ALLAH YAZDIYSA BOZSUN!!!!
Günaydın Can-Canlarım; Sevgili Zeynep Birsel Oral, ''80 Yaşıma Merhaba'' adlı kitabında, okuru ile o kadar bütünleşmiş ki, adeta, onun fikirlerini, içinden geçenleri kaleme almış...sayfalar içinde gezindikçe, kendi hayatınızdan bölümleri seyreder gibisiniz...
***Yılların bana kattığı iki değişimin bilincindeyim:
Birincisi: seçicilik. Yaşamın her alanını kaplayan bir seçicilik. Okuyacağım kitabı, izleyeceğim tiyatroyu, filmi, konseri, sergiyi, kuracağım dostluğu, ilişkiyi, gideceğim yeri, katılacağım toplantıyı, yazacağım yazıyı, ilgi alanlarımı, yaşayacağım anları daha da titizlikle seçiyorum.
İkinci değişim ise şu: Çok daha gençken ben de çoğu insan gibi herkes beni sevsin isterdim. Başkalarının benim hakkımdaki düşünceleri çok önemliymiş gibi gelirdi. Yıllar ilerledikçe bu tasalar ortadan kalktı. Kendi iç hesaplaşmam ve sorgulamam daha ağır bastı.
Bu iki nokta bir araya gelince özgürlüğü de getirdi. Evet galiba yaşlandıkça insan daha özgür oluyor. Galiba değil, öyle.*
Sizlerle, sevgili Zeynep'in kitabının daha ilk sayfalarından bir pasaj paylaştım. Daha ilk cümlelerinden itibaren, yazarımız adeta benim ağzımdan konuşuyordu, yani hislerime o kadar güzel tercüman olmuştu ki, duraklayarak düşünmeden alamadın kendimi...vay be adeta içimden geçenleri okumuş bu yazar kabilinden. Halbuki, hepimizin ortak olduğu, ama çok çeşitlilik arz eden yaşamın aklımıza sokulmasından ibaret cümleler...Adeta, sevgili Zeynep, hislerimize tercüman olmuş gibi...hatta gibi değil ta kendisi...daha başlangıç sayfalarından itibaren duygularımı esir aldığına göre, devamını, adeta kendimden, hislerimden, düşüncelerimin tercüme edilişini sayfalarda görmeyi o kadar merak ediyorum ki...Emeğine, yüreğine, düşünceler ve düşlerine sağlık sevgili arkadaşım, kalemin durmasın, hislerin ve düşüncelerin gölgelenmesin inşallah...
Bertold Brecht'in sözlerine yer vermiş bir bölümde:
***Kapıların arkasında
Bölüşürler pazarı
Çıkarları çatışınca
Başlatırlar savaşı
İtişirler didişirler
Sürdürürler kavgayı
En sonunda birleşirler
Yerler yoksul hakkını.*
...dizelerini de geliştirerek, bugün geldiğimiz noktaya geliyoruz...benim anlayışıma göre, başkalarının yediği naneler bizim midemizi, yüreğimizi, arttıkça da terbiyemizi bozuyor...Ama, dönüp dolaşıp kendimizde buluyoruz suçu. ''Nasıl yani?'' mi?? Çok basit... Sizi idare etmeleri için, kendiniz, seçtiğiniz, veya seçilmelerine izin verdiğiniz yönetimlerin, saman altından başlayarak gerçek görüntüler vermeğe başladığı zaman mı akıllandınız?? Senelerce, neden bana dokunmayan yılan bin yaşasın dediniz? Halbuki, o yılan, sizlerin başa çıkmakta, anlamakta, hakikatleri görmekte, ve idrak etmekten o kadar uzak, cehaletin durgun sularına bırakmış kendini, ne anlatılırsa, vitamin hapı gibi yutmuş, karşıdan gelen dalgaların kasırgaya dönüşüp, etrafı kasıp, kavurup, batırıp ve nihayetinde yok etme planlarının ilk bölümüydü, yani teslimiyete doğru bir itiş tepiş koşuşturma, adeta yer kapmak için...güzel bir yer bulup, arkalarına yaslanarak etrafı seyredebileceğini sanan eblehler, cennet vaadiyle, cehenneme indirildiler, hala da ayıldıklarından, uyandıklarından emin değilim! Toz pembe bir hayat, müreffeh bir geçim, kardeşlik hisleriyle etrafa bağlanabileceği yutturmalarını hazmettikçe, kendimizi, bok çukurunun içinde bulduk...Şikayet etmek? Kime? Dava edebilirim düşüncesi? Hangi olmayan yargıya? Kendilerine çıkmak istesem, arzuhal bildirmek için, diye düşünüyorsan, sakın! Yaka paça içerde bulursun kendini...aklın neredeydi, şikayetlerini daha ilk günlerde yapsaydın ya? Sorgusuna da; ''Uyumuş kalmışım hakim bey, bir uyandım ki, üstümdeki yorgan bile gitmiş...'' cevabını verirsin...Ardından hakim amcanın davudi sesini duyup, kendine gelirsin; ''Yaz kızım, müşteki, kendini koruma haklarının hiçbirine zamanında müracaat etmemiş, bilgisizce, doldurulmuş fikirlerle hak aramaya kalkmış, hiç bir mesnet bulunmayan suçlamalarından ötürü, karşı tarafı zan altında bulundurup, rencide etmiş, kendisi hakkında kamu yürütmesi açılmasına sebep olan suçlamalara değinmiştir. Gereği düşünüle..... Vıııy, gurban ne poh yiycen sen imdi???? Aşağı tükürdün sakala değdi, yukarı tükürdün bıyığa bulaştı! Ne poh vaadı da yargılara bulaştın gurbaann???
Sen en iyisi, al bağlamanı eline, vur sazının gamlı tellerine, çığır avaz avaz o meşhur nameleri...
''Kimselere, etmem şikayet,
Ağlarım ben halime...
Titrerim mücrim gibi ahh,
Onca istikbalime....'' Aman, haa, efkalrlanıp, içtiğini fazla kaçırma, serfoş olup, evim diye yolunu şaşırır başkalarının kapısına dayanırsın!!! Abooo! Bir de hakkında HANEYE TECAVÜZ'den soruşturma açılır, o zaman anlarsın Hanya'yı, Konya'yı......
ALLAH YAZDIYSA BOZSUN!!!! Şeytan kulağına kurşun....
Yahu nereden nereye? Zeynep Oral'ın kitabından bir iki cümle beni nerelere sürükledi...Eeee, ne yapacan kurban, kafalar o kadar karışık ki....
Yorumlar yükleniyor...