Yalnızlık, bütünlük ve iç huzurudur
*- GERÇEK MİLLİYETÇİ Ulusalcı Gazeteci arkadaşım Ercan Aydın Dolapçı yazmış: “Agâh Oktay Güner 88 yaşında vefat etti. MHP, ANAVATAN Partisi, Doğru Yol Partisi ve Demokrat Parti'de uzun yıllar siyaset yaptı. Milletvekili, eski Ticaret Bakanı, Kültür ve Turizm Bakanı idi. Kültürlü ve bilge bir insandı. Saygın kişiliğiyle siyasette ağırlığı vardı. Samimi milliyetçi- vatansever insandı. Gür ve tok sesiyle insanları etkilerdi... Hep MHP'li olarak bilinir. MHP'nin fikir üreten grubundandı.
*- YALNIZLIK YOKLUK DEĞİL
Dokuz Eylül’de İzmir’in 103’ncü kurtuluş yılı ile birlikte yaş gününü kutlamak için aradığım Meslektaşım Sevgili Şadıman Şenbalkan sayesinde öğrendim, 1945 doğumlu, ünlü oyuncu Helen Mirren bir röportajında şöyle ifade etmiş:
"Yaşlanmanın en büyük nimetlerinden biri yalnızlığın güzelliğini kucaklamayı öğrenmektir.
Bir zamanlar garip bir sessizlik gibi hissettiren şey şimdi nadir bir lüks gibi geliyor.
Evim sakin ve mutfakta endişelenmeden dans edebilirim ya da hiçbir şey yapmamaktan zevk alabilirim.
Favorim kendim -bir fincan kahve, iyi bir film ve özgürlüğüm ile.
Yalnızlık yokluk değil; bütünlük ve iç huzurudur."
*- DEĞER Mİ?
Şimdi de, milli futbolcumuz Ayhan Elmastaşoğlu’nun, içten gelen yazısını okuyalım,
Benim için ‘Büyük Altaylı’ sevgili Ayhan Elmastaş’ın sarı- kırmızı sevgilerini de yolladığı yazısı şöyle:
“Yaşadıklarımızla değil; yaşattıklarımızla gurur duyar, sayılır, sevilir, ANILIRSINIZ...
Her uzvunuzla bu değerleri sevdiklerinize sunamaz hissettiremezsiniz. Maalesef bu dersten sınıfta KALIRSINIZ...
Kibir, büyüklük, kendini beğenmişlik insanlara sahte bir rahatlık, huzur bahşeder. Rehavete KAPILIRSINIZ...
Bu insanları hakikatlerden uzaklaştırır, şahsiyetlerinden ödün verdirir adeta hülyalara DALARSINIZ...
Rüyalardan, hülyalardan uyanamazsanız, yaşattıklarınızla değil; yaşadıklarınızla başbaşa KALIRSINIZ...
DEĞER Mİ?
Saygı ve sevgilerimle Ayhan Elmastaşoğlu…”
*- GALATASARAY DÖNEMİ İLE…
Futbol camiasının unutmazlara adını taşıdıkları Ayhan Elmastaşoğlu, Türk futbolunda efsanevi bir figürdür; özellikle 1960'lar ve 1970'lerin başındaki Galatasaray dönemleri ile hatırlanır.
‘Yavru Ayhan’ lakabıyla tanınan Elmastaşoğlu, sahadaki zekası, zarif stili ve orta sahadan saldırıları organize etme yeteneği ile biliniyordu.
Futbol kariyerini ve kendisini soru cevap şeklinde tanıtayım:
Doğum: 23 Ağustos 1941, İzmirx Sahadaki Pozisyonu:Orta saha / Forvet, Oynadığı Kulüpler: Altay (1959–1960) - Galatasaray (1960–1972)- 222 lig maçında 70 gol - Sakaryaspor (1973–1974).
Milli futbol takımımızda 20 kez forma giydi, 4 gol attı.
Galatasaray ile Başarıları: 5 Türkiye Ligi şampiyonluğu- 4 Türkiye Kupası- 2 Cumhurbaşkanlığı Kupası- 1967 RCD Kupası…
Milli takım ile sadece teknik becerileriyle değil, aynı zamanda sporculuğu ve liderliği ile de takdir edildi.
Kardeşleri Ayfer, Nail ve Enver Elmastaşoğlu da profesyonel futbolcular olduğundan, Elmastaşoğlu ismi Türk spor tarihinin dikkat çekici bir ismi haline geldi.
Yalnız ‘Yavru Ayhan’ değil, Ayfer’den, Nail’den, Enver’den çok ama çok şeyler, kitaplar dolusu hatıralar yazılabilir.
Bence bu değerlerin isimleri aynen Metin Oktay’ımız gibi stadlara, yollara, caddelere, parklara verilmelidir.
Değerlerimizi mutlaka taçlandırmalıyız.
Yaşamları ve başarıları değerlendirilmelidir, ‘Elmastaşoğlu’ kardeşler gibi…
Şunu da ilave edeyim:
Altay ve Galatasaraylı – Sakaryasporlu Ayhan Elmastaşoğlu’nun bilgilerini İngilizlerden aldım…
Bir gün de Bornova Küçükpark’tan yetişen Galatasaray ve Milli takımın ünlü futbolcusu Bahri Altıntabak’tan söz edeceğim, Nevzat Karagülle, Nuri Özezer, Zafer Aydın’dan alacağım bilgilerle…
*- OLUR MU?, ‘OLUR!’ İŞTE…
Sevgili yeğenim Mehmet Behzat Canbazoğlu anımsatmış, ancak fark ettim.
Sevgili Behzat, gelişmelerin yavaş işlediğini gördüğü televizyon haberinden sonra görüşünü yansıtmış;
”Bence tüm otellerin yangına karşı yeterlilik belgesi var mı bakmalı,yoksa ileride böyle vahim bir olayda kurumlar birbirini suçlayacak!”
Sevgili yeğenim bana Faruk isminde elektrikçi bir dostumun anlattığını yazayım:
‘Bir büyük otel inşaatında çalışıyordum.
Bazı eksiklikler vardı,
Ruhsat sırasında bunlar ortaya çıktı.
İstenenleri yapmak için günün şartlarına göre 100 bin lira lazımdı.
Göstermelik, örneğin 20 metre olması gereken bir boru için iki metre, ne bileyim bir yangın merdiveni için küçük bir bölüm yapıldı, fotoğrafları çekildi yetkiliye, yani imza atacak kişiye verildi. Böylece her şey dahil 20 bin liraya sorun çözüldü…’
Sevgili okuyucularım ve sevgili yeğenim Mehmet Behzat Canbazoğlu, ben burada gerçeği hikaye şeklinde anlatmaya çalıştım.
Bazılarınız ‘Olur mu?’ diyecektir, olmuş işte…
Tabii ki sıkı denetimlere yalnız oteller değil, okullardan tutun da hastanelere kadar tüm resmi ve özel kurumlar da, elden geçirilmeleri imzalar kontrol edilmelidir..
Baksanıza sahte diplomalılar da var içimizde…
*- BÜYÜK FIRSATI KAÇIRDI
Bodrum’dan ‘Sokak Haber’lerini ve etkinlikleri yıllardar sevgili meslektaşım Mustafa Ali Çotura ile Fatih Bozoğlu’ndan almaya çalışırım.
Ayfer Can dostumun, Bodrum Gümüşlük’ten bir ortak dostumuzu Çeşme’de misafir edeceğini duyunca, ‘Bu önemli fırsatı kaçırmış!’ diye düşündüm.
Fatih Bozoğlu, ‘Gümüşlük Festivali’ne Gülsin Onay’la Veda!’ haberini yapmıştı.
22. Gümüşlük Müzik Festivali, 9 Eylül Salı akşamı Piyanist Gülsin Onay’ın, Antik Taş Ocağı’nda vereceği kapanış konseri ile son buluyordu.
22. kez düzenlenen EFFE Label 2024-2025 etiketli ‘Avrupa’nın en seçkin festivalleri’ onuruna layık görülen Gümüşlük Müzik Festivali, iki aya yayılan konser ve diğer etkinlikleriyle bu yıl da kapılarını bir sonraki yıla kadar kapıyordu.
Türk klasik müzik takipçilerinin yakından tanıdığı, sevilen piyanist Gülsin Onay, festivalin kapanış konserinde yine sevenleriyle bir araya geliyordu. Antik Taş Ocağı’nda gerçekleşecek kapanış konserinde devlet sanatçımız, Frederic Chopin’in eserlerinden derlediği bir seçkiyi sunmak için günlerce hazırlık yapmıştı.
Festivalin ‘sanat danışmanlığı’ görevini 22 yıldır sürdüren Gülsin Onay, 25 asırlık tarihi mekanda izleyiciye Frédéric Chopin’den “Hérold ve Halévy’nin ‘Ludovic’ teması üzerine parlak çeşitlemeler, si bemol majör op.12”; “Ballad no.3 la bemol majör op.47”; “Nokturn fa diyez minör, op.48 no.2” ve “Sonat si minör, op.58” adlı eserleri seslendirdi.
Son eser şu bölümlerden oluşuyor olacak: “Allegro maestoso”, “Scherzo: molto vivace Largo” ve “Finale: presto non tanto”.
*- DÜNYANIN AYAKTA ALKIŞLADIĞI PİYANİST
Sevgili okuyucularım ve değerli Aynur Can;
Gülsin Onay’ın uluslararası kariyeri Venezuela’dan Japonya’ya kadar tüm kıtalarda 80 ülkeyi kapsıyor.
Concertgebouw, Berlin Filarmoni Salonu, Viyana Konzerthaus, Wigmore Hall, Ulusal Sanat Galerisi ve Miller Tiyatrosu gibi önemli müzik merkezlerinde konserler verdi.
Dresden Staatskapelle, Philharmonia Orkestrası, İngiliz Oda Orkestrası, Kraliyet Filarmoni, Japonya Filarmoni, St. Petersburg Filarmoni, Tokyo Senfoni, Varşova Filarmoni ve Viyana Senfoni gibi önde gelen orkestralarla solist olarak sahne aldı.
Birlikte sahne aldığı şefler arasında Vladimir Ashkenazy, Erich Bergel, Jorg Faerber, Vladimir Fedoseyev, Neeme Jarvi, Esa-Pekka Salonen, Jose Serebrier ve Stanislaw Wislocki bulunuyor.
Cambridge’de yaşayan Türk Devlet Sanatçısı ve UNICEF İyi Niyet Elçisi, Chopin, Saygun ve Rachmaninov’un eşsiz ve duygusal yorumlarıyla büyük ilgi görüyor.
*- POLONYA’DAN DEVLET MADALYASI
Onay, 2007 yılında Polonya halkı tarafından Devlet Madalyası ile onurlandırıldı.
Ayrıca, dünya çapında A. Adnan Saygun’un eserlerinin konserlerinde ve kayıtlarında önemli bir yer tuttuğu ve 2. Piyano Konçertosu’nu kendisine ithaf ettiği en iyi yorumcu olarak kabul ediliyor.
Onay, bestecinin eserlerini sayısız ülkede önemli orkestralarla seslendirdi.
Gülsin Onay’ın 20’den fazla albüm kaydı, yalnızca yorumlama gücünü değil, aynı zamanda zengin repertuvarını da yansıtıyor.
2004 yılından bu yana Gümüşlük Klasik Müzik Festivali’nin Sanat Danışmanlığını yapıyor.
Şimdi ne kadar önemli bir konseri kaçırdığını anlatabildim mi, sevgili Aynur’la ortak dostumuz İstanbullu Ayfer’in…
*-
Bugünkü yazımı da, Ayşegül Toker Odabaşı’nın söyleşisinden paylaşayım.
Bakalım kaçımız, Ayşegül’ün aşağıda yazacağım, paylaşımından aldıklarının hangisini ya da kaçını yapacak, uygulayabilecek mi?
1. Her gün gülümseyerek 30 dakika yürü,.
2. Her gün en az 10 dakika kendi başına kal.
3. Her sabah kalkarken, o gün yapacaklarını düşün.
4. Her gün yüksek nitelikli müzik dinle.
Müzik ruhun gıdasıdır.
5. Yaşamında şu üç şey hep olsun: Enerji, heyecan ve empati...
6. Dostlarınla birlikte oyun oyna.
7. Geçen yıldan daha çok kitap oku.
8. Günde en az bir defa başını kaldır, göğe bak...
Evrenin haşmetini duyumsa...
9. Uyanıkken hayaller kur.
10. Daha çok ağaçlardan ve bitkilerden beslen. Daha az yapay besin al.
11. Orman meyveleri, çilek, ceviz, fındık ye. Yeşil çay ve çok su iç.
12. Her gün en azından üç kişiyi güldürmeye çalış.
13. Değerli vaktini dedikodular, olumsuz düşüncelerle, gelmiş geçmiş ve senin kontrolün dışındaki şeyler için harcama. Enerjini olumlu "şimdi" için kullan.
14. Hayat bir okuldur ve biz öğrenmek için buradayız. Problemler gelip geçen derslerdir. Onlardan öğrendiklerimiz hayatın geri kalan kısmında işe yarar.
15. Kahvaltını bir kral gibi, öğle yemeğini bir prens gibi, akşam yemeğini bir dilenci gibi ye.
16. Daha sık kahkahalarla gül, daima gülümse.
17. Dostlarını kucaklama fırsatını hiç kaçırma.
18. Yaşam bir şeylerden nefret etmekle geçirilmeyecek kadar kısadır.
19. Kendini o kadar ciddiye alma...
Başkalarını da...
20. Her tartışmayı kazanmak gerekmiyor. Karşındakinin aynı fikirde olmadığını bilmek ve bundan ders çıkartabilmek de bir kazançtır.
21. Geçmişinle barışık ol, ki "şimdi"ni mahvetme.
22. Hayatını başkalarınki ile kıyaslama. Onların hayatlarında hangi yollardan geçtiklerini bilemezsin.
23. Mutluluğundan sadece sen sorumlusun.
24. Başımıza gelenler üzerinde pek değil, yaptıklarımız üzerinde daha çok kontrolümüz vardır.
25. Her gün doğaya ilişkin yeni bir şey öğren.
26. Başkalarının hakkımızda düşündükleri tamamen bizim kontrolümüz altında değildir.
27. Vücudumuzun ve onun mucizevi harikalarının kıymetini bil...
28. Unutma. Durum ister iyi, ister kötü olsun mutlaka değişecektir.
29. İşimiz bizim iyi ve kötü günümüzü, üzüntü ve sıkıntılarımızı umursamaz. Ama dostlarımız umursar. Onlarla iletişimi asla ihmal etme.
30. Yararsız, eğlencesiz ve güzel olmayan şeylerden uzak dur.
31. Aranmakla zaman yitirme. İhtiyacımız olan şeyler genelde yakınımızdadır.
32. En güzele, en iyiye henüz ulaşılamadı.
O, gelecek.
33. Oturmasını, kalkmasını, giyinmesini bilmek ve diğerlerine yardım etmek de çok önemli şeylerdir.
34. Evinde, arabanda ve ofisinde dağınıklıktan uzak dur, düzenli ol. Hayatına daima yeni bir enerji girsin.
35. Aileni hep ara. Onları düşündüğünü belirt.
36. Her gün yatarken "Bugün yapabildiklerime şükür ediyorum" diyerek uyu.
37. Unutma. Strese girmeye hiç gerek yok. Yeterince dertlenecek o kadar çok şey var ki...
38. Eğlenceli yolculuklar yap... Başarılı olmak için fırsatları değerlendirmesini bil...
39. Asla had bildirme. Asla utandırma.
40. Bir olumsuz söz, söyletmese bile bin tanesini çağrıştırır.
Olumlu düşün, olumlu konuş.
Özün, sözün ve eylemin bir olsun.
Yorumlar yükleniyor...