YAPAY ZEKA İLE HESABINIZA GİRİYORLAR
*- DOLANDIRILACAKTIM! Öğlene doğru bir profesörümüz televizyonda yapay zeka ile bizi nasıl aldattıklarını anlatıyordu. Konu derin! İğne deliği kadar bir delikten, gizli kameralar ile yaşantımızın gizliliğinin kalmadığını da aldatan değerli akademisyenimiz, sonuçta dolandırılmaktan nasıl kurtulacağımızı da yaşantımızdan örnekler vererek bilgilendirdi.
Peki öğlen saatlerinde ne oldu?
Bir arkadaşımla konuşurken, yaşlılıkta dubleks evlerde bile asansörün
şart olduğu konusunda fikir birliğinde olduğumuzu anladım.
İzmir- Karşıyaka’da bir ahbabının, apartmanın ikinci katındaki
dairesine çıkabilmek için ‘özel asansör’ yaptırdığını belirterek
fotoğrafını paylaştı.
Merdiven tutacaklarına sandalye gibi oturaktan çıkış- iniş yapıldığını
çoğunluk gibi biliyorum ama arkadaşımın sözünü edip, fotoğrafını
gönderdiği kaldırıma elektrik direği gibi bir direk dikilerek, kabin
ile bir üst kata çıkış için asansör yapıldığını ilk kez gördüm.
‘İleride lazım olur’ düşüncesiyle WhatsApp’tan gönderilen fotoğrafı
arşivde saklamaya karar verdim.
Buraya kadar anlattıklarım, normal görüşme…
Ama birkaç dakika sonra, değerli arkadaşımın gönderdiği fotoğrafa ekli
olarak şu mesajını okudum:
“Bana büyük bir iyilik yapar mısın?”
‘Nedir?’ diye yazarak yanıt verdim…
Şöyle yazdı:
‘İnternetten bir şey satın alıyorum ve satıcıya hemen 30 bin lira
göndermem gerekiyor.
Ancak kartımın günlük limitini çoktan doldurdum.
Bu tutarı benim için ödeyebilir misin?
Yarın kesinlikle sana geri ödeyeceğim, söz veriyorum…”
Konuştuğum ve yazıştığım arkadaşımın maddi durumu iyi…
Sözünde de mutlaka durur…
Ama ben bu anda bu ihtiyacını belirttiği gibi hemen karşılamam imkansız…
Kendisine az önce olduğu gibi telefonla aradım, ‘Kusura bakma!’
deyince, nedenini anlamadı…
Fotoğrafla birlikte yazdığı yazıyı söyledim…
Şaşırdı!
‘Benim böyle bir talebim yok, kesinlikle de olmaz!’ deyince, ‘Sana
yazdıklarını göndereyim…’ dedim…
Gönderdim, hem de üç kez üst üste…
Her defasında ‘Bu söylediklerimin eline geçmediğini’ anlattı…
Değerli arkadaşıma, ‘Senin hesabın birileri tarafından ele geçirilmiş…
Kesinlikle tüm tanıdıklarına benzer mesajlar WhatsApp’ından kendi
ağzından gönderilecektir… Dostlarını, seni kırmayacak durumda olanları
bence ara, uyar…” dedim.
Gerçekten de benzer mesajların gittiği, hatta birinin para göndermek
üzere olduğunu öğrenmiş olduk…
Az önce akşam saatlerinde arkadaşım yine aradı ve internetten anlayan
bir ortak dostumuzun hesabın yurt dışındaki bir hecker tarafından ele
geçirildiğini ve gerekli işlemlerin yapılarak bu dolandırıcıdan
kurtulduğunu anlattı…
Ben de ilk kez böylesine bir dolandırıcılığa tanık oldum…
Olaydan bir saat önce bilişimci profesörümüzün uyarılarını ve
bilgilendirmesini dinlemeseydim, belki de şu anda 30 bin liram bir
dolandırıcının hesabına aktarılmış olacaktı.
Paylaşıp, tüm okuyucularımı bilgilendirmek istedim…
*- HAYATIN SONUNDA
Zamanla, yatırımın sadece parayla veya kariyerle yapılmadığını çok net
fark ediyorsunuz.
Hayat koşturmacası veya dönemsel hedefler sürekli değişiyor ama geriye
dönüp baktığımızda asla pişmanlık duymayacağımız net doğrular var.
Harvard Üniversitesi'nin 85 yıl süren ‘Yetişkin Gelişimi Çalışması’ da
tam olarak bunu doğruluyor; binlerce insanın yaşamı incelendiğinde,
hayatın sonunda en yüksek tatmini sağlayan metriklerin banka hesapları
veya statü değil, fiziksel sağlık ve kurulan bağların kalitesi olduğu
kanıtlandı.
Bu arada anımsatayım:
Ölçüm ve analizde kullanılan değerler yani; Metrikler, genellikle
ölçüm ve analizde kullanılan değerlerdir. Metrikler, bir web sitesinin
veya uygulamanın kullanıcı deneyimini ölçmek ve karşılaştırmak için
kullanılır.
Örneğin, müşteri deneyimi endeksi, dönüşüm oranı ve görev başarısı
gibi metrikler, kullanıcı deneyimini değerlendirmek için yaygın olarak
kullanılır. Ayrıca, metrik kelimesinin kökeni Fransızca'dır ve
ölçümlerle ilgili anlam taşır.
Nezaketi elden bırakmamak veya birine karşılık beklemeden destek olmak
size anında somut bir ödül vermez.
Zaten etrafımızdaki herkes her şeyin karşılığını anında almak istiyor.
Fakat uzun vadede hayattaki en sağlam bağları tam olarak böyle
kurarsınız. Aynı şekilde, güne veya olaylara herkesten erken dahil
olmak sadece saati erken kurmak değil, hayatın ritmini başkalarından
önce okuma avantajıdır.
Bunun bir de tamamen kendinize dönük tarafı varya, asıl mesele orda.
Bugünlerde sürekli yeni bir yetenek kazanma baskısı bana çoğu zaman
abartılı gelir.
Asıl dönüm noktası, listeye yeni bir şeyler eklemekten ziyade, sizi
yavaşlatan eski bir alışkanlığı tereddütsüz çöpe atmaktır.
Sadece bedensel sağlığınıza dikkat etmek ve kendi içsel doğrunuzdan
sapmadan sizi heyecanlandıran şeylerin peşinden gitmek dışarıdan hemen
fark edilmez.
Ancak bunlar karakterinizi ayakta tutan ana kolonlardır.
Kendi yolculuğunuzda, her şeye yetişme hızına kapılıp, sağlığınızı
optimize etmeyi zaman zaman ikinci plana ittiğiniz dönemler
yaşamışsınızdır, süreci hızlı toparladığınızı kabul edelim.
Kendi hayat temelinizi sağlamlaştırırken, sürekli yeni bir şeyler inşa
etme baskısıyla size zarar veren eski alışkanlıkları geride bırakmak
arasındaki dengeyi kurmak için sizin uyguladığınız en iyi taktik
neydi?
Bunu düşünün ve bundan sonra hakkınızda en hayırlısı neyse ona göre
hareket edin, diye konuyu burada kesmeden önce, hayatta asla pişman
olmayacağınız 10 şeyi Kaan Gültekin’in ağzından sıralayayım:
1- Nazik olmak, 2- Başkalarına yardım etmek, 3- Dakik olmak, 4- Yeni
beceriler öğrenmek, 5- Fark yaratmak, 6- Kendine yatırım yapmak, 7-
Tutkunun peşinden gitmek, 8- Kendine sadık kalmak, 9- Kötü
alışkanlıkları bırakmak, 10- Sağlığına dikkat etmek!...
*- ALGI ve ALGI…
Yüksek rütbeli iken emekli olan bir askerimiz, “Hürmüz boğazı sonrası
Kızıldeniz geçişinde de sorun başladı” başlıklı yazısını okudum.
Herhalde bu konuda uzman biri.
Ama stratejik uzmanı bir başkası konuyu benim gibi okuduktan sonra
herhalde aynı görüşü paylaşmıyoruz ki, yorumunda şu uyarıyı yapmış:
“Daha önce de yazdım, şimdi de yazıyorum.
Bu tip paylaşımlar hiç de girişimci kafasına uyan yakışan paylaşımlar değil.
Şimdi ben buraya; ‘Çok doğru, çok haklısınız, evet ya işte bu!’ gibi
yorum yazsam ki, görüldüğü üzere böyle yazanlar hiç de az değil.
Evet böyle bir durumda size yağcılık, yalakalık yapmış olmuyor muyum?
Yani şikâyet ediyor gibi gözüktüğünüz girdapları kendiniz üretiyorsunuz.
Gerçekten de bu mudur girişimci inovatif kafa?
Tabiki hayır, bu değil, neredeyse bunun tam tersi olmaktır.
Bu kadar insana yazdıkları ‘Haklısınız, işte tam da bu, Ne kadar da
doğru’ yorumlarını bir daha sorgulamaya davet ediyorum.
İşte girişimci inovatif olan bu şekilde olmaktır.
Bariz bir şekilde bu kadar insanın iyiliği için, onlara yaptıklarını,
bindikleri dolmuşun nereye gittiğini göstermek gerekir...
Bazı haksız tepkilere rağmen bunu yapmaktır girişimci, inovatif,
yenilikçi, vizyoner kafa...
Yani bunu girişimci kafası olarak ‘Sen yapmıyorsun, bana yaptırıyorsun
ve büyük ihtimalle bu durumu örtbas etmek için şimdi kolay kazanılan
yandaşlar ile bende ve bakış açımda suç arayacaksın…
Yani ‘al sana yine aynı tipte bi girdap!..”
Yani şikayet ettiğin şey yine sensin..
Lütfen ya yeter artık.
Zekice değil akıllıca paylaşım yapın.
Yeter artık.
Her şey imitasyon olmuş.
Bari ‘girişimci kafası !’demeyin, bu gruba böyle paylaşımlar yapacaksanız.
..
Kış soğuk, yaz sıcaktır, su ıslak, taş serttir. Ateş el yakar…
Bunları biliyoruz.
Ufuk açın biraz.
Böyle ezberler yapmanız, ne kadar ufuk açıyor?..
Lütfen ya kendinize gelin. Lütfen…”
Bilmem bir cümleyi verip arkadan böylesine sert ve kendine göre olumlu
yorum ve açıklama yapana kızabilir miyiz?
Bu uyarı bana televizyonlara çıkan sözde uzmanları ve konuşmalarını anımsattı.
Bu tiplere kızmıyor muyuz?
Herhalde bu yorumu da yapan bu insanlarımızdan, yani içimizden biri…
Haklı olduğu yönler de var…
Nereden bakarsanız bakın, hayatın gerçeğini görüyoruz, herkes ‘algı’
yaratmaya yani kendine göre doğrularını bize dayatmaya çalışıyor….
Siyasiler de öyle değil mi?
Özetle herkesin aklı var, kendine göre doğruyu bulsun ve bilsin, özeti
bu herhalde…
*-
Yorumlar yükleniyor...