalarını Güçlendirme Çağrısı yapılıyor.
COP31 öncesinde Türkiye’nin iklim politikalarını değerlendiren yeni
bir rapor, 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda, Türkiye’ye emisyon
azaltım hedeflerinin güçlendirilmesi, kömürden çıkış takvimi
belirlenmesi ve iklim politikalarında şeffaflığın artırılması gibi
önemli çağrılarda bulunuyor.
Uzmanlara göre, Türkiye ve Avustralya kömüre bel bağlamaya devam Ediyor
Avustralya ve Türkiye, COP31’e Antalya’da ev sahipliği yapmaya
hazırlanırken Urgewald, “Küresel Kömürden Çıkış Listesi”nin (Global
Coal Exit List – GCEL) yıllık güncellemesini yayımladı.
*- RAPOR İLGİNÇ
Birleşmiş Milletler, “Dünya 2.8 Derecelik bir Sıcaklık Artışına Doğru
Yol Alıyor’ diyor.
BM’nin Emisyon Açığı 2026 raporuna göre, mevcut politikalarla devam
edilmesi durumunda, küresel sıcaklık artışı yüzyıl sonuna kadar 2.8
dereceye ulaşabilir.
COP31 Başkanı ve ev sahibi Türkiye de, çalışmada, 2025’te
emisyonlarını en hızlı artıran ikinci G20 ülkesi olarak öne çıkıyor.
Raporda ayrıca Türkiye’nin emisyon hedefinin, emisyonların olağan
seyrinde ulaşacağı seviyeden bile daha yüksek olduğuna dikkat
çekiliyor.
14 Kasım Küresel Eylem Günü’nde miting ile başlayacak olan Halkların
İklim Zirvesi, 130’u aşkın kurumun katılacağı yaklaşık 150 etkinlik
ile 18 Kasım’a kadar Antalya’da gerçekleştirilecek.
Zirve, COP31’in ötesine geçerek ekolojik yıkıma karşı iklim adaleti,
demokrasi, barış ve halkların çözüm alternatifleri için ortak mücadele
çağrısı yapıyor.
*- ÖĞRENCİLER İÇİN
Bir uzmana kulak verelim:
“Gelen mesaj kutuma düşen soruların büyük bir kısmı aynı kaygıyı taşıyor:
"Ben Anadolu'da bir devlet üniversitesinde okuyorum, yurt dışındaki
okullar veya şirketler beni kabul eder mi?"
Bu sorunun arkasında, sadece belirli metropol üniversitelerinden mezun
olanların global kariyer yapabileceğine dair yerleşmiş bir inanç
yatıyor.
Bu inanç, potansiyelinizi daha ilk adımda baltalayan bir yanılgıdan ibaret.
Gerçek şu ki, yurt dışındaki kabul komiteleri veya insan kaynakları
yöneticileri, Türkiye'deki üniversite sıralamalarına bizim kadar hakim
değiller.
Sizin zihninizde büyüttüğünüz o okul etiketi farkı, sınırın ötesine
geçtiğiniz anda silikleşiyor.
Onların masasına oturduğunuzda, okulunuzun adından ziyade o okulda
geçirdiğiniz dört yılı nasıl değerlendirdiğiniz konuşuluyor.
Anadolu'daki üniversitelerden mezun olup Avrupa'da ve Amerika'da
harika kariyerler inşa eden gençlerin izlediği ortak bir strateji var.
Bu süreci nasıl lehlerine çevirdiklerine yakından bakalım.
*- GENÇLER DİKKKATLİ OKUYUN
1. Dezavantajı Avantaja Çevirmek: Derece Yapmanın Gücü
Rekabetin nispeten daha dengeli olduğu bir bölümde okuyorsanız, bölüm
birincisi veya ikincisi olmak için elinizde büyük bir fırsat vardır.
Yurt dışındaki üniversiteler yüksek lisans başvurularında "Class Rank"
(sınıf sıralaması) verisine dikkatle bakar.
Yerel bir üniversiteden 3.80 ortalama ve bölüm birinciliği ile mezun
olan bir aday, disiplinini ve istikrarını kanıtlamış demektir.
Bu durum, başvuru dosyanızda tahmin ettiğinizden daha parlak durur.
2. Sınırları Dijitalde Aşmak:
Diplomanızın üzerinde yazan şehrin bir önemi kalmadı.
Fiziksel olarak Anadolu'nun bir şehrinde eğitim alırken, dijital
dünyada global bir oyuncu olabilirsiniz.
Başarılı olan profillerin özgeçmişlerini incelediğimizde şunu görüyoruz:
İngiltere merkezli girişimlerde uzaktan (remote) staj yapmışlar.
Açık kaynaklı projelere kod yazmış veya online platformlarda kendi
portfolyolarını yayınlamışlar.
Coursera veya edX gibi platformlardan global üniversitelerin
sertifikalarını toplayarak yetkinliklerini belgelemişler.
Masaya global bir vizyonla oturduğunuzda, diplomayı aldığınız kurum
sadece bir detaya dönüşür.
3. Erasmus'u Turistik Bir Gezi Olmaktan Çıkarmak;
Anadolu'daki pek çok üniversitenin Avrupa ile geniş Erasmus
anlaşmaları bulunuyor. Sistemi hackleyen öğrenciler, bu hakkı sadece
Avrupa'yı gezmek için kullanmıyor. Gittikleri ülkedeki profesörlerle
bağ kuruyor, oradaki laboratuvarlarda veya projelerde asistanlık
kovalıyorlar.
Staj hareketliliği (Erasmus Internship) ile eğitimlerini bitirmeden
Avrupa'daki şirketlere ayak basıp o şirketlerde tam zamanlı iş
teklifleri koparıyorlar.
4. Hikayeyi Doğru Tasarlamak
Kabul komitelerini etkileyen şey kusursuzluk arayışı olmuyor.
Kısıtlı imkanlara rağmen neler başardığınızı, kendi fırsatınızı nasıl
yarattığınızı anlattığınız bir niyet mektubu son derece güçlüdür.
"Laboratuvar imkanlarımız kısıtlıydı, ben de alternatif bir yazılım
öğrenerek projemi dijitalde simüle ettim" diyebilen bir aday, problem
çözme yeteneğini doğrudan kanıtlamış olur.
Özetle, üniversitenizin adı sizin global potansiyelinizi belirleyen
nihai faktör olamaz. Masaya ne koyduğunuz, hangi sorunları
çözebildiğiniz ve vizyonunuzu ne kadar geniş tuttuğunuz asıl
belirleyici olan kısımdır.
Siz eğitim hayatınızda okulunuzun size sunduklarıyla yetiniyor
musunuz, yoksa kendi global fırsatlarınızı dijitalde yaratmaya
başladınız mı?
Yorumlar yükleniyor...