YENİ VE ESKİ BELEDİYE BAŞKANLARININ KAYIKÇI KAVGASI
*- DİYEBİLİR MİYİZ? Şimdi hangisinden söz edeyim? Şimdiki başkandan mı, öncekinden mi? Ama Almancı 80 yaşını aşmış İzmirli bir vatandaşın ‘Sokak Röportajından’ biraz söz edeyim. ‘Ak saçlı Dede’, söyleşide 27 tane başbakan gördüğünü, birçok belediye başkanını tanıdığını, hemen hepsinin bir şekilde, kendisinden öncekini kötülediğini, güzel cümlelerle anlatıyor. Konular arasındaki bağlantı da şahnene… Sanki bir müzisyen! Almanya’dan, Avrupa’dan örnekler verirken, mutlaka herkesin kesinlik
*- NE YAPALIM?
Belirtmiştim, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tıp Doktoru Cemil Tugay, basın mensupları ile bir araya gelerek kent gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Belediyedeki toplu iş sözleşmesi sürecine ilişkin açıklama yapan Başkan Tugay, bu konunun şehri ve insanları üzecek bir sonuç doğurmadan çözüleceğini belirtti.
‘Enflasyon düşmedi, faizler düşmedi, dövizler artıyor.
Girdi maliyetli artıyor.
Her şey yükselmeye devam ediyor.
Buna karşılık üretim ve ihracat artışı olmadığı için ülke ekonomisi düzelmiyor.
Ülkemizi yönetenler bir türlü toparlayamadılar.
Bu durum belediyelere de yansıyor.
Belediyeler hizmette yarışmak zorundalar.
'Ben hizmet yapmıyorum' diyemezler.
O nedenle şartlar zorlaşıyor.
Ben belediye 'keyfi harcama yapıyor' suçlamasına katılmıyorum. Personel giderleri tüm belediyelerde birinci sıradadır.
İkinci olarak SGK ödemeleri vardır.
Şimdi yeni bir madde var.
O da faizler.
Bir sonraki ay o faizin de faizini hesaplıyorlar.
Bu kadar yüksek faiz ve enflasyon olmasa personel giderleri ve SGK maliyetleri de yükselmeyecek.
En büyük sorun burada” şeklinde konuşan Dr. Cemil Tugay konuşmasını şöyle sürdürdü:
*- VAY CANINA!
“Her bir arkadaşımızın hakkına, hukukuna en yüksek saygıyı hissediyorum’ diyen, toplu iş sözleşmesi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Tugay, ‘ İZELMAN ve İZENERJİ’de görüşmelerimiz devam ediyor.
Aslında 1 Ocak’tan itibaren geçerli olacak bir rakam üzerinden konuşuyoruz.
Hak edilmiş bir rakam üzerinden anlaşmaya çalışıyoruz.
Bugünlerde hem İzmir’de hem Türkiye’de anlaşılmış olan rakamları ödemeye hazırız.
Aşağı yukarı benzer tekliflerde bulundu arkadaşlarımız. Çalışan her bir arkadaşımızın hakkına, hukukuna en yüksek saygıyı hissediyorum” ifadelerini kullandı.
Bana göre de buraya kadar açıklamalar normal.
Ama ya sonrası?
Anlatıma ve gelişmelere tamamen karşıyım, bir İzmirli olarak…
Bakalım siz ne diyeceksiniz?
Ben biraz sonra yorumumu da yapacağım, her zamanki düşüncelerimle…
Daha sonra sıra, önceki İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e gelecek.
Konu aynen, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu, daha doğrusu taraftarlarının çekişmesi ve kapışmasına benziyor.
*- HİZMETE PARA KALMIYOR
Toplu iş sözleşmesi sürecinde tıkanan konuları açıklayan ve Büyükşehir'in başka bir şirketinde 26 Mart 2024 günü yapılan toplu iş sözleşmesine değinen Başkan Tugay, bu sözleşmeye göre ücretlerde yüzde 60, 6 ayda bir de enflasyon artı üç puan şeklinde de bir artış yapıldığının altını çizdi.
Bu artışla birlikte maaşların bugün 90 ve 100 bin TL civarında olduğunu aktaran Başkan Tugay, şunları söyledi:
“Toplu iş görüşmeleri için sendikaların genel merkezine giderek yönetimlerine konuyu doğrudan aktardık.
Şu an görüşmelerde arkadaşlarımız da seçimden önce yapılan bu anlaşmayı örnek göstererek ücret talep ediyorlar.
Belediyemizin bütçesinin bunu karşılamasının mümkün olmadığını söylüyoruz.
22 bin işçiyi kapsayan toplu iş sözleşmesinde bütün paramızı versek yine yetmiyor.
*- OMUZ OMUZALARMIŞ,,, BANA NE?
Hepimiz arkadaşlarımızla beraber İzmir halkına en iyi hizmeti yapmak için omuz omuza çalışan iş arkadaşlarıyız.
ne kadar tedbir alırsak alalım, şu anda o rakamları ödeyecek bir gücümüz yok.
Böyle bir bütçe yok.
Türkiye’de de bu rakamları veren kurum yok.
Biz şu an yüzde 26 oranında bir artışı ilk 6 ay için önermiş olduk.
İkinci 6 ay enflasyon farkıyla bir artış olacak.
Teklif ettiğimiz en düşük ücret, 60 bin ila 77 bin arasında bir rakam olmuş olacak.
Buna karş&ılık sendikanın bize ilettiği tek teklif de yüzde 110 civarında bir artış talebi….”
Dr. Cemil Tugay herkesi doğrunun yanında yer almasını istediği konuşmasında, işçinin yanında güzel sözler de etti.
‘İzmirlilerin benimle ilgili yanlış algı çalışmalarına yönlendirilmeye çalıştığını üzülerek görüyorum. Ben bir öğretmen çocuğuyum. Ben bu ülkenin ve şehrin orta ve alt kesiminden geliyorum. Dar gelirli insanların neler çektiğini çok iyi bilirim.’ Diyerek, ‘Yüksek enflasyon ve faizler, ani karar verilmiş yüksek kesintiler ve bizim dönemimizden önce alınan kararlar nedeniyle bugün buradayız.
Ben hizmetin devamı için almam gereken bütün kararları, görevleri alacağım. İzmir görmesi gereken hizmeti görecek” ifadelerini kullandı.
*- İZMİR GERÇEĞİ
Ben sendika ve işçilerin istedikleri parayı görünce, yanımdakine ‘Acaba bana torpil yapacak birini bulabilir miyim?
Kapıcı görevine razıyım.
Bütün gün bir kapının önünde oturur aybaşını beklerim.
Ama torpili bulamam çünkü ben dedenin dedesinden İzmirliyim, yani torpil yapacakların hiç birisi ne İzmirli, ne de İzmir’i bilir’ dedim.
Zaten İzmirli belediyelerde kimlerin çalıştığını, kimlerin sözlerinin geçtiğini, kimlerin işçi ağası olduğunu gayet iyi biliyor.
Çok iyi anımsıyorum, seçimlerden önce, AKP’nin bir zamanlar ikinci adamı olan İzmir Milletvekili Erzincanlı Binali Yıldırım, ‘Bizi kızdırmasınlar, İzmir’de bir plesibit yaparız, İzmirlilerin sayısının yüzde onu bile bulmadığını ispatlarız’ mealinde laflar etmişti.
Yönetimlerde bırakın yüzde onu, yüzde bir var mı?
Bunda şüpheliyim…
*- HERKES KAPI DIŞARIYA
Yıllardır yazarım, ‘Sakın beni belediye başkanı adayı’ ya da ‘Sözü geçen bir yetkili yapmayın!’ Aksi halde ilk işim, yasalara uydurarak, tüm belediye personelini en yukarıdan başlayıp, en alttaki kişiye kadar eline sepeti verip evine gönderirim, demiştim.
Belediye Başkanları hep ‘çalışanların haklarını’ gündeme getiriyor.
Nedense hiç ama hiçbiri ‘Önce memleket ve vatandaş’ demiyor.
Başkandan meclis üyelerine, muhtarlara kadar seçilenler de, çalışanlar da halkın hizmetinde olduklarını bilmeliler.
Ama onlar da, ‘Sen benim hizmetimdesin!’ diyene dövmekten beter yapıyor, burnundan getiriyor.
Hepimiz biliyoruz, bir kişinin işini on kişi yapıyor.
Ben, bizler, vatandaşlar mecbur muyuz, işe yaramaz insanları, ya da tembellerin yüksek maaşlarla beslenmelerini sağlamaya?
*- KURUNUN YANINDA YAŞ DA…
Bu arada görüşümü ve isteğimi tekrarlayayım:
‘Sosyal destekler’ adı altında kimler büyük destekler alıyor?
Gerçek ihtiyaç sahipleri mi, yoksa birilerinin yakınları mı?
Ya da şişirilmiş listeler mi var?
Bu listeler, sıradan kişiler ve muhalifler tarafından belli zamanlarda kontrol edilmelidir, yeminli bir şekilde.
Bu kontrol edenlerin isimleri ve konumları da mutlaka halka duyurulmalıdır.
İleride bir sıkıntı olmaması için bu önemli konuya mutlaka eğinilmelidir.
Ama kimse istemez, çünkü ucu kendine dokunabilir…
Bu konularda çok şey yazar, anlatırım…
Konuştukça konuşurum…
Ama şimdilik bu kadar.
Sözü önceki İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e vereyim:
*- TUNÇ SOYER ÖFKELİ
Önceki İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de, kendisinden sonra gelen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a bakın nasıl cevap verdi?
Özetle,
“… bir polemik olarak algılanmasını istemem ama bu kadar ağır bir suçlamanın cevabını vermek mecburiyetindeyim.
Sayın Cemil Tugay bugün bir basın açıklaması yapıp yine beni suçlamış. Kendisini defalarca uyarmama rağmen benimle uğraşmaktan, beni ‘düşman göstermeye çalışmaktan’ vazgeçmediği için, beni “sorumsuz” ilan etmiş.
Söz ettiği TİS, İBB adına Sodemsen tarafından imzalandı.
Kendisi, TİS görüşmelerini 200’ü aşkın CHP’li belediyenin üyesi olduğu Sodemsen’in yürüttüğünü biliyor.
Daha yeni İzmir Büyükşehir Belediyesi bütçesi Belediye Meclisi’nde görüşüldü.
Belediye personel giderlerinin, toplam giderlerin %30’unu aşmaması kuralına uyulduğu görüldü.
Yani imzalanan TİS’ ile bütçe dengesini aşmayacak rakamlara uygun davranılmış.
Kendisinin daha önce de ifade ettiği gibi zaten İBB’nin mali yapısında herhangi bir bozukluk tespit edilmemiş.
Hem belediye işçisini, hayat pahalılığına ve enflasyona ezdirmemek için azami gayret gösterilmiş, hem de mevzuat sınırları dışına çıkılmamış.
O nedenle, çok zam verildiği iddiası sübjektif bir iddiadır.
Verileri ortaya koyamadan, memleketin ekonomik koşullarını değerlendirmeden, burada bir sorumsuzluktan bahsedemezsiniz.
*- SORUMSUZLUKLAR
Tunç Soyer, koltuğunu bıraktığı Dr. Cemil Tugay’a sesleniyor:
‘…Ama ben size asıl sorumsuzluğun nerelerde olduğundan bahsedeyim;
CHP’li bir belediye başkanından devraldığınız belediyenin personelinin sürekli yerlerini değiştirerek, onları işten çıkartarak cezalandırmak; sorumsuzluktur.
Sorumsuzluğu bana reva görüp iktidarın ekonomi politikalarına laf söylememek; sorumsuzluktur.
Sizden önce yapılan hizmetlerin adını değiştirip, kendiniz yapmışsınız gibi (Halkın Bakkalı- Halkın Kasabı ve İZMAR gibi) İzmirliye sunmak; sorumsuzluktur.
Sizden önce yapılan parkları bakımsız bırakmak, bisiklet yollarını kapatmak, Sünger kent gibi Türkiye’ye örnek projeleri durdurmak; sorumsuzluktur. “
*- ‘BRAVO’ BUNLARA!
Defalarca söyledim, bir kez daha söylüyorum. Sayın Cemil Tugay, beni sansürlemek, konuşmamı engellemek, şikayet etmek, ihbar etmek, size de CHP’ye de, İzmir’e de hiç bir şey kazandırmayacak.
Unutmayın, oturduğunuz makamı, rakip bir siyasi partinin temsilcisinden devralmadınız.
Aynı partide çalıştığınız bir belediye başkanından devraldınız.
Yeter artık, benimle uğraşmaktan vazgeçin, bakın 14 ay geçti bile..
Siz İzmir’e bakın, İzmir’e hizmet etmeye gayret edin.
Görev sürenizin sonunda benimle ne kadar uğraştığınız değil bu şehir için ne hizmet ürettiğiniz sorusu sizi utandırmasın..!
Keşke, CHP’nin adalet ve özgürlükler için düzenlediği tarihi miting öncesinde bir polemik algısına yol açacak böyle bir saldırıyı yapmasaydınız.
Gelin, bunları bir tarafa bırakıp, kendi rekorlarımızı kırmak ve yeniden Türkiye’ye umut olmak için hep beraber 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'nda Gündoğdu’yu dolduralım.”
İnanın bu bilgileri bana gönderen ama yorum yapmayan AKP’li bir kadın arkadaşım.
Aslında ‘sosyal demokrat’ görüşlü, yani halktan yana olduğunu biliyorum.
Bir noktada benim şahsımda, köşemde bazı yurttaşlara mesaj veriyor, yazımın başında belirttiğim, 80 yaşın üzerindeki kır saçlı Almancı vatandaşımız gibi söylemeye getiriyor:
‘Çalışan doğru dürüst, güvenli ve tanıdığınız kişileri göreve getiriniz, seçiniz…’
Bir süre önce yine yazmıştım;
İstanbul Beşiktaş’ta bir elektrikçi ile sohbet ederken, bana, ‘Sen hangi partiye oy veriyorsun?’ diyerek lafı açmış ve ‘Hep aynı partiye mi verdin bu güne kadar oyunu?’ diyerek devam etmişti.
Konu uzun…
Özetle, bildik- tanıdıktan çok, çalışacaktan güvenli isimlerden yana oy vermeliyiz?
Kim önceki başkanı ya da yönetimi kötülüyorsa, ‘Hadi canım sende?’ diyerek, ‘Sen neden seçildin, aday oldun, işine bak!’ diyebilmeliyiz…
*-
Yorumlar yükleniyor...