PARTİLERDE KÖŞEBAŞLARINI BIRAKMAYANLAR
Köşe Yazısı

PARTİLERDE KÖŞEBAŞLARINI BIRAKMAYANLAR

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
17 Jun 2026 7 dk okuma 227

*- GÜL SAYESİNDE Memduh Zaptikar ‘Güllerin içinden’ diyerek, Isparta’dan bir video göndermiş, yanına da şunları yazmış; “Mevlana demiş ki; Bir tutam gül kalır tutan elde, Sanma ki dikenin himayesinde Dikenin itibarı gül sayesinde…”

Şems-i Tebrizi de demiş ki;
“Dostluk gül olmaktır
Yaprağı ile de, dikeni ile de…”
Memduh Zaptikar, “Gülün vatanı Isparta’dan şunları da yazmış;

Isparta gülünün hikâyesi ‘Gülcü’ lakaplı Müftüzade İsmail Efendi'nin
Bulgaristan gezisi ile başlamış.
1880’li yıllarda Kazanlak bölgesinden elde ettiği ‘Şam Gülü’ fidesini
bastonunun içine gizleyerek Isparta'ya getirmiş.

Hikâyenin gerisini de, kafanıza göre artık siz yazın, ya da uydurun…

Size usta Ünal Tümin şöyle yardımcı oluyor:



*- NE OLMALI?

‘Gülün hikâyesi’ çok güzel bir başlangıç noktası.

Şimdi bunu biraz açalım ki sizin için sağlam bir iskelet kurabilelim:

Karakter:

Gül bir insan mı olacak, yoksa gerçekten bir çiçek mi?

Eğer insan ise, adı ‘Gül’ olan bir kadının hayatını mı anlatmak
istiyorsun? Yoksa bir gül çiçeğinin gözünden dünyayı mı görmek
istiyorsun?

Bu ikinci yolu seçenler var, kendini ‘yazar’ sananlar tarafından.

Kopyayı da severler ve geçici de olsa taraftar toplamayı başarırlar.

Ortam:

Hikâye nerede geçsin?

Bir bahçede, bir şehirde, bir köyde, belki de sahnede?

Ortam, hikâyenin duygusunu çok belirler.

Olay örgüsü:

Gül’ün hikâyesinde hangi çatışma veya dönüşüm var?

Örneğin:

- Bir gül, dikenleri yüzünden sevilmediğini düşünür ama sonunda
güzelliğini fark ettirir.

- Gül adında bir kadın, hayatındaki zorluklara rağmen kendi yolunu bulur.

- Bir bahçedeki gül, diğer çiçeklerle rekabet eder ama farklılığını keşfeder.



*- FARKLILIKLAR

Şimdi, üç farklı açılış örneği göstermeye çalışayım:

1. Masalsı giriş; “Bir zamanlar, sabah güneşiyle açan bir gül vardı.
Her yaprağında bir sır, her dikeninde bir hikâye saklıydı…”

2. İnsani giriş; “Gül, İstanbul’un dar sokaklarında büyümüş genç bir
kadındı. Adı gibi narin görünse de, içinde fırtınalar taşıyordu.”

3. Sembolik giriş; “Gül, bahçenin en sessiz köşesinde açmıştı. Ne
diğer çiçekler gibi gösteriş peşindeydi, ne de dikenlerini saklıyordu.
O, kendi hikâyesini yazmaya hazırlanıyordu.”

Dedim ya, usta Ünal Tümin sadece yol gösterdi.

Bundan sonrası size ait.

Gönderirseniz ([email protected]) sizin adınızla paylaşırım.



*- GÜVEN MESELESİ

Siyaseti ve siyasetçileri sevmediğim gibi fazla güvenmediğim için, son
zamanlarda politika yazmamaya çalışıyorum.

Bir gün, bir başsavcı ile sohbette, ‘Size güveniyorum!’ dediğimde,
konu mahkemelere gelmiş ve özetle şöyle demişti:

‘Adliyeye yolu düşenlerin yarısı kapıdan çıkarken ‘güvenden’ söz
ederken, diğer yarısı da ‘güvensizlikten’ söz eder!...”

Mahkemeyi kazanan ile kaybedenin duygularını böylece anlatmaya çalışmıştı.

Yılların özel kalemi Tülin Hanım da konuşmanın tanığı idi.

Düşündüm hak verdim…

Ama bazı yazarlara ‘hak verip, vermemekte’ hep tereddüt içindeyim…

Murat Eştürk kardeşim, neredeyse her gün ilginç bulduğumuz konuları ve
tabii ki gözümüzden kaçan siyasi yazı ve haberleri paylaşıyor.

Geçenlerde Murat Eştürk ile kendisi gibi ilgili olanlara, ‘Kusura
bakmayın, arada sizi ce paylaşımlarınızı takip edemiyor, konulardan
uzakta kalıyorum” dedim.

İstinaf mahkemesi kararı ve onu izleyen polis baskınının ardından CHP
genel başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu bugünlerde çok
ağır eleştirilerin konusu.

Bu vesileyle, Murat Eştürk, biri 2023 seçimine uzanan adaylık
sürecinde, hiç ilgi çekmeyen bir yazıyı anımsattı.

İçinden, bazı dostların hoşuna gitmeyen kısımları alıntı yaparak paylaşacağım…



*- NİTELİK MESELESİ

CHP Genel Başkanının, adaylığının 6 Mart 2023’te kesinleşmesinden
aylar önce, 17 Ekim 2022 tarihinde ‘Kemal Bey’in Adaylığı’ başlığı ile
kaleme alınan yazıda, Kılıçdaroğlu’nun ‘seçim kampanyasını
yönetebilmek ve cumhurbaşkanlığı makamını üstlenmek için gerekli
niteliklere sahip olup olmadığı’ meselesi eleştirel bir bakışla
sorgulanmış.

Şöyle deniliyor:

“Bu seçimlerdeki derdimiz ve tartışmamız gereken şey -oy alabilir mi
alamaz mı tartışmalarına hiç girmeden- Kemal beyin bu makamı hak edip
etmediği ya da en azından bu makama ulaşabilmek için gerekli
niteliklere sahip olup olmadığı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun anlamsız bulduğum, anlamsızdan öte zamanlaması
açısından feci, içeriği açısından sorunlu, yapılış tarzı açısından da
yanlış bulduğum ABD gezisinin ardından onun olası Cumhurbaşkanı
adaylığı.

Sonda söylenecek olanı başta söyleyeyim.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki seçimlerde Cumhurbaşkanı olmasını
yanlış, daha da ötesi fazlasıyla riskli ve bu seçimlerin varoluşsal
niteliğine uymayan bir sorumsuzluk olarak görüyorum.



*- KÖŞEBAŞLARINI TUTANLAR

Ne var ki bu seçimlerdeki derdimiz ve tartışmamız gereken şey -oy
alabilir mi alamaz mı tartışmalarına hiç girmeden- Kemal beyin bu
makamı hak edip etmediği ya da en azından bu makama ulaşabilmek için
gerekli niteliklere sahip olup olmadığı.

Bakılması gereken Kemal Bey’in bir bakıma paraşütle indiği genel
başkanlık makamına oturduktan sonra yaşananlar, partisinin siyasi
kimliğine ne katkılar yaptığı ya da yapmadığı, bugünkü büyük
mücadeleye girerken partisine bir şevk, enerji, ‘rant toplama sırası
bize geldi!’ dışında bir iktidar hırsı zerkedip edemediğidir.

CHP bir parti olarak dünyanın bugünkü haliyle ilgili 21. Yüzyıla uygun
değerlendirmeler yapabilen, dünyaya söyleyecek sözü olan, uluslararası
sistemde son 20 yıldır üst üste gelen krizlerin yol açtığı kabuk
değişikliğinin niteliğini kavramakla kalmayıp özümseyebilmiş bir parti
midir?

CHP oligarklarının gerçekten böyle bir derdi var mıdır?

Yoksa eğer, neden yoktur?

Türkiye için bir gelecek tasavvuru olmayan kişiler neden hala partide
köşebaşlarını tutmaktadır?

CHP’nin üst üste yaşadığı ve kendisini destekleyenlere yaşattığı hayal
kırıklıklarının, dijital sistemin iflası faciasının, Ankara’da
kazanılmış bir belediye başkanlığı seçiminin çalınmasına seyirci
kalınmasının, iki kez beğensek de beğenmesek de Cumhurbaşkanı adayı
diye öne çıkardığı isimlere destek vermemesinin hesabı verilmiş midir?



*- DAMGASIZ OYLAR

Bu partinin başkanı son 11 yıldır Kemal Kılıçdaroğlu olduğuna göre
kaybedilen tüm seçimlerin ve referandumların, referandumdaki hesabı
sorulmamış ‘damgasız oy pusulası zarfı’ rezaletinin, partinin kendi
değerlerini yansıttığı düşünülebilecek ve topluma hitap edecek bir
laik ve demokratik söylemin oluşturulmamasının sorumluluğu ondadır.

Kendi tabanını ‘çantada keklik’ diye gördüğünden olsa gerek onları
cesaretlendirecek, onlara umut aşılayacak herhangi bir söylem
üretememesinin de.

Bunca yenilgiye karşın istifa etmemesini, CHP’deki çürümüş bir delege
yapısını değiştirmek için kılını kıpırdatmamasını, parti içi demokrasi
diye bir derdinin olmamasını dürüstlük, tevazu, demokratiklik gibi
özelliklerle nasıl bağdaştırabileceğimizi pek anlayamadığım gibi 2019
belediye seçimlerinde doğru adayları bulup onlara destek vermesinin
tüm bu sicili temizlediğini sanmıyorum.

Böyle bir siyasetçinin her türlü rezilliğin, usulsüzlüğün, şiddetin
yaşanmasını beklediğim Başkanlık seçimi kampanyasını yönetmek için
gereken niteliklere sahip olduğunu ben kendi hesabıma düşünmüyorum.
İktidar değişikliği isteyen birisi olarak bu düşüncemde yalnız
olmadığımı da sanıyorum…”



*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...