Dünyanın çekilmek istediği nokta bu mu acaba?
Günaydın Can-Canlarım; Sait Faik Abasıyanık ne demiş bakınız; ***Çekilecek bir köşemiz olacak. Yatağımız olacak, yorganı gözlerimize çekeceğiz. Belki bir deniz kenarı, bir ağaç altı, bir rüzgar, bir sessiz kahve, bir bardak çay, bir simit, bir dilim kaşar peyniri, bir, yarım kilo şarap bulursak dost olarak bu en iyisi. Ama insan? Yok kardeşim yok, insan bulamayacağız...*
Sevgimizi, empatimizi, sempatimizi, el uzatma iç güdümüzü, hoşgörümüzü, anlayışımızı, daha say say bitmeyecek kadar güzel düşüncelerimiz, koşar adım yok olmaya doğru itiyorlar, yaşadığımız şu günlerde, içimizde, komşularımızda, sınır ötelerimizde yaşatılanlarla...Yerini, kızgınlık, antipati, nefret, ve lanetlemelere terk ediyor, insanlar hakkındaki düşüncelerimiz, duygularımız gün be gün, gördüklerimiz, duyduklarımız, okuduklarımız karşısında...
Dünyanın çekilmek istediği nokta bu mu acaba diye düşünmeden edemiyor insan! Gaddarlık, nifak, bencillik, Sevgi ve anlayışın hatta sempatinin de bu yönde hızla ilerleyişi, etrafımızdaki güzelliklerin, insanlık duygularının yavaş yavaş ama kalıcı bir şekilde yok oluşunu sey
Günaydın Can-Canlarım;
Sait Faik Abasıyanık ne demiş bakınız;
***Çekilecek bir köşemiz olacak. Yatağımız olacak, yorganı gözlerimize çekeceğiz.
Belki bir deniz kenarı, bir ağaç altı, bir rüzgar, bir sessiz kahve, bir bardak çay, bir simit, bir dilim kaşar peyniri, bir, yarım kilo şarap bulursak dost olarak bu en iyisi.
Ama insan? Yok kardeşim yok, insan bulamayacağız...*
Sevgimizi, empatimizi, sempatimizi, el uzatma iç güdümüzü, hoşgörümüzü, anlayışımızı, daha say say bitmeyecek kadar güzel düşüncelerimiz, koşar adım yok olmaya doğru itiyorlar, yaşadığımız şu günlerde, içimizde, komşularımızda, sınır ötelerimizde yaşatılanlarla...Yerini, kızgınlık, antipati, nefret, ve lanetlemelere terk ediyor, insanlar hakkındaki düşüncelerimiz, duygularımız gün be gün, gördüklerimiz, duyduklarımız, okuduklarımız karşısında...
Dünyanın çekilmek istediği nokta bu mu acaba diye düşünmeden edemiyor insan! Gaddarlık, nifak, bencillik, Sevgi ve anlayışın hatta sempatinin de bu yönde hızla geriye doğru ilerleyişi, etrafımızdaki güzelliklerin, insanlık duygularının yavaş yavaş ama kalıcı bir şekilde yok oluşunu seyredeceğimiz günler, adeta burnumuzun dibinde konuşlandırılıyor, ortak bir güçlü el tarafından. Teslim olan kurtuluyor, adı üzerinde 'teslimiyet' ama bizler gibi insanlık duygularını tamamen terk etmemiş olanlar, üzgün, çaresiz, mantığımız ve havsalamızın almadığı bu oluşum karşısında, oturup bekliyoruz ki, en zor tarafı da bu...zira, sadece maddi olarak haklara tecavüz etmekten doymayan azgınlar, içimizdeki insani duyguları da yavaş yavaş eritiyorlar. Korkarım, yakında insanlık duygusu yoksun, bencil, gaddar, yapmaktan ziyade yıkmaya yönelik hislerin esiri olup çıkacağız, ve hatta çıktık bile. Malum, bizler olduğumuz yere çok çabuk intibak ederiz. Yeter ki, hazır bir yaptırım oluşmuş olsun, kendi kafacığımızı ve ruhumuzu rahatsız etmeyelim kendi itirazlarımızla, sonradan da bulunduğumuz güçlüklerin karşısında aynen 5 yaşında bir çocuk edasıyla, dudaklar bükük, gözlerden akan yaşlarla; 'senin yüzünden!' diye çevremizi itham edelim...Biz bu tabloya aşinayız kurban! Yıllardır yaşadığımız ortam bu! Sadece, kendimize, ''neden yaptın?'' suali soracağımız yerde, dış mihrakları suçlarız. Senin aklın neredeydi??? Cevap hazır; ''Bırakmadılar ki! Hep mani oldular!'' Sızlanma o zaman, otur başımızda gezen, canımızı yakan, çöreklenen, tehdit eden pisliklerle uğraş becerebilirsen! Büyü artık, büyü! Dostunu, düşmanını bil ve hatta düşmanı en yakınından, kendi milletinin içindeki yozlaşmalarda ara da belki kurtulmak için çarelere baş vurursun daha da geç olmadan....redeceğimiz günler, adeta burnumuzun dibinde konuşlandırılıyor, ortak bir güçlü el tarafından. Teslim olan kurtuluyor, adı üzerinde 'teslimiyet' ama bizler gibi insanlık duygularını tamamen terk etmemiş olanlar, üzgün, çaresiz, mantığımız ve havsalamızın almadığı bu oluşum karşısında, oturup bekliyoruz ki, en zor tarafı da bu...zira, sadece maddi olarak haklara tecavüz etmekten doymayan azgınlar, içimizdeki insani duyguları da yavaş yavaş eritiyorlar. Korkarım, yakında insanlık duygusu yoksun, bencil, gaddar, yapmaktan ziyade yıkmaya yönelik hislerin esiri olup çıkacağız, ve hatta çıktık bile. Malum, bizler olduğumuz yere çok çabuk intibak ederiz. Yeter ki, hazır bir yaptırım oluşmuş olsun, kendi kafacığımızı ve ruhumuzu rahatsız etmeyelim kendi itirazlarımızla, sonradan da bulunduğumuz güçlüklerin karşısında aynen 5 yaşında bir çocuk edasıyla, dudaklar bükük, gözlerden akan yaşlarla; 'senin yüzünden!' diye çevremizi itham edelim...Biz bu tabloya aşinayız kurban! Yıllardır yaşadığımız ortam bu! Sadece, kendimize, ''neden yaptın?'' suali soracağımız yerde, dış mihrakları suçlarız. Senin aklın neredeydi??? Cevap hazır; ''Bırakmadılar ki! Hep mani oldular!'' Sızlanma o zaman, otur başımızda gezen, canımızı yakan, çöreklenen, tehdit eden pisliklerle uğraş becerebilirsen! Büyü artık, büyü! Dostunu, düşmanını bil ve hatta düşmanı en yakınından, kendi milletinin içindeki yozlaşmalarda ara da belki kurtulmak için çarelere baş vurursun daha da geç olmadan....
Yorumlar yükleniyor...