Hayran olmamak mümkün mü????
Köşe Yazısı

Hayran olmamak mümkün mü????

SERVET ÇOLAK
SERVET ÇOLAK
26 Jul 2026 4 dk okuma 169

Günaydın Can-Canlarım; Bu güzel pazar gününe, sizlerle bir, Khalil Gibran şiiri ile başlamak istiyorum, müsaade ederseniz...ben çok etkilenerek defalarca okuyorum, derin düşüncelere dalıyorum, hayat gözümün önünden sahne sahne akıyor, çok etkileniyorum dedim ya...Şiirin adı, ''KORKU'', ve metni de şöyle:

***Denize dökülmeden önce nehrin korkudan titrediği söylenir. Arkasına dönüp, geldiği yola bakar, dağların zirvelerinden, kıvrıla kıvrıla aştığı ormanlardan ve patikalardan geçen o yolu... Ve önünde uzanan, o sonsuz deniz var, o kadar büyük ki, ona doğru sadece içine dalmaktan başka bir şey görünmüyor.
Nehir, başka bir yol olmadığını görür. 
Geriye dönmek imkansızdır...
Zaten nehir geriye dönemez. Kimse geri dönemez. Geri dönmek var oluşta imkansızdır. Nehrin riski alması gerekmektedir, başka çıkar yol yoktur, ve ancak o zaman korku kaybolacak...ve nehir o zaman, kendisinin de okyanus olduğunu anlayacak...*
  
    Ve, işte hayat, işte geçtiğimiz yollar, aştığımız güçlüklerle yüzleşme...yok olma hissinin verdiği korkunun esasında daha büyük bir safhaya geçiş olduğunu ancak o korkuyu geçirdikten sonra idrak etme, ve mensubu haline geldiğin kütleyle büyüme, enginleşme, yeniden doğmak ve büyük bir oluşumun besleyicilerinden sayılmak...saygınlığıyla, kat ettiği aşamalardaki yok olma korkusundan, çaresizliğinden, daha da büyük bir kitle olup enginlere uzanmak...
    Çok güzel bir şiir...her zaman ruhun derinliklerine dokunan bir Khalil Gibran...insanları, sözleriyle çok güzel tesir altına alıp besleyen bir şair ve filozof. İlk okuduğunuz zaman irkilip, düşünmeye sevk olursunuz, sert ifadeyle kişiyi kendine getirir. 'O'nu okuduktan sonra bir müddet, kendinizle baş başa kalırsınız, ne demek istedi, sözleriyle okuru nereye çekmek istiyor gibilerinden. Ama o kadar çıplaktır ki sözleri asla üstü kapalı değildir, apaçık, ayan beyan ortada...Korku şiirinde bana göre de hayatın evrelerini yaşıyorsun. Doğuyorsun, beslendiğin sular belli, ebeveynlerin belli, akıp gelişiyor ve kendi yolunu buluyorsun, engebeler ve düzlükleri çeşitli merhaleleri atladıkça, bazen zorlanıyorsun, bazen de hayatın akışı o kadar dingin ki, kendini süzülmeye bırakıyorsun, kuvveti ve kudretlisin enginleri aşıyorsun ama artık daha büyük bir suya karışma zamanı gelip taşıyor...aniden bir korku beliriyor o taşkın yüreğinde, istikbalini göremiyorsun, uçsuz bucaksız bir allame karşısında...ama çare yok...her şeyin belirli bir sonu var: ya yok olacaksın, ya da büyük bir kitlenin besleyicisi olarak devam edeceksin...dönüşü olmayan, belirsizliğin, şaşkınlık ve korkuyla aşılmış yeniden doğuştan ziyade, büyük bir bütünün tamamlayıcısı olmak...
    Yani, bana göre, yaşam! Son dan herkes ürker. Adı üstünde 'SON'! Ancak yeni bir başlangıç vaat ediyor. Dere idin, nehir oldun, okyanusla birleşiyorsun...Tamamen ayrı bir etap...Belki de dağları, tepeleri, ovaları aşmaktan eksilen gücün, devasa bir kitleyle birleşince, yükün hafifleyecek, daha da kudretleneceksin, belki de hiç ummadan birleştiğin yerde, korkuların, taşkınlıkların dinecek...bilemiyorsun, çünkü kimse daha geri gelmemiş, yaşadıklarını anlatmamış...sadece, felsefi ve dini yoldan varsayımlar var...ya onları benimseyerek yoluna devam edeceksin, ileride vaat edilen şeylerin hiçbirine inanmadan kendin keşfedeceksin, şayet bizim için de bir okyanus var ise...
    Mesela, beni çok etkileyen bir diğer şiiri daha vardır;
***Geldim: Gitmelere bekle diyerek. Attım valize bir kaç kırgınlık,
    Bir iki vefasızlık.
    Bir kaç acı söz,
    Benim hatırladıklarım.
    Bir kaç iyi söz,
    Benim hatırladıklarım,
    Bir kaç iyi söz,
    Senin unuttukların.
    Geride kalan ne varsa;
    Boğazın sularına serdim.
    Geldim, korkma aç kapıyı,
    Sende kalmaya değil,
    Beni almaya geldim...**
    
    Vayy arkadaşım bakar mısın şiirin sözlerine ve dokundurmalarına? Hayran olmamak mümkün mü????
    Haydi şimdi sıra şu iki şiirde kendinizden bulduklarınızın hesaplaşmasını yapın...vallahi çok zor değil, hem de hiç değil! Ancak bir şartla; inadı, ego'nuzu bir kenara bırakıp, kendinize günah çıkarmak şartıyla...Unutmayın ki, günah çıkartan da, dinleyip, yargılayacak papaz da sizlersiniz...Yani bir nevi, kendi vicdanınızla yüzleşiyorsunuz....

SERVET ÇOLAK'ın Diğer Yazıları

Karışma, insanların etlisine, sütlüsüne

Günaydın Can-Canlarım; Bu aralar sürekli paylaşımlardan veya 'büyük adam' olarak kabullendiklerimizin sözlerine takılıp üzerinde kendi duygu ve fikirlerimi söylemek adetim oldu. Hatta, geçen gün bir paylaşımımdan sonra, yakın arkadaşlarımdan mesajlar gelmeye başladı; 'seni kim kızdırdı böyle?' diye...

20 Oct 2026 318

İşte böyle sürer gider hayatımız

Günaydın Can-Canlarım; Bir-iki günlük güzel yağıştan sonra, pırıl pırıl bir pazar sabahına günaydın...filvaki, öğlen saatleri oldu ama, yine de güzel bir güne merhaba. Gökyüzü pırıl pırıl, etraftaki ağaçların yaprakları yeni banyo yaptılar ya, bütün yazın tozunu, izini silercesine ışıldıyorlar güneşe olan sevgilerinden...bu gördüğün manzaraya şükran duymamak mümkün mü?

19 Oct 2026 165

Anlaşılmadık bir şey var mı???

Günaydın Can-Canlarım; **Hatalı olmadığım bir konuda, benden ilk adımı bekleyen herkesin yolu açık olsun. O devir bitti artık.** Demiş, her kim dediyse, ağzına, yüreğine sağlık!

17 Oct 2026 276

Yanlış mı?

Günaydın Can-Canlarım Ahmet Hamdi Tanpınar'ın güzel sözleriyle başlamak istedim bugüne: **Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur. Bir insanın hatalarını düzeltebilirsin; ama karakterini kaybetmeyi seçmişse, ona senin doğruların yetmez.**

17 Oct 2026 284

Çare var mı?

Günaydın Can-Canlarım; Benjamin Franklin, ne kadar haklıymış! Şu sözlerin güzelliğine bakar mısınız... **Hayattaki en trajik olay, çok erken yaşlanıyoruz, çok geç akıllanıyoruz.**

15 Oct 2026 268

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...