Ahh, Ömer Hayyam ahh!
Ahh, Ömer Hayyam ahh! Hayat, aşk, tutku, yaşama dair her ne varsa bu kadar güzel mi betimlenir? Oluşumlar, yaşananlar ve olasılıklar bu denli güzel ve cezbedici mi anlatılır??? Tabii ki, üstat olmanın ayrıcalıkları bunlar, ama bir insanda her şey bu kadar mükemmel mi gelişir, ancak müstesna kişilere ait olduğu sezilen, ağızdan dökülen hissiyat bu kadar mı yüreklere dokunur??? Ve, bir insan, dünyayı, insanları bu kadar mı güzel okur????
Bakın neler diyor bir şiirinde:
**Gün gelir...
Hırsızlar zengin...
Metresler eş...
Serseriler adam olur.
Odundan kapı, taştan saray olur...
Gün gelir...
Kezbanlar destan...
Onları destan yapanlar Mestan olur.
Gün gelir...
Gün gelir çivisi çıkar dünyanın...
Konuşamayanlar hatip
Şifa veremeyenler tabip
Yazamayanlar katip olur...
Ama yine öyle bir gün gelir ki,
İşler ters döner
Aldatan bir gün sadakat için,
Çalan bir gün adalet için,
Döven bir gün şefkat için yalvarır.
'Piyon' deyip geçme, gün gelir şah olur
Şah'a da fazla güvenme...
Gün gelir mat olur.
İnsan yaratıcısına bile nankör iken,
Sana vefalı mı olur?
Oluruna bırak her şeyi bak neler neler olur...
Bahar biter, kış olur.
Gün biter, gece olur.
Söz biter sükût olur.
Zenginlerde metelik,
Güzellerde cemâl
Güçlülerde kuvvet kalmaz olur...
Hayaller kaybolur...
Ümitler yok olur...
Hayat bazen boş olur, saçma olur,
Çekilmez olur, yalan olur...
Gün gelir ki sen bakmazken her şey hallolur.
Ve,
Öyle bir gün gelir ki,
Hayat biter son olur...
Gün artık gelmez olur...**
Etkisinde kalmamak mümkün mü bu dizelerin? Her kelime ve cümlenin sonunda durup düşünmemek??? Ya da yüreğinizin dibinden bir kabarma, bir dışa dönme hissi duymamak? Hayatın gerçeklerini gözler önüne sermiş yüce şair!. Adeta okuyan için hissetmiş ve konuşmuş...yalın, basit, ağdasız kelimelerle insanın yüreğine öyle bir dokunmuş ki, adeta, hayıflanıyorsun ister istemez: ''Yahu arkadaş, bunları ben de hissediyorum da, böyle çarpıcı anlatmayı beceremedim...'' diye...O da Üstat olmanın ayrıcalıklarından biri; bizim için düşünürler, içimizden geçenleri söylerler, kaleme alırlar, sonra döner döner okursun...ne kadar basit bir şekilde dile getirmiş yaşamın getirdiklerini ve kendisini diye...herkesin hataları sonucunda başına gelenleri dile getirmiş. Kendini yüksekte görenler için, o yerde fazla kalıcı olamayabileceklerini, bir gün indirilebileceklerini, ya da yaşamların sona ermesiyle o güzel yaşanmışlıkların, değişerek kül olabileceği gerçeğini, okurken; ''ne kadar da ince nüanslara değinmiş, adeta onun gözünden, sözünden, hakikatleri, olabilecekleri, güzelliklerin değişebileceğini, hiçbir faninin kalıcı olmadığını, gün gelip devranın başa döneceğini gözler önüne, yüreklerin ve düşüncelerimizin adeta tercümanı olmuş. Gayet yalın, gayet sade ama yüreğimizin en ücra köşesine dokunarak...
Ve hayatın tekerrürden ibaret olduğunu, her geçmişte yaşananların, gelecekte de yaşana bilirliğini vurgulamış...insan oğlu değişmez ki! Hırslar, tutkular, sevdalar, nefretler, çekememezlikler, büyüklük kompleksleri, ya da aşağılık komplekslerinde tetiklenen düşüncesiz saldırmaların, her daim, her devirde olabileceğini gözler önüne, beyinlerin içine yüreklere dokunarak belirtmiş...hayran olmamak mümkün mü? Her okuduğumuz mısrada, doğru diye içimizden geçirmedik mi? Aynen, bizim hislerimize tercüman olmuş demedik mi? Ne kadar yalın, basit bir şekilde hayatı gözlerimizin önüne sermiş demedik mi???
Şu gerçeği beynimize kazıyalım:
**Gün gelir ki, sen bakmazken her şey hallolur, ve, öyle bir gün gelir ki, hayat biter son olur...gün artık gelmez olur...**
Hazin ama gerçek! Ve hala, didişerek kendimizi anlatmaya çalışmamız kadar, etrafta olup biteni anlayamamak, ihtimal verememek, insanları küçümsemek, yapabileceklerini öngörememek, hırs ve beceriksizliğin, sevgisizliğin, komplekslerin insanları maymuna döndürdüklerini bile bile aynı hataların esiri olmak...ve de o hatalar, hırslar, yanlış ve hatalı değerlendirmeler üzerine insanların hayatlarıyla oynamak...bu nasıl bir düşüncesizlik, gaddarlık, düşüklük, insafsızlık, hainlik ve her şeyden öte, sevgisizlik? Her şeyleri olduğunu sanıp, yüreğinde sevgi olmayan, nefret ve gaddarlığın tetiklediği, insanlık dışı düşünce ve zaaflara yönelik yaptıkları veya yaptırımlarını, seyredebilmek için, yaptıklarını, izlemek, normal bir insan olmadıklarının ispatıdır. O kadar zavallılar ki, baş edemediklerini yok etme arzusuyla beslenen canavarlara dönüştüklerini izlemek, bu insanların, diğer canlılarla bir araya getirilmemeleri gereğini düşündürüyor insana...daha da çok canlara, canlılara zararları dokunmasın diye, yok edilmelerini arzu edecek kadar zalim düşünmeme engel olamıyorlar bu tipler. Yüzbinlerin canına kıyacak kadar zalim, gaddar ve hasta ruhluysan neden yaşayasın ki, geber de insan gibi yaşamak isteyenler kurtulsun demekten alıkoyamıyorum kendimi...
Yorumlar yükleniyor...