Hayatı doya doya yaşamak
Sevgili Can-Canlarım; Eeee, koca bir sene, 365 günü geride bıraktık! Nasıl da çabuk geçti değil mi? çocukluğumda, zaten günler, aylar seneler nasıl geçti bugünlere kadar geldik çarçabuk? Çoğunu hatırladığım zaman, yüzümde farkında olmadan bir gülümsemenin yayıldığını hissederim. Bir kısmını da andığım an içimdeki sıcaklık yüzüme vurur...bazen gülümsetir, bazen de elimde olmadan gözlerim yaşarır. 'Burnumun direği sızlar' değiminin ta kendisini yaşarsınız. adeta yukardan bakarlar sizlere, aynı
Bütün bunlar o kadar güzel şeyler ki! Hiçbir zaman yanlız hissetmezsiniz kendinizi...dalarsınız istediğiniz zaman geçmişin enginlerine, her taraftan bir tanıdık, sevdik yüz, bazen bir siluet belirir belleğinizde, adeta o da özlem ve sevgiyle bakar, ve çarçabuk kaybolur...''dur bekle biraz konuşalım, özledim!' diye elini uzatsan da, seni duymamış gibi uzaklaşır, göründüğü gibi kaybolur...hatıralarını zorlarsın, eski yaşanmışlıkları konuşturursun, ancak gariptir ki, o siluet, hiç ağzını açmaz, mırıldanmaz bile, sadece bakar, bakar ve göründüğü gibi kaybolur gider...
Hep tek evlat olmanın, anne-baba-kız, üçgeninin baskınlığını yaşamış olmamdan geldiğini bildiğim bir hisle, etrafımdaki çok yakın yaşıtlarımı kardeş-arkadaş, etrafımdaki yakın dost büyüklerimi de amca, teyze olarak bellemişim. Çok kalabalık, hatta bazılarıyla tanışamadığım, büyük bir aileye gelin oldum, ama o çember genişlemeye devam etti...şimdi, ben ve iki oğlum, çekirdek aileyiz. Gel gör ki, etrafımda, evlilik dolayısıyla uzakta olsa, çok yakınımda hissettiğim, ikinci ailem diyebileceğim kadar yakın olmuş gençler var. Onlarla, aşımızı, düşümüzü, sevincimizi, derdimizi paylaşır, hafifletiriz, en azından dertler kalıcı olmaz, onların da katkısıyla buharlaşır ait oldukları yerlere dönerler. Bence mutluluk budur, hayat budur, sevgi budur, yarenlik budur...Dert ise çabuk yok olur, sevinç ise uzun süre misafir kalır, sevgi ve bağlılık ise ebedidir... Bizimle yaşar, coşar, durgunluklar yaşasak bile, dalgalar o kadar güçlüdür ki, sanki, güçlü bir elle idare ediliyormuş gibi, bizlerin lehine döner...Öylesine mutlu, öylesine bağlıyım bu hayata...Allah bana daha nice, aklım başımda, sevdiklerim dizimin dibinde, artmış, genişlemiş olarak birlikte yaşamayı nasip etmiş olsun, tek duam budur...Daha ne isteyebilirim ki? Çocukluğun en mutlu olanını yaşadım. Gençliğimin de aşağı yukarı aynı. Sevdim, sevildim, sevgi adeta can simidim oldu, onun sayesinde herşeyi sevmeyi hoş görmeyi öğrendim...tabii ki, bu saydıklarımın hepsi benim iradem doğrultusunda gitmedi, ancak bulduğumu seçmeyi ayıklamayı da öğrendim yıllar boyunca yaşadığım, o çok sevdiğim, ve herkesle paylaşmak istediğim hayatta. Yoo, kaşlarınızı kaldırmayın öyle! Aptal, asla değilim. Hayat bana seçmeyi o kadar güzel öğretti ki, etrafımdaki kalabalığında kümeleri var!!! Vaz geçemediklerim, olsa da olmasa da olurlar, çıkartılmışlar ve üzerleri çizilmişler...Yaa! Hayatı doya doya yaşamak insanlara bunları o kadar güzel öğretiyor ki, yaş kemale erdikçe, 'enayilik' ten kurtuluyorsun...hani insanların parlak yüzüne kanan, gabi bakıştan. Seçici oluyorsun! Öyle ya, sevgini dağıtıyorsun, hayatı paylaşıyorsun...hayatı paylaşmak, yaşamına giren herkesle oluyor, ancak basamak ve kategorileri muhtelif...
Haydi yine çenem düştü, mabadı yarına...
Yorumlar yükleniyor...