YILLARCA DİLLERDEN DÜŞMEYECEK BİR BAŞ YAPIT
Köşe Yazısı

YILLARCA DİLLERDEN DÜŞMEYECEK BİR BAŞ YAPIT

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
27 Apr 2025 34 dk okuma 203

*- BÖYLESİ GÖRÜLMEDİ İstanbul yolları, caddeleri İstanbul olalı böyle serbestlik ve rahatlık görmedi. Biraz sallanınca kentten köye ya da yazlıklara veya şehir dışındaki yakınlarına adeta akın başladı. Beş günlük tatil birilerine ekstra kazanç sağlamış da oldu. Bornova ve Alsancak başta olmak üzere İzmir’in birçok semtleri de bu sallantıdan nasibini aldı.

*- EMEĞİN ŞARKILARI

Baharın bir güzelliği de içinde İşçi ve Emek Bayramı’nı barındırmasıdır.

1 Mayıs, kendi mesleğinden, statüsünden bağımsız olarak herkesin hakkaniyetli bir yaşam için, haklarını savunması gereken işçilerin bayramı olarak kutlanır.

Bir ilkbahar çocuğu olan müzik yazarımız Murat Meriç, baharı emeği ön plana çıkaran sarkıllarla karşılıyor.

*- ANCAK FIRSAT BULDUM

Bahar geldi.

Kim bilir kaçıncı kez ve her zaman olduğu gibi yeni umutlarla.

Kendi adıma 50’nin üzerinde karşılayışım diyor Murat Meriç ve devam ediyor:

‘Baharın ilk gününde, 1 Mart’ta doğmuşum.

Çocukluğumdan beri en sevdiğim mevsim.

İçimi kıpır kıpır ettiren, hayata tutunma hissi veren, her seferinde yeniden doğmuş̧ gibi heyecanlandıran günler bunlar...

Mart’ın yeri ayrı.

Nisan, yenilenme zamanı.

Mayıs derseniz, ‘kiraz mevsimi’ olarak da tarif edilir ki Sait Faik, ‘sevişme vakti’ der ve tek şiir kitabına adını veren şiirde onu şu dizelerle selamlar:

‘Anlatsam bu kiraz mevsimini,

Para kazanmak mevsimi değil

Sevişme vakti olduğunu.’

*- HER ŞEYİN ÖTESİNDE

Para kazanmak şart,

Hele ki bu devirde.

Emek, her şeyin ötesinde.

Baharın bir güzelliği, içinde İşçi Bayramı’nı barındırması.

1 Mayıs, yüzyılın başından beri bu topraklarda emeğin, birliğin, dayanışmanın simgesi.

Bu vesileyle bu yazıda işçilerden söz eden, emeği ön plana çıkaran şarkılardan ve marşlardan söz edeceğim.

İşçi sınıfının ortak marşı, ‘Enternasyonal’. Türkiye’de ilk kez 1922 yılında söylenmiş̧.

‘1 Mayıs Marşı’, Sarper Özsan bestesi. 1974 yılında Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) tarafından sahnelenen, Bertolt Brecht tarafından Maksim Gorki’den uyarlanan Ana adlı oyun için yazılmış̧.

Çıkış̧ noktası, tekstteki bir cümle:

‘İşçiler marş söyleyerek girer.’

*- 1 MAYIS EMEKÇİNİN BAYRAMI

Sarper Özsan, buraya bizzat yazdığı bir marşı yerleştirmiş̧.

Marş, kısa sürede tiyatro sahnesinden alanlara sıçramış̧; yıllardır kitlelerin katılımıyla söyleniyor:

‘Günlerin bugün getirdiği baskı, zulüm ve kandır,

Ancak bu böyle gitmez, sömürü devam etmez

Yepyeni bir hayat gelir bizde ve ülkelerde,

1 Mayıs, 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı

Devrimin şanlı yolunda ilerleyen, halkın bayramı…

*- DAĞLARIN DORUKLARINDAN

Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından,

Mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından

Yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir.

Gün gelir, gün gelir zorbalar kalmaz gider,

Devrimin şanlı yolunda bir kağıt gibi erir gider’

Marşı ilk seslendirenlerden biri, Cem Karaca.

1977 yılında ‘1 Mayıs Marşı’nı plak yapan bir başka isim, Timur Selçuk. Sonrasında pek çok sanatçı ve topluluk tarafından seslendirildi ama kulaklarda kalan bu yorumlar.

*- İŞÇİ ŞARKI VE MARŞLARI

Yabancı marşlar, zaman zaman onu tamamlıyor.

‘Hayat denilen kavgaya girdik /

Çelik adımlarla yürüyoruz/ dizeleriyle başlayan, ‘Avusturya İşçi Marşı’, ‘Bandiera Rosa’ olarak bilinen ‘İtalyan İşçi Marşı’, İtalyan partizan türküsü̈ ‘Çav Bella’, Şili dolaylarından gelen ‘Venseremos’ ve ‘El Pueblo Unido Jama?s Sera? Vencido’ bunlara örnek…

Farklı dönemlerde farklı isimlerce Türkçeleştirilen bu marşlar, ilk kez, 1974 yılında Almanya’da yayımlanan ‘İşçi Şarkı ve Marşları’ başlıklı albümde bir araya getirildi.

Avrupa’da ATTF Korosu tarafından yapılan bu albümün müzik yönetmeni, o donem M. Erdemir adını kullanan Tahsin İncirci.

Bu bahiste, 1997 yılında yayımlanan Grup Yorum albümü̈ ‘Marşlarımızı’ anmak elzem.

Sözü uzatmayayım, örneklere geçeyim.

Benimki, küçük bir seçme.

Almanya bahsine, grevlere, maden işçilerinden söz eden şarkılara değinmedim, zira onlar başlı başına birer yazı konusu.

*- ‘İŞÇİ MARŞI’: YENİ TÜRKÜ

Selim Atakan’ın Can Yücel’in şiirinden bestelediği “İşçi Marşı”, 1979 yılında Ankara’da yayınlanan ilk Yeni Türkü albümü ‘Buğdayın Türküsü’nde yer alıyor.

Sadece bu albümle değil, aynı yıllarda yayınlanan ‘Yeni Dünya Korosu’ imzalı, ‘Yeni Bir Dünya İçin’ başlıklı kaset aracılığıyla yayıldı, o dönemde mitinglerde söylendi.

‘Hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel.

Dumanı dağıtacak yıldız poyraz başladı,

Bu fırtına yarınki sütlimanlara bedel,

Bahar yakın demek ki mevsim böyle kışladı’

Şiir, 1977 yılında Taner Öngür tarafından bestelenmiş̧, Cem Karaca’nın ‘Yoksulluk Kader Olamaz’ adlı albümünde kendine yer bulmuştu.

Yıllar sonra ‘Kutup Yıldızı’, aynı şiiri farklı bir besteyle ve ‘Hava Döndü İşçiden Yana’ adıyla yorumladı.

Memleketin ilk ‘yerli’ marşlarından.

*- ‘NEREYE PAYİDAR’; TİMUR SELÇUK

1977 yılında yayınlanan Timur Selçuk albümü̈, işçi şarkıllarından müteşekkil.

Sanatçı, Nuran Atakır’ın piyanosu eşliğinde ‘1 Mayıs Marşı’ndan, ‘Türkiye İşçi Sınıfına Selam’a uzanan bir repertuvarı seslendiriyor.

Bunlar arasında AST tarafından sahnelenen Bilgesu Erenus imzalı ‘Nereye Payidar’ oyunu için yapılmış şarkılar da var.

Oyunla aynı adı taşıyan şarkının sözleri, Çiğdem Talu imzalı:

‘Nereye payidar nereye?

Seninkiler direnişte!

Bir sen yoksun içlerinde,

Çıkmaz bu yol bir yere

Nereye payidar nereye?

Gönlün yoksa ezilmeye,

Sen de katıl direnişe,

İşçilerle el ele...’

*- ‘TAMİRCİ ÇIRAĞI’; CEM KARACA

Roman gibi şarkı.

Hikâyeyi öyle büyük bir gerçeklikle anlatıyor ki sonunda kahramanın hislerine ortak oluyorsunuz.

Filmlerde, romanlarda karşılaştığımız aşk hikâyelerinden biri bu.

Farklı sınıflara mensup iki bireyden biri diğerine vuruluyor ama aralarındaki uçurum buna engel.

Kadın zengin.

Erkek, arabasını getirdiği tamirhanenin çırağı.

Gördüğü anda ‘ayağında uzun etek, dalga dalga saçlarıyla gelen kıza vuruluyor.

*- PAHALI KİTAPTA

Böylesi bir hikâyeyi ‘cildi parlak kâğıt kaplı pahalı bir kitap’ta okumuş̧. Kızın arabasını almaya geleceği gün tulumunu giymiyor, ‘arkası kuşlu ayna’da saçını tarıyor, beklemeye başlıyor.

Kız geliyor, bizim çırak arabanın kapısını açıyor ama hadise hiç ummadığı bir yönde gelişiyor:

‘Kalktı hilal kaşları, sordu ‘kim bu serseri?’

Çekti gitti arabayla egzozuna boğuldum

Gözümde tomurcuk yaşlar ağır ağır doğruldum...’

Tam bu noktada ustası devreye giriyor:

“Ustam geldi, sırtıma vurdu, ‘unut’ dedi ‘romanları’

‘İşçisin sen işçi kal, giy’ dedi ‘tulumları’...”

Cem Karaca’nın anlattığına göre yaşanmış bir hikâye bu.

Yıllar sonra, ‘Kahya Yahya’ adıyla devamını da yaptı ve büyük bir otelde kahyalık yapan, gelip giden kızlara gıptayla bakan bir kahramanın hikâyesini anlattı.

*- ‘ŞİŞLİ MEYDANINDA ÜÇ KIZ’; RUHİ SU DOSTLAR KOROSU

1977 yılında yapılan kutlamalar, tarihe “Kanlı 1 Mayıs” olarak geçti. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) tarafından Taksim Meydanı’nda düzenlenen mitinge 500 bin kişi katıldı.

Alana giriş sürerken farklı noktalardan açılan ateş sonrası çıkan izdihamda resmî rakamlara göre 34 kişi hayatını kaybetti.

Ruhi Su, aynı yıl yayınlanan albümü ‘Sabahın Sahibi Var’da bu katliamdan söz etti:

"Şişli meydanında üç kız

Biri Çiğdem biri Nergis

Vuruldular güpegündüz

Sorarlar bir gün sorarlar

Sabahın bir sahibi var

Sorarlar bir gün sorarlar

Biter bu dertler acılar

Sararlar bir gün sararlar

Bin dokuz yüz yetmiş yedi

Unutulmaz yılın adı

1 Mayıs bayramı idi

Sorarlar bir gün sorarlar..."

*- ‘İŞÇİ KIZ’; ARİF KEMAL

Bir dö[Mh1] nem çok dinlenen Red Türküleri serisinin ikinci albümünde (1987) karşımıza çıkan bu şarkı, fabrikada çalışan bir başka Ayşe’yi anlatıyor. Bu kez mutlu sonla biten bir aşk hikâyesi bu.

Nâzım Hikmet’in ‘tütün işçileri ‘üzerine yazdığı şiirden bestelenmiş.

"Her akşam yorgun işten dönerken

Görürdüm onu yolunda ben

Düşürmüştü gönlüme bir sızı

O üzüm gözlü işçi kızı

Benimle aynı işte çalışan

Genç kızın Ayşe’dir adı

Çok darbe yedik biz patronlardan

Nihayet bir gün grev patladı

Ayşe’yle geçtik grevin başına

Ayşe oldu kavga yoldaşı

Biz işte o gün Ayşe yoldaşla

Grev meydanında nişanlandık"

*- ‘KAPORTACI’; BULUTSUZLUK ÖZLEMİ

Nejat Yavaşoğulları’nın "Tamirci Çırağı"na selam çaktığı şarkı.

1995 yılında yayınlanan ‘Güneşimden Kaç’ başlıklı albümden.

"Yaşı yaklaşık on yedi" olan, "kırık aynada saçını" tarayan "Kaportacı"yı anlatıyor:

"Sabah erken kalkar

Kahvaltısız çıkar

Mavi kartı cebinde

Takılır körüklüye

Dükkân kepengi gacırdar

Simidini yer çay içer

Tulumunu giyer yağlı yağlı

Usta gelir ‘N’aber lan’ der

Çekiç sesleri

Vurur kaportaya..."

*- ‘ÇALIŞAN ÇOCUKLAR’; TANER ÖNGÜR

Taner Öngür, ilk solo albümü Alarm’da (1992), bütün zamanların en büyük dertlerinden biri olan çocuk işçilerin sorunlarına değinmiş.

Şarkının sonunda çocukları çalıştıranlara sesleniyor:

"Arkadaş, bırak çocukları, bırak oynasınlar

Umutlar beslesinler, sevinsinler

Bırak ki geleceğimizi tazelesinler

Baştan ölmüş insanlar

Ne sana ne bana yarar getirir

Bırak çocukları, çocuk gibi büyüsünler..."

*- ‘İNSAN PAZARI’; GRUP YORUM

1989 tarihli Cemo albümünde yer alan “İnsan Pazarı”, Güven Parkı’nda toplanan işçileri anlatan bir diğer şarkı.

Sözleri Hasan Hüseyin’e ait şarkının kahramanları; Ayşe’ler, Fatma’lar, Güllü’ler, Hatçe’ler...

Sözlerinde isyan barındıran şarkılardan:

"Açlığın dini olmaz

Yoksulluğun vatanı

Kör olasın kahpe devran"

*- MELİKE DEMİRAĞ; ‘MAKİNE YİYOR BENİ’

Melike Demirağ, 1979 tarihli Şanar Yurdatapan şarkısı “Makine Yiyor Beni”de on üç yaşında makine başına oturtulan Ayşe’nin hikâyesini anlatıyor.

Ayşe, “üç beş kuruş uğruna” makinenin kölesi olmuş bir işçi.

Bir gün “başını dik tutmayı” öğreniyor ve isyan ediyor:

"İsyan ediyor içim

Niçin Allahım niçin

Daha fazla kâr için

Makine yiyor beni

Gel kardaş gel

Ver elini ver

Ver ki tek kalmayasın

Ver ki ezilmeyesin"

*- ‘BUGÜN 1 MAYIS’; OZAN ÇOBAN - GÜNEŞ DEMİR

2021 yılında tanıştığımız yeni 1 Mayıs şarkısı.

Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı (TÜSTAV) tarafından bulunan Nâzım Hikmet’in kayıp şiiri, DİSK’in girişimiyle Ozan Çoban ve Güneş Demir tarafından bestelendi:

"Bugün Mayıs 1

1 Mayıs’ta İstanbul bizim olmuş gibidir."

Geçmişten bugüne devrimci müzik geleneğinin izlerini taşıyan bir şarkı bu. Bir anlamda, bir saygı duruşu. Besteleyenlerin hayali, bu şarkının Taksim Meydanı’nda binlerce insan tarafından söylenmesi.

Kim bilir, belki gerçekleşir?

*- ‘DURDURAMAYACAKLAR HALKIN COŞKUN AKAN SELİNİ’; CEM KARACA

Cem Karaca, “1 Mayıs Marşı”nı 1977 yılında alanda seslendiren Ruhi Su ve Dostlar Korosu’ndan duymuş, plak yapmaya karar vermiş; arka yüzüne, yine Ana oyunundan sözlerini bizzat Brecht’in yazdığı bir başka marşı iliştirmiş:

“Durduramayacaklar Halkın Coşkun Akan Selini”. Cem Karaca’nın Türkiye’de yayımlanan son 45’lik plağı bu.

Ocak 1978’de Hey dergisinde şöyle tanıtılıyor:

“Sözlerdeki anlam, müzikteki ahenkle yıllarca dillerden düşmeyecek bir yapıt.”

Marş, yıllar sonra, 2013 yılının Haziran ayında Gezi direnişiyle yeniden hatırlandı ve Taksim’de kitlelerce söylendi.

*- ‘SAFİNAZ’; CEM KARACA

Memleketteki ilk rock-opera denemelerinden (1978). Cem Karaca, bu 18 dakikalık şarkıda, grubu Edirdahan eşliğinde, bir apartmanda kapıcılık yapan Kasım ve ailesinin hikâyesini anlatıyor.

Karısı Asiye’yi temizliğe gönderen Kasım’ın tek derdi kızını okutmak; “okusun tek, taş çekerim sırtımda, kul olmasın ellere” diyor.

Orta ikiye geçen Safinaz’ın getirdiği her iyi notta “kasım kasım kasılıyor” ama gün geçtikçe artan fiyatlar, Safinaz’ın okumasına engel oluyor:

"Her şeyin fiyatı artıyordu ancak

Et, süt, bez, tuz ve de yakacak

Ve kitap ve kalem ve defter ve de açacak

Artmayan tek şey aylığıydı Kasım’ın

Artmayan tek şey aylığıydı ancak

Fiyatlar artıyordu Kasım’ın ücreti sabit

Kasım’ın ücreti fiyatlara yetmiyordu

Birkaç ay daha sıktı dişini Kapıcı Kasım

Safinaz artık okula gidemiyordu

Mecburdu Safinaz da çalışmaya

Aile bütçesine katkıda bulunmaya

Okul önlüklerini ağlayarak çıkardı

Daha on dördünde fabrikaya başladı"

*- ‘FABRİKA KIZI’, ALPAY

Bora Ayanoğlu imzalı bu şarkı, isimsiz bir işçinin hikâyesini anlatıyor. Memlekette yayımlanmış ezber bozan plaklardan (1988):

"Gün doğarken her sabah

Bir kız geçer kapımdan

Köşeyi dönüp kaybolur

Başı önde yorgunca

Fabrikada tütün sarar

Sanki kendi içer gibi

Sararken de hayal kurar

Bütün insanlar gibi"

Hayali, mutlu bir yuvada kıt kanaat geçinmek.

Ötesini istemiyor.

Her gün işe gidip geliyor ama bu, onu daha da yalnızlaştırıyor.

Şarkı, bu minvalde ilerliyor.

*- ‘TEZGÂHTAR NEBAHAT’; AHMET KAYA

Ahmet Kaya’nın Başım Belada (1991) albümünde tanıştığımız Nebahat, Sağmalcılar’da oturan yedi çocuklu bir ailenin kızı.

Babası kötürüm;

“içki kumar peşinde boşvermiş” bir abisi ve mahpusta “devlete karşı gelmiş” bir ablası var.

Meşhur olma hayaliyle “keşfedilmek için Beyoğlu’nda” geziyor ve duvarına posterini astığı şarkıcıyla bir hayat kurmak istiyor.

*-  ‘ÇIRAK ARANIYOR’; ZÜLFÜ LİVANELİ

Zülfü Livaneli’nin 1979’da Refik Durbaş’ın bir şiirinden besteleyerek söylediği “Çırak Aranıyor”, içinde merakla karışık bir seslenişi barındırıyor:

"Elim sanata düşer usta

Yürek acıya

Ölüm hep bana mı

Düşer usta?"

Şarkı, 1982’de Maria Faranduri tarafından ‘O Paragiyos’ adıyla Yunanca söylendi.

1984’te Edip Akbayram tarafından yorumlanan ‘Çırak Aranıyor’, Hümeyra’nın ‘Benim Şarkılarım’ albümünde ‘Usta’ adıyla ve Esin Engin tarafından yapılan farklı bir besteyle kendine yer buldu.

*-  ‘GÜVEN PARKI’; ALPAY

Alpay’ın 1976 tarihli albümünde karşımıza çıkan bu 11 dakikalık şarkı, Can Arpaç’ın şiirini Müjdat Akgün’ün bestelemesiyle oluşmuş:

"Bu kente Konya asfaltından gelir işçi kızları

Balgat’tan çıkıp dolmuşa biner, Güven Parkı’nda toplanır

Açıksa kısmetleri, kimi çamaşıra, kimi temizlikçi diye

Bir büyük eve kapılanır her biri, gündelikçi diye..."

Şarkı, çalışmak için kocası ve çocuğuyla ‘acımasız, kalleş, katı’ şehre gelen Fatma Kızın hikâyesini anlatıyor.

Üç yılda nüfusları altıya yükselen ailenin yükünün büyük bölümünü üstlenen Fatma Kız, kocası takatten kesilince onun bayrağını

da devralıyor ancak çocuklu olduğu için pek kabul görmüyor.

Mutsuz sonla biten şarkılardan.

Bir yandan inanılmaz bir belge:

Döneminin bütün gerçekliğini önümüze seren ayrıntılı bir fotoğraf gibi.

*-


[Mh1]**

YAŞAR EYİCE

*- BÖYLESİ GÖRÜLMEDİ

İstanbul yolları, caddeleri İstanbul olalı böyle serbestlik ve rahatlık görmedi.

Biraz sallanınca kentten köye ya da yazlıklara veya şehir dışındaki yakınlarına adeta akın başladı.

Beş günlük tatil birilerine ekstra kazanç sağlamış da oldu.

Bornova ve Alsancak başta olmak üzere İzmir’in birçok semtleri de bu sallantıdan nasibini aldı.

*- EMEĞİN ŞARKILARI

Baharın bir güzelliği de içinde İşçi ve Emek Bayramı’nı barındırmasıdır.

1 Mayıs, kendi mesleğinden, statüsünden bağımsız olarak herkesin hakkaniyetli bir yaşam için, haklarını savunması gereken işçilerin bayramı olarak kutlanır.

Bir ilkbahar çocuğu olan müzik yazarımız Murat Meriç, baharı emeği ön plana çıkaran sarkıllarla karşılıyor.

*- ANCAK FIRSAT BULDUM

Bahar geldi.

Kim bilir kaçıncı kez ve her zaman olduğu gibi yeni umutlarla.

Kendi adıma 50’nin üzerinde karşılayışım diyor Murat Meriç ve devam ediyor:

‘Baharın ilk gününde, 1 Mart’ta doğmuşum.

Çocukluğumdan beri en sevdiğim mevsim.

İçimi kıpır kıpır ettiren, hayata tutunma hissi veren, her seferinde yeniden doğmuş̧ gibi heyecanlandıran günler bunlar...

Mart’ın yeri ayrı.

Nisan, yenilenme zamanı.

Mayıs derseniz, ‘kiraz mevsimi’ olarak da tarif edilir ki Sait Faik, ‘sevişme vakti’ der ve tek şiir kitabına adını veren şiirde onu şu dizelerle selamlar:

‘Anlatsam bu kiraz mevsimini,

Para kazanmak mevsimi değil

Sevişme vakti olduğunu.’

*- HER ŞEYİN ÖTESİNDE

Para kazanmak şart,

Hele ki bu devirde.

Emek, her şeyin ötesinde.

Baharın bir güzelliği, içinde İşçi Bayramı’nı barındırması.

1 Mayıs, yüzyılın başından beri bu topraklarda emeğin, birliğin, dayanışmanın simgesi.

Bu vesileyle bu yazıda işçilerden söz eden, emeği ön plana çıkaran şarkılardan ve marşlardan söz edeceğim.

İşçi sınıfının ortak marşı, ‘Enternasyonal’. Türkiye’de ilk kez 1922 yılında söylenmiş̧.

‘1 Mayıs Marşı’, Sarper Özsan bestesi. 1974 yılında Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) tarafından sahnelenen, Bertolt Brecht tarafından Maksim Gorki’den uyarlanan Ana adlı oyun için yazılmış̧.

Çıkış̧ noktası, tekstteki bir cümle:

‘İşçiler marş söyleyerek girer.’

*- 1 MAYIS EMEKÇİNİN BAYRAMI

Sarper Özsan, buraya bizzat yazdığı bir marşı yerleştirmiş̧.

Marş, kısa sürede tiyatro sahnesinden alanlara sıçramış̧; yıllardır kitlelerin katılımıyla söyleniyor:

‘Günlerin bugün getirdiği baskı, zulüm ve kandır,

Ancak bu böyle gitmez, sömürü devam etmez

Yepyeni bir hayat gelir bizde ve ülkelerde,

1 Mayıs, 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı

Devrimin şanlı yolunda ilerleyen, halkın bayramı…

*- DAĞLARIN DORUKLARINDAN

Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından,

Mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından

Yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir.

Gün gelir, gün gelir zorbalar kalmaz gider,

Devrimin şanlı yolunda bir kağıt gibi erir gider’

Marşı ilk seslendirenlerden biri, Cem Karaca.

1977 yılında ‘1 Mayıs Marşı’nı plak yapan bir başka isim, Timur Selçuk. Sonrasında pek çok sanatçı ve topluluk tarafından seslendirildi ama kulaklarda kalan bu yorumlar.

*- İŞÇİ ŞARKI VE MARŞLARI

Yabancı marşlar, zaman zaman onu tamamlıyor.

‘Hayat denilen kavgaya girdik /

Çelik adımlarla yürüyoruz/ dizeleriyle başlayan, ‘Avusturya İşçi Marşı’, ‘Bandiera Rosa’ olarak bilinen ‘İtalyan İşçi Marşı’, İtalyan partizan türküsü̈ ‘Çav Bella’, Şili dolaylarından gelen ‘Venseremos’ ve ‘El Pueblo Unido Jama?s Sera? Vencido’ bunlara örnek…

Farklı dönemlerde farklı isimlerce Türkçeleştirilen bu marşlar, ilk kez, 1974 yılında Almanya’da yayımlanan ‘İşçi Şarkı ve Marşları’ başlıklı albümde bir araya getirildi.

Avrupa’da ATTF Korosu tarafından yapılan bu albümün müzik yönetmeni, o donem M. Erdemir adını kullanan Tahsin İncirci.

Bu bahiste, 1997 yılında yayımlanan Grup Yorum albümü̈ ‘Marşlarımızı’ anmak elzem.

Sözü uzatmayayım, örneklere geçeyim.

Benimki, küçük bir seçme.

Almanya bahsine, grevlere, maden işçilerinden söz eden şarkılara değinmedim, zira onlar başlı başına birer yazı konusu.

*- ‘İŞÇİ MARŞI’: YENİ TÜRKÜ

Selim Atakan’ın Can Yücel’in şiirinden bestelediği “İşçi Marşı”, 1979 yılında Ankara’da yayınlanan ilk Yeni Türkü albümü ‘Buğdayın Türküsü’nde yer alıyor.

Sadece bu albümle değil, aynı yıllarda yayınlanan ‘Yeni Dünya Korosu’ imzalı, ‘Yeni Bir Dünya İçin’ başlıklı kaset aracılığıyla yayıldı, o dönemde mitinglerde söylendi.

‘Hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel.

Dumanı dağıtacak yıldız poyraz başladı,

Bu fırtına yarınki sütlimanlara bedel,

Bahar yakın demek ki mevsim böyle kışladı’

Şiir, 1977 yılında Taner Öngür tarafından bestelenmiş̧, Cem Karaca’nın ‘Yoksulluk Kader Olamaz’ adlı albümünde kendine yer bulmuştu.

Yıllar sonra ‘Kutup Yıldızı’, aynı şiiri farklı bir besteyle ve ‘Hava Döndü İşçiden Yana’ adıyla yorumladı.

Memleketin ilk ‘yerli’ marşlarından.

*- ‘NEREYE PAYİDAR’; TİMUR SELÇUK

1977 yılında yayınlanan Timur Selçuk albümü̈, işçi şarkıllarından müteşekkil.

Sanatçı, Nuran Atakır’ın piyanosu eşliğinde ‘1 Mayıs Marşı’ndan, ‘Türkiye İşçi Sınıfına Selam’a uzanan bir repertuvarı seslendiriyor.

Bunlar arasında AST tarafından sahnelenen Bilgesu Erenus imzalı ‘Nereye Payidar’ oyunu için yapılmış şarkılar da var.

Oyunla aynı adı taşıyan şarkının sözleri, Çiğdem Talu imzalı:

‘Nereye payidar nereye?

Seninkiler direnişte!

Bir sen yoksun içlerinde,

Çıkmaz bu yol bir yere

Nereye payidar nereye?

Gönlün yoksa ezilmeye,

Sen de katıl direnişe,

İşçilerle el ele...’

*- ‘TAMİRCİ ÇIRAĞI’; CEM KARACA

Roman gibi şarkı.

Hikâyeyi öyle büyük bir gerçeklikle anlatıyor ki sonunda kahramanın hislerine ortak oluyorsunuz.

Filmlerde, romanlarda karşılaştığımız aşk hikâyelerinden biri bu.

Farklı sınıflara mensup iki bireyden biri diğerine vuruluyor ama aralarındaki uçurum buna engel.

Kadın zengin.

Erkek, arabasını getirdiği tamirhanenin çırağı.

Gördüğü anda ‘ayağında uzun etek, dalga dalga saçlarıyla gelen kıza vuruluyor.

*- PAHALI KİTAPTA

Böylesi bir hikâyeyi ‘cildi parlak kâğıt kaplı pahalı bir kitap’ta okumuş̧. Kızın arabasını almaya geleceği gün tulumunu giymiyor, ‘arkası kuşlu ayna’da saçını tarıyor, beklemeye başlıyor.

Kız geliyor, bizim çırak arabanın kapısını açıyor ama hadise hiç ummadığı bir yönde gelişiyor:

‘Kalktı hilal kaşları, sordu ‘kim bu serseri?’

Çekti gitti arabayla egzozuna boğuldum

Gözümde tomurcuk yaşlar ağır ağır doğruldum...’

Tam bu noktada ustası devreye giriyor:

“Ustam geldi, sırtıma vurdu, ‘unut’ dedi ‘romanları’

‘İşçisin sen işçi kal, giy’ dedi ‘tulumları’...”

Cem Karaca’nın anlattığına göre yaşanmış bir hikâye bu.

Yıllar sonra, ‘Kahya Yahya’ adıyla devamını da yaptı ve büyük bir otelde kahyalık yapan, gelip giden kızlara gıptayla bakan bir kahramanın hikâyesini anlattı.

*- ‘ŞİŞLİ MEYDANINDA ÜÇ KIZ’; RUHİ SU DOSTLAR KOROSU

1977 yılında yapılan kutlamalar, tarihe “Kanlı 1 Mayıs” olarak geçti. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) tarafından Taksim Meydanı’nda düzenlenen mitinge 500 bin kişi katıldı.

Alana giriş sürerken farklı noktalardan açılan ateş sonrası çıkan izdihamda resmî rakamlara göre 34 kişi hayatını kaybetti.

Ruhi Su, aynı yıl yayınlanan albümü ‘Sabahın Sahibi Var’da bu katliamdan söz etti:

"Şişli meydanında üç kız

Biri Çiğdem biri Nergis

Vuruldular güpegündüz

Sorarlar bir gün sorarlar

Sabahın bir sahibi var

Sorarlar bir gün sorarlar

Biter bu dertler acılar

Sararlar bir gün sararlar

Bin dokuz yüz yetmiş yedi

Unutulmaz yılın adı

1 Mayıs bayramı idi

Sorarlar bir gün sorarlar..."

*- ‘İŞÇİ KIZ’; ARİF KEMAL

Bir dö[Mh1] nem çok dinlenen Red Türküleri serisinin ikinci albümünde (1987) karşımıza çıkan bu şarkı, fabrikada çalışan bir başka Ayşe’yi anlatıyor. Bu kez mutlu sonla biten bir aşk hikâyesi bu.

Nâzım Hikmet’in ‘tütün işçileri ‘üzerine yazdığı şiirden bestelenmiş.

"Her akşam yorgun işten dönerken

Görürdüm onu yolunda ben

Düşürmüştü gönlüme bir sızı

O üzüm gözlü işçi kızı

Benimle aynı işte çalışan

Genç kızın Ayşe’dir adı

Çok darbe yedik biz patronlardan

Nihayet bir gün grev patladı

Ayşe’yle geçtik grevin başına

Ayşe oldu kavga yoldaşı

Biz işte o gün Ayşe yoldaşla

Grev meydanında nişanlandık"

*- ‘KAPORTACI’; BULUTSUZLUK ÖZLEMİ

Nejat Yavaşoğulları’nın "Tamirci Çırağı"na selam çaktığı şarkı.

1995 yılında yayınlanan ‘Güneşimden Kaç’ başlıklı albümden.

"Yaşı yaklaşık on yedi" olan, "kırık aynada saçını" tarayan "Kaportacı"yı anlatıyor:

"Sabah erken kalkar

Kahvaltısız çıkar

Mavi kartı cebinde

Takılır körüklüye

Dükkân kepengi gacırdar

Simidini yer çay içer

Tulumunu giyer yağlı yağlı

Usta gelir ‘N’aber lan’ der

Çekiç sesleri

Vurur kaportaya..."

*- ‘ÇALIŞAN ÇOCUKLAR’; TANER ÖNGÜR

Taner Öngür, ilk solo albümü Alarm’da (1992), bütün zamanların en büyük dertlerinden biri olan çocuk işçilerin sorunlarına değinmiş.

Şarkının sonunda çocukları çalıştıranlara sesleniyor:

"Arkadaş, bırak çocukları, bırak oynasınlar

Umutlar beslesinler, sevinsinler

Bırak ki geleceğimizi tazelesinler

Baştan ölmüş insanlar

Ne sana ne bana yarar getirir

Bırak çocukları, çocuk gibi büyüsünler..."

*- ‘İNSAN PAZARI’; GRUP YORUM

1989 tarihli Cemo albümünde yer alan “İnsan Pazarı”, Güven Parkı’nda toplanan işçileri anlatan bir diğer şarkı.

Sözleri Hasan Hüseyin’e ait şarkının kahramanları; Ayşe’ler, Fatma’lar, Güllü’ler, Hatçe’ler...

Sözlerinde isyan barındıran şarkılardan:

"Açlığın dini olmaz

Yoksulluğun vatanı

Kör olasın kahpe devran"

*- MELİKE DEMİRAĞ; ‘MAKİNE YİYOR BENİ’

Melike Demirağ, 1979 tarihli Şanar Yurdatapan şarkısı “Makine Yiyor Beni”de on üç yaşında makine başına oturtulan Ayşe’nin hikâyesini anlatıyor.

Ayşe, “üç beş kuruş uğruna” makinenin kölesi olmuş bir işçi.

Bir gün “başını dik tutmayı” öğreniyor ve isyan ediyor:

"İsyan ediyor içim

Niçin Allahım niçin

Daha fazla kâr için

Makine yiyor beni

Gel kardaş gel

Ver elini ver

Ver ki tek kalmayasın

Ver ki ezilmeyesin"

*- ‘BUGÜN 1 MAYIS’; OZAN ÇOBAN - GÜNEŞ DEMİR

2021 yılında tanıştığımız yeni 1 Mayıs şarkısı.

Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı (TÜSTAV) tarafından bulunan Nâzım Hikmet’in kayıp şiiri, DİSK’in girişimiyle Ozan Çoban ve Güneş Demir tarafından bestelendi:

"Bugün Mayıs 1

1 Mayıs’ta İstanbul bizim olmuş gibidir."

Geçmişten bugüne devrimci müzik geleneğinin izlerini taşıyan bir şarkı bu. Bir anlamda, bir saygı duruşu. Besteleyenlerin hayali, bu şarkının Taksim Meydanı’nda binlerce insan tarafından söylenmesi.

Kim bilir, belki gerçekleşir?

*- ‘DURDURAMAYACAKLAR HALKIN COŞKUN AKAN SELİNİ’; CEM KARACA

Cem Karaca, “1 Mayıs Marşı”nı 1977 yılında alanda seslendiren Ruhi Su ve Dostlar Korosu’ndan duymuş, plak yapmaya karar vermiş; arka yüzüne, yine Ana oyunundan sözlerini bizzat Brecht’in yazdığı bir başka marşı iliştirmiş:

“Durduramayacaklar Halkın Coşkun Akan Selini”. Cem Karaca’nın Türkiye’de yayımlanan son 45’lik plağı bu.

Ocak 1978’de Hey dergisinde şöyle tanıtılıyor:

“Sözlerdeki anlam, müzikteki ahenkle yıllarca dillerden düşmeyecek bir yapıt.”

Marş, yıllar sonra, 2013 yılının Haziran ayında Gezi direnişiyle yeniden hatırlandı ve Taksim’de kitlelerce söylendi.

*- ‘SAFİNAZ’; CEM KARACA

Memleketteki ilk rock-opera denemelerinden (1978). Cem Karaca, bu 18 dakikalık şarkıda, grubu Edirdahan eşliğinde, bir apartmanda kapıcılık yapan Kasım ve ailesinin hikâyesini anlatıyor.

Karısı Asiye’yi temizliğe gönderen Kasım’ın tek derdi kızını okutmak; “okusun tek, taş çekerim sırtımda, kul olmasın ellere” diyor.

Orta ikiye geçen Safinaz’ın getirdiği her iyi notta “kasım kasım kasılıyor” ama gün geçtikçe artan fiyatlar, Safinaz’ın okumasına engel oluyor:

"Her şeyin fiyatı artıyordu ancak

Et, süt, bez, tuz ve de yakacak

Ve kitap ve kalem ve defter ve de açacak

Artmayan tek şey aylığıydı Kasım’ın

Artmayan tek şey aylığıydı ancak

Fiyatlar artıyordu Kasım’ın ücreti sabit

Kasım’ın ücreti fiyatlara yetmiyordu

Birkaç ay daha sıktı dişini Kapıcı Kasım

Safinaz artık okula gidemiyordu

Mecburdu Safinaz da çalışmaya

Aile bütçesine katkıda bulunmaya

Okul önlüklerini ağlayarak çıkardı

Daha on dördünde fabrikaya başladı"

*- ‘FABRİKA KIZI’, ALPAY

Bora Ayanoğlu imzalı bu şarkı, isimsiz bir işçinin hikâyesini anlatıyor. Memlekette yayımlanmış ezber bozan plaklardan (1988):

"Gün doğarken her sabah

Bir kız geçer kapımdan

Köşeyi dönüp kaybolur

Başı önde yorgunca

Fabrikada tütün sarar

Sanki kendi içer gibi

Sararken de hayal kurar

Bütün insanlar gibi"

Hayali, mutlu bir yuvada kıt kanaat geçinmek.

Ötesini istemiyor.

Her gün işe gidip geliyor ama bu, onu daha da yalnızlaştırıyor.

Şarkı, bu minvalde ilerliyor.

*- ‘TEZGÂHTAR NEBAHAT’; AHMET KAYA

Ahmet Kaya’nın Başım Belada (1991) albümünde tanıştığımız Nebahat, Sağmalcılar’da oturan yedi çocuklu bir ailenin kızı.

Babası kötürüm;

“içki kumar peşinde boşvermiş” bir abisi ve mahpusta “devlete karşı gelmiş” bir ablası var.

Meşhur olma hayaliyle “keşfedilmek için Beyoğlu’nda” geziyor ve duvarına posterini astığı şarkıcıyla bir hayat kurmak istiyor.

*-  ‘ÇIRAK ARANIYOR’; ZÜLFÜ LİVANELİ

Zülfü Livaneli’nin 1979’da Refik Durbaş’ın bir şiirinden besteleyerek söylediği “Çırak Aranıyor”, içinde merakla karışık bir seslenişi barındırıyor:

"Elim sanata düşer usta

Yürek acıya

Ölüm hep bana mı

Düşer usta?"

Şarkı, 1982’de Maria Faranduri tarafından ‘O Paragiyos’ adıyla Yunanca söylendi.

1984’te Edip Akbayram tarafından yorumlanan ‘Çırak Aranıyor’, Hümeyra’nın ‘Benim Şarkılarım’ albümünde ‘Usta’ adıyla ve Esin Engin tarafından yapılan farklı bir besteyle kendine yer buldu.

*-  ‘GÜVEN PARKI’; ALPAY

Alpay’ın 1976 tarihli albümünde karşımıza çıkan bu 11 dakikalık şarkı, Can Arpaç’ın şiirini Müjdat Akgün’ün bestelemesiyle oluşmuş:

"Bu kente Konya asfaltından gelir işçi kızları

Balgat’tan çıkıp dolmuşa biner, Güven Parkı’nda toplanır

Açıksa kısmetleri, kimi çamaşıra, kimi temizlikçi diye

Bir büyük eve kapılanır her biri, gündelikçi diye..."

Şarkı, çalışmak için kocası ve çocuğuyla ‘acımasız, kalleş, katı’ şehre gelen Fatma Kızın hikâyesini anlatıyor.

Üç yılda nüfusları altıya yükselen ailenin yükünün büyük bölümünü üstlenen Fatma Kız, kocası takatten kesilince onun bayrağını

da devralıyor ancak çocuklu olduğu için pek kabul görmüyor.

Mutsuz sonla biten şarkılardan.

Bir yandan inanılmaz bir belge:

Döneminin bütün gerçekliğini önümüze seren ayrıntılı bir fotoğraf gibi.

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 367

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 220

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 374

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...