'TOPLUMA MERHABA' ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU
Köşe Yazısı

'TOPLUMA MERHABA' ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
19 Jan 2026 15 dk okuma 208

*- ‘Yeniden MERHABA!’ Usta gazetecilerden, önemli sayılan ulusal gazetelerde teknik sekreter olarak yıllarını veren, dergici Melih Dizdaroğlu ile sohbetimiz döndü dolaştı, ‘Türkiye’nin en prestijli dergisine’ geldi. ‘Benim aklımda bir isim var, sen bu işin uzmanlarındasın, ekmeğini birbirinden güzel dergiler imal ederek kazandın, sen söyle…’ dedilm. Bilmeyene önereyim ve anlatayım:

Son olarak 51’nci sayını okuduğum ‘Yeniden MERHABA’ dergisi, sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Erkan Sevinç kadar çalışkan, koşturan, atom karınca gördüğümü söyleyemem.

Demokrat İzmir Gazetesi’nde gençliğimizde Melih Dizdaroğu ile  ‘Spor muhabirliği’ yaparken, Tıp Fakültesi öğrencisi Prof. Dr. Erkan Sevinç de, ‘Müzik sayfası’ hazırlardı.

Fuar zamanı dışında ünlüleri İzmir’e getirip, salon ve stadyum (Alsancak) konserlerini hayır kurumları adına organize eden yine Prof. Dr. Erkan Sevinç idi.

Zamanın müzik dergilerinin değişmez temsilcisi ve popüler isimlerle söyleşilerini anımsıyorum..

Sezen Aksu, Nilüfer, Cem Karaca, Barış Manço şu an aklıma gelenler…

*- TAM GAZ, YOL DEVAM

Türkiye’nin en prestijli dergisi ‘Yeniden MERHABA’yı büyük bir özveri ile genç ekibiyle, ısrarla çıkaran Prof, Dr, Erkan Sevinç’in son hamlelerini paylaşmak istiyorum:

50.koleksiyon sayı etkinliklerine imza attılar.

Dergi kapaklarından oluşan ‘Fifty’ sergileri, önce İzmir Kültür Sanat Fabrikası’nda, büyük ilgi sonucu sonra İzmir Ticaret Odası’nda ziyarete açıldı.

‘Merhaba Buluşmaları’na devam edildi.

Önemli etkinliklere (5. İzmir Film Müzik Festivali, Alsancak Şenliği gibi) destek verildi.

‘Sağlıkta Küresel Gelişmeler’ çalıştayı gerçekleştirildi.

Genel merkezi İzmir’e taşındı.

Yeni dönemde iki yeniliklerini söyledi;

Bundan böyle her sayı, geçmiş yıllarda çıkmış önemli dergilerin tıpkıbasımlarını sunacaklar.

Son sayı, 1980 de özellikle edebiyat dünyasının göz bebeği ‘Kocatepe’nin tıpkı basımı var.

Derginin öyküsünü usta araştırmacı/gazeteci Yaşar Aksoy kaleme aldı.

Diğer yenilikleri ise ‘reklamsız dergi…’

Dergi sayfaları arasına reklam almamaya, kesintisiz bir okuma sağlamaya karar verdiklerini açıkladı.

Uygulama başladı.

Prof. Dr. Erkan Sevinç’in bu yeniliklerini yapabilecek birileri var mı, sizce?

Türkiye’ye ‘ultrason’ getiren, yüzlerce uzman yetiştiren ve Türkiye’nin başkanlığını yürüttüğü uluslararası hekimlerin Avrupa ve Afrika ülkeleri başkanlığını da yaparak ‘İlk başkan seçilen tıp hocamız ’Prof. Dr. Erkan Sevinç’in ‘Yeniden MERHABA’ dergisi ile ilgili şu sözlerini de paylaşmak istiyorum:

“Türkiye’nin en prestijli dergisi Merhaba‘nın100.sayısına,Türkiye’nin en prestijli dergisi Merhaba‘nın100.sayısına ulaşmasını bekliyoruz, şimdi… 2053’ü planlayanların ülkesinde, ‘2031’i hayal etmek ütopik olmaz herhalde…”

*- TOPLUMA MERHABA

Az önce, Prof, Dr. Erkan Sevinç yönetimindeki, bana ve Melih Dizdaroğlu'na göre Türkiye’nin en prestijli Dergisi ‘Yeniden Merhaba’nın yeniliklerinden söz etmiştim.

Şimdi ‘Altın Kupa’ finaline geleyim…

Yeniden Merhaba’nın, ‘Topluma Merhaba Ödülleri’, nasıl anlatsam ki,  harika, kusursuz bir törenle sahiplerini buldu.

Seçkin davetliler vardı.

“SevMedya Yayın Grubu’nun” bu geleneksel, her yıl verdiği “Topluma Merhaba Ödülleri” hani İstanbul başta olmak üzere yapılan ve abartılan törenler var ya, bence gelip ‘Nasıl yapılmalı?’ sorusunun yanıtı alınmalı…

‘Mükemmel organizasyon nasıl yapılır?’

Yıllarca ‘Türkiye güzellik yarışmaları’ dahil takip ettiğim için eksiklikleri de biliyorum, bu organizasyonları daha düne kadar düzenleyen üç ismi de…

Belirttğim gibi, Jürinin büyük bir titizlikle verdiği ‘Topluma Merhaba Ödülleri’ sahiplerini buldu.

Gecede 9 dalda (siyaset, ekonomi, kültür/sanat, spor, medya,  müzik, sivil toplum, eğitim, sağlık)  halk oyuyla belirlenen kişi ya da kurumlara ödülleri takdim edildi.

Ümit Tunçağ’ın sunduğu ödül töreni İzmir Tarihi Elhamra Tiyatrosu’nda saat 19:30 da başladı ve Hisseli Harikalar Kumpanyası, Almila Tuncer, Naya Aliyeva/Erdem Akyolcu ve Cenk Bosnalı gecede sahne aldılar.

Törende ayrıca;

Sahne Tozu Tiyatrosu kurucusu Çağlar İşgören, İzmir Aşkına Derneği kurucusu Filiz Güleç, sanatçı Cenk Bosnalı, DJ Cihan Mete, sunucu Ümit Tunçağ, Ege Fark Yaratanlar Derneği ve Devajans’a özel  ödüller takdim edildi.

‘Topluma Merhaba Ödülleri 2026’  Dev Tv YouTube kanalından yayınlandı.

Ödül kazananlar:

Siyaset :Özgür Özel,

Ekonomi: Ege İhracatçı Birlikleri,

Kültür Sanat: ‘Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı’ sergisi

Müzik: Edis,

Spor: Bengisu Avcı,

Medya: Özlem Gürses,

Sivil Toplum: Lösev,

Eğitim: Özel Türk Koleji,

Sağlık: Prof.Dr. Burak Turna…

*- HÜCRE YENİLENMESİ

Eğitim kadar, sağlığa da, kültür- sanat kadar önem veriyorum.

Önceliklerimiz…

Meraklısına, yani bu kadar önem verdiğim ‘Yeniden Merhaba’ dergisinden bir alıntı yapmaya karar verdim.

Hangi geç meslektaşımın yazısını birlikte okuyalım:

Son zamanlarda neredeyse tüm medya grubunda hep ‘botoks’ ya da ‘hücre yenilenmesinden’ söz ediliyor.

Yan etkileri de anlatılıyor, ‘merdivenaltı’ denilenlerden.

Ben da lafı fazla uzatmadan, ’70 yaşındaki Kris Jenner, kızlarından bile daha genç’ başlıklı, Fanny Mazalon / Paris Match’teki yazısından önce,

Buket Işıkdoğan Köse’nin yazıp, görüntülediği ‘Kendinizi Her Yaşta, genç ve canlı hissetmeye ne dersiniz?’ başlıklı yazısını okuyalım:

“Kadın olmak…

Hayatın her alanında bir denge kurma sanatı belki de.

Evde, işte, annelikte, dostlukta, bazen de kendi sessiz dünyasında…

Her rolü ustalıkla taşıyan kadın, çoğu zaman en büyük emeği kendi üzerinden harcar ama en az kendine vakit ayırabilir.

Gün gelir, aynada gördüğü yüz yalnızca yılların değil, sorumlulukların da izlerini taşır.

İşte tam da bu noktada kadın, içindeki gücü yeniden keşfeder hem ruhunu hem de bedenini tazelemenin yollarını arar.

Çünkü güzellik yalnızca genç görünmek değil, kendini iyi hissetmektir.

*- YÜZ GERME

Son yıllarda kadınların kendilerine zarar vermeden, doğal görünümlerini koruyarak zamana meydan okumalarını sağlayan yöntemlerden biri de sıvı yüz germe (liquid facelift) uygulamalarıdır.

Cerrahi işlemlere gerek kalmadan yüz hatlarını belirginleştiren, hacim kaybını gideren ve cilde daha canlı bir ifade kazandıran bu yöntem, modern kadının yoğun temposuna ayak uydurabilecek kadar pratik bir yenilik sunuyor.

Uzman Doktor Tülay Yıldırım, sıvı yüz germeyi “cerrahi olmayan ama etkisi uzun süren bir gençleşme sanatı” olarak tanımlıyor.

Yıldırım, uygulamanın amacının yüzü gençleştirmek, hacim kaybını telafi

etmek ve kişiye daha dinç, sağlıklı bir görünüm kazandırmak olduğunu vurguluyor.

Cerrahi yüz germe ameliyatlarının aksine, bu yöntemde kesi, dikiş veya uzun bir iyileşme süreci gerekmiyor

*- CİLDE FAYDALARI

1. Kırışıklıkları Azaltır:

Özellikle alın, göz çevresi (kaz ayağı), dudak üstü gibi bölgelerde mimik kaynaklı ince çizgileri ve kırışıklıkları yumuşatır.

2. Yüz Hacmini Geri Kazandırır:

Yaşla birlikte azalan yağ dokusu ve hacim kaybı; yanaklar, elmacık kemikleri, çene hattı gibi bölgelerde dolgu ile telafi edilir.

3. Yüz Hatlarını Belirginleştirir:

Çene hattı (jawline), elmacık kemikleri ve naz olabial bölgede daha net, genç bir kontur sağlar.

4. Daha Dinç ve Dinamik Görünüm:

Cilt daha pürüzsüz, aydınlık ve ‘taze’ görünür.

Dr. Yıldırım, bu yöntemin yalnızca estetik bir işlem değil, aynı zamanda kadının kendine verdiği değerin bir yansıması olduğunu da söylüyor ve ekliyor:

‘Kadınlar başkalarına yetişirken kendilerini çoğu zaman geri plana atıyor. Sıvı yüz germe gibi doğal uygulamalar, onların hem kendilerini iyi hissetmelerini hem de özgüvenlerini tazelemelerini sağlıyor.’

*- UYGULAMA SONRASI

Dr. Tülay Yıldırım, sıvı yüz germe uygulamasından sonra cildin doğal sürecini desteklemek için şu önerilerde bulunuyor:

Uygulama sonrası ilk 24 saat boyunca yüz bölgesine masaj yapılmamalı,

Bol su içilmeli ve cilt nemlendirilmeli, Güneş koruyucu kullanılmalı, İlk birkaç gün sauna, buhar banyosu veya aşırı egzersizden kaçınılmalıdır.

Düzenli cilt bakımı ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla desteklendiğinde, bu yöntem uzun süre etkisini korur.

Her kadın, kendi hikâyesinin kahramanıdır.

Hayatın temposu içinde bazen unutsa da, yeniden parlamak için bir neden mutlaka bulur.

Sıvı yüz germe gibi uygulamalar, yalnızca dış güzelliği değil, içsel enerjiyi de canlandırır.

Çünkü kadının ışığı, kendine değer verdiği anda en çok parlar

Hayatın temposu içinde bazen unutsa da, yeniden parlamak için bir neden mutlaka bulur.

Sıvı yüz germe gibi uygulamalar, yalnızca dış güzelliği değil, içsel enerjiyi de canlandırır.

Çünkü kadının ışığı, kendine değer verdiği anda en çok parlar.

*- CEHALET ZİRVEDE

Toplumsal çürüme ortada!

Ankaralı Sevgi, ‘önünü arkasını, dününü bugününü, yarınını geçtik!’ diyor.

İlave ediyor:

‘Dibini yaşamaya başladık!’

Çünkü;

Cehalet her şeyin önünde, zirvede!

Cahil için de ‘muktedir!’ tanımını yapabiliriz.

Doğrular rafta!

Yanlışları sorgulayanımız var mı?

Zengin daha da zenginleşiyor,

Fakir fukara iyiden iyiye dibe çöküyor…

Ankaralı Sevgi burada yine söze katılıp, ‘Birey olmaktan çıktık!’ diyor.

Böyle duruma ne deniyor?

Zatü-l Hareke!

Yani;

Kendi kendine hareket eden zat!

Böyle olunca da ‘kaybetmemiz’ kesin oluyor…

Sanki bizler bu dünyaya hep kaybetmek için mi geldik?

Ne dersiniz?

Bu arada sorayım;

‘Kaç çeşit insan vardır?’

Bunun yanıtını da Anton Çehov’dan alalım;

Birincisi; ekmek gibidir, her gün aranır!

İkincisi; ilaç gibidir, lazım olunca aranır!

Üçüncüsü; mikrop gibidir, aramaya gerek yok, o sizi bulur!

*- GELDİKLERİ GİBİ…

Sıradan birilerinin bile çok rahat yanıt verebileceği basit ve kolay sorularla başlıyor, televizyonlarda izlediğimiz bilgi yarışmalarında…

Kaybedenleri, soruları bilmeyenleri, yanlış yanıtlayanların kendilerini savundukları nokta şöyle:

‘Çok heyecanlandım! Evdeki seyirle burası arasında çok fark var… Ama sizinle tanışmak istiyordum…”

Ama hiçbiri ‘Para için geldim!’ demiyor…

Ama soru sırasında mimikleri, vücut hareketleri, yalvarış şeklinde dua etmeleri onları açıkça yalanlıyor…

Neden insanlar içlerinden, beyinlerinden geçeni, yüreğini nakledip, paylaşmazlar?

Normal yaşamda da bu böyle…

Bu kadar lafı neden ettim?

Çünkü iki yarışmacı soruya yanlış yanıt vererek, beni beynimden vurulmuşa döndürdüler.

Tam kalbimin ortasından vurdular.

Çok gençlerdi…

Soru şu:

‘Geldikleri gibi giderler! Sözü hangi şehirde söylendi…

Büyük kurtarıcımız, devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten söz edilmiyor, soruda…

Çıkın sokağa gevrekçiye (Simitçi), temizlik işçisine, kapı görevlisine, içimizden birine sorun bakalım ne yanıt verecek?

Ama annesinin gözleri önünde 17 yaşındaki evladımızı, haince, gaddarca, acımasızca, yanında taşıdığı yaralayıp öldürecek sokak çetelerine değil…

Çünkü onlar, ‘Dindar ve kindar!’ denilen nesil olarak büyüyorlar, deniliyor.

“Kindar’ tamam da, ‘dindarlıkları’ nereden geliyor?

Şimdi yine yarışmaya döneyim;

Yarışmada ‘Geldikleri gibi giderler!’ sözü hangi şehirde söylendi?”

Dört yanıt şöyle:

“Çanakkale, İstanbul, Ankara, Samsun!’

İki milyon liranın hayaliyle yarışmaya katılan genç karı koca, ‘Beyin fırtınası!’ yapıyor…

“İstanbul ve Ankara kesinlikle değil… Çanakkale ve Samsun üzerinde duruyoruz!’

Yarışmayı yönetene bakıyorum, o da şaşkın…

Daha ilk soru!

Bu gençler hiç mi, tarihimizi bilmiyorlar?

Hiç mi duymamışlar, Başkomutan, Mareşal, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözünü…

Bunların ilkokuldan tutup, bugüne kadar okutan öğretmenlerini de ele alıp imtihana tabi tutmalı, nasıl öğretmen olmuşlar?

Acaba şimdi moda olduğu ve çoğu yakalandığı gibi diplomaları sahte mi?

İpin ucunu bulmamız lazım, geleceğimizin sağlam temellere ulaşması için…

Yöneten, yani yarışmayı yöneten, ‘ders verir gibi’ anlattı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘Geldikleri gibi giderler!’ sözünü…

‘Gittiler!’ dedi…

‘Bir daha gelemezler!’ dedi…

*- MESLEK SAHİBİ OLAN

Bir insanımıza yararlı olursam ne mutlu bana!

Bir okuyucum fotoğrafıyla paylaşmış…

Ben de naklediyorum:

“Arkadaşlar Almanya’nın en büyük Savunma firması, Rheinmetall Weeze şehrinde fabrika kurdu ve F.35 savaş uçağını üretiyor.

Birçok eleman arıyorlar.

Dünyadaki bütün meslek sahibi, yabancı dil bilen Türk kardeşlerime duyurmak istiyorum.

Sayfalarına girin ve başvuru yapınız.

Saygılarımla. (Rheinmetall. Weeze)”

Vatandaşımız ne diyor?

“Meslek sahibi olan!”

Yani laf olsun, ‘Zengin olacağım!’ diye bilgi yarışmalarına katılanlara değil…

Kimler?

‘Dünyanın her köşesinde bulunan, gerçek ve önemli üniversitelerimiz bitiren ‘üstün vasıflı’ Türk vatandaşları!

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...