SORUNLAR YUMAĞI İÇİNDEYİZ
Köşe Yazısı

SORUNLAR YUMAĞI İÇİNDEYİZ

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
28 Jul 2025 17 dk okuma 155

*- RAYINA OTURTAMIYORUZ İzmir’de gündem bitmiyor ve sürekli değişiyor. Önceki günü unutuyoruz, aynen Türkiye gündemleri gibi… Belirtildiğine göre, ‘başta İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin önceki başkanı Tunç Soyer olmak üzere pek çok eski ve yeni bürokrat ile iş dünyasından isimlerin başını yakan kooperatif davaları, İzmir’in kentsel dönüşüm macerasında yanlış iliklenen ilk düğmeydi. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı…’ Bunu bir kenara koyalım: Serkan Aksüyek’in belirttiğine göre; Türkiye

*- TAHMINI ZOR

‘Bu 30 yılın 15 yılında İzmir’in Büyükşehir Belediye Başkanlığını yapan Aziz Kocaoğlu’nun, Ballıkuyu ve Vezirağa bölgelerindeki rezalet görüntülü gecekonduları yıkarak Uzundere’ye taşıması, bu bir arpa boyunun en önemli halkası oldu.

Aktepe – Emrez, Örnekköy, Uzundere gibi kentsel dönüşüm alanlarında yapılanlar ise yapılması gerekenlerin kaçta kaçı, tahmin bile edemiyorum…’

*- DEPREM SONRASI

Peşrevi uzun tutan Serkan Aksüyek konuya şöyle geldi:

‘30 Ekim 2020’de yaşanan 6,9 büyüklüğündeki deprem, merkez üssü olan Sisam adasında sınırlı hasara neden olurken, kuş uçuşu 100 km ötedeki İzmir’e büyük hasar verdi.

117 kişinin öldüğü depremin birkaç saniye daha sürmesi halinde olacakları tahmin etmek bile güçtü.

Depremden sonra İzmir’in kentsel dönüşümü ile ilgili AKP kanadından gelen eleştirilerin dozunun artması, vatandaştan gelen haklı ve yoğun baskılar ile kamuoyu beklentisi İBB yönetimini alternatif kentsel dönüşüm mekanizması arayışına itti.

O mekanizma kooperatif modeliydi.

Buna göre İBB’nin en önemli yatırımcı şirketleri arasında yer alan İZBETON, kentsel dönüşümde aktif rol alacak ve dönüşümü kooperatifler eliyle yapacaktı.

İş dünyasından pek çok saygın kişinin de yönetimlerinde olduğu kooperatifler kanalıyla hem emsal artışı sınırları zorlanacak hem de tüm kooperatifler için uygulanan KDV avantajı ile inşaat maliyetlerinde yaşanan fahiş artışlar bir nebze olsun kompanse edilecekti.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bir diğer önemli sorunu, iştirakleri arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki Kiptaş şirketine benzer şekilde, kentsel dönüşümde uzmanlaşmış, finansal ve kadro yapısı güçlü bir şirket olmamasıydı.

Ve dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı şâşâlı bir törenle Karşıyaka - Örnekköy 3’üncü ve 4’üncü etaplarda kooperatif modeli ile ilk dönüşüm başlatıldı.

Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı.

*- KADRO İLE DENEYİM

Her şeyden önce İZBETON’un kentsel dönüşüme odaklanan bir kadro yapılanması ve deneyimi yoktu.

İZBETON’a hizmet veren pek çok taşeron şirket bu oyun planında koçbaşı olarak kullanılacaktı.

Bu dallı budaklı garip sistemi savunanlar arasında, gazeteci meslektaşlarımızın da olduğu geniş bir kitle vardı.

İyi uygulama örneği olarak ise 1980’li yıllarda İzmir’den tüm Türkiye’ye örnek olan, Egekent’ler ve Ev-Ka’lar ile on binlerce aileyi konut sahibi yapan Ege-Koop tecrübesi öne sürülüyordu.

*- ÇIKAR ÇATIŞMALARI

Kooperatif modeli kuşkusuz örgütlü toplumun işaretlerinden biri ve yararlı bir modeldi.

Sosyal demokrat dünya görüşü ile de bütünleşen yanları çoktu.

Ancak kentsel dönüşüm gibi kontrol dışı çok sayıda değişkenin olduğu, çıkar çatışmalarının zirve yaptığı, insanların on metrekare daha az konuta bile razı olmadığı bir konuda uygulanacak sistem olamazdı.

İşin enteresan tarafı, Türkiye’de bu sistemin -kentsel dönüşüm ekseninde- uygulanan ve başarıya ulaşmış bir örneği de yoktu.

Sonuçta:

Türkiye’de kentsel dönüşüm ekseninde örneği olmayan kooperatif yapılanması ile çıkılan yol hüsranla sonuçlandı.

AKP hükümeti de bu durumu fırsata çevirmekte gecikmedi.

Ringdeki boksörlerin rakiplerinin çatlak kaburgasını fark etmesi ve sürekli oraya çalışması olan groggy oyununu oynamaya başladı.

İyi niyetle çıkılan yolun sonunda, hayatlarında karakolun önünden bile geçmeyen pek çok saygın insan kabus gibi günler geçirdi ve geçiriyor.

*- TANINMIŞLAR

Herkes öğrendi:

Aralarında eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, Genel Sekreter Yardımcısı Övünç Özgen, eski Genel Sekreter Barış Karcı gibi isimlerin de bulunduğu 137 şüpheli gözaltına alındı.

Adliyeye sevk edilen 99 kişiden eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ile İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Genel Sekreteri Barış Kırcı'nın da aralarında olduğu 60 kişi tutuklandı, 58 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Gözaltına alınanlar arasında, geçen dönem İzmir Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni olan 80 yaşındaki duayen tiyatrocu Yücel Erten gibi insanlar vardı.

İBB şirketlerinin yönetim kurullarında sadece şeklen yer alan bu isimler, hiç hak etmedikleri bir sorunun ortasında buldular kendilerini...

2024 yerel seçimlerinde iş başına geçen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, gordion düğümüne kılıcı vurarak kentsel dönüşümde kooperatif modelinden vazgeçti.

Çünkü 2024 Nisan ayı itibarıyla Örnekköy 3. Etap yüzde 19, Örnekköy 4. Etap yüzde 31, Uzundere 3. Etap yüzde 4, Uzundere 4. Etap yüzde sıfır, Gaziemir 1. Etap yüzde 8 seviyesindeydi.

*- ACI İLAÇ

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın uyarı ve durdurma talimatı ile Temmuz ayında kooperatiflerin proje alanlarının İBB’ye iadesi istendi. Hak kaybı yaşayan vatandaşların İBB kanalıyla kayıplarının giderileceğini açıkladı.

Acı ilaç içilecekti ama maalesef yapacak bir şey yoktu.

Çünkü gömleğin yanlış iliklenen ilk düğmesi, kooperatif modeliyle ile kentsel dönüşüm yapma rüyası görmekti.

Son durum şöyle:

İyi niyet var, ama bilgisizlik ve tecrübesizlik, biraz da ‘Bizim oğlan, iyi bilir!’ hataları arka arkasına dizilirken, enflasyon, artan hayat pahalılığı, fırsatçılara gün doğmasına neden oldu.

Sebeplenemeyenler, bu yüzden treni kaçıranlar da ortalıkta cirit atmaya başladı.

Suçlamalar ve kapıların arkasında konuşmalar operasyonu oluşturdu.

Düne kadar, izmir’e kulaklarını tıkayan CHP Genel Merkezi ve Genel Başkanı Özgür Özel, ‘Bu işi düzeltin!’ talimatını verdi.

Yani şimdi konu ele alındı.

Sanıyorum, yeni bir model oluşturulacak ve sorun kökünden çözülecek, yüzler yine gülecek…

Bunu bekliyor ve inanıyorum, eski, üç ayda onlarca kişinin, neredeyse bir televizyon fiyatına ev sahibi olmasını sağlayan kooperatif başkanı olarak inanıyorum.

Bu durumumu geçenlerde anlatmaya çalışmıştım.

Biraz dikkat, biraz konu ile ilgili yasalara ilgi duymak, biraz özveri, biraz olaylara ve kişilere ‘Şüphe’ ile bakarak yaklaşmak doğruyu bulduruyor.

Tabii ki en önemli nokta, beklentisi olanların, yalan ve iftiralarına dikkat etmek gerekiyor.

İşi takip etmek, işin sonuçlanmasını sağlar…

*- ÇOK KÂRLI

İstanbul Sanayi Odası’nın ‘Hayvancılık Sektörüne Bakış’ raporuna göre dünyada ticarete konu olan her 100 sığırdan 10’unu Türkiye ithal ediyor.

Şu rezalete bakar mısınız?

Milli bütçeden hayvancılığa ayrılan destekten çok daha fazlasını, ithalat ile başka ülkelerin çiftçisine ödüyoruz.

İSO’nun raporuna göre 2023 yılında yerli üreticiye verilen destek sadece 490 milyon dolar olurken, aynı yıl ithalata ödenen para 1 milyar 380 milyon dolar.

İthalatın neden bu kadar cazip hale geldiği, kârlılık hesabı ile çok net anlaşılıyor.

İSO raporunda yer alan hesaplamaya göre; Uruguay, Brezilya gibi Güney Amerika ülkelerinden besi danası ithal eder ve beslersek, hayvan başına brüt 6 bin 118 TL kazanıyoruz. Yerli dana beslersek ise hayvan başına brüt 35 bin 607 TL zarar ediyoruz.

“Hayvancılık Sektörüne Bakış” raporunda büyükbaş hayvancılıkta, canlı hayvan varlığının nüfus ve tüketimle paralel artmadığı, anaç hayvan kesiminin anormal şekilde arttığına dikkat çekiliyor.

Son 3-4 yıl içinde kesime giden hayvan sayısındaki hızlı artış normal değildir. Bu durum, özellikle süt sektöründe yaşanan karlılık sorunları gibi sebeplerle damızlık hayvanların kısa sürede sürü dışına çıkarılarak kesime gönderildiğine işarettir.

Bu durum önümüzdeki yıllar için tehlike sinyalidir. Hayvancılığa verilen destek ve teşviklerle kurulan modern çiftlikler sayesinde süt üretimi, son 10 yılda yüzde 15 artmış olup inek başına süt verimimiz dünya ortalamalarındadır.

Süt/yem paritesi genel olarak 1.50’nin altında kalmış, 2021-2022 yıllarında ise bazı dönemlerde 1’in de altına düşmüştür.

Avrupa Birliği ülkeleri ile mukayese edildiğinde ülkemizde süt fiyatları et fiyatlarına kıyasla çok düşük kalmıştır. Bu durum anaç hayvan kesimini tetiklemiştir.

Süt üreticisi, sanayiciye sattığı süt karşılığında kalitesini kontrol edemediği yemleri satın almak zorunda kalmaktadır.

*- GERÇEKTE KİMDİ?

89 yaşındaki kadının business class'a girişi reddedildi, uçuş görevlisi gerçekte kim olduğunu öğrendi!

Mirası bağışlarla dolu ünlü bir hayırsever olan Esther Shulman, huzurlu bir yolculuk beklentisiyle Londra'ya gitmek üzere uçağa bindi.

Bunun yerine, sadece yaşını ve görünüşünü gören havayolu personelinin küçümseyici tavırları ve sert yargılarıyla karşılaştı.

Bu ‘mütevazı’ yaşlı kadının bir şefkat ve değişim gücü olduğunu bilmiyorlardı.

Uçuşun ortasında gerçek ortaya çıktıkça, Esther'in olağanüstü hikâyesi alçakgönüllülük ve saygı konusunda güçlü bir ders haline geldi.

*- ZULÜMDEN KAÇMIŞLARDI

Yazı kaleme alındığında seksen dokuz yaşında olan Esther Shulman, Doğu Avrupa'daki zulümden kaçarak 1920'lerde Amerika Birleşik Devletleri'ne sığınan bir anne babanın çocuğu olarak Queens, New York'ta dünyaya geldi.

Aile, tekstil endüstrisinde istikrar ve iş bularak Esther'in geleceğinin temellerini attı.

Esther hayatı boyunca başarılarla dolu büyüleyici bir yolculuk yaşadı. Esther, ailesinin dayanıklılık mirasına değer vermeye devam etti.

Olağanüstü yaşam öyküsü, karakterini şekillendiren kalıcı gücün bir kanıtıdır.

*- DEĞERLİ - SINIRLI

Ancak yıllar geçtikçe Esther zamanın ağırlığını hissetmeye başladı, kalan yıllarının değerli ve sınırlı olduğunun farkındaydı.

Hareketli geçmişine rağmen, sadece yaşı nedeniyle sert bir şekilde yargılanacağını hiç tahmin etmemişti.

Vücudu yaşlandıkça, Esther yeni bir zorlukla karşı karşıya kaldı - yaşlıları genellikle küçümseyen kaba bir toplum.

Yaşı nedeniyle daha az yetenekli veya daha az hak eden biri olarak görülebileceğini fark etmek hem şaşırtıcı hem de cesaret kırıcıydı.

*- LONDRA YOLCULUĞU

Esther Shulman, New York, Brooklyn'in Flatbush mahallesinde mütevazı bir dairede tek başına yaşıyordu.

New York'taki hayatını çok sevmesine rağmen, başka bir hareketli başkentte maceraya atılmayı heyecanla bekliyordu.

Esther, içinde sinir ve heyecan karışımı bir duygu uyandıran bir haftalık Londra seyahatine hazırlanıyordu.

Yeni bir şehri keşfetme beklentisi onu yıllardır hissetmediği bir macera duygusuyla doldurdu.

*- GERÇEĞE DOĞRU…

Her şeyin yolunda olduğundan emin olmak için, yeni deneyimleri kucaklamaya hazır olduğunu simgeleyen pasaportunu yenileme sürecinden geçmişti.

Esther geçmişte çok seyahat etmiş olsa da, bu özel yolculuk benzersiz bir önem taşıyordu.

Belki de günlük rutininin dışına çıkma fikri ya da zaman giderek daha değerli hale gelirken her yolculuğun artık daha fazla anlam taşıdığı bilgisiydi.

Sebep her ne olursa olsun, Londra'ya yapılan bu gezi başka bir seyahat deneyiminden çok daha fazlasıydı - bilinmeyene doğru bir sıçramaydı.

Bu seyahat, Esther'in çok sevdiği kocası Hersch'ün vefatından sonra ilk seyahati olacaktı. Dört yıl önce 90 yaşında geçirdiği kalp krizi sonucu ani ölümü hayatında derin bir boşluk bırakmıştı.

Çocuğu olmayan Esther, kendini dünyada tek başına yol alırken buldu.”

Değerli okuyucularım, ‘Ester’in Hikayesi’ beni çok etkiledi.

Bu nedenle sizinle paylaşmaya çalıştım.

Çünkü benzer durumları belki de çoğumuz yaşamış ya da tanık olmuşuzdur.

İnsanlara nedense Nasreddin Hoca’dan bu yana hep aynı muamele yapılıyor.

Nasreddin Hoca’nın ‘Ye kürküm ye!’ hikayesinden bu yana, sayısız gerçek ya da hayali hikayeler yazılmış, uydurulmuş.

Bir sonraki yazımda, Ester’in hikayesine devam edeceğim.

Gerçek bir hikaye olduğunu belirtebilirim.

*- KUYUYA DÜŞEN YURTTAŞ KURTARILDI

İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri, Aliağa’da 15 metre derinliğinde fore kazık kuyusuna düşen yurttaşı kurtardı. Hastaneye kaldırılan kişinin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

35 yaşındaki C.E'nin  Sanayi Caddesi’ndeki bir dolgu sahasında açılan 15 metre derinliğinde, 65 santimetre genişliğindeki fore kazık kuyusuna düştüğünü belirlendi.

Arazöz ve kurtarma aracı ile kuyuya düşen yurttaş itfaiye ekiplerinin titiz çalışması sonucu kurtarılarak olay yerinde bekleyen 112 Acil sağlık ekiplerine teslim edildi.

*-  DÜNYADA EN PAHALI OTOMOBİLDE 4. SIRADAYIZ

Ege Otomotiv Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Torun, sıfır araçlara sahip olma konusunda Türkiye’nin ortalama 45 bin 780 dolarla dünyada dördüncü sırada bulunduğuna dikkat çekerek, ‘Dünyada en pahalı sıfır araçlarda birinci sırada Singapur var.

Son yapılan ÖTV zamlarından sonra Türkiye’de Singapur ile yarışır hale geldi’ dedi.

ÖTV zammının sadece sıfır araç sahibi olmanın ötesinde araç sahibi olmanın maliyetlerini de çok ağır hale getirdiğini söyleyen EGOD Başkanı Torun, “2025 Küresel Fiyat Endeksi Raporu, otomobil sahibi olmanın Türkiye dahil pek çok ülkede zorlaştığını ortaya koydu.

Rapora göre; sıfır kilometre otomobilin fiyatı ortalama 140 bin dolar olan Singapur, bu konuda zirvede yer alırken, Danimarka ve İsrail’in ardından Türkiye 4’üncü sırada bulunuyor” dedi.

*- SİNGAPUR’U BİLE GEÇEBİLİRİZ

Danimarka’da 50 bin, İsrail’de 47 bin 600 dolar olan ortalama fiyatın, ülkemizde 45 bin 780 olarak tespit edildiğine dikkat çeken Torun, “2020 yılında Türkiye’de bu ortalama 30 bin dolarken, 5 yıl içerisinde yüzde 50’nin üzerinde artış gösterdi.

Son ÖTV zamlarından sonra Singapur ile yarışır hale geldik. Döviz kuru, ÖTV ve KDV’deki artışlar insanların araba sahibi olmasını iyice zorlaştırdı. Dünyadaki bu sıralama muhtemelen son ÖTV artışıyla beraber çok daha yukarılara doğru çıkacaktır diye düşünüyorum. Belki ilk sıraya bile oturabiliriz ama ikinciliği alacağımızdan eminim” diye konuştu.

*- : “BİR ARAÇ KENDİNE İKİ ARAÇ DEVLETE”

Zaten halihazırda yurttaşlarımızın bir araba sahibi olabilmek için GSMH’da kişi başı düşen milli gelirin 3 katı kadar para ödemesi gerektiğinin de altını çizen Torun, şöyle konuştu:

“Türkiye’de artık 1 milyon liranın altında sıfır araba kalmadı.

ABD’de bu oran, yüzde 0,6. Türkiye’de her bin kişiye düşen araç sayısı 230. Dört kişiden sadece birinin arabası var.

Almanya’da bu sayı, 650 olarak karşımıza çıkıyor.

Buradan anlıyoruz ki arka tarafta çok ciddi bir bastırılmış araç alma potansiyeli olan bir kitle var. Çok geniş ve büyümeye hazır bir pazarız. Bu tabloya rağmen satışlar da pazar da büyüyor. Otomobilden devletin elde ettiği ÖTV, MTV de büyüyor. Bugünkü koşullarda bir araba kendimize alırken, iki araba da devlete alıyoruz.”

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...