Emanete hıyanet edenlerin pençesinden kurtaralım yavrularımızı
Köşe Yazısı

Emanete hıyanet edenlerin pençesinden kurtaralım yavrularımızı

SERVET ÇOLAK
SERVET ÇOLAK
06 Jan 2026 4 dk okuma 230

Sevgili Can-Canlarım; Bugün epey geç kaldım yazmaya. İşler, güçler diyeceğim de alay edecekler benimle; ‘’Ne işin var senin yahu? Ekmek elden, su gölden, hizmet ayağında…’’ diyecek olanlar olur a, olsun varsın! Kim ne isterse desin! Ben kendimi bildikten, içimde kötülük beslemeden, bahşedilmiş bu güzel hayatı dostça dürmekten gayrı hiçbir şey yapmıyorum. Haa, bazen, şu ara çoğu zaman delleniyorum, o da idarecilerimizedir. Onlarca iktidar, birkaç ihtilal görmüş yaşamış aklı başında bir insanın

Bana, üniversite 3.cü sınıf talebesi, genç, akıllı, kendini bilen bir vatandaşımdan gelen, ve mümkün olduğu kadar çok yerlerde paylaşımını istediği yazıyı paylaşmak istiyorum. Geldiğimiz nokta aynen budur! Atatürk’ün bizleri ikaz ettiği gibi, memleketimizi, içeriden ve dışardan yıkmak isteyen bedhahların olabileceği, ve acilen önlem alınmasını şiddetle önerdiği noktalara geldik dayandık, hatta kemiklerimize kadar işlemiş durumda. Ancak hala enseleri ve sırtları kalın olduğu veçhiyle, umursamaz görünen bir idarenin hükmü altında olma şansızlığını yaşıyoruz…nereye kadar??? Bilemiyorum!
Bana gönderilen not da diyor ki:
‘’Abla, ben Hacettepe Üniversitesinde 3. Sınıf öğrencisiyim. Ve üniversiteye çok yakın bir konumda oturuyorum. Bu bölgede son zamanlarda misyonerlik faaliyetleri bir hayli arttı. Misyoner sayısı en az iki katına çıkmış durumda. Daha önce de bu insanlara şahit oluyordum, fakat hiç kimse yanıma yanaşıp bana herhangi bir teklifte bulunmamıştı. 
Fakat dün akşam okul çıkışı berbere gittim. Berberin önünde dikilirken, bir bayan, bir erkek yanıma yanaştı, omuzlarında çantaları vardı. Selam verdiler. Bayan olan çantasının içinden bir tane broşür çıkartıp bana uzattı. Ardından benimle konuşmaya başladılar. İsrail vatandaşı oldukları fakat Ukrayna’da yaşadıklarını söylediler. Beni Yahuda Şahitleri gurubuna davet ettiler. Eğer onlara tabi olursam, bana hem okul bitene kadar hem de okul bittikten sonra destek vereceklerini, istediğim yerde işe yerleştire. Hayatım boyunca ellerinin üzerimde olacağını söylediler.
Bende onlara, böyle bir iyiliği hak etmek için ne yapmam lazım geldiğini sorunca, ‘’Şimdilik bize tabi olduğunuzu teyid edin yeter ilerleyen dönemde ne yapmanız gerektiğini size bildirirler..’’ dediler.
kontrol altına alsın.’’
Çok insana ulaştırılıp okunmasını Kabul etmediğimi söyleyince, broşürü bana bıraktılar. ‘’Eğer gelmek istersen, orada, internet adresi yazıyor. Ordan müracaat edersin. Seni büyük ustalarla falan tanıştırırız, istersen İncil ve Tevrat göndeririz, kitap desteğinde bulunuruz. Maddi olarak yardıma ihtiyacın olursada bize ulaş.’’ Dediler ve yanımdan uzaklaştılar.
Eve dönünce, telefonla durumu İstanbul’da üniversite okuyan kuzanimle paylaştım. ‘’Bizim üniversitenin etrafı da içi de aynı durumda’’ dedi.
Ablacım, ben muhafazakar bir ailenin çocuğuyum. Bu yüzden bu insanların söylediği şeyler, yaptıkları teklifler beni çok etkilemedi. Çünkü beni nasıl bir tuzağa çekmek istedikleri i farkındayım. Fakat üniversitede okuyup bu tekliflerden etkilenebilecek çok fazla arkadaşım var.
Senin sayfan kalabalık. Lütfen sayfandaki aileleri bu konu hakkında uyarırmısın? Elleri çocuklarının üzerinde olsun. Çocuklarının üzerindeki değişimi iyi takip etsinler. Bir de emniyet güçlerimiz okul çevrelerini, öğrencilerin ikamet ettiği bölgeleri, çevreleri ve kafeleri sağlanır, inşallah….
 Ben bu feryattan çok etkilendim. Genç beyinlerin yıkanmasına, kandırılmasına, bulandırılmalarını, hele hele şu tek vücut olma gerektiği zamanlarda, fevkalade tehlikeli ve vahim neticeler doğuracağına eminim. Zaruret içinde olan sınıfların, kandırılması nispeten daha bir olası. Maddiyat çok önemli bir silah, beyin yıkamak ise, boşlukta olan gençlerimiz için çok kolay…
Ne oluşunuz, bildiğiniz, ancak bir mazbut öğrencinin feryadına ikazına ışık yakalım, artık elimizden ne geliyorsa…Gençlerin kaybı, yörüngeden çıkmaları, gözleri boyanarak, cazip vaatlerle yol değiştirmelerin çok olası olabileceği zor zamanlar geçiriyoruz… Bu memleket gençlere emanet edildi, sevgili büyüğümüz ATATÜRK’ümüz tarafından. Emanete hıyanet edenlerin pençesinden kurtaralım yavrularımızı, evlatlarımızı, bebelerimizi…

SERVET ÇOLAK'ın Diğer Yazıları

Karışma, insanların etlisine, sütlüsüne

Günaydın Can-Canlarım; Bu aralar sürekli paylaşımlardan veya 'büyük adam' olarak kabullendiklerimizin sözlerine takılıp üzerinde kendi duygu ve fikirlerimi söylemek adetim oldu. Hatta, geçen gün bir paylaşımımdan sonra, yakın arkadaşlarımdan mesajlar gelmeye başladı; 'seni kim kızdırdı böyle?' diye...

20 Oct 2026 318

İşte böyle sürer gider hayatımız

Günaydın Can-Canlarım; Bir-iki günlük güzel yağıştan sonra, pırıl pırıl bir pazar sabahına günaydın...filvaki, öğlen saatleri oldu ama, yine de güzel bir güne merhaba. Gökyüzü pırıl pırıl, etraftaki ağaçların yaprakları yeni banyo yaptılar ya, bütün yazın tozunu, izini silercesine ışıldıyorlar güneşe olan sevgilerinden...bu gördüğün manzaraya şükran duymamak mümkün mü?

19 Oct 2026 165

Anlaşılmadık bir şey var mı???

Günaydın Can-Canlarım; **Hatalı olmadığım bir konuda, benden ilk adımı bekleyen herkesin yolu açık olsun. O devir bitti artık.** Demiş, her kim dediyse, ağzına, yüreğine sağlık!

17 Oct 2026 276

Yanlış mı?

Günaydın Can-Canlarım Ahmet Hamdi Tanpınar'ın güzel sözleriyle başlamak istedim bugüne: **Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur. Bir insanın hatalarını düzeltebilirsin; ama karakterini kaybetmeyi seçmişse, ona senin doğruların yetmez.**

17 Oct 2026 284

Çare var mı?

Günaydın Can-Canlarım; Benjamin Franklin, ne kadar haklıymış! Şu sözlerin güzelliğine bakar mısınız... **Hayattaki en trajik olay, çok erken yaşlanıyoruz, çok geç akıllanıyoruz.**

15 Oct 2026 268

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...