BÖYLELERİNİ FARK ETTİĞİNİZ AN, NAŞ!!
Günaydın Can-Canlarım; Rahmetli Yıldız Kenter'in çok güzel bir sözü var; ***Zamanı geri alabilseydim, yapacağım ilk şey; Bugün hayatımdaki o boş insanlar için harcadığım tüm o kıymetli zamanı, tüm o emeği ve iyi niyeti geri toplamak olurdu. Kimin ne olduğunu o gün bilseydim, değil değer vermek, onları hayatımın kıyısından bile geçirmezdim.*
Buyurun size, değerini geç fark ettiğimiz insanlara harcadığımız, kıymetini son yaklaştıkça anladığımız zamanlar için sarf edilmiş en güzel sözlerden biri...Ahh, ah, bu insanlar kendilerini ne kadar güzel kamufle ediyorlar, hakiki kimliklerini ne kadar güzel gizliyorlar, renk vermiyorlar taa ki, korumasız kalıp foyaları dökülene kadar...o vakte kadar çözdün çözdün, çözemedin, alnında enayi damgasıyla boy gösterirsin, sağda solda...zira birçok insan o değersiz kişileri çoktan silmişlerdir defterlerinden...türlü makyajlı yalakalıklar, türlü sahte benliklerle seni uyutmayı başarmışlardır ki, sonradan kendi kendine hayıflanırsın; 'yahu ben ne kadar aptalmışım, bu sahtelikleri, neden hoş gördüm diye...''
Akıllanıp, gardını aldıysan mesele yok, kaybettiğin kıymetli zamanın için üzülürsün illaki, ancak, kurtulmuş olmanın dayanılmaz hafifliğini yaşarsın doya doya...taa ki, bir yenisi çıkana kadar! Öyle ya, bu tiplerden etrafımızda dolu! Biri gider, biri gelir adeta, senin geniş iyi niyetinden yaralanarak. Sen kendini, akıllı zannettiğinle yanarsın, onlar ise, senden çaldıkları kıymetli zamanının zenginliğiyle. Ama çekirge misalidirler bre kurban! Bir zıplarlar, iki zıplarlar, ama muhakkak bir tokat yerler erken aydınlanan diğer bir kişiden. Mağdura yatarlar, zavallılıklarının yarattığı çirkinliklerin afişe olmasıyla...atılmış, uzaklaştırılmış olmalarının hazımsızlığıyla, saldırganlıkları artık kamuflaja yer bırakmamıştır, yavaş yavaş da olsa, uzaklaştırılırlar edindikleri muhitlerden, bir başka av bulmak üzere, zira alışmışlardır bu kudurmuşluklara, yeter ki bir aralık bulsunlar kendilerini göstermek için...ama, ''yağma yok, körün gözü açıldığında kırdığı ilk şey bastonudur!'' sözünü aklınızdan çıkartmayın, vefasızlık ve nankörlüğe verilen, cevaptır bu sözler...ancak yenilen pehlivanın güreşe doymadığı gibi, başka tutunacak dal arayışına geçmekte vakit kaybetmeyecektir bu asalaklar, tabii ki başka muhitlerde, adlarının daha henüz ayyuka çıkmadığı topluluklarda...yani düzelmezler arkadaşım. Asalaklıktan başka yaşam tarzı bilmezler ki! Bit gibi kanını, canını emerler yapıştıkları insanların, fark edilinceye kadar...
Şaşkınlığınızı okur gibi oluyorum yüzünüzde; ''kaldı mı hala bu insanlar?'', kabilinden. Olmamı Kurban? Dolu! Menfaatler oldukça bu tipler eteklerinden eksilmez, taa ki, fark edilinceye kadar. Sen uzaklaştırınca da, senin tanınmadığın bir muhite gidip, senin için yaptıkları, fakat kıymetinin bilinmediği fedakarlıkları roman yaparak, yandaş edinmeğe çalışırlar. Vallahi yıldızları sönenler olduğu kadar, başarılı olanlar da vardır illaki...taa ki, alışmış, kudurmuştan beterdir sözüne ihanet etmeyen yaşam tarzlarıyla...
Benden sizlere, abla, anne, anneanne, nasihati; BÖYLELERİNİ FARK ETTİĞİNİZ AN, NAŞ!! Gitsinler rızıklarını başka kapılarda arasınlar, sınır dışı edilene kadar...Kapişşş!!! Tecrübe konuşuyor!!
Yorumlar yükleniyor...