ÖVÜLMEYİ SEVENLER
*- YILLARDAN BU YANA Yaklaşık 2500 yıl öncesinden Platon demiş ki; ‘Demokrasinin esas prensibi, halkın egemenliğidir. Ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. Eğer bu sağlanamazsa, demokrasi, otokrasiye geçebilir. Halk övülmeyi sever. Onun için, güzel sözlü demagoglar, kötü de olsa başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir. Demokrasi, bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlelerle demo
*- NASIL KABUL ETTİRECEĞİZ
24 Kasım Öğretmenler Günü!
Bizleri yetiştiren, görev başında olan, öğretmen adayı olan, emekli olan, öğretmenlerimizin ve eğitimin vazgeçilmezi olan diğer eğitim çalışanlarımızın 24 Kasım Öğretmenler Gününü yürekten kutlarken; başta Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere vefat eden ve şehit düşen öğretmenlerimizi saygıyla ve rahmetle anıyorum...
Şimdi bir gerçeğe dönelim;
Bir şeyi sözde kutlamak kolaydır.
24 Kasım Türkiye'deki öğretmenlerin günü!
Kurusıkı laflarla peynir gemisi yürümez.
Bir insana verilen değer, yaşam koşullarını iyileştirmek, toplumda saygınlık kazandırmak, eğitim sistemini çağdaş ve bilimsel temellere oturtmaktır.
Demokrasinin ilerde bekçileri olacak nesli laik ve pozitif bir eğitim anlayışı ile yetiştirmek gerekir.
Ama her şeye karşın, eğitim savaşçılarımızı kutlayıp, başımızın tacı olduklarını söylemeden geçemeyeceğim.
*- İNSAN YETİŞTİRENLER
24 Kasım Öğretmenler Günü, Atatürk'ün ‘Başöğretmen’ unvanını kabul ettiği tarih olarak, 1981 yılından bu yana her yıl aynı gün kutlanıyor.
Bu özel günde, ülkemizin geleceğini inşa eden öğretmenlerimizi onurlandırmak için Atatürk'ün öğretmenlikle ilgili unutulmaz sözlerini, bu özel günün önemini hatırlatmak açısından anımsatmaya çalışayım.
Şunu da belirteyim:
Hepsi birbirinden güzel, sevgi dolu, duygusallıkla yüklü, anlamlı…
‘Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.’
‘Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.’
‘Eserinin üzerinde imzası olmayan yegâne sanatkâr öğretmenlerdir.’
‘Öğretmenler! Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.’
‘Bir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür.’
‘En önemli ve verimli vazifelerimiz, milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde kesinlikle zafere ulaşmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu şekilde olur.’
‘Eğitimdir ki bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır ya da esaret ve sefalete terk eder.’’
Öğretmenler!...
Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister.
Yeni nesli bu nitelik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir.’
Sevgili okuyucularım;
Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.
Bir ulusun çağdaş ülkeler düzeyine erişebilmesi;
Eğitim Ve öğretimin kaliteli ve bilimsel yöntemlerle yürütülmesi ile ancak mümkün olabilir.
Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi.
Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.
Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.
Acaba bir zamanlar ‘Eti senin kemiği benim!’ diyerek çocuklarımızı teslim ettiğimiz öğretmenlerimize gerekli maddi ve manevi desteği veriyor muyuz?
Bunları da tartışmalıyız…
Öğretmenimiz olmasa, bizler bir hiç oluruz…
Ama bunu kime anlatmalı, kabul ettirmeliyiz?
*- ‘NE OLMAK İSTİYORSUN?’
‘Bilge insan!’ olarak nitelediğim eğitmenlerden Erzurumlu Mustafa Saraç, Prof. Dr. İlber Ortaylı’dan bir alıntıyı paylaşmıştı.
Mustafa Saraç şunları anlattı:
“Üniversitede, en çok sevdiğim hocanın odasındaydım.
Bana, ‘Ne olmak istiyorsun?’ dedi.
‘Entelektüel olmak istiyorum.’ dedim.
‘Senden entelektüel olmaz!’ dedi.
Şaşırmıştım, sonra, kırılgan bir ses tonuyla;
‘Dersinizi geçmeme rağmen sürekli dersinizdeyim.
Okulda en çok okuyan, araştıran ve tartışmalara giren, hep benim?’ dedim.
‘Senden Entelektüel olmaz!’ dedi.
Çok kızmıştım!
‘Doçent tezlerin konularını bile ben öneriyorum’ dedim.
Prof. gülümseyerek geriye yaslandı.
‘Senden çok iyi bir araştırmacı olur. Ama entelektüel olmaz!
Nedenine gelince, sana ‘entelektüel olamazsın!’ dediğimde, bana bir entelektüel gibi, ‘Niçin olmaz?’ diye sormadın, aksine alındın ve hiddetlendin.
Yazarlık bilgi işidir.
Entelektüellik bilgi değil, davranış biçimidir.
Bir insanın entelektüel olması için en az 3 kuşak ailesinin okuması gerekir.
*- GERÇEKTEN İHTİYAÇ VAR MI?
Okulun önüne bak.
Hepsi son model araç dolu ve hocalara ait.
Her sene model yenilerler.
Gerçekten böyle bir yenilenmeye ihtiyaçları var mı?
Niçin bu şekilde yaşıyorlar.
Çünkü o unvanlarla gördüğün hocalarının kariyerleri ne kadar yüksek olursa olsun, ruhları feodal bir köylü.
Güçlerini topluma kabul ettirmek için böyle hava atmak zorundalar.
Gerçek bir entelektüel asla bu güdüyle hareket etmez.
Entel feodal köylülere artık diploma ve unvan da yetmez; tıpkı paranın yetmediği gibi.’
Yorumlar yükleniyor...