RUS KİYAFETLERİ İLE BOYANMIŞ, ZARİF VE GÜZELLER
*- MATRUŞKA GİBİLER Günün en anlamlı sözünü Emine Elat gönderdi. Emine Elat’ın gönderdiği söz şöyle: ‘Bazı insanlar matruşka gibidir. Tanıdıkça içinden başka biri çıkar ve gittikçe küçülürler.’ Rusya’ya gidenler, mutlaka ülkesine sevimli, hediyelik ‘Matruşka’ alır. ‘Matruşka’ adı verilen bu geleneksel Rus yuvalama bebekleri canlı renkleri ve karmaşık tasarımlarıyla bilinir. En büyüğünden başlayarak her bebek açıldığında, aile, devamlılık ve miras gibi temaları simgeleyen daha küçük bir
Bu benzersiz zanaat ürünleri için çok şey söylenmiş ve yazılmıştır.
Moskova’da dikkatimi çekmişti.
Bazı matruşkalar gerçekten sanat harikası idi, bazıları da aynı tornadan çıkmasına rağmen, ‘taklit’ gibiydiler.
Tezgahta yan yana durmalarına rağmen sırıtıyorlardı.
Bilmem anlatabildim mi?
Aynen Türkiye’de olduğu gibi yanyana iki dükkânda aynı boydaki matruşkalar arasında fiyat farkı göze çarpıyordu.
Demek ki, esnaf diye adlandırdıklarımız her yerde aynı idiler.
Bilmem anlatabildim mi?
Yeri gelmişken söyleyeyim:
Ünlü şair Nazım Hikmet Ran'ın Moskova'daki Novodevichy Mezarlığı'na gittiğimde, görevlilere sadece ‘Nazım Hikmet’ deyin hemen ziyarete geldiğinizi anlıyorlar ve kabrini tarif ediyorlar.
O kadar ünlü Rus ve Komünist sanatçılar, sporcular, yani üstün dünyaca ünlü yeteneklerin heykellerle süslenmiş Novodevichy Mezarlığı'nda sanıyorum en fazla ziyaret edilenlerden biri de, Nazım Hikmet olduğunu söyleyebilirim.
Şunu da söyleyeyim:
Emine Elat’ın belirttiği gibi ‘matruşka gibi’ insanların sayıları hiç da az değildir.
İşin özü şudur:
İyilik, sevgi, saygı, insanlığın en büyük sanatıdır.
Azı çoğu olmaz!
Kıymetlisi olur!...
Esas olan nedir?
Esas olan sadece yaşamak değil, insana yakışır şekilde ve onurlu yaşamaktır.
Teslim olmadan, boyun eğmeden, sürünmeden, el etek öpmeden yaşamaktır’
Bunları, Doğan Prepol’un belirttiği gibi Moskova’da yatan Mavi Gözlü Dev Adam söylemiştir.
*- ÇILDIRTMA TAKTİĞİ
Gazeteci çiftçiye sorar:
Bu inekler ortalama kaç lt. süt verir?
Çiftçi: Hangisi, beyazı mı siyahı mı?
Gazeteci: Beyazı!
Çiftçi: 10 lt.
Gazeteci: Peki siyahı?
Çiftçi: 10 lt.
Gazeteci: Peki neyle besliyorsunuz bunları?
Çiftçi: Hangisini, beyazı mı siyahı mı?
Gazeteci: Beyazı…
Çiftçi: Otla besliyorum.
Gazeteci: Peki siyahı?
Çiftçi: Onu da otla besliyorum.
Gazeteci iyice dellenir, ‘Neden sürekli hangisi?’ diye soruyorsun, zaten cevaplar aynı.
Çiftçi: Çünkü siyah olan benim de ondan!
Gazeteci: Haaaa Peki beyaz olan kimin?
Çiftçi: O da benim.
Bu diyalog, ‘Bazı insanların dünyaya geliş sebebinin diğer insanları çıldırtmak olduğuna’ giderek inandırmak için, bir örnek olarak yazılmış anlaşılan.
Bu fıkrada olduğu gibi; ‘İnsanları yavaş yavaş çıldırtmak istiyorsanız akıl almaz şeyler yapın. Kafayı yesinler...’ diyenler de var.
*- ÇANAKKALE’Yİ UNUTMAMALIYIZ
‘Biz Rumeliliyiz!’ grubu, ya da topluluğu son zamanlarda çok iyiden de iyi çalışıyor.
Hani birileri ‘Selanikliler gitsin!’ dediler ya, iyi ki söylemişler çünkü, bir noktada uyuyan derneklerinden umudunu kesen Rumelililer birleştiler ve tarihi gerçekleri araştırıp, kamuya sunmaya başladılar.
Yani dirildiler, kötülere ve Türkiye’ye bölmek isteyenlere karşı.
‘Biz Rumeliliyiz!’ grubu şimdi de Çanakkale’yi ele aldılar.
Topladıkları bilgileri, fotoğraflar ve grafiklerle süsleyerek kamu için paylaştılar.
Doğan Prepol dostumdan öğrendiklerini ben de sizinle paylaşayım.
Unutmamamız ve unutturmamalıyız Çanakkale’yi de…
*- 8 AY 15 GÜN SÜRDÜ
Çanakkale Muharebeleri, I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir.
İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti konumundaki
İstanbul’u alarak İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü ele geçirmek, Rusya'yla güvenli bir tarımsal ve askeri ticaret yolu açmak,
Alman müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı'na girmişlerdir.
Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır.
Yaklaşık 8 ay 15 gün süren Çanakkale Deniz ve Kara Muharebeleri’nde her iki taraf da çok büyük personel ve malzeme zayiatı vermiştir.
*- ZAYİAT EŞİT!; 252 BİNER KİŞİ
İsmet Görgülü, ‘Çanakkale İlk Günde Biterdi’ adlı eserinde Türklerin zayiatını; 57.000’i Şehit, 21.000’i Hastalıktan ölüm, 10.000’i Kayıp,
100.000’i Yaralı, 64.000’i Hasta olmak üzere toplam zayiatı 252.000 kişi olarak; itilaf devletlerinin zayiatını da yine 252.000 kişi’ olarak kayıt etmiş bulunuyor.
(İbrahim Yıldırım, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 26, Sayı: 1, Sayfa: 261-275, )
Çanakkale savaşı söz konusu olduğunda, ‘zayiat ile Şehit kavramı’ birbirine karıştırılmış ve toplam zayiat sayısı her daim Şehit sayısı olarak düşünülmüştür.
‘Zayiat’, Askerî kullanımda askerlerin ya da asker olmayan insanların ölüm, yaralanma, hastalık, ele geçirilme ve kaybolma gibi nedenler dolayı görev yapamaz hale gelmeleridir.
Öğrenildiğine göre; her 10 şehitten en az 2'sinin kaydı yapılmamış!...
*- KÜNYELER DE KAYIP
‘Şehitlerin künye bilgileri Osmanlıca olarak hatalı yazılmış ya da kaydedilmiş olabilir.
Osmanlıcadan okunanlar hatalı okunmuş ya da hatalı şekilde baskıya girmiş olabilir.
Ancak Çanakkale Cephesi'nde yüzde 20'lik ‘şehit künye kaydı eksikliği’ söz konusu.
Osmanlı askerinin o gün tuttuğu notlar, akademisyenler tarafından son 10-15 yıldır yeni yeni okunuyor.
Bu askeri evraklar yeniden okunmak zorunda.
Aradan 100 yıldan fazla süre geçti, birliklere ait zayiat cetvelleri ve hastane kayıtları okunduğu zaman ancak Çanakkale Cephesi'ndeki net şehit sayısını ortaya çıkarabiliriz.
*- İSTATİSTİK NOTLARI
Prof. Dr. Murat Karataş, Şefik Hüsnü Deymer'in İstatiksel Notlarına Göre Çanakkale Cephesinde Kayıp Şehitler. (KARATAŞ, Murat, (2023), Anafarta Dergisi, Sayı 20, ss.), ‘Çanakkale Şehitleri Sayısı’ şöyle anlatılıyor:
‘Sonuç olarak; zayiatla ilgili Harp Ceridelerine dayanan Atese Başkanlığına ait kaynak eserden alınan ve en son araştırmaları içeren yukarıdaki bilgilerin (İtilaf devletleri için İngilizler için 205.000 Fransızlar için 47.000 olmak üzere 252.000, Türk zayiatını ise 57.370’i şehit olmak üzere toplam 213.882 olarak kullanılmasının uygun olacağını değerlendirmekteyim.’
‘Milli Savunma Bakanlığı arşiv müdürlüğü ile yaptığım koordinede oluşturulan bir proje grubunun hastane kayıtları üzerinde çalıştığını müşahede ettim.
Bu grup çalışmasını bitirdiğinde muhtemelen zayiat miktarlarında değişiklik olacaktır.’
(Dr.(E).Kur.Alb. İbrahim Yıldırım, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 26, Sayı: 1, Sayfa: 261-275,)
*- TÜRKİYE VE TÜRKİYE DIŞINDAN ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ:
Suriye: 584 şehit (%59.53), Kosova: 63 şehit (%6.42), Yunanistan: 61 şehit (%6.22), Filistin: 58 şehit (%5.91), Bulgaristan: 38 şehit (%3.87), Lübnan: 37 şehit (%3.77), Makedonya: 36 şehit (%3.67), Irak: 26 şehit (%2.65), Arnavutluk: 23 şehit (%2.34), Libya: 20 şehit (%2.04), Suudi Arabistan: 8 şehit (%0.82), Gürcistan: 5 şehit (%0.51), Romanya: 4 şehit (%0.41), Berat: 3 şehit (%0.31), Tunus: 3 şehit (%0.31), İran: 2 şehit (%0.20), Yemen: 2 şehit (%0.20), Afganistan: 1 şehit (%0.10), Azerbaycan: 1 şehit (%0.10), Bosna: 1 şehit (%0.10), Kafkasya: 1 şehit (%0.10), Kırım: 1 şehit (%0.10), Mısır: 1 şehit (%0.10), Sudan: 1 şehit (%0.10), Tataristan: 1 şehit (%0.10),..
*- TÜRKİYE DIŞI ŞEHİTLERİN DAĞILIMI
Balkanlar, 226 (%23.9) : Bosna, Kosova, Arnavutluk, Bulgaristan, Makedonya, Yunanistan, Romanya.
Ortadoğu, 715 (%75.7): Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün, Filistin, Yemen, Suudi Arabistan.
Afrika, 25 (%2.6): Libya, Mısır, Sudan, Tunus.
Kafkasya, 8 (%0.8) : Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan, Tataristan, Kırım.
Suriye: 584 şehit (%59.53), Kosova: 63 şehit (%6.42), Yunanistan: 61 şehit %6.22), Filistin: 58 şehit (%5.91), Bulgaristan: 38 şehit (%3.87), Lübnan: 37 şehit (%3.77), Makedonya: 36 şehit (%3.67), Irak: 26 şehit (%2.65), Arnavutluk: 23 şehit (%2.34), Libya: 20 şehit (%2.04), Suudi Arabistan: 8 şehit (%0.82), Gürcistan: 5 şehit (%0.51), Romanya: 4 şehit (%0.41), Berat: 3 şehit (%0.31), Tunus: 3 şehit (%0.31), İran: 2 şehit (%0.20), Yemen: 2 şehit (%0.20), Afganistan: 1 şehit (%0.10), Azerbaycan: 1 şehit (%0.10), Bosna: 1 şehit (%0.10), Kafkasya: 1 şehit (%0.10), Kırım: 1 şehit (%0.10), Mısır: 1 şehit (%0.10), Sudan: 1 şehit (%0.10), Tataristan: 1 şehit (%0.10).
*-ÇANAKKALE’DE ŞEHİT OLAN SURİYELİLER MESELESİ
1914 yılı itibariyle Osmanlı'nın Halep Vilayeti'nin nüfusu 1.100.000'dir.
Bu tarihte Halep vilayetine bağlı sancakları şöyle sıralayabiliriz;
1- Halep Sancağı (Halep, Antakya, İskenderun, İdlip gibi şehirler
Halep Sancağı'nın kazalarıdır), 2- Antep Sancağı (Antep, Kilis vb), 3- Maraş Sancağı, 4- Urfa Sancağı, 5- Zor Sancağı, 6- Cebel-i Sema'an Sancağı.
Halep vilayeti 6 sancak merkezinden oluşmakta.
Bu 6 sancak merkezinin de 3 tanesinin tamamı bugün Türkiye sınırları içinde olup, Halep Sancağı'nın da pek çok kazası ülkemiz sınırları içindedir.
1914 yılı Halep Sancağı'nın 1 milyon 100 bin nüfusunun 700 bini bugünkü (Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilindeki merkezlerdedir.
Suriye-Filistin: 787 kişi karşımıza çıkar ki Suriye- Filistin'den katılanların çoğunluğu Türkmenlerdir.
(Doç. Dr. Yağmur Say)
*- ÇANAKKALE’DE EN FAZLA ŞEHİT VEREN 10 İL
1. Bursa: 2911 şehit (%6.47), 2. Balıkesir: 2706 şehit (%6.02), 3. Konya: 2424 şehit (%5.39), 4. Kastamonu: 2224 şehit (%4.95), 5. Manisa: 2076 şehit (%4.61), 6. Denizli: 2065 şehit (%4.59), 7. İzmir: 1699 şehit (%3.78), 8. İstanbul: 1695 şehit (%3.77), 9. Afyon: 1658 şehit (%3.69), 10. Aydın: 1647 şehit (%3.66) .
Çanakkale’de En Az Şehit Veren 10 İl;
1. Tunceli, 30 şehit, (%0.06), 2. Amasya, 29 şehit, (%0.06), 3. Bayburt (21 şehit, %0.04), 4. Adıyaman (9 şehit, %0.02), 5. Bingöl (8 şehit, %0.02), 6. Muş (6 şehit, %0.01), 7. Mardin (5 şehit, %0.01), 8. Artvin (3 şehit, %0.01), 9. Kars (2 şehit, %0.004), 10. Ağrı (2 şehit, %0.004)
- Türkiye’de Bölgelere Göre Çanakkale’de Şehit Sayıları:
1. Marmara: 12,754 şehit (%26.1), 2. Ege: 11,990 şehit (%24.5), 3. İç Anadolu: 10,034 şehit (%20.5), 4. Karadeniz: 7,813 şehit (%16.0), 5. Akdeniz: 4,758 şehit (%9.7), 6. Güneydoğu Anadolu: 814 şehit (%1.7), ➢ 7. Doğu Anadolu: 791 şehit (%1.6)…
- İstanbul İlçelere Göre Çanakkale Şehitleri;
1. ÇATALCA 166 (%21.84), 2. Şile: 129 (%16.97), 3. Üsküdar: 99 (%13.03), 4. Fatih: 88 (%11.58), Bakırköy: 53 (%6.97), 6. Beykoz: 41 (%5.39), 7. Silivri: 32 (%4.21), 8. Beşiktaş: 32 (%4.21), 9. Kartal: 22 (%2.89), 10. Kadıköy: 20 (%2.63), 11. Eyüp: 20 (%2.63), 12. Büyükçekmece: 16 (%2.11), 13. Beyoğlu: 13 (%1.71), 14. Sarıyer: 9 (%1.18), 15. Gaziosmanpaşa: 6 (%0.79), 16. Küçükçekmece: 3 (%0.26), 17. Maltepe: 2 (%0.26), 18. Tuzla: 2 (%0.26), 19. Ümraniye: 2 (%0.26), 20. Adalar: 1 (%0.13), 21. Kağıthane: 1 (%0.13), 22. Pendik: 1 (%0.13), 23. Şişli: 1 (%0.13), 24. Avcılar: 1 (%0.13)…
*- BİZ HANGİSİYİZ?
Çocukluktun bu yana, herhalde Aristo’nun ‘ İnsan düşünen hayvandır’ sözü aklımda kalmış.
Hangi derste hangi öğretmenimiz söyledi ya da öğretti, anımsamıyorum.
Ama birçok toplantıda bu sözü duydum.
Gazeteci büyüğüm Ünal Tümin sıkılmamış araştırmış, bizi ‘Hayvan’ yapan ünlüleri…
Ben de merak edip kendisinden dudum.
Bakalım siz hangisine uyuyorsunuz,
Sakın hakaret ediyorum sanmayın, düşünürlerin sözleri bunlar, yalan söyleyecek değiller ya, politikacılar gibi!
Lütfen dikkatle okuyalım:
Konfüçyus'a göre Işısan; ‘Öğrenen hayvandır.’
Thales'e göre ise insan; ‘Araştıran hayvandır.’
Sokrates'e göre insan; ‘Sorgulayan hayvandır.’
Sofistlere, yani para kazanma amacıyla gezerek felsefe öğretenlere göre insan; ‘Kazanan hayvandır.’
Platona göre insan; ‘Toplumsal hayvandır.’
Aristo için insan; ‘ Düşünen hayvandır.’
Kuşku duymaktan asla bıkmayan septikler için insan; ‘Şüpheci hayvandır.’
Acılara karşı kayıtsız kalmak ve sabırla dayanmak gerektiğini söyleyen stoiklere göre insan; ‘Her şeye alışan hayvandır.’
Heraklitos'a göre insan; ‘Tartışan hayvandır.’
John Locke'a göre insan; ‘Deneyen hayvandır.’
J. Dewey için insan; ‘Çıkarını düşünen hayvandır.’
Kant için insan; ‘Eleştiren hayvandır.’
Descartes'e göre insan; ‘Konuşan hayvandır.’
Hegel için insan; ‘Sistematik hayvandır.’
Gazali için insan; ‘Tutarsız bir hayvandır.’
Ünlü yazar Albert Camus için insan; ‘İtiraz eden hayvandır.’
Popper'e göre insan; ‘Yalanlayan bir hayvandır.’
Khunn'a göre insan; ‘Teori kuran bir hayvandır.’
Kant der ki; ‘insan, mücadeleci bir hayvandır.’
Erich Fromm'a göre insan; ‘Seven bir hayvandır.’
Bergson için insan; ‘Araç̧ yapan bir hayvandır.’
İnsanla alakalı belki de en güzel şeyi Nietzsche söyler ve der ki; ‘insan, düpedüz hayvandır!..’
Bir gün de, yakınlarımıza ve sevdiklerimize layık gördüğümüz hayvan isimlerini paylaşacağım, örneğin ‘Aslan oğlum!’ gibi…
*-
Yorumlar yükleniyor...