'Ayakların baş olduğu yerden sakın!''
Günaydın Can-Canlarım; Efendim, bakınız, çektiği birçok filmle sayısız ödüller almış başarılı film yapımcısı ve yönetmen Aamir Khan: ***İncil'in ilk emri: Sev! Tevrat'ın: Yaşat! Kur'an'ın: Oku!
Hristiyan sevmedi!
Yahudi yaşatmadı!
Müslüman okumuyor...*
Halbuki, iniş sırasına göre birinci sure olan, Alak Suresi'nin, Hz. Muhammed'e inen ilk vahiy olduğundan, ilk ayettir, ve:
**Oku! Seni yaratan Rabbi'nin adıyla oku! O, insanı alaktan(asılı duran bir emriyodan(alak'tan) yarattı...
Bence bu kadarı yeter de artar, 'Oku' emrine uymak için...Ama asırlar boyunca ne yapmışız, bizim için okuyuveren, tefsir eden, yol gösterenlere itaat etmişiz, cehaletimizden ötürü. Sonra bir kurtarıcı, hepimiz için seçilmiş bir kişi gönderilmiş düşürüldüğümüz durumdan kurtarılıp, hür ve kendi kendini idare edebilecek bir millet olabilmemiz için. ''O'' seçilmiş kişi, dehasıyla bizleri düşmanlardan temizlemiş, cehaletimizi törpülemek, Türk aklının önünü açabilmek, çağdaş milletler safına çıkartabilmek için, okumaya başladığımızda elimize aldığımız, kılavuzumuz Alfabe'yi bile yazmış, özellikle, Kurtuluş savaşında asil Türk kadınının bebesini sırtına bağlayarak savaşmasından, Türkiye'nin geleceği bireyler olarak cehaletten kurtulup okullara gitmesine vesile olmuş, kılık kıyafet reformları ile Avrupai standartlara ulaşabilmesine ön ayak olmuş. Doktor, öğretmen, mühendis gibi meslekler edinebilmeleri, sadece evlerinin hanımı olarak kalmamalarının kapısını açmış, evlatlarına da örnek olmasını mümkün kılmış...Ne büyük ve ulvi bir düşünce!
Gel gör ki, kıymetli ve eşsiz ülkemizde gözleri ve çirkin emelleri olanlar, boş durmamış. Bir taraftan temizlenen tarikatlar, diğer taraftan yenilenerek, örümcek ağı gibi sarmış etrafımızı...
Cahil halk, evvela gittikleri mektep muadili medreselerde, hocaların idaresine terk edilmiş, kafalarının içine bir çok çöp doldurulmuş, sonradan da o çöplerin kokusu etrafa sinmiş, ne sinmek hem de, yıka yıka, çitile çitile çıkartamazsın izlerini...ve de maalesef, cahillerin beynini yıkamak kolay olduğundan bu hallere dayanmışız...sokakta, konuşması için mikrofon uzatılan cahil kadın, sorulduğunda, ''kadınlara seçme ve seçilme hakkını Erdoğan verdi!'' diye biliyor...Bre zındık, 3 Nisan 1930' da Belediye Kanunu'nun kabul edilmesiyle, kadınlara seçme ve aday olma hakkı verildi. Ve bu tarihten itibaren siyasi hakları kendilerine tevdi edildi. Erdoğan o zamandan beri mi iktidarda? Yani 1954 doğumlu birinden bahsediyorum...Efendim nerede biz nerede?? Nelerle uğraşıyoruz bu cahil kafalar yüzünden...
Yani, bakıyorum da 'Din'ler büyük ölçüde, inanca ve öğretiyle paralel olduğu için, insanları pek de bir yerler getirememiş. Aklı olan kendisine verilen verileri aklının erdiği şekilde yürütme kararı almış, aklının almadığına inancını zorlayarak köreltmemiş, hakikatleri çıplak gözle görebilme yeteneğini geliştirmiş. Pek aklı ermeyen, komprime akılla idare edenler ya da tamamen teslim olanların hali ortada! Şayet, bindiğin tekne şu anda iktidarda ise, hayat sana güzel! Oradan buradan yağan gelirler, ekmek elde su gölde safahatını sürersin. Yok yüzdürülen geminin dışında isen, sana hak uğramaz, hukuk uğramaz, göz altına girersin, üstüne çamur atılır, en azından iz bıraksın kabilinden, belki de parmaklıklar ardından düşünür, hayal edersin dışarısını! Kim bilir? Ne yap yap, eskilerin tabiriyle, ''Ayakların baş olduğu yerden sakın!'' Tabii bunu yapacak karakter yapısına sahipsen...
Yorumlar yükleniyor...