Hangisi doğru???
Köşe Yazısı

Hangisi doğru???

SERVET ÇOLAK
SERVET ÇOLAK
30 Jan 2026 5 dk okuma 229

Sevgili Can-Canlarım; Oğlum Emre, güzel bir yazı paylaşmış; Taziye amaçlı kullanılan bir söz: ''Işıklar içinde uyusun'' ya da ''Nurlarda dinlensin''...Hangisi doğru??? kabilinden bir araştırmayı, MUHSİN KIZILKAYA'nın yazısından takip edelim varmısınız?

**Yazar der ki; insan ışıklar içinde kolay kolay uyuyamaz. Işık gözü rahatsız eder çünkü. Mecbur kalanların da ekseriyeti 'göz bantı' kullanır. Uyuyacaksan eğer, ortamın zulmet olması(karanlık olması)-bu kelimeyi de yeni öğrendim...malumunuz üzeri, öğrenmenin yaşı yoktur...en zor yatılan uyku, geceleri ışıkların sönmediği hastane odalarıdır demiş Muhsin bey, yalan da değil...hele hele mezarda diye devam ediyor sözlerine, orada bedene rahatsızlık verebilecek börtü böceğe değinmiş ki, ben es geçtim, kulağa hiç de hoş gelmeyen bir olası akıbet...hem, ayrıca mezarda ışık nasıl olabilecek ki, ''kimse şimdiye kadar içerisi aydınlık olsun diye, mezara elektrik kablosu döşememiş diye devam ediyor sözlerine, hicvederek. 
 Ayrıca Goethe'ye de değinmiş, Kızılkaya; Almanca-''Mehr Licht'', ''Biraz daha ışık'' olarak Türkçe'ye çevrilmiş. Goethe, hayatının son demlerini yaşarken hep bu sözleri sarf etmiş...sonsuzluk olarak gideceği yerdeki karanlığı aydınlıkla telafi etmeye çalıştığından, aydınlığa olan özlemini etrafındakilere sıkça hissettirmiş...
   Necip Fazıl Kısakürek de ''Nur'' şiirinde, Allah'tan ''nur'' talep etmiş, 'Sen ol dersin olur, Nur bize Allah'ım nur!'' Onun içindir ki, bir çok kişinin tercihi, ''Nur içinde yatsın'' yönündedir. Daha, ulvi bir ışık sanki, daha hayırlı, daha kutsanmış...
Işık, fizikseldir; ölçülebilir, kırılabilir, yansıtılabilir. O karanlığı keser ama yenemez; her ışığın ardında bir gölge gizlen, her parlaklığın kenarında bir belirsizlik vardır. Bir el feneri olur yol gösterir, bir elektrik sobası olur ısıtır, karanlıkta mekana hacim kazandırır büyütür: ama kendisi bir amaç değildir. Karanlıkta doğar, karanlıkta söner.
Nur ise başka bir alemin sakinidir, günahkarların arasında onu aramak beyhudedir. O maddenin ötesinden sızan, bir ölçü birimine sığmayan, kalpten kalbe fısıldayan bir esintidir. Nur, bir annenin çocuğuna bakışındaki şefkat, bir bilgenin sözlerindeki hikmet, bir ibadet anındaki huşu, bir sevgi, bağındaki sıcaklıktır...ışık gölge bırakırken, nur, karanlığı tamamen siler. Çünkü nur, karanlığın zıddı değil, onun yokluğudur. Nur içseldir; dış dünyayı değil, iç dünyayı dönüştürür. O, bir lamba gibi yanmaz, bir güneş gibi batmaz; ebedidir, sınırsızdır. Işık bizi kör edebilir, nur ise gözlerimizi açar, çünkü nur görmekten öte anlamaktır.
Işık dışarıya yöneliktir, dünyaya; nur ise içeriye, nefsin derinliklerine, o en kuytu köşeye doğru akar, ışık maddeye hizmet eder, nur ise manaya. Işık, bilimle açıklanabilir, nur inançla hissedilir. Biri evrenin yasalarını aydınlatır, diğeri evrenin anlamını. Işık, zamanla solar; nur, zamanı aşar. Işık bir ayna ise, nur o aynanın ardındaki sırdır. Biri kırılır, diğeri ebedi kalır.
Şimdi şu soruya samimiyetle cevap verelim;
Ölürken sizimezara yolcu edenlerin arkanızdan, ''nur içinde yatsın'' demelerini mi, yoksa ''ışıklar içinde uyusun'' demelerini mi istersiniz?**
   Sıkılmadığınızı ümit ederim...ben çok sevdim bu paylaşımı onun için de siz dost ve arkadaşlarımla, özetleyerek paylaşmak istedim. Adeta yumuşak karnımıza basılmış; her şeyde, modern anlayışa hizmet etmek doğru değil demek ki! Daha ziyade ''nur'' kelimesi, ekseriyetle din ile bağdaştırıldığından, Allah'ın 'Nur'una inandığımız için, gerici olarak yanlış tanımladığımız kişilerin kullandığı kelimeleri kullanmamaya özen göstermek de hata...herkes, kendi aklı ve hür seçimiyle benimsemeli kullanacağı sözleri, inançları dahil her şeyi, asla baskı ve yaptırıma tabi tutulmadan...ama şaşkınlık, bilgisizlik, belirsizlik, adaletsizlik o kadar sardı ki dört bir yanımızı, beşer şaşıyor doğru karar vermekte, çünkü kimin haklı kimin haksız, kimin doğru kimin yanlış olduğu kararı ehliyetsiz sürücülerin elinde...onun için de her n bir kaza olasıdır...

SERVET ÇOLAK'ın Diğer Yazıları

Karışma, insanların etlisine, sütlüsüne

Günaydın Can-Canlarım; Bu aralar sürekli paylaşımlardan veya 'büyük adam' olarak kabullendiklerimizin sözlerine takılıp üzerinde kendi duygu ve fikirlerimi söylemek adetim oldu. Hatta, geçen gün bir paylaşımımdan sonra, yakın arkadaşlarımdan mesajlar gelmeye başladı; 'seni kim kızdırdı böyle?' diye...

20 Oct 2026 318

İşte böyle sürer gider hayatımız

Günaydın Can-Canlarım; Bir-iki günlük güzel yağıştan sonra, pırıl pırıl bir pazar sabahına günaydın...filvaki, öğlen saatleri oldu ama, yine de güzel bir güne merhaba. Gökyüzü pırıl pırıl, etraftaki ağaçların yaprakları yeni banyo yaptılar ya, bütün yazın tozunu, izini silercesine ışıldıyorlar güneşe olan sevgilerinden...bu gördüğün manzaraya şükran duymamak mümkün mü?

19 Oct 2026 165

Anlaşılmadık bir şey var mı???

Günaydın Can-Canlarım; **Hatalı olmadığım bir konuda, benden ilk adımı bekleyen herkesin yolu açık olsun. O devir bitti artık.** Demiş, her kim dediyse, ağzına, yüreğine sağlık!

17 Oct 2026 276

Yanlış mı?

Günaydın Can-Canlarım Ahmet Hamdi Tanpınar'ın güzel sözleriyle başlamak istedim bugüne: **Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur. Bir insanın hatalarını düzeltebilirsin; ama karakterini kaybetmeyi seçmişse, ona senin doğruların yetmez.**

17 Oct 2026 284

Çare var mı?

Günaydın Can-Canlarım; Benjamin Franklin, ne kadar haklıymış! Şu sözlerin güzelliğine bakar mısınız... **Hayattaki en trajik olay, çok erken yaşlanıyoruz, çok geç akıllanıyoruz.**

15 Oct 2026 268

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...