TÜRK TELEKOM ABONELERİNİ KANDIRIYOR
*- BÜYÜK KAZANÇ Bizim mahalleye Türk Telekom fiber kablo çekti. PTT’ye gittim, ‘Ben istemiyorum, yine para alacaksınız!’ dedim, “yok canım!” dediler kibarca… Bu arada öğrendim, ‘engelliler’ için verilen dilekçeler Türk Telefon Genel Müdürlüğü’nde bekliyormuş… Yani ne kadar geç işleme koyarlarsa o kadar karlılar, çünkü yasal belirli indirimi yapmamışlardır.
Vallahi bravo bu kadar ince düşünen genel müdürlük görevlilerine…
İmzayı atacak ya Genel Müdürdür ya de yetkili genel müdür yardımcılarından biri…
İmza atmamakla ‘Hak yeniyor mu, yenilmiyor mu?’ belki bir gün bu
konuyu, yasa maddeleri ve açıklanan bilgilere dayanarak paylaşırız.
Engelli yurttaşlar telefon hizmetinden yüzde 25 indirim hakkını kazanıyor.
Hak sahiplerine, günler aylar sonrasında ‘Neden?’ diye başvuran
bazılarına, “Başvuru belgelerinizin kontrolu sonrasında indiriniz
tanımlanarak size bilgi verilecektir?” deniliyor.
Güler misiniz, ağlar mısınız?
İlk başvuru çöpe atılıyor, ikincisinde ise devletin verdiği koskocaman
heyet doktorlarının tek tek imzalarının olduğu koskocaman rapor
inceleniyormuş?
Akıl alacak bir şey değil…
Zaten ‘Ne oldu?’ diye bir soru üzerine çıkıyor bu ‘inceleme’ hikayesi…
Görevi ve hizmeti vatandaşın aleyhine işleme bilerek koymamak büyük
suç, bakalım bu konuda yetkililer adım atıp, hesap soracaklar mı?
*- İYİ Kİ ÜCRETSİZ!
Gelelim ‘fiber kablo’ hikayesine!
Yine de şüphe ile beklemeye başladım, fiber kablo değişimi ile ilgili olarak…
Şunu da belirteyim, gördüğüm kadarıyla fiber kablolar yerin altına döşeniyor.
Bir baktım Türk Telekom’dan arka arkaya bir iki aynı mesaj;
“Değerli Müşterimiz fiber alt yapıya dönüşüm siparişiniz alınmıştır.!
‘…. Ekipler:Yimiz bu saat aralığında sizi ziyaret edecektir…”
Benim başvurum yok ki!
Yine PTT’ye gittim, durumu anlattım, ‘Ben bu iş için para ödemem”
dedim, yine ‘ödeme yok!’ sözünü aldım, rahatladım…,
Dedikleri gibi, telefon geldi, ekipler geldi, kısa sürede fiber kablo
değişimi yaptılar ve söylediklerine göre bunu uyumlu bir modem
taktılar.
Daha önce iki kez modem değiştirdiğimi, ödeme karşılığı aldığım
PTT’nin modeminin ömrünü tamamladı ve bu yüzden olumlu hizmet
alamadığım söylenmişti.
Böylece elimde iki modem kalmış oldu…
Nasılsa yeni modeme para ödemeyeceğim, sorun yok!
*- SORMADILAR AMA UYGUN BİR ŞEKİLDE YAPTILAR….
Bana zaten sormadılar Türk Telefoncular ‘İstersen fibere uyumlu
piyasadan istediğim fiyata modem alabilirsin?’ diye…
Belki ben çok daha iyisini, piyasaya göre çok daha ucuzunu alacağım?
Bu cümleyi neden yazdım?
Çünkü telefonumu şu mesaj geldi Türk Telekom’dan:
“Değerli müşterimiz mevcut taahhüttünüz boyunca HGWt Modemiiniz için
her hangi bir ücret yansıtılmayacaktır… “
Ne güzel değil mi?
Teknisyenler de görevleri sırasında aynı cümleyi kullanmışlardı!
Fakat!
Yazının devamını birlikte okuyalım:
“Taahhütünüz bittiğinde güncel HGW modem kullanım bedeli faturanıza
yansıtılmaya başlanacaktır…”
Bu ne demek?
Abonenin yani vatandaşın kandırılması değil mi?
Dikkat edin, bugün değeri iki bin lire ise, o zaman belki de beş bin
lira olacaktır.
Yavaş yavaş, halkı acıtmadan, üzmeden taksit de yapacaklarmış?
Belki binlerce aboneden bazıları yaa da çoğunluğu ‘Ben peşin ödeme
yapacağım, ya da söyleyeceğiniz fiyatın çok daha aşağısında uygun
modem alıp bunu kullanacağım, sizin pahalı yani kazık modeminizi
kullanmayacağım…
Mecbur muyum, bu dayatmaya?
Bilmeyen binlerce Türk Telekom abonelerine duyurmak istedim…
Yaptıkları ve söyledikleri, ‘Bu ne turşu, ya de ne perhiz!”
*- EYLUL DEYİNCE
Unutulacak gibi değil 6-7 Eylül özellikle İstanbul’daki olaylar.
Anımsadığım kadarıyla rahmetli annem bizi o gün İzmir Enternasyonal
Fuarı’na götürmüştü.
Bir ara kalabalık bir grup önümüzden ellerinde bayraklar slogan atıyorlardı,
Küçük olduğumuz için ne olduğunu anlayamadık, annem bizi ellerimizden
tutarak ve hızla fuardan çıkardı, tren seferleri sıklaştırdığı için
Basmane garına götürdü, Bornova trenine…
Trene binip evlerine dönmek isteyenler de büyük kalabalık
oluşturuyordu, yani İzmir İstanbul gibi değil, soğukkanlı bir şekilde
gelişmeleri izliyor, bazılarının etkisi altında kalmıyordu.
Fuar’daki küçük bir grubun ufak sayılabilecek gösteriler hayal mayal
aklımda kalmıştı.
İstanbul’daki olayları da Beşiktaş Arnavutköy’de yerli halktan duydum.
Ermeni arkadaşım Zagit Nigal’a bir ara ‘Siz ne yaptınız?’ diye
soracaktım vazgeçtim.
Ama şunu İstanbul’un ileri yaşlılarından öğrendim:
Bazı Rumlar, tüm emniyet tedbirlerine rağmen olayların büyüyüp ileride
kendilerini de bir şekilde olumsuz etkileyeceğini düşünerek ellerinden
çıkarıp adalara yerleşmişler.
Hatta Yunanistan ve adalarda yaşayan yaşlılar, ‘Ah İstanbul’ diyerek
özlemlerini belirtiyorlar.
Her nedense bizim insanımız bazı zamanlarda ‘dolmuşa’ rahat geliyor.
*- YORGO ANLATIYOR
Ayancıklı Baba Yorgo da, unutamadığı 6-7 Eylül yaşadıklarını anlatmış…
Bilmemizde ve o günlerin bir daha asla yaşanmaması için tedbirli olmalıyız.
“Anneme, Müslüman kadınlar gibi görünsün diye beyaz başörtüsü taktık.
Pencereye bir bayrak uydurduk.
Kapıya oturdum.
Kalabalık bir grup önümden aktı.
Kiminin elinde bir top kumaş, kiminde bir makine parçası vardı.
Bütün cadde eşya doldu.
Sadece Rum evlerini değil, tüm gayrimüslimlerinkini yağmaladılar.
Yedikule Caddesi üzerindeki bir kiliseyi ateşe verdiler. Kıvılcımlar
bizim evin üstüne düşüyordu.
Caddede üç kişi durdu.
Bizim eve bakıyorlardı.
Yanlarına gittim, ‘Bu evin sahibi Ermeni. Şimdi Florya’da yazlıkta.
Aşağıda ben varım, hatırlatırım’ dedim.
Annem Müslüman bir kadın gibi kahve pişirdi. İçtik birlikte...
Yağma saatler sürdü.
Gece yarısına kadar kapıdan ayrılmadım.
Sonraki gün dükkânıma gittim.
Kepenkler kırılmış, dükkâna girilmişti.
Benim dükkâna komşum Laz Mehmet girmiş.
Sabahları birlikte çay içerdik. Çok ağrıma gitti.”
Bak şu bahçenin güzelliğine.
Şu şeftaliye, şu eriğe, şu armuda, şu çiçeklere bak.
Hepsi birlikte güzel...
Bir ülkenin içinde ne kadar din, dil, ırk varsa o kadar zenginliktir bu.
Tek meyveyle bahçe olmaz…”
Ayancıklı Baba Yorgo, da o günleri anımsıyor, unutamıyor ama gerçeği söylüyor;
“Birlikte yaşamalıyız! Tek meyveyle bahçe olmaz…”...
*-
Yorumlar yükleniyor...