GENÇLER SİLAHI NASIL BULUYOR?
*- NEDEN ‘YAŞAR?’ İzmirli bir doktor araştırmacı- Yazar Yaşar Aksoy’un anlatıldığı bir kitabı okuduktan sonra içinden alıntılar yapmış. Örneğin, niçin 'Yaşar' ismini aldığı, adaşım Yaşar Aksoy’la bir benzeşme olduğu için benim de dikkatimi çekti.
Bu, şöyle anlatılıyor;
"1947 yılında, Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın kabrinin bulunduğu
Karşıyaka Ferik Osman Paşa Camii'ne giden Musavat Sokağı'ndaki
evlerinde doğduğunda, kendisinden önce sekiz adet ölümle sonuçlanan
doğum ve düşük acısı yaşandığından, 'Yaşar' ismi verilerek bahtının
öncekilerden farklı olması temenni edilmiş...
Biliyoruz,
Ülkemiz ’de genelde erkek egemenliği var.
Ailelerde de böyle…
Nedense düğünlerden tutun de evliliklere, hatta doğumlara kadar hep
erkeklerin ve erkek ailelerinin sözü geçer,
Tiyatrolara, öykülere kadar hep konu olmuştur.
Ben de 1948 yılında İzmir’in Bornova’sında doğunca, isim konusu gündeme gelmiş,
İzmir kızı annem, yine İzmir’in Bornovalı erkeği Ahmet Sadrettin’in
annesi Ayşe Çavuş’a kafa tutmuş;
‘Benim oğlumun adı Yaşar olacak!’ diye.,,
Nedeni basit!
Aynen Karşıyakalı Yaşar Aksoy’un annesinin başına gelenler gibi…
Bende önceki üç erkek kardeşim, bilmediğim nedenlerle vefat etmiş,
Annem de bu nedenle tutturmuş, belki de inanç gereği ‘Oğlumun adı
Yaşar olacak!’ diye…
Anlaşılan evde bir kıyamet kopmuş…
Belki de annem Makbule Eyice, ‘Pılımı pırtımı toplar, Birinci
Beyler’deki (Konakta saat kulesi tarafından Kemeraltına girilince
sağdaki ilk sokak) annemin- babamın evine dönerim demiştir.
Sonuçta anlaşmışlar:
‘Madem öyle, rahmetli müftü dedesinin adı Hüseyin’i de nüfusa
kaydettirelim' demişler.
Böylece Yaşar Eyice’nin göbek adı da ‘Hüseyin’ olmuş.
Zaten hep soruyorlar,
‘Size hangi adınızla hitap edelim!’ diye…
‘Yaşar’a alıştık…
Sadece ortaokul dönemimde, ‘Hüseyin’ diyenler oldu, bir de
hastanelerde ‘Hüseyin Bey’ diyorlar.
‘Bana mısın?’ derler ya, ben da ‘Bana değildir’ diye çağrılara anında
yanıt vermediğim olabiliyor.
Siz de duymuşsunuzdur;
'Doğan bebeğe isim verme yüzünden büyük üzüntüler ve kırgınlıklar olduğunu.
Nedense hiçbir zaman annenin dileği yerine gelmez,
Düşünülmez bile…
Belki de en son anneye, “Bebeğin adı ne olmalı?” diye soran biri çıkar.
Ama son yıllarda erkeklerin, eşleriyle bu konuda anlaştıklarını ve
büyüklerini, bizleri işin içine sokmadıklarını duyuyor ve biliyoruz.
Doğrusu da bu olmalı, herhalde…
*- NELER OLUYOR?
Genelde ne milletvekillerinden, ne de siyasilerden söz etmemeye çalışırım.
Bizleri ‘reklam aracı’ olarak kullanırlar, aynen iş insanları gibi.
Ama bu kez durum farklı…
CHP İzmir- Konak Meclis Üyesi Alaaddin K’n Özel Türk Koleji
karşısındaki evi gece saatlerinde kurşunlanmış.
Saldırgan 18 yaşında, diyorlar.
Körfez manzaralı dördüncü katta Meclis üyesi değil kiracıları varmış.
Tetikçi, öğrendiği evin kapısına beş el ateş ettikten sonra kaçmış ama
suç aleti ile birlikte yakalanmış.
Öğrenildiğine göre, silahıyla apartman ve çevrede dehşet yaratan,
komşuları Alaaddin K.’nın dairesine sormuş, ‘Burada oturmuyor!’
denmesine rağmen eylemini gerçekleştirmiş.
Meclis üyesi ise;
‘Kendisinden ve diğer 3 arkadaşından para talep edildiğini ve
kendisinin cevap vermemesi üzerine tehdit edildiğini ve sonuçta kiraya
verdiğim evimi kurşunlayarak gözdağı vermek istediler’ diyor.
Aslında konu basit değil.
Bir kişinin de üstleneceği bir olay da değil.
Bu ‘çete’ diyebileceğimiz bir grubun işi olmalı.
Alaaddin beyi gıyaben tanıyorum, ama ne işle meşgul olduğunu sanmıyorum.
İş ilişkileri de olabilir…
Siyasette bitmeyen, olmayacak istek sahiplerinin bir girişimi de…
Düşünürsek çok madde bulabiliriz.
Ama en iyisi konuyu aydınlatması için polise biraz zaman tanımamız lazım.
Zaten tetikçi, söylenene göre ‘ötmeye’ de başlamış…
*- MAAŞI DA YARI YARIYA OLMALI….
Şimdi bir de belediyelerin halini ele alalım:
Adnan Erbesler Buca’da oturuyor.
Bakın ne diyor?
“4 aydır köy yaşamına alıştık!
Bugün 08’de konteyner çöpü temizliğine geldiler.
İnattan mı, nedendir?
Konteynerin içindekilerin, yarısı kamyona, yarısı yollara…
Zaten[Mh1] süpürgeciler gelmiyor.
Pardon geliyor, kurulan pazarların çöpleri temizleniyor…
Nasılsa İZSU faturalarında, paralarını halk ödüyor!
Ödenen paralar nerde?
İlçe belediyelerine, faturalarda ‘babaçko!’ kesinti.
Sonrası mı, halka gerçek, doğru dürüst hizmet yok,,,
Hadi ‘var!’ diyen gelsin de alnını karşlayayım…”
Ben de Adnan Erbesler ile aynı görüşteyim…
Bir kere başkanlar sokakta olmalı…
Son model lüks arabalarından inmeli, koltuklarını da çocuklara versinler…
Şunu da anımsatayım:
Seçilen başkan ile birçok isim şafak operasyonu ile gözaltına alınmış,
birçoğu mahkemece tutuklanmış..
Üç tur sonunda bir meclis üyesi başkan vekili olarak göreve başlamış…
Öncesinde kritik toplantılar yapılmış.
Yani herkes ‘Ben başkan olacağım’ demiş….
*-
Yorumlar yükleniyor...