RAMAZAN'A ÖZEL
*- SAHİPLERİNİ BULDU Genelde davetlere gitmiyorum. Çoğu reklam kokuyor… Çoğu da ‘aldatmaca- kandırmaca’ üzerine.. Kime derseniz, medya kullanılarak halkı kandırmak, diyebilirim. Ama Göksun Kuburlu’nun davetinde,İstanbul Halı İhracatçıları Birliği (İHİB), 18. Ulusal Halı Tasarım Yarışması'nın kazananlarını ve 2025 yılında halı sektörünün ihracatına katkı sunan sektör temsilcilerini ödüllendiriyordu. İHİB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hayri Diler’in ev sahipliğinde, Türkiye İhracatçılar Mecli
*- ÇOK KONUŞULANLAR
MTM Medya Takip Merkezi, medya ve sosyal medya mecralarında en çok konuşulan belediye başkanlarını araştırdı.
Konuşulma hacminin %25 arttığı Ocak 2026’da Ekrem İmamoğlu’nun birinci olduğu listede Mansur Yavaş ikinci, Fatma Şahin ise üçüncü sıraya yerleşti.
01–31 Ocak 2026 tarihleri arasında internet haber siteleri, televizyon, yazılı basın ve sosyal medya üzerinden 10 bini aşkın kaynak üzerinden hazırlanan MTM Medya Takip Merkezi “En Çok Konuşulan Belediye Başkanları Raporu”, belediye başkanlarının pek çok mecralardaki görünürlüğüne ışık tuttu.
Veriler, yılın ilk ayında gündemin ağırlıklı olarak dijital mecralarda şekillendiğini gösteriyor. İlk 15 isimle ilgili toplam konuşulmanın yaklaşık %85’i sosyal medyada, %15’i ise medyada gerçekleşti.
Medya tarafında görünürlüğün büyük bölümünü internet haber siteleri oluştururken; televizyon ve yazılı basının payı daha sınırlı kalıyor.
Aynı dönemde ilk üç sırada yer alan isimlerin oluşturduğu hacmin, genel toplamın yaklaşık %75’ine-- ulaşması, görünürlüğNün üst sıralarda yoğunlaştığına işaret ediyor.
Aslında bu sonuç özellikle İstanbul’un ulusal medyasının yüzünü gösteriyor.
Neden bir İzmir yok?
Neden Adana ya da Bursa yok?
Nedenlerini sayısız yazdım…
Bunlarla, bunların yöneticileriyle bir adım bile ileriye gidemeyiz, bu kadarını söyleyebilirim.
Bu yüzden de satışları yerlerde sürünüyor.
Ama ilanlar, paralar geliyor, önemli olan bu, bunlar için…
*- HOLLANDA’DA RAMAZAN’A ÖZEL
İnsanı ve toplumu yeniden buluşturan bir ay olan Ramazanın toplumsal ruhu ve Hollanda’daki Türklerin yeri Hollanda televizyonunda ele alındı.
“Oruç neden var ve insana ne kazandırır?” sorularının yanıtları da programda ele alınıyor.
Usta gazeteci İlhan Karaçay’dan öğrendiğime göre, Hollanda’da, NSP, Teleac ve RVU ortaklığında kurulan kamu yayıncısı NTR, Ramazan ayı için geniş kapsamlı bir yayın hazırlığı yaptı.
Radyo programlarından belgesellere, aile dizilerinden sosyal medya içeriklerine kadar uzanan bu yayınların ortak noktası ise “inanç, kimlik, aile, yemek ve birlikte yaşama kültürü.”
Yayınlar NPO, NPO Start, NPO Luister, Zapp ve dijital kanallar üzerinden izleyici ve dinleyiciyle buluşuyor.
Programların temel amacı Ramazanın yalnızca dini bir ibadet ayı olmadığını, aynı zamanda toplumlar arasında bağ kuran güçlü bir kültürel dönem olduğunu göstermek.
NTR yetkilileri, hazırlanan içeriklerle Ramazanın Hollanda’da ve dünyanın farklı şehirlerinde nasıl yaşandığını anlatmak istediklerini belirtiyor.
Bu anlatımın içinde Türk toplumunun da önemli bir yeri bulunuyor.
Çünkü Hollanda’da Ramazan denildiğinde akla gelen en büyük topluluklardan biri Türkler.
Londra, Tromsø ve Muscat gibi şehirlerde yaşayan insanların iftar sofraları üzerinden hayat hikâyeleri anlatılıyor.
Yemek burada sadece bir sofra unsuru değil. Hatıraların, geleneklerin ve kimliğin taşıyıcısı olarak ele alınıyor.
Türk mutfağının ve Türk aile yapısının bu anlatılarda doğal olarak yer bulması, Hollanda’daki çok kültürlü yapının da bir yansıması olarak görülüyor.
Genç kuşağa hitap eden sosyal medya içeriklerinden oluşuyor.
Günlük kısa videolarda oruç, aile içi diyaloglar, mutfak telaşı ve iftar hazırlıkları mizahi bir dille anlatılıyor.
Bu içeriklerde Türk gençlerinin ve göçmen kökenli ailelerin hayatından kesitler de dikkat çekiyor.
İslam inancına göre Ramazan, Allah’ın kullarına bir lütfudur. Oruç ise bir ceza ya da zorunluluk gibi değil, insanı terbiye eden bir ibadet olarak kabul edilir.
Hz. Muhammed’in hayatına bakıldığında da Ramazanın sadece aç kalmakla ilgili olmadığı açıkça görülür.
Paylaşmak, sabretmek, öfkeyi kontrol etmek, fakirin hâlini anlamak ve insanlara zarar vermemek bu ayın temel ruhudur.
*- YAPI YÜKSEKLİĞİNE 84 METRE SINIRI
İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde iki önemli karar oy birliğiyle kabul edildi.
Yoğun yağışlar nedeniyle mağdur olan vatandaşlar için Afet Yardım Komisyonu kurulmasına karar verilirken, kamuoyunda Basmane Çukuru olarak bilinen alandaki yapı yüksekliği 84 metreyle sınırlandırıldı.
Kentte yaşanan sel felaketi nedeniyle vatandaşların ev, iş yeri, arazi, ahır, zeytinlik, bahçe ve benzeri taşınmazları ile taşınır mallarında meydana gelen zararlar üzerine Afet Yardım Komisyonu kurulması önergesi gündeme alındı.
Önerge, doğrudan oylanarak oy birliğiyle kabul edildi. Karar kapsamında, selden etkilenen tüm vatandaşlara gerekli desteğin sağlanması amacıyla bir komisyon oluşturulacak.
Başkan Cemil Tugay’ın başkanlığını yürüteceği komisyon, maddi, ayni, lojistik ve beşerî yardımların sağlanması konusunda tam yetkili olacak. Komisyonun görev süresi, 29 Ocak itibarıyla başlayan ve 2026 yılı boyunca meydana gelebilecek doğal afetleri kapsayacak şekilde belirlenecek.
Meclis gündeminde yer alan, kamuoyunda Basmane Çukuru olarak bilinen 1039 ada 8 parsele ilişkin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği ve Plan Notu Değişikliği maddesi oy birliğiyle kabul edildi. Kararla birlikte, alanda daha önce “serbest” olan yapı yüksekliği 84 metre ile sınırlandırıldı.
*- BİR DEĞİL İKİ KEZ
Z.Tuba Öz önemli bir firmamızda Yönetici asistanı olarak görev yapıyor.
Adresi vermediği ya da unuttuğu yazısında, “Bunu yazmak çok zor… Ama susarsak bu çocuklar gerçekten yalnız kalacak…” diyerek başlamış ve şöyle devam etmiş.
Bu hikayeyi ben de paylaşmak istedim.
“Bir anne… İki kez felç geçirdi…
Ayağa kalkamıyor… Çalışamıyor…
Ama iki çocuğuna hem anne hem baba olmaya çalışıyor…
Evde düzenli gelir yok.
Kira bekliyor.
Ev ısınmayı bekliyor.
Çocuklar okuluna aç gitmesin diye mücadele ediyor…
Bir annenin en ağır yükü, çocuğunun ‘Anne karnım aç’ demesi…
Ve elinden hiçbir şey gelmemesi…
Biz daha önce destek istedik ama yeterli destek toplayamadık…
Belki o gün görmeyen oldu…
Belki o gün imkânı olmayan oldu…
Ama bugün…
Belki bir kişinin bile vereceği destek, o evde sobayı yakacak…
Belki bir yardım, çocukların yüzünü güldürecek…
Az çok demeden destek olabilir misiniz?
Paylaşarak bile destek olabilirsiniz…
Lütfen görmezden gelmeyelim…
Bir annenin çaresizliğine, iki çocuğun sessiz yardım çığlığına ses olalım…”
*- ‘BOĞAZIM DÜĞÜMLENİYOR’
Z.Tuba Öz daha önce de şunları yazmıştı:
“İyi geceler dostlarım
Bu yazıyı yazarken bile boğazım düğümleniyor…
Bir anne düşünün…
Hayat ona iki kez felç vurmuş…
Ama o yine de hayata değil, çocuklarına tutunmuş…
İki küçücük evlat…
Onların saçını okşayacak, “Korkmayın ben buradayım” diyecek tek kişi anneleri…
Ama o anne artık ayakta durmakta bile zorlanıyor…
Bu kadın çalışamıyor…
Çünkü vücudu izin vermiyor…
Ama bir annenin kalbi asla pes etmiyor…
Geceleri çocukları uyurken sessizce ağlıyor…
“Yarın onlara ne yedireceğim?” diye…
“Kira nasıl ödenecek?” diye…
“Ya evim ısınmazsa çocuklarım üşürse?” diye…
Belki çocukları okulda arkadaşlarının beslenmesine bakıp susuyor…
Belki montları ince…
Belki evde kalorifer yanmıyor…
Belki anne, çocukları tok yatsın diye aç uyuyor…
Ve en acısı…
Bu çocukların arkasında duran bir baba yok…
Onların dünyası, hastalığıyla savaşan annelerinden ibaret…
Bir annenin çaresizliği, evladına yetememektir…
Şu an bu anne tam olarak bunu yaşıyor…
Biz istersek bu karanlık tabloyu değiştirebiliriz…
Bir kira…
Bir torba erzak…
Bir kömür yardımı…
Belki bizim için küçük ama onlar için yaşamak demek…
Lütfen bu aileyi yalnız bırakmayalım…
Bugün onların umudu, yarın onların duası olabiliriz…
Destek olmak isteyenler benimle iletişime geçebilir…
Çünkü bazen bir çocuğun kaderi, bir insanın merhametiyle değişir.…”
Belirttiğim gibi bu değerli insanımız Z.Tuba Öz’e sanıyarım internet ya da sosyal medya aracılığıyla ulaşılabilir.
Umarım yardım sevenler bu sesi duyarlar…
*- NEDEN BEYAZ?
“Selanik'ten Gelen Tatlar”ın kurucusu ve yöneticisi Nadide Hanım…
Balkan yemeklerini ve Türk örf ve adetlerini en doğru şekilde bu platform üyelerinden öğreniyoruz.
Tülin Savun İdel de bu grubun binlerce üyesi için Cengiz Toprak’ın araştırmasını paylaşmış.
Ben de sizin için aldım:
“Eskiden Evlerin Duvarları Neden Hep Beyazdı?
Sadece Temizlik Değil, Çok Daha Derin Bir Sebebi Var…
Bugün sokakta yürürken eski bir köy evine denk gelirseniz…
Duvarlarının bembeyaz olduğunu görürsünüz.
O kireç gibi bakan duvarlar, aslında sadece estetik için değil, hayat kurtaran bir gelenek olarak sürdürülürdü.
Eskiden köylerde ne boya vardı ne de lüks temizlik malzemeleri…
Ama evler tertemizdi. Pırıl pırıl duvarlar, göz alıcı beyazlıkta olurdu.
Neden mi?
*- KİREÇ BADANA
Çünkü o beyazlık, kireç badana sayesinde sağlanırdı.
Ve kireç sadece bir renk değil, aynı zamanda doğal bir mikrop kırıcıydı.
Sivrisinekten fareye, küften hastalığa kadar birçok zararlıya karşı en ucuz, en etkili savunmaydı.
Kireç badana yapılan duvarlar mikropları barındırmazdı.
Yazın sıcakta serinlik verir, kışın ise nemi emerdi.
İçerideki kötü kokuları bile azaltırdı.
Üstelik her sene bahar aylarında tazelenir, kadınlar eline fırça alır, ‘temizlik kokusu’ duvarlardan yayılırdı.
Ama sadece bu da değil…
*- AYIP OLAN
Köylerde beyaz badana, ‘görünürlü’ anlamına da gelirdi.
Kararmış, lekeli duvar ayıptı.
‘Evine bile bakmıyor’ diye konuşulurdu.
O yüzden her ev sahibi, özellikle bayram öncesi badanasını yapar, komşuya karşı tertemiz görünmek isterdi.
Beyazlık bir anlamda onurdu, huzurdu, alın teriydi.
O duvarlar sadece bir yapının dışı değil, bir kültürün aynasıydı.
Bugün belki duvarlarımız rengârenk…
Ama o beyaz badananın sadeliğinde, bir neslin yorgun ama huzurlu nefesi saklıydı.
Belki bu geleneği yaşatmak hâlâ mümkündür.”
Ben de bir iki satır ilave edeyim.
Akdeniz iklim ve kentlerinin de ana rengi beyazdır.
Bodrum’da çok yıllar önce, Belediye Meclisi bir karar almış ve tüm evlerin beyaz badana ile boyanması kararını almıştı.
Ve o gün bu gündür, tüm Akdeniz’in beğendiği ve uyguladığı bu renk Bodrum’un da oldu…
Biir ilave daha yapayım:
Bornova’da badanaya mavi renk de katılırdı yani ‘çivit’ yapılırdı…
*- BİR ZAMANLARIN YEŞİLLERİ…
Yine bir anımsatma yapayım siyasete meraklılar için…
Bir zamanlar, Türkiye’de ‘Yeşiller Partisi’ vardı.
Bu parti ve üyeleri için çok şeyler yazıldı, söylendi.
Sonunda ‘Kapatma kararı’ alındı.
Yeşiller Partisi 6 Haziran 1988 tarihinde kurulmuştu.
Anayasa’da siyasi partiler için öngörülen genel teşkilatlanma ve faaliyet barajını aşamadı.
Parti’nin ilk Genel Başkanı Prof. Dr. Celal Ertuğ, son genel başkanı ise Bilge Contepe’dir.
Parti, malî denetiminin düzenli bir biçimde yapmaması, uyarılara rağmen Siyasî Partiler Yasası’na aykırılıkları giderememesi ve birleşik kesin hesabını veremediği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi‘nin 10 Şubat 1994 tarihli kararı ile kapatılmıştır.
Aynı adı taşıyan parti 2008’de yeniden kurulmuştur.
Şimdi de size “Anayasa Mahkemesi Kararı” ni vereyim: Esas Sayısı:1992/2 (Siyasî Parti-Kapatma)
Karar Sayısı:1994/1
Karar Günü:10.2.1994
R.G. Tarih-Sayı:10.04.1994-21901
DAVACI : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
DAVALI : Yeşiller Partisi
DAVANIN KONUSU : Anayasa Mahkemesi’nin 15.10.1991 gün ve Esas 1991/5, Karar 1991/6 sayılı ihtar kararının Parti’ye tebliğinden başlayarak yasal süresi içinde, 2820 sayılı Siyasî Partiler Yasası’nın 73. ve 74. maddelerindeki yükümlülüğü, gerçeği yansıtır ve eksiksiz biçimde yerine getirmeyen Yeşiller Partisi’nin aynı Yasa’nın 104. maddesi gereğince kapatılmasına karar verilmesi istemidir.
I- İDDİANAME
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 7.12.1992 günlü, SP.24.Hz.1991/83 sayılı iddianamesinde aynen:
“A- Konuya İlişkin Yasal Düzenleme
2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu’nun 73/3 maddesi, “parti merkezi ve bağlı ilçeleri de kapsamak üzere iller teşkilatı her bütçe yılını izleyen Nisan ayı sonuna kadar, bir evvelki yıla ait uygulama sonuçlarını gösteren kesin hesaplarını hazırlarlar. İller teşkilatından gönderilenler ve parti merkezine ait olan kesin hesaplar, Merkez Karar ve Yönetim Kurulunca incelenerek karara bağlanır ve birleştirilirler”, 74. maddesi “… karara bağlanarak birleştirilmiş bulunan kesin hesap ile parti merkez ve bağlı ilçeleri de kapsayan iller teşkilatının kesin hesaplarının onaylı bir örneğini Haziran ayı sonuna kadar Anayasa Mahkemesi’ne ve bilgi için Cumhuriyet Başsavcılığı’na vermek zorundadırlar.” hükmünü içermektedir.
Aynı Yasa’nın 104. maddesinde, “Bir siyasî Parti’nin, bu Kanun’un dördüncü kısmında yer alan maddeler hükümleri dışında kalan emredici hükümleriyle diğer kanunların siyasî partilerle ilgili emredici hükümlerine aykırılık halinde bulunması sebebiyle, o parti aleyhine Anayasa Mahkemesi’ne Cumhuriyet Başsavcılığı’nca resen yazı ile başvurulur.
Anayasa Mahkemesi, söz konusu hükümlere aykırılık görürse bu aykırılığın giderilmesi için ilgili siyasî parti hakkında ihtar kararı verir.
Bu karar, o siyasî Parti Genel Başkanlığı’na yazılı olarak bildirilir. Bu yazının tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde aykırılık giderilmediği takdirde, Cumhuriyet Başsavcısı Anayasa Mahkemesi’ne bu siyasî partinin kapatılması için resen dava açar.” hükmüne yer verilmiştir.”
*- DAVALI PARTİNİN ÖN SAVUNMASI
Yeşiller Partisi’nin 17.2.1993 günlü ön savunmasında ise aynen :
“Hukukun üstünlüğüne inanan Yeşiller Partisi, 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu’nun 73. ve 74. maddelerindeki yükümlülüğünü, Yüksek Mahkemenizin 15.10.1991 gün ve E.1991/6 sayılı ihtar kararının tebliğinden itibaren Tüzüğümüzün ve Siyasî Partiler Yasası’nın ona verdiği yetkiler dahilinde eksiksiz yerine getirmiştir.
1- 15.10.1991 tarihli ihtar kararınızın tebliğinden tam bir gün sonra, 16.10.1991 tarih 1/10/Pİ sayıyla ve Genel Başkan seçildikten tam bir (1) ay sonra bütün il ve ilçelerden 1990, 1991 ve daha önceki yıllarda varsa eksik kesin hesapları yollamaları yönünde yazışma yapılmıştır.
2- Kesin hesapların bir iki ilçenin ısrarlı yollamaması veya eksik yollaması üzerine 9.12.1991 tarih 2/12/Pİ sayılı yazışmayla il ve ilçeler tekrar uyarılmış, Malî Sorumlu Suat Pınar’ın 26.12.1992 tarihli tafsilatlı ve ayrıntılı açıklamasına da cevap alınamamıştır. İl ve İlçe yetkilileri ne istifa etmiş ne de gelir-gider hesaplarını yollamışlardır. İstifa eden Fethiye ilçesi dışındadır.
3- Gelmeyen hesapların eski Genel Başkan’ın dosyalarının arasında olacağı düşüncesiyle 6.3.1992 tarih 18/3/Pi sayılı yazıyla hem genel Başkana hem de yollamamakta ısrar eden bütün il ve ilçelere APS olarak tekrar uyarı yapılmıştır. Gerekli yanıt alınmamıştır.
4- Sayın Anayasa Mahkemesi Başkanlığı, bir partinin kongrede onaylanmış tüzüğü, kongrelerce ibra edilmiş eski yönetimlerin tekrar Büyük Kongre tarafından suçlanabileceğini düşünüyorum. Ülkemizin saygı ve hukukun üstünlüğünü ilke edinmiş Cumhuriyet Savcılarının suçlamalarını ne kadar haklı buluyorsam kendi çabalarımın ve yönetim kademesindeki son seçimle gelmiş partili arkadaşlarımın çabalarını da o kadar saygın yerinde ve titizlikle son ana kadar yerine getirdiğine inanıyorum.”
*- ADRESLERİ BELLİ DEĞİL
Eski yönetimler tarafından adresleri bile yazışmayla tespit edilmemiş kayıtları yapılmamış il ve ilçelerin yerlerinin tespitinin bile ne kadar zaman aldığını takdir edersiniz.
Sorumluluğumuzun idraki ile MYK’nu Parti Tüzüğümüzün Md. 10 “Yılda en az iki kez olağan toplanır” hükmüyle, 26.6.1992 tarihinde ikinci toplantıyı bütün bu olumsuzlukları tartışmak üzere Bursa’da toplantıya çağırdım.
Yine madde 10 gereğince o anki mevcut salt çoğunlukla üç (3) kişiden oluşan Malî Komisyon kurulması kararı alınmıştır.
Bütün il ve ilçelerle ellerindeki adres ve imkanlarla telefon ve giderek incelemeye çalışan Malî Komisyon sonunda kanunî hakları olan “İstifa”yı Genel Başkana vermişler ve istifa tarafımızdan kabul edilmiştir.
Gerekçe olarak “Hukuki sorumluluğu büyük olan bu vazifeyi istesek de yerine getiremeyebiliriz.
Çünkü karşımızda duyarsız kalan il ve ilçelerle adresleri tespit edilemeyen ilçeler bulunmaktadır.”
Malî işlerden sorumlu Suat Pınar Noterlik kanalıyla istifasını yollamıştır. (45518 sayı 9 Aralık 1992) Kadıköy İkinci Noterliğinden 17 Aralık 1992 tarih ve 57513 sayılı yazıyla istifasının kabulünün yanında varsa eski ve yeni bütün evrakların iki imzalı tutanakla Genel Başkanlığa iletmesi istenmiş, cevap verilmemiş, evraklar teslim edilmemiştir. Suat Pınar Malî İşlerden sorumlu olduğu dönemde eski yönetimin kendilerine gerekli evrakları resmi olarak verilmediği gerekçesiyle, ilk seçildiği tarihte Noterden protesto çektiğini bildirmiştir.”
*- KARŞI OY YAZISI
Esas Sayısı : 1992/2 (Siyasî Parti-Kapatma)
Karar Sayısı : 1994/1
Siyasî Partilere yönelik kurallar Anayasa’nın “Siyasî Haklar ve Ödevler”le ilgili Dördüncü Bölümünde yer alan 68. ve 69. madde lerde düzenlenmiştir.
Siyasî Partilerin düzenlendiği 68. ve 69. maddeler, bu maddelerin Anayasa’da yer aldığı bölüm ve özellikle 68. maddenin ikinci fıkrasında yer alan (Siyasî partiler demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.) kuralı, siyasî partilerin Anayasa’da “anayasal bir kurum” olarak benimsendiğini ve düzenlediğini göstermektedir.
Anayasal müesseseler hakkında uygulanacak yaptırımlar ancak anayasalarda düzenlenebilir ve yer alabilir.
Başka bir deyişle siyasî partilerin varlığı ve sona ermesi ile ilgili kurallar “Anayasal alan” içindedir.
Anayasa’da kapatma nedeni olabilecek temel kurallar 69. maddenin birinci ve dokuzuncu fıkralarında düzenlenmiştir.
Bu kurallara göre; siyasî partiler tüzük ve programları dışında faaliyette bulunamazlar, Anayasa’nın 14. maddesindeki sınırlamalar dışına çıkamazlar, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan, yabancı ülkelerdeki dernek ve gruplardan herhangi bir suretle aynî ve nakdî yardım alamazlar ve bunlardan emir alamazlar ve bunların Türkiye’nin bağımsızlığı ve ülke bütünlüğü alehindeki karar ve faaliyetlerine katılamazlar. Bu hükümlere aykırı hareket eden siyasî partiler temelli kapatılırlar.
Siyasî partilerin tüzük ve programlarının yapısı ise Anayasa’nın 68. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında belirlenmiştir.
Buna göre;
“Siyasî partilerin tüzük ve programları, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, millet egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz.”
“Sınıf veya zümre egemenliğini veya herhangi bir diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayan siyasî partiler kurulamaz.”
*- AYKIRILIKLAR VAR
Siyasî partilerin kapatılma nedenleri Anayasa’nın 14., 68/3,4 ve 69/1,9 maddelerindeki kurallarla sınırlıdır. Ancak, bu kurallara aykırılık siyasî partilerin kapatılmasına neden olur.
Olayda Siyasî Partiler Yasası ile klasik bir Anayasa’ya aykırılıkla karşı karşıya değiliz.
Yalnız Anayasa ile düzenlenebilecek bir alana Anayasa’nın 68 ve 69. maddelerine adeta Siyasî Partiler Yasası ile ilaveler yapılmıştır.
Siyasî Partiler Yasası ile konulan ve parti hesaplarına dayanan siyasî parti kapatma müeyyidesinin olayda uygulanmayarak yalnızca Anayasa’nın 68. ve 69. maddelerin uygulanması gerekir.
Yeşiller Partisi, Anayasa’nın 14., 68. ve 69. maddelerine aykırı bir davranışta bulunmadığından kapatılmaz.”
*--
Yorumlar yükleniyor...