SİZİN İÇİN KESİNLİKLE YANLIŞ
Köşe Yazısı

SİZİN İÇİN KESİNLİKLE YANLIŞ

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
14 Mar 2026 19 dk okuma 141

*- BÜYÜK YALAN Bir insanın gerçek kalitesi, güçlüye karşı duruşunda değil; en alt kadroda çalışanlara karşı gösterdiği saygıda ortaya çıkar. Nedense bizim yöneticilerimiz, yani hangi işyerinde olurlarsa olsunlar güç gösterisini alt kadrolara göstermekten mutlu olurlar, sonu hiç düşünmezler. Bazen bir tebessüm, zihnin kimyasını değiştirir; insan gülmeye başladığında ruh da ona eşlik eder. Yani böyle durumlarda gülüp geçelim, sinirlenmeyelim.. Gülmek en büyük yanıttır bu tiplere…

Mutlu olduğumuz gülmeyiz bu durumlarda, güldüğümüz için mutlu oluruz, karşımızdakini böylece mağlup ettiğimiz için.

Önemli bir noktaya daha değineyim:

‘Biz bir aileyiz’ sözü genelde tek yönlü çalışır.

Şirketler aile gibi davranılmasını ister ama karar zamanı geldiğinde tamamen şirket gibi davranırlar.

Belki de en sağlıklısı baştan dürüst olmaktır:

Bu bir iş ilişkisi.

Saygı, adalet ve emeğin karşılığı varsa zaten insanlar kalır.

‘Biz bir aileyiz’ sözü, tarihin en büyük yalanlarından biridir, işyerleri ve kurumlar için…

Yok öyle bir şey…

Sizi bir anda, tüm emeklerinizi hiçe sayarak, sokağa gönderirler.

Bir şirketin size sunması gereken şey koşulsuz bağlar değil; adalet, saygı, emeğinizin karşılığı ve sağlıklı bir çalışma ortamıdır.

‘Biz bir aileyiz’ söylemi, sınırların bulanıklaştığı ve profesyonelliğin kaybolduğu toksik bir kültürün en yaygın habercilerinden biridir.

Sınırlarınızı koruyun ve sizi ‘aileden’ sayarak hakkınızı ödemeyi unutan yapıları sorgulayın

Şunu da belirtmeden geçmeyeceğim:

Yardımlarınızı mutlaka çevrenizde tanıdıklarınıza yapın.

İnternetteki aldatmacalara kanmayın…

Dikkat edin bakın, sürekli yardım isteyen tipler vardır.

Bunlar bir aileyi ya da çocukları öne sürerler…

Tamamiyle[Mh1]  yalan…

Yardımı kendine toplamaktadır.

Hiçbir tanıdığınız yoksa benim gibi mahalle bakkalına gidin, birilerinin hesabından silmesine, yani gerçek sıkıntı çekene bir nebze de olsa destek çıkın…

Bu arada yine bir dayanışmadan söz edeyim:

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iki yılda yürüttüğü sosyal destek programları yüz binlerce haneye ulaştı.

683 bin başvuru değerlendirildi, milyonlarca litre süt dağıtıldı, 12 milyondan fazla sıcak yemek üretildi.

Emekliden öğrenciye, engelliden ihtiyaç sahibi ailelere kadar kentte sosyal dayanışma ağı büyüdü.

*- KIYMETLİLER

Yeşim Tunçel, “Kıymetliyiz, güçlüyüz, varız..

Nariniz, lakin öyle kolay da pes etmeyiz...

Ne de olsa anneyiz, evladız, eşiz, hayatı dokunuşuyla güzelleştiren insanız...” diyerek şunları yazmış:

“Kadına daha çok değer verilen, eşit fırsatların tanındığı,

Şiddetten uzak, insan onuruna yakışır bir yaşam sunulduğu,

Ömrünün baharında, en güzel yaşında hayattan koparılmadığı,

Daha çok sevildiği ve mümkünse daha çok sayıldığı bir Dünya diliyorum…”

*- BİR KENTİN HAFIZASI

Rasim Özgül, Fahrettinpaşa Mahallesi Muhtarı Çeşme’de…

O da “ÇEŞME MAHALLELERİNİN SESİ” olarak kalemi eline almış ve kamunun duyması için şunları yazmış, “Kaybolmaya Yüz Tutan Bir Mesleğin Tanığı”nı…

Fotoğrafını da paylaşmış Muhtar Rasim Özgül…

“Çeşme’nin sokaklarını, meydanlarını ve tarihi mekânlarını resmederken şunu fark ettim:

Bir kentin hafızası sadece taş binalarda değil, o binaların içinde emek veren ustalarda yaşar.

Bu kez fırçamı yıllara meydan okuyan bir ustaya çevirdim.

Çeşme’de uzun yıllardır mesleğini sürdüren Terzi Mümin Özen…

Hazır giyimin hızla yayıldığı bir çağda, o hâlâ dikiş makinesinin başında sabırla çalışmaya devam ediyor.

Her dikişte bir emek, her kumaşta yılların ustalığı var.

Bu suluboya çalışmayı sadece bir portre olsun diye yapmadım.

Kaybolmaya yüz tutmuş bir mesleğin Çeşme’de hâlâ yaşadığını belgelemek istedim.

Belki bir gün bu meslekler sadece hatıralarda kalacak…

Ama ustaların emeği, bu resimlerde yaşamaya devam edecek.

Çünkü bir şehir;

Sokaklarıyla değil,

Ustalarının emeğiyle de tarihe yazılır.

Rasim Özgül- Fahrettinpaşa Mahallesi Muhtarı Çeşme…”

*- DİKKATİMİ ÇEKİYOR

Bülent Üngür’ü sosyal medyadan tanıyorum.

Ama Bülent Üngür aslında İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı…

Bence en çalışkan müdürlerden biri…

Çalışmalarını herkesle paylaşıyor, yani tanıtımı on numara…

Salonu dolduran basın grubuna bırakmıyor…

Bülent Üngür’ün son iki paylaşımına göz atalım:

“Tarımın geleceğini, küresel gelişmeleri ve yerel yönetimlerin bu süreçteki rolünü konuşmak üzere İzmir’de düzenlenen “Tarımda Küresel Gelişmeler” programında bir araya geldik.

Panelde, İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak üreticilerimizle yürüttüğümüz çalışmaları ve kooperatifler aracılığıyla sağladığımız destekleri paylaşma fırsatı buldum.

İzmir’de faaliyet gösteren 289 tarımsal kooperatif ve 35 bini aşkın ortak, kentimizin üretim gücünün en önemli aktörlerinden biri.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın liderliğinde, kooperatiflerimizden gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 694 milyon TL’lik alım ve destek, yerel üretimin güçlenmesine ve kırsal kalkınmanın sürdürülebilir şekilde ilerlemesine önemli katkı sağlıyor.

Tarımda dayanışmayı büyüten, üreticiyi destekleyen ve kent ile kırsal arasındaki bağı güçlendiren çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.

Emeği geçen tüm paydaşlara ve katkı sunan konuşmacılara teşekkür ederim.

*- BÖYLE OLUNMALI

Bülent Üngür anlatıyor:

“Küçük ölçekli balıkçılarımızın üretim koşullarını iyileştirmek, maliyetlerini azaltmak ve sürdürülebilir balıkçılığı desteklemek amacıyla tekne bakım malzemeleri desteği sağlıyoruz.

İzmir genelinde yürüttüğümüz çalışma kapsamında 34 su ürünleri kooperatifine üye 752 küçük ölçekli balıkçımıza destek ulaştırdık.

Program çerçevesinde balıkçılarımıza toplam 959 adet 2,5 litrelik antifouling boya ve 1086 kilogram epoksi macun dağıtımı gerçekleştirdik.

Bu çalışmanın hayata geçirilmesinde emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Dr. Cemil Tugay’ın liderliğinde, kıyı balıkçılığını ve üreticilerimizi desteklemeye devam edeceğiz.”

Yazımın başında belirttiğim gibi Bülent Üngür tepe yöneticisi ama ‘ırgat’ gibi çalışıyor ve tüm çalışanlarına hep teşekkür ediyor.

Dişini değil sevgisini gösteriyor.

Kutluyorum kendisini.

Söylemeden edemeyeceğim İzmir’deki belediyelerde bazı başkanları da değiştirmek lazım, onlarla birlikte birçok sözde üst yöneticiyi de, iş bilmezleri, halktan kopuk olanları…

*- AYNI ŞEY DEĞİL!

Burçak Balkan Çeşme’de görevli. Arada görüşlerini paylaşıyor. Bugün de, “BANKALAR NEDEN MEVDUATA FAİZ VERİR ?” sorusunun yanıtını vermeye çalışmış;

“Aslında bu sorunun cevabı yatırım dünyasını anlamak için çok kritik.

Bankalar sizin paranızı kasada tutmak için faiz vermez.

Tam tersine, o parayı kullanabilmek için verir.

Sizden topladıkları mevduatı; kredi olarak, ticari finansman olarak veya farklı yatırım araçlarında değerlendirirler.

Yani banka için mevduat, bir maliyettir ama aynı zamanda kazanç üretmenin aracıdır.

Burada çoğu kişinin gözden kaçırdığı bir gerçek var:

Faiz almak ile para kazanmak aynı şey değildir.

Örneğin bir yatırımcı %45 mevduat faizi aldığını düşünürken, aynı dönemde enflasyon %60 ise aslında parasının satın alma gücü düşmektedir.

Kağıt üzerinde para artıyor gibi görünür, fakat gerçek hayatta alım gücü erir.

Buna finans dünyasında “negatif reel getiri” denir.

Tam bu noktada gayrimenkul farklı bir yerde durur.

*- ENFLASYONUN ÜZERİNDE

Doğru lokasyonda, doğru fiyattan alınmış bir gayrimenkul yalnızca enflasyona karşı koruma sağlamaz; çoğu zaman enflasyonun üzerinde değer üretir.

Çünkü gayrimenkulün değeri sadece para politikasıyla değil; şehir büyümesi, nüfus artışı, altyapı yatırımları ve arz-talep dengesiyle belirlenir.

Örneğin gelişen bir bölgede alınan bir arsa ya da konut, yıllar içinde sadece fiyat artışıyla değil; kira getirisiyle de yatırımcısına ikinci bir kazanç kanalı oluşturur.

Bu yüzden yatırım dünyasında şu cümle sıkça söylenir:

Para bankada büyümez, doğru varlıklarda büyür.

Elbette her gayrimenkul kazandırmaz.

Yanlış lok asyön, yanlış fiyat ve yanlış proje; yatırım yerine maliyete dönüşebilir.

Ama doğru analiz edilmiş bir gayrimenkul yatırımı, uzun vadede sadece parayı korumakla kalmaz; servet oluşturur…”

*- BEŞ HATA

Üst Düzey Yöneticilerin Yaptığı Beş Hata…

“Bunlar Sizin Suçunuz Değil” diyerek bize seslenen Liz Ryan, İngilzce olarak şunları yazıp, göndermiş, tabii ki iş insanlarına, girişimcilere ve üst yöneticiler için…

“Sevgili arkadaşlar,

Eğer şu anda geçiş sürecinde olan üst düzey bir lider iseniz, size söyleyeceklerim var.

İş arama konusunda size öğretilen her şey - neredeyse her şey - kariyerinin daha başlarında olan biri için tasarlanmıştı.

Gösterebileceğiniz en önemli şeyin süreci takip etme isteğiniz olduğu bir dünya için tasarlanmıştı.

Başvurmak. Beklemek. Değerlendirilmek.

*- GERÇEK OLAN

Bu dünya asla harika değildi.

Ama özellikle sizin için yanlış.

İşte üst düzey iş arayanların en sık yaptığı beş hata.

Ve evet - bunların her biri, sizin çıkarlarınızı gözetmeyen bir sistem tarafından size öğretildi.

Hata 1: ATS Portalını Gerçek Bir İş Arama Kanalı Gibi Görmek

Yöneticilerin neden özgeçmişlerini "Kara Delik" işe alım portallarına attığını anlıyorum.

Bu bir eylem gibi geliyor.

Bir iş ilanı buldunuz, özgeçmişinizi özelleştirdiniz, her şeyi yüklediniz ve gönder düğmesine bastınız.

İşi hallettiniz.

Ancak diğer tarafta gerçekte olan şu:

Özgeçmişiniz, binlerce başvuruyu işlemek için tasarlanmış, olağanüstü üst düzey yetenekleri belirlemek için değil, bir yazılım tarafından filtreleniyor.

Ortaya çıkan kişiler, özgeçmişleri İK'daki birinin yirmi dakikada oluşturduğu anahtar kelime listesiyle en çok eşleşen kişilerdir.

Bu şekilde bir sonraki yönetici pozisyonunuzu elde edemezsiniz. Olağanüstü olmadığınız için değil - öylesiniz - ama bu kanal asla sizin için tasarlanmadığı için.

Düşük verimli, yüksek hayal kırıklığı yaratan bir kanal.

ATS portalı, size sunulan beş iş arama kanalından biridir.

Yöneticiler için en az güçlü olanıdır.

Eğer birincil stratejiniz buysa, yanlış şey için çok çalışıyorsunuz demektir.

*- HAK ETSENİZ BİLE…

Hata 2: Herkesin Özgeçmişine Benzeyen Bir Özgeçmişe Sahip Olmak

Birçok yöneticiyi işe aldım ve onlarcasına da koçluk yaptım; bu süreçte binlerce yönetici özgeçmişi okudum.

Ve size söyleyebilirim ki, bunların yaklaşık %98'i aynı şablonu izliyor: LinkedIn'in standart metinlerine benzeyen bir özet, sorumlulukları olan rollerin listesi ve asla açıklanmayan rakamlar da dahil olmak üzere belirsiz, solgun madde işaretli başarılar - bu nedenle hiçbir bağlam, hiçbir kıvılcım ve işte gerçekten nasıl bir performans sergilediğinize dair hiçbir fikir edinemiyoruz.

1980'lerin standart yönetici özgeçmişiyle istediğiniz ve hak ettiğiniz işi alamazsınız.

Geleneksel özgeçmişler, zekânız ve kişiliğinizden bahsetmiyorum bile, geçmişinizin tüm gücünü ve ağırlığını emer.

Gerçekte kim olduğunuz, nasıl düşündüğünüz, sizi neyin motive ettiği veya birlikte çalışılacak ne tür bir lider olduğunuz hakkında hiçbir şey söylemezler.

Yönetici düzeyinde, işe alım kararları büyük ölçüde ilişki kararlarıdır. İnsanlar tanıdıklarını ve güvendiklerini hissettikleri yöneticileri işe alırlar. Standart bir özgeçmiş güven oluşturmaz. Hiçbir şey oluşturmaz. Kıvılcımınızı söndürür ve yok eder.

Özgeçmişiniz size benzemeli.

Eşleştirmeye çalıştığınız bir iş tanımına değil.

Özel, zeki, deneyimli bir insan gibi, sunabileceği özel bir şeye sahip biri gibi.

*- GERÇEK AMA YETERLİ DEĞİL

Hata 3: Ağınızın İşe Yaramasını Beklemek…

Ağınızdaki insanlar size karşı sıcak duygular besliyor.

Bu gerçek ve önemli.

Ama bu yeterli değil. Ağınızdaki insanlar meşgul, kendi kariyerlerini ve siyasi ilişkilerini yönetiyorlar ve en bağlantılı arkadaş bile ancak belirli sayıda kapı açabilir.

Özgeçmişiniz geleneksel bir özgeçmişse, en ateşli hayranlarınız bile sizi tanıdıkları insanlara tanıtmak istediklerinde ellerinde fazla bir şey kalmaz. Ağ kurma, beş kanalınızdan biridir ve doğru yapıldığında güçlü bir kanaldır.

Ancak bu tek başına bir strateji değil ve sonuç vermesini beklemek hem iyi niyetinizi hem de sabrınızı tüketecektir.

Arama süreçlerinde en hızlı ilerleyen yöneticilerin, telefonun çalmasını beklemek yerine, aynı anda birden fazla kanalda aktif olanlar olduğunu görüyorum.

*- GERİ DÖNÜŞ YOK

Hata 4: Mülakatlara Soru Cevaplamak İçin Gitmek

Bu, bu bültende söyleyeceğim en önemli şey olabilir.

Çoğu yönetici adayı, geçmişleri hakkında soruları cevaplamaya hazır bir şekilde mülakatlara giriyor.

Başarılarından, liderlik tarzlarından, en büyük zorluklarından bahsetmeye hazırlar.

Ve iyi cevaplar veriyorlar.

Sonra da bir daha geri dönüş almıyorlar.

İşte nedeni: sizin seviyenizde, bir mülakat soru-cevap oturumu değil.

Bir danışmanlık görüşmesi.

Masanın karşısındaki insanlar sadece geçmişinizi değerlendirmiyorlar; ormandan çıkış yolunu bilen bir lider olup olmadığınıza karar veriyorlar.

Onlar sizin nasıl düşündüğünüzü, içinde bulunduğunuz sektörü ve işlevi nasıl gördüğünüzü bilmek istiyorlar.

Odaya onay bekleyen bir aday olarak değil, bir meslektaş olarak girebileceğinizi bilmek istiyorlar.

Soruları cevaplamaya hazır bir şekilde girdiğinizde, kendinizi zaten masanın altına yerleştirmiş oluyorsunuz.

İş dünyasına, genel duruma, değişimlere dair bir bakış açısıyla girdiğinizde...

İlk 90 gün boyunca ne düşüneceğinizi düşünün; odadaki enerji tamamen değişir.

Bu değişim öğrenilebilir.

Sadece birinin size nasıl yapılacağını göstermesi gerekiyor.

Yönetici iş görüşmesinde nasıl başarılı olacağınızı öğrenin.

*- ÖNEMSENEN

5. Hata: Kendi İşinizdeki Sorun Hikayenizi Bilmemek

Çoğu yönetici adayına kariyerlerinde en çok neyle gurur duyduklarını sorun, size ekiplerinin büyüklüğünden, bütçelerinin ölçeğinden, yönettikleri büyük girişimlerden bahsedeceklerdir.

İşe alım yöneticilerinin önemsediği hiçbir şey bu değil.

Önemsedikleri şey -her zaman dinledikleri şey- kuruluşların karşılaştığı sorunları anlayıp anlamadığınız ve bunları çözmek için içgüdüleriniz ve deneyiminiz olup olmadığıdır.

Şunu bilmek istiyorlar:

Hangi sorunla karşılaştınız ve bunun için ne yaptınız?

"200 kişilik bir ekibi yönettim" değil.

Bunun yerine:

"Şirketin tedarik zinciri kar marjını kana akıtıyordu ve kimse bunu çözememişti. İşte gördüklerim ve yaptıklarımız." İşte sizi işe aldıran hikaye bu.

Çoğu yönetici bunu anlatmayı asla öğrenemez.

Bu beş hata karakter kusuru değil.

Bunlar, farklı bir iş arama türü ve farklı bir aday türü için oluşturulmuş bir kılavuzu takip etmenin sonucudur…

Sizin için gerçekten oluşturulmuş bir kılavuzu hak ediyorsunuz.

*-  PLASTİK SEKTÖRÜ SÜRÜKLENİYOR

ABD ve İsrail’in İran’a yaptığı hava bombardımanı iki haftayı geride bırakırken, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla ham petrol fiyatlarında yaşanan öngörülemez yükselişler, petrokimyasal hammadde fiyatlarına da yansıyor.

Başta Alçak Yoğunluk Polietilen, Polipropilen ve Polivinil Klorür (PVC) olmak üzere onlarca sektörün üretiminde kullanılan temel petrokimyasallarda ithalatın adeta durma noktasına geldiğini belirten Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Yönetim Kurulu Başkanı ve Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkan Yardımcısı Şener Gençer; “Dernek olarak uzun yıllardır vurguladığımız yerli hammadde üretiminin öneminin şimdi çok daha iyi anlaşıldığını umuyoruz.” dedi.

Bir kriz meydana geldiğinde, insanlar genellikle bir fark yaratmak veya yardım etmek için ne yapabileceklerini bilmek isterler.

Endişeleri söylemden eyleme dönüştürmek, kontrolümüzde olan ve olmayan şeyleri belirlemekle gelir.

Hiçbir çalışan tek başına dışsal bir krizi çözemez, ancak yapılabilecek ve üzerinde çalışılabilecek şeyleri araştırmak dikkati odaklamaya yardımcı olur.

Örneğin, liderler çalışanları siyasi olarak aktif olmaya, ne yapılması veya yapılmaması gerektiği konusunda görüşlerini kaydetmeye, doğrudan etkilenmedikleri için minnettar olmaya, etkilenenlere bireysel olarak veya destek grupları aracılığıyla ulaşarak duyarlı olmaya ve kontrolümüz dışında olan şeylerle meşgul olmamaya veya bunlara takıntılı olmamaya teşvik edebilirler.

Söylendiği gibi, kriz boşa harcanacak korkunç bir şeydir.

Kişisel ve profesyonel gelişimin büyük bir kısmı, genellikle fırsata dönüştürülebilecek dışsal aksaklıklardan kaynaklanan zorluklarla yüzleşmekten, bunlarla karşılaşmaktan ve bunlardan öğrenmekten gelir.

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...