HİKEM-İ ATAİYE ŞERHİ
Günaydın Can-Canlarım, Yıllar evveldi, bir, rahmetli büyüğümün, yemek odasının duvarında, usta bir hattat elinden çıkmış bir levha, her gittiğimde, dikkatimi çekerdi...cezbetmesi bir yana okudukça, eski Türkçe kelimelerin, manasını tekrar öğrenir, kendi kendime tekrar ederdim. Dün aniden karşıma çıkınca, kendime malzeme yaptım, paylaşayım dostlarımla dedim...HİKEM-İ ATAİYE ŞERHİ:
Nesiller boyunca okunan, 13. yüzyılda yaşayan Şazeli tarikatı büyüklerinden İbn Atâullah el-İskender tarafından yazılmış bir tasavvuf klasiğidir. Kulun nefsini nasıl terbiye etmesi gerektiğini, Allah ile olan samimi ve doğru bağını, dünya heveslerinden nasıl kurtulacağını anlatan 300 civarında kısa ve derin hikmetli sözlerden oluşmuş hikem(yani hikmetler)...
**Yazılmış alnına fiil'in her ne ise reddi nâ-kabul. Hüner bu defteri almalı, hoşça dürmektir. Musaddaktır bu dava ta ezelden mühr-i hikmette. Cihana gelmekten maksat bu defteri amali hoşça dürmektir**
Yani, alın yazısını ve güzel yaşayabilmek için bu yazıya uymanın farz olduğunu en güzel bir şekilde tamamlayıp, noktalamak gerektiğini, ifade ediyor... Amiyane tabiri ile; ya bu defteri güdersin, ya bu dünyadan gidersin! Zira, başına gelecekler taa ezelden belirlenmiş sen daha dünyaya gelmeden, 'alın yazısı olarak! Başkalarının yaşamına, haklarına, bakış açısına saygı ve anlayışla yaklaşacaksın. Taa, ezelden beri süre gelmiş bir anlayışı sen mi bozacaksın, bu şekilde sağlanan düzene sen mi karşı çıkacaksın? Yok öyle, ayrı düşmek...kurallar, kaideler oluşmuş asırlardır sürülen hayatta! Herkes, alın yazısını yaşamış ve göçmüş, değiştirmeye kalkan da intibak edememiş, ters düşmüş, mimlenmiş, sonu olmuş! Onun için hakkına razı ol! Ben dünyaya inmeden bunu yukarıda söz vermişim, değiştirmek ne haddime de, sus otur arkadaş! Fazla kurcalama, ters düşer, istenmeyen insan ilan edilirsin, hani aydınların sıkça tekrarladığı, bilmeyenleri, 'kimmiş o!' diye soruşturmaya teşvik eden; 'persona non grata'= istenmeyen kişi....evlerden dışarı Yarabbim!!!!
Yani, anlayacağınız, yukardayken, bazı kimseler, ben ne istersem yaparım, asarım, keserim, biçerim, yakarım, yıkarım sözleriyle indiler. Ölüm Allah'ın emri, gel gör ki bu kişiler, sözlerinden dönmüyorlar! Öyle bir benimsemişler ki yaşam tarzlarını, kimseye taviz yok! Yersen! Bakıyorsun bunlara bir şey olmuyor, hepsine değil tabii, belalarını bulanlarda var da, biz mi rastlayamıyoruz ne?? Öyle bir şeytanın kıç bacağı ki bunlar, her şeyi kendilerine göre yorup, düzen getiriyorlar...şaşmamak, kızmamak, küfür-kafir sıralamamak mümkün değil, ama ancak kendimiz duyacağız, öyle ulu orta yaparsan, kendini ne olduğunu, nedenini anlamadan, ters kelepçe, eskortla yolda görürsün, Allah yazdıysa bozsun!!! Yani bilmeden yukarıda böyle bir geleceği kabul edeceğime dair imza attıysam, 'bilmeden oldu hakim bey, neye uğradığımı şaşırdım', desen de, 'derdini Lala Paşa'ya anlatırsın' sözünden başka açıklaman olmaya bilir...ne yapsın seni almaya gelenler??? Onlar emir kulu!!! Bizler mde emir kuluyuz da, yetti gari kurbanlar!!! Defteri amalimizi, biz düzeceğimize, onlar düzüyorlar!!! Hem de ne düzmek???
Yorumlar yükleniyor...