SÖZ VERMİŞ, YAPMIŞ...
Köşe Yazısı

SÖZ VERMİŞ, YAPMIŞ...

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
18 Apr 2025 15 dk okuma 190

Tanju Özcan Bolu Belediye Başkanı… CHP’nin asi evladı! ‘Aykırı görülen’ görüşleri nedeniyle partiden atıldı, sonra yine alındı. Bir benzeri de Afyon’daki ‘kadın’ belediye başkanı… Bunların tavırlarını medyadan öğreniyoruz. Parti yönetimi belki yaptıklarına konuşmalarına ‘hoş bakmıyor’ ama anketler kentlerinde sevildiklerini gösteriyor. Şimdi Tanju Özcan, Bolu şehir meclisinde yeni bir karar aldırdı. Dediğine göre, ‘Söz vermiştik, yaptık…’ diyor. Belediye Başkanının açıklaması şöyle: ‘An

*- SAYILAMAYACAK KADAR FAZLA

İzmir’de tercih ettiğim hastanelerin başında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi geliyor.

Eksik ve hataları yok mu?

Sayılamayacak kadar fazla.

Ama sayıları azalmasına rağmen ben hekimlerinin çoğuna güveniyorum.

Zaten her konuda olduğu gibi sağlıkta da en başta gelen ‘güven’ değil mi?

Şimdi ‘güvendiğim’ hekimleri sayacağım ama ‘suç işlemiş’ olurum.

Çünkü:

Hem doktoru, hem de avukatı övmek yasak.

Hani hep ‘İyi doktor!’ ya da ‘iyi hukukçu!’ diye soruyor, arıyoruz ya, aslında ‘reklama’ girdiği için yasak.

‘Diploması’ varsa, yani eğitimini aldıysa ‘iyidir’ anlamına geliyor.

Ama öyle mi?

İşte bunu vatandaş biliyor…

Sağlıkla reklam bütün dünyada yasak!

*- EL İNSAF

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nin kantinleri ateş pahası, bir kağıt bardak çay bile 20 lira…

Hastanenin karşısındaki çay bahçelerinde 10 TL: hem de cam bardakta…

Basit görüldüğü için bu örneği verdim.

Birisi geliyor, hastanenin yemek ya da gıda, kantin ihalesini alıyor, sonra bunları taşeronlara ‘açık arttırma’ ile parça parça veriyor.

Şöyle bir başka örnek vereyim:

Bahçedeki kantinde iki litrelik aynı marka su fiyatı ile 100 metre ilerideki fiyat arasında fark var.

Şikayetler geçersiz.

‘İnternet var!’ deniliyor ‘yok!’…

Sinek küçük ama mide bulandırıyor…

Bu bizim önemli bir atasözümüz…

Anlayana saz anlamayana davul zurna az…

*- ŞART OLANLAR

Benim üzerinde en fazla duracağım konu şu:

Hastanenin için sanki uçak pisti gibi…

Öyleyse, havaalanlarında olduğu gibi burada da koridorlarda ‘yürüyen merdiven’ olmalı…

Zaten adı üstünde ‘Hastane’

Burada şifa bulmaya gelenlerin yüzde 90’ı ise belli yaşın üzerinde…

Yabancı uyrukluları saymıyorum, onların maşallahları var.

Nefes nefese bir noktadan diğer noktaya gidiliyor.

Hastane içinde nefesi kesilen, bacaklarında yine eskilerin ifadesiyle ‘derman’ kalmayanlar var.

Hastaları bir yana bırakın, hastane personeline bile acıyor insan…

Ama yöneticiler, ne bileyim Rektör efendi falan görmüyor, ya da şikayetler gelmiyor mu kendisine…

Düşünüyorum:

Hastane dış kapısından polikliniklere kadar işletilen, elektrikli golf araçları hastane içinde ve bahçelerinde sayıları arttırılarak hizmete sunulamaz mı?

Tekerlekli hasta sandalyeleri bile yeterli gelmiyor.

Bunların sayılarını arttırmak o kadar mı güç ve pahalı?

Şeffaf ihale ile temin edilebilir.

Ancak kaç tane alındı, kaç lira ödendi, bunlar da panolarda halka bilgi kabilinde yazılıp asılmalıdır.

Hiç kimsenin aklının bir ucunda bir şüphe kesinlikle bırakılmamalıdır.

Benim önerim bunlar.

Ha sahi, kesinlikle o upuzun koridorlarda mutlaka yürüyecek takadı olmayanlar için de banklar ya da sandelyeler neyse, uzmanların tavsiyesine göre konulmalıdır.

Ayaküstü aklıma gelenler bunlar…

Yerine gelir mi?

‘Yooo!’

Ama ben yine de yazıp anımsatayım. Bakarsınız yönetim değişmiş ve ‘İşimi de insanları da seviyorum!’ diye iddialı bir şekilde göreve getirilenler olabilir.

*- ÖĞRENMEK BİR ÖMÜR. TESPİT BİR KAÇ DAKİKA

Ford fabrikasında dev bir jeneratör arızalandı.

Mühendisler sorunu çözmeye çalıştılar ancak saatler süren testlere rağmen kimse sorunu bulamadı.

Çaresiz kalan Henry Ford, ufak tefek olmasına rağmen mühendislik devi olan Charles Proteus Steinmetz’e başvurdu.

Steinmetz fabrikaya vardığında bir defter, bir kalem ve makinenin yanına dinlenmek için bir yatak istedi.

İki tam gününü jeneratörü izleyerek, dinleyerek, hesaplamalar yaparak, notlar alarak geçirdi.

Birdenbire bir merdiven ve bir parça tebeşir istedi.

Zorlukla yukarı çıktı, makinenin yüzeyinde bir noktayı işaretledi ve sakin bir şekilde aşağı indi.

‘Kapağı çıkarın ve işaretlediğim yerden itibaren 16 tur teli çıkarın’, dedi mühendislere.

Şüpheci ama alternatifi olmayan işçiler tam da dediğini yaptılar.

İşlerini bitirir bitirmez… jeneratör sanki hiç bozulmamış gibi tekrar çalışmaya başladı.

*- AYRINTILI FATURA

Günler sonra Henry Ford, Steinmetz’in faturasını aldı: 10.000 dolar. Şaşıran iş adamı, kendisinden maliyetin ayrıntılarını istedi.

Mühendis ona iki basit satırdan oluşan yeni bir fatura gönderdi:

Jeneratörün üzerine tebeşirle bir işaret koyun:1$

Nereyi arayacağınızı bilin: 9.999$

Ford itiraz etmeden bu bedeli ödedi.

Bu hikaye, bilgi ve deneyimin bir şeyi yapmanın harcadığı zamanla değil, onu dakikalar içinde yapmayı sağlayan yılların öğrenmesiyle ölçüldüğünü hatırlatıyor.

*- DELİ GİBİ AŞIK

Kariyerinin zirvesinde bir sanatçı olan Tanju Okan, Zerrin isimli zengin bir ailenin kızıyla tanışır.

Zerrin ve Tanju birbirlerine deli gibi aşık olur.

Ancak o filmlerde gördüğümüz senaryo gerçek olur.

Zerrin'in ailesinin bu birlikteliği onaylamaz ve kızlarını Amerika'ya göndermeye karar verir.

Tanju Okan bu haberi duyunca Zerrin'in ailesine ait köşkün önünde sabahtan akşama kadar nöbet tutmaya başlar.

Fakat aile Zerrin'i köşkün arka kapısından kaçırıp uçağa doğru yola koyulur.

*- TANJU’DAN, ‘KADINIM!’

Bu olaydan sonra kendini iyice alkole veren Tanju Okan fena halde dağılır.

Yakın arkadaşı Mehmet Teoman hemen hemen her günü Tanju ile geçirir.

Bir gün onun bu halini görüp o sırada çalan plaktan ilham alan Mehmet Teoman, ‘Kadınım’ şarkısını yazar ve Tanju Okan'a hemen okumasını söyler.

Tanju Okan en dipteki ve en derbeder haliyle şarkıyı söyler.

Ve o an söylediği ‘Kadınım’ şarkısının kaydının üstüne yeni bir kayıt eklenmez.

Dinleyici olarak bizi bile perişan eden bu şarkının sırrı, Tanju Okan'ın o anda hissettiği ve aktardığı duygulardır.

Ne kötü bir tesadüf ki, hastalığı sebebiyle 1996'da son kez sahne aldığı sırada bu şarkıdan sonra fenalaşmış ve maalesef kadınını son bir kez daha göremeden bu dünyadan ayrılmıştır.

*- BİRLİKTE OKUYALIM

Eşyalar toplanmış seninle birlikte,

Anılar saçılmış odaya her yere,

Sevdiğim o koku yok artık bu evde,

Sen;

Kıyıda köşede gülüşün kaybolmuş,

Ne olur terk etme yalnızlık çok acı,

Bu renksiz dünyayı sevmiştik birlikte,

Sen kadınım;

Hatırla o günü karşıki sokakta,

Seni öptüğümü ilk defa hayatta,

Kollarımda benim ilkbahar sabahım,

Sen;

Sönmüş bak ışıklar ev,

Nasıl karanlık,

O ılık aydınlık yuvamız soğumuş,

Geceler bitmiyor ağlıyorum artık,

Sen kadınım;

Eşyalar toplanmış seninle birlikte,

Anılar saçılmış odaya her yere,

Sevdiğim o koku yok artık bu evde,

Sen;

Masamız köşede öylece duruyor,

Bardaklar boşalmış her biri bir yerde,

Sanki hepsi hasret senin nefesine,

Sen kadınım;

Bana bıraktığın bütün bu hayatın,

Yaşanan aşkların değeri yok artık,

Ben sensiz olamam artık anlıyorum,

Sen;

Şimdi çok yalnızım,

Ne olur kal benimle o kapıyı kapat,

Elini ver bana,

Dışarda yalnız, yalnız üşüyorum,

Sen kadınım…

*- HAZIR OLMALIYIZ

Adli Bilimciler Derneği Başkanı Prof. Dr..İ.Hamit Hancı, 2018 ve 2020 de

‘Yeni Nesil Terör Saldırılarına Hazır Olmalıyız!’ diyerek uyarısını yapmıştı.

Bilgisayar sistemleri günümüzde tamamıyla hayatımızın içinde ve doğru şekilde ve insanlığın hizmetinde kullanıldığı sürece fayda da sağlıyorlar.

Ancak bu sistemlerde bulunan açıklar kullanılarak kötü amaçlı kullanılabilir mi?

Daha da ötesi bu yolla cinayet ya da terör saldırıları gerçekleşebilir mi?

Özellikle, tıbbi, otomotiv, havacılık sistemlerinde risk değerlendirmelerini yeterince yapabiliyor muyuz?

Öncelikle şu soruyu sormak gerekiyor gerçekten bilişim sistemi kullanılarak cinayet işlenebilir mi?

İnternet ortamında varlık gösterebilecek şekilde teknik donanıma sahip olan ve sanal olarak tanımlanabilir nesnelerin oluşturduğu ağ yapısı kolaylığın yanı sıra tehlikelere de açık.

*- AKILLI CİHAZLARA ‘EVET’ AMA!...

Diğer bir deyişle hayatımızın her alanında akıllı cihazlarla yaşayacağız.

Bu cihazlar art niyetli olarak kullanılırsa ne olur?

ABD güvenlik firması IID’ nin 2013 yılındaki raporuna dayanarak Europol’ün tehdit değerlendirme raporu, çevirim içi (on-line) cinayetlerin olabileceğini iddia etmiştir.

Sağlık merkezleri siber saldırıların kurbanı olma riski taşımaktadır.

Ünlü bilgisayar korsanı(Hacker)  Barnaby Jack Ekim 2011’ de düzenlenen McAfee FOCUS 11 konferansında insülin pompası aletlerine uzaktan saldırarak insülin miktarını değiştirmeyi başarmıştır.

Şubat 2012 yılında ise San Francisco da RSA Güvenlik Konferansında transparan bir manken kullanarak doksan metre uzaklıktan yüksek kazançlı anten yardımıyla insülin pompasını kontrol etmiştir.

Bu durumda şeker hastası olan bir kişi rahatlıkla suikast kurbanı olabilir.

Bir diğer saldırıya uğrayabilecek medikal cihaz ise uzaktan kontrollü kalp pilleridir (pacemaker).

ABD’de doktorun uyguladığı ilaçların takibi için kullanılan sistemdeki teknik hataları tespit eden Charles Cullen isimli hemşire sistemdeki açığı kullanarak 2006 yılında yakalanana kadar 16 yılda en az 40 hastayı ölümüne neden olduğunu kabul etmiştir.

*- OTOMOBİLE SİBER SALDIRI

Bir başka suikast yöntemi ise arabalar üzerinden olmaktadır.

Bu yöntemle ilgili en revaçtaki tartışma Rolling Stone and Buzzfeed gazetecisi Michael Hastings’in 18 Haziran 2013 te aracıyla hızla bir ağaca çarpması sonucu ölmesidir.

Eski ABD Ulusal Güvenlik, Altyapı Koruma ve Terörle Mücadele Koordinatörü Richard Clarke, kazanın ‘bir otomobil siber saldırısıyla’ yapıldığını açıklamıştır.

Çinli Keen güvenlik laboratuarı araştırmacıları Samuel LV, Sen Nie, Ling Liu ve Wen Lu Bazı araçların modellerini fren sistemleri de dahil olmak üzere hackleyerek kontrol altına aldıklarını duyurmuşlardır.

*- AÇMA – KAPAMA- KİLİT

Evlerinizde bulunan tüm aletler, havalandırma sistemleri ve kapı sistemlerinin bilgisayar sistemlerine bağlandığı ve bu sistemlerin ele geçirildiğini düşünürsek ölümcül sonuçlar doğurabilir.

Michigan Üniversitesinden Profesör Atul Prakash ve çalışma ekibi Mayıs 2016 tarihinde yapılan bir araştırmayla akıllı ev sistemlerine bağlanarak evlere ait kapı sistemlerini açabildiklerini deney yaparak gösterdiler

Bu aynı zamanda bir saldırı da insanlar içerdeyken kapıların üstlerine kapatılmasını da sağlayabilir.

*- SUİKAST AMACIYLA….

Texas Üniversitesinden Todd Humphreys ve ekibi Radionavigation Laboratuvarında Gps bağlantılı insansız hava araçlarının nasıl hacklendiğini göstererek durmun ciddiyetini göstermiştir (Şubat 2012 )

Bu haberler göz önüne alındığında, insansız hava araçları da bilişim yoluyla ele geçirilerek özellikle silahlandırılmış İHA’ lar terör ya da suikast amacıyla kullanılabilir.

Ya uçaklara, boru hatlarına, doğalgaz ya da nükleer santrallere gerçekleştirilebilecek saldırlar. Düşünmek bile korkunç.  Yani, yerli yazılımlar şart.

*- TEK TUŞLA

‘Geçen süre maalesef bizi haklı çıkardı’ diyen Adli Bilimciler Derneği Başkanı Prof. Dr...Hamit Hancı,  ‘Artık tüm dünya siber savaşların tehdidi altında.

Lübnan’da İlk gün Herhangi bir operasyona gerek kalmadan tek bir tuşla Çağrı cihazları patlatıldı, yüzlerce yaralı var.3000’e yakın kişi ölü, yaralı ya da sakat kaldı.

Hizbullah milislerinin iletişim için kullandığı Pager’lar aynı zamanda patladı

Lübnanlı Hizbullah grubu, savaşçılarının İsrail konum takibinden kaçınmak için Tayvan merkezli bir şirket tarafından üretilen düşük teknolojili cihazları kullanmaktaydı.

Tayvanlı bu şirket ise patlamalarda kullanılan cihazların Budapeşte merkezli başka bir şirket tarafından üretildiğini söyledi.

Lübnan'ın dört bir yanında Hizbullah üyelerinin taşıdığı çağrı cihazlarında oluşan patlamalarla birlikte hem bu cihazları taşıyan Hizbullah üyeleri deşifre oldu, hem de saldırı sırasında kimisinin eli, kimisinin kolu, kimisinin parmakları koparak ağır yaralandı veya öldü.

Saldırıda, çağrı cihazına bir mesaj geldi ve kısa süre sonra patlama gerçekleşti.

Görüntülerde, çağrı cihazlarının sahiplerinin ellerinde ya da ceplerinde infilak ettiği fark ediliyor.

*- YAKIN ZAMANDA

Çağrı cihazları genellikle şifreli bir mesaj alındıktan sonra okunur, bu da yüz ve elin yakınında ciddi yaralanmalara neden oldu.

ABD ve İsrail medyası, Hizbullah üyelerinin savaş zamanında telefonların yerini şifreli mesajlarla hızlı ve güvenli bir iletişim aracı olarak çağrı cihazlarını kullandığını yakın zamanda ortaya çıkardı.

Bu çağrı cihazları sadece 3 ay önce Hizbullah'a teslim edilmişti.

Yazılanlara göre, kullanılan eski ve güvenliği ihlal edilmiş cihazların, yenileriyle değiştirilmesi için bu cihazların varlığı ifşa edildi ve Hizbullah'ın yeni cihazlar alması teşvik edildi.

Ardından da bu cihazlar uzaktan patlamaya hazır versiyonları ile Hizbullah'a satıldı.

Tabi bu eylemlerin yapılması için öncelikle içeride ajanlarının olması gerekiyordu.

Patlama ile ilgili iki olasılık söz konusu

İlk olasılık, Çağrı cihazlarına PETN türü bir patlayıcı yerleştirilmiş ve uzaktan sinyalle patlatılmış olması.

PETN'nin tek başına patlaması zor olduğu için tnt ve rdx ile birlikte kullanılması gerekiyormuş. 

Bazı İddialara göre, Avrupa'da çakma bir firma Tayvan patenti ile parçaları alıp, montajlıyor.

İçine 3 gr patlayıcıyı da monte ediyor

Tayvan malı gibi Hizbullah'a, ya da onun mal temininden sorumlu firmasına satıyor.

Pacerların içi çok dar olduğu için ancak düşük miktarda patlayıcı yerleştirilebiliyor.

*-  CEBİMİZDEKİ BOMBA

Diğer olasılık, bu cihazların hacklenip patlatılması ki bu durumda hepimiz ceplerimizde cep telefonu şeklinde birer bomba taşıyoruz.

Bu olasılıklar üzerinde durulurken bir gün sonra, Birleşmiş Milletlerin  Sivil Cihazların  silaha  dönüştürülmemesi uyarısının gelmesine yol açan diğer saldırılar geldi. Telsizler

Bu önemli konuya zaman zaman devam edeceğim.

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

EN BÜYÜK ÖDÜL

*- YANILGI Hayatın en büyük yanılgılarından biri, mutluluğu “bir gün”e ertelemek. Oysa zaman geri alınmıyor; yaşananlar silinmiyor ve hangi günün son günümüz olduğunu bilmiyoruz. Kendine iyi gelmek için hayatının kusursuz bir hale gelmesini bekleme. Çünkü bazen hayatı gerçekten yaşamak, ‘sonra’ dediğimiz şeyin hiç gelmeyebileceğini fark etmekle başlar. Sağlıklı ömürler diliyorum…

26 Oct 2026 238

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 378

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 222

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 175

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...