Ayaklar, baş olmuştur bir kere!
Tünaydın Can-Canlarım; Oldum olası söylerim, ben bu Türk milletinin hicvetme sanatına ve yakıştırmalarına hayranım diye! Şimdi sizlerle de paylaşacağım sözler, sadece bir cümle, ama gel gör ki, bir devrin özeti;
**Biri Bodrum'da koy alır, Öteki, ABD'de çiftlik alır, Biri gemi alır, diğeri uçak, bunlara oy verenler ise BİM'e giderken, 1tl vermemek için yanına poşet alır. Masallarda bile pamuk prensesi, bir adam öpünce uyanıyor. Bu milleti gelen öpüyor, giden öpüyor hâlâ uyanmadılar.**
...ve uyanmayacaklarda!!! Çünkü, ebedi bir kış uykusuna, yani Hibernasyon'a yatan, insan dediğimiz canlılar ise, azalan kalp ritimleri sayesinde adeta hareketsiz, beyinlerini bile çalıştıracak enerjiyi tasarruf edebilmek için, baş kaldırmadan, uyudukları için etraflarında olup bitenden bîhaber, metabolizmalarında düşüş olduğu için, beslenmeye bile gerek duymadan, etraflarında olup bitenle, enerji tasarrufu için ilgilenmeden, kıt kanaat, geçinip giden ya da, ihtiyaçlarını temin için suç işleyerek parmaklıklar arkasını tercih eden, kısacası, hayattan, yaşamaktan bezdirilmiş bir şekilde bir mucizeyi bekler dururlar...Gel gör ki, o mucize hep de, yaltaklık ederek, gölge haline gelmiş kişilere nasip olur...çulsuz gelirler, karun olup çıkarlar, hiç birine de, 'nereden buldun?' soruşturması açılmaz...Açamazlar zira, baştan kokuşmuşturlar...kundurası delik gezenlerin geleceği parlamıştır, hem de ne parlamak, altınlarla eş değer... İmkanları, öyle artmıştır ki, saymakla baş edemezsiniz! Aynı mahallede senelerce oturmuş olup, evveliyatlarını, sökük, yırtıklarını çok iyi bilenler de adeta, ağızlarını açmaktan korktukları için, susarlar, bu yeni hallerini seyrettikçe, dövünürler...
Ayaklar, baş olmuştur bir kere! Uyanıklar, o saflarda yer alıp, durumlarını doğrultmuşlardır, yükselenler sınıfında yerleri vardır, adeta dokunulmazlık da kazanmışlardır dolaylı yollardan...ne bileyim ben işte??? Zenginin malı, züğürdün çenesini yorarmış ya...işte ondan dolayıdır çemkirmem...Hak edilerek intisap edildiğini bilsem, külliyen helal ederim, hem vallahi, hem billahi! Ama değil kurban! Fakirin emeğini, çalışıp didinenin kısmetini de yok ediyorlar. Hayat ateş pahası, her şey zamlanıyor, tükettiğin gıda maddelerinin yanına erişemeyenler var, evvelden Avrupalı'yı kınardık, portakalı, domatesi tek tek alıyorlar diye...anlayamamıştık, çünkü bir zamanlar bolluk içinde yaşıyorduk ya! Şimdi bazılarının etiketini bile okuyamıyoruz, şaşkınlıktan, içimizden, bazen de sesli çıkan 'yuh artık!', isyanlarıyla...
Sizlerle de, önceden paylaşmış olabilirim, şimdi yazacağım konuyu, zira, çok rahatsızlık verici: Gençlerle sohbet ediyorduk, yahu, ''çok sıklıkla, dışarıda eğlencelere katılıyorsunuz, her yer o kadar, uçmuş ki para olarak, nasıl başa çıkıyorsunuz, Allah aşkına?'' diye sordum...aldığım cevap: ''Servet teyze'm, evvelden maaşınızdan arttırarak araba, ev sahibi olabiliyordunuz, şimdi bunlara imkan olmadığı için, kazandığımızı yiyoruz.'' dediler...o kadar haklılar ki, sorduğuma neredeyse pişman oldum...gerçekler ağıdır, yüreği daraltır derlerdi de, ne karamsar düşünce diye sorgulardım...şimdilerde ben de acı gerçeğe ancak, hayıflanıyorum, Allah hepimize selamet versin dualarıyla...
Yorumlar yükleniyor...