Doluyum, kurban!
Günaydın Can-Canlarım; ***AFFETMEYİN! Varsın kibirli desinler, Gaddar, kötü desinler, Varsın, nefret etsinler. ------------- Ama kalbinize inen şeyleri affetmeyin. Onlar yaparken sorun yoktu da, siz affetmeyince mi kötü olacaksınız? Bırakın kötü bilsinler.
Bizim yolumuz insanlıktan geçer.* demiş HALUK BİLGİNER.
Hay, ağzınıza, aklınıza sağlık Haluk bey!!! Çoğumuzun hislerine tercüman oldunuz bu anlamlı sözlerinizle...Olmadı mı böyle durumlara düştüğünüz? Ben, çookkk!!! Her defasında, cevabımı yapıştırmış olsam da, kendi hoş görüme sığındığım zamanlar oldu. Ve tabii ki de, bu göz göre göre, bile bile tekrar edenin avantajına işledi. ''Nasıl olsa, geçen sefer üzerine alınmamıştı.'' halini var sayarak...Yok öyle bir alışkanlık! Ben geçen seferlerde sustuysam, seni adam yerine saymadığım içindir mutlaka! Eğer, benim için değerli olsaydın, sana, bir yolunu bulup, nedenini sorardım illaki! Ama, karşımdaki sözler; *osuruktan tayyare, selam söyle bizim yar'e!* klasmanında olduğu için, salladığımdan cevabım olmamıştır. Yoksa ben o sözleri tek tek sana iade etmesini bilirdim, zavallı, bîçarem benim! Sen, önce, piste çıktığın vakit, kiminle dans ettiğini bileceksin! Bilemediysen, bir iki figür seni yere sermeye yeter de artar, zira senin kapasiten o kadar! Boyundan büyük lafları sarf etmeden evvel, o, işe yaramayan muhakemeni bir yokla istersen, yenilgiyi baştan kabul etmeye gücün varsa eğer...filozofça cevap istersen o da hazır! Mevlânâ Celalettin Rumi'nin en sevdiğim dizeleri; *Suskunluğum, asaletimdendir! Her lafa verilecek bir cevabım var...Lakin, bir lafa bakarım, laf mı diye, bir de söyleyene bakarım, adam mı diye...*, kapişşş!!!
Bayılıyorum, bazen etrafım da hala dolaşan densizlere!! Ben onları, hoş görmekten yoruldum, onlar, bir az olsun değişme temayülü göstermekten acizler! Bu güne, kadar, adam yerine sayılmamışlar ya, bir türlü sınıflarını öğrenememişler! Her defasında, yedikleri sözlerle, ya, yalama oldular, kilit tutmuyor, ya da, yendik muzafferiyetiyle, gittikçe küçülmüş beyinlerinin idaresinde, cesaretlenip, tekrar ayağa kalkıyorlar! Hokkabaz bunlar kurban! Diplerinde mıknatıs var, adeta! İttiriyorsun kuvvetle, düşüyorlar, ama bir bakıyorsun, düştükleri gibi, hop, ayaktalar...
Yok sayacaksın böylelerine rastladığın vakit! Miatlarını çoktan yitirdikleri için, çöpçüler de toplamıyor bunları artık! Yağlı kara gibi, cemiyetin içinde düşe kalka, o, olmayan ama gani sandıkları akıllarıyla...
Doluyum, kurban! Hep aynı şeylerden şikayet etmekten ben yoruldum, ama onları yok edemedim...diyorum ya, benim onları tıktığım kutudan, boş bulunup, açma gafletinde bulunan kişinin ardından, fırlıyorlar hokkabazlar!!! Hangi birini temizleyeceksin cancağızım, artık, memleketi idare eden kişilerin arasına da girdiler, hatta birçok mercide baş oldular, gücümüz yetmiyor bu yağlı karaları yok etmeye! Kimisi, Maarif Bakanı olur, evlatlarımızın istikbalini köreltir, kimisi Sağlık Bakanı olur, baytarlıktan gelmedir, kimi de Adalet Bakanı olur, artık onun da, tiplemesini siz bilin ben söylemekten yoruldum!!!
Gel kardeşim, biz yine o eski şarkımızı söyleyip, duyguların, gözlerimize yaş indirmesini dileyelim, var mısın?
''Kimselere, etmem şikayet,
Ağlarım ben halime...
Titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbalime...''
Yorumlar yükleniyor...