ÇALIŞANLAR ARASINDAKİ ÖNEMLİ FARK
*- İKİ MEMUR! İleri yaştaki bir dostumun Gediz Elektrikte işi vardı. ‘Bana yardımcı olur musun?’ diye sordu. Aracımla Urla şubesine götürdüm. Hani ünlü bir sözde kilise vardı, bir de onun rahibi… İşte o kilisenin hemen karşısındaki Urla Gediz’e…
‘casus’ olarak yargılanırken, Trump’ın isteği ile özel uçakla
yurdumuzu terk etmiş, Amerika Birliksek Devletlerine gitmişti.
Neyse konumuza dönelim…
Sorarak bulduğumuz Gediz Elektrik şubesine güçlükle girdik, daha
doğrusu nazik güvenlik görevlisi giriş ve çıkışlarımızda yardımcı
oldu.
Kendisine, teşekkür ederken, girişteki trabzanın (tutunacak yerleri
olmadığını, müteahhidin bunu kâr kabul ettiğini, bunu görecek ve
uyaracak yetkilinin de nedense gözünden kaçtığını anladık.
Güvenlikçi yönetimini korudu, ‘engelli ve yaşlı girişinin kaymayacak
şekilde’ yapıldığını anlattı.
Bizden başka müşteri yoktu.
*- TATLI OLAN
Numaratajdan numara aldık. Memurlardan birinin düğmeye basıp bizimle
ilgilenmesini bekledik.
Sohbet ediyorlardı.
Birine yaklaştık, geriye, yani bize döndü.
Bastonlu arkadaşım, İzmir’in bir başka ilçesindeki evinin elektriğini
kestirmek istedi.
Adres ve isimle hesabının yani aboneliğinin bulunamayacağını, mutlaka
abonman numarası olması gerektiğini anlattı.
Dışarı çıktık, bir yerde oturup, elektriğin kesilmesini istediği
apartmanda bir ahbabına posta kutusundan gelen bir elektrik
faturasının görüntüsünü rica etti, aksi takdirde üç ayrı toplu taşıma
aracıyla gelip istenileni yapmaya çalışacağını belirtti.
Şanslıymış, bırakın fotoğrafını videosunu bile çekmiş komşu kadın.
Tekrar Urla Gediz şubesine gittik, bu kez diğer memura düştük.
Şansızlığa bakın, videoda abonman numarası okunmuyor.
Memur, ‘kimliğiniz var mı?’ diye sordu…
Kadıncağız çantasından çıkardı, verdi ve adından her türlü bilgi çıktı.
İsteği, yani kiraya vereceği evinin elektriğinin kesilme işlemi,
kimliği sayesinde neredeyse sıfır saniyede bitirilmiş oldu.
Diyeceksiniz ne var bundu, bunun için mi bu kadar yazıyı okutup
zamanımızı aldın?
Kazın ayağı böyle değil!...
*- SIRALAYALIM
Birinci ve en önemli nokta;
İki yaşlı bastonla dengesini sağlayan kapısının önünde Türk Bayrağı ve
direği olmayan kamu kuruluşuna geliyor, trabzan eksik etek gibi, yarım
yamalak…
İkincisi çok önemlisi; bir memur hatırlatıp sorulmasına rağmen kimlik
ile iş yapılmasının yani hesap bilgilerinin bulunup çıkarılmayacağını
ısrarla ‘olmaz!’ diyebiliyor.
Yaşlı insanları gerisin geriye gönderiyor.
Üçüncüsü ‘kimlikle olmaz, hesap bulunmaz!’ diyen memurun yanındaki
diğer memur, ‘Teyzeciğim senin işini halletmem için kimliğini verir
misin!’ diyor…ş
Halbuki, bitişiğindeki ‘olmaz’ diyerek denge problemleri olan iki
yaşlı belki de hasta olan bunları gerisin geriye gönderiyor.
Bir yolunun olduğu belli…
Ama konuşması üzerine gelenlere eziyet etmesi, yani gerisin geriye
göndermesi ne insanlığı ne de görev mesuliyeti verilen birine yakışır
mı?
Yakışmaz tabii…
Ama maalesef memurlarımızdan, görevlilerimizden, çalışanlarımızdan
bazıları ‘eğitim noksanlığından’ olsa gerek kendisini karışışındakinin
yerine koyamıyor.
*- GÜZEL İŞ!
Oldukça zaman kaybı olduktan sonra dönüşte sahildeki Atatürk
Mahallesi Muhtarlığına uğradım.
Meğer mesai 14.30’da bitiyormuş…
Saat 09.30 da ise kapı açılıyormuş.
Duyurunun altındaki notta ise ‘Kaymakamlığın bilgi dahilinde’ gibi bir
şeyler yazılı…
Öğle tatili genelde, 1,5 saat.
Buna göre, Urla Kaymakamı muhtarlara sabahta 2,5 saat, öğleden sanroı
da bir saat olmak üzerde 3,5 saatlik bir çalışmayı uygun buluyor.
Mahalle halkının, belediye ve kaymakamlık arasında köprü görevi
dışında bir işi var mı?
O zaman ben de şikâyeti söyleyeyim:
Belediye Başkanlığına bildirmemize rağmen muhtarlık yakınındaki
derenin bitişiğindeki yani asfaltlanmış yolu boydan boya kesen ve
araçların altlarını vurdurup, sanayi esnafına iş çıkartanı kim
koruyor, bir yetkili çıkıp ‘olmaz!’ diyemiyor mu?” diye soracaktım.
Bu kadarla kalırım mı, dere kenarında ve boyunca uzanan asfalt yolu,
makinalarla bozup asfaltlanacak hale getirilmesine rağmen ‘Yapı bitti
harç paydos!’ haline kimler soktu, böyle mi kalacak?
Bunu da geçelim:
*- BUNLARA YUH!..
Yine yeni asfaltlanın 2175 sokak ya da kağıt üzerinde ‘cadde’
üzerinde bir inşaat sahibi karşı kaldırımdan önüne iki tane beş
metre ara ile çukur kazmış su ya da doğalgaz vb. geçirmek için çukur
kazmış…
Araçlara tuzak gibi!
İşini hemen bitir ve yolu eski düzgün haline getir!
Bunu yapanı, doğru hareket eden bir inşaat çalışanını, müteahhidi,
inşaat sahibini gördünüz mü?
Sanmıyorum!
Bunlara ‘uyarı’ da yasalar da, kurallar da vız gelip tırıs gidiyor.
Urla’da kaymakamın, belediye ve başkanının, muhtarların durumunu
özetle anlatmaya çalıştım.
Herhalde Urla için üst yetkililer bir şeyler düşünür ve uygular.
Şunu da uyarı olarak yazalım:
Urla’da etkili olan sağanak yağış nedeniyle bazı cadde ve sokaklarda
su birikintileri oluştu.
Özellikle Zafer Caddesi ve Erdoğan Ker Caddesi’nin sanayiye çıkan
bölümünde, Green Market önünde yollar adeta göle döndü.
Sürücülerin ve yayaların bu bölgelerde dikkatli olması gerekiyor.
İster yol, ister asfaltlama hataları deyin, ne derseniz söyleyin işte….
*- DULAVRAT OTUNDAN CIRT CIRT BANTA
Mavi gezegenimiz, en küçük detaylarda bile hayatımızı kolaylaştıracak
etkileyici çözümler barındırıyor.
Günlük yaşamımızda sıkça kullandığımız cırt cırt bantların ilham
kaynağı da Dulavrat Otu.
1940’lı yıllarda İsviçreli mühendis George de Mestral, doğa
yürüyüşünün ardından kıyafetlerine ve köpeğinin tüylerine yapışan
pıtrakları fark etti.
Bu bitkileri mikroskop altında incelediğinde, yüzeylerindeki küçük
kancaların kumaşlara ve tüylere kolayca tutunmasını sağladığını
keşfetti.
Doğanın bu basit ama etkili mekanizmasından ilham alarak bir yüzeyinde
küçük kancalar, diğerinde ise halkalar bulunan cırt cırt bağlantı
sistemini geliştirdi.
Bugün ayakkabılardan çantalara, kıyafetlerden çeşitli teknolojik
ürünlere kadar pek çok alanda kullanılan bu tasarım, biyomimikrinin en
bilinen örneklerinden biri haline geldi.
*- ERYTHRAİ’DE ÇOCUK ŞENLİĞİ
Çeşme Kültür Yolu Festivali kapsamında Erythrai Antik Kenti’nde
buluşan çocuklar, Tuğba Kolağasıoğlu’nun anlattığı masallarla keyifli
bir yolculuğa çıktı.
Antik tiyatroda çocuk kahkahalarının yükseldiği etkinliğin ardından
dağıtılan uçurtmalar, Ildır semalarını renklendirdi.
Bu arada yapay zekadan yararlananlardan bir grubu tanıtayım.
Bakın insanoğlu para kazanmak için neler yapıyor, neleri keşfediyor:
“ Bir avukatın günü asla sadece 8 saat değildir.
Müvekkil görüşmeleri, adliye koridorları, bitmeyen dilekçeler ve
saatler süren içtihat araştırmaları...
Peki ya tüm bu operasyonel yükü sizin yerinize saniyeler içinde
halledecek, 7/24 yanınızda çalışan bir asistanınız olsaydı?
L. ile tanışın.
Hukuk profesyonelleri için özel olarak eğitilmiş Türkiye’nin en
gelişmiş yapay zeka çözümü.
Yüzlerce sayfalık sözleşmeleri dakikalar içinde analiz edin.
Nokta atışı emsal Yargıtay kararlarını saniyeler içinde bulun.
UYAP entegrasyonu ile dosyalarınızı tek ekrandan yönetin.
Rutin işlere harcadığınız saatleri geri kazanın ve asıl uzmanlığınıza odaklanın.
L. hukuk büronuza katacağı değeri hiçbir risk almadan test edebilirsiniz.
Bir de günün anlamlı sözleri ile yazımızı tamamlayalım:
Konuğum Karadenizli Olkan Özkır:
Hayatın en anlamsız çağındayız ,
Ağlasak sebebi çok,
Gülsek nedeni yok,
Kalsak kalacak yerimiz ;
Kaçsak kaçacak yerimiz yok,
Demem o ki,
Öyle boş, öyle doluyuz ki,
Anlatsak anlayanımız yok,
Anlamış gibi yapanın da,
Samimiyeti yok...
Yine de her şey gönlünüzce olsun ...
*-
Yorumlar yükleniyor...