ÖLÜNCE BİZ DE İYİ ADAM OLURUZ!
Köşe Yazısı

ÖLÜNCE BİZ DE İYİ ADAM OLURUZ!

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
15 Apr 2026 14 dk okuma 160

*- İÇİMİZDE BAZILARI Birileri, birilerine ‘Narsist!’ diyor. Çoğumuzun bu yüksekteki insanların birbirlerini ‘narsis’ diye itham ettikleri bir ortamda, bizler de bu kelimeyi öğrenmiş olduk. İçimizde gerçekten ‘narsist’ diye adlandırılanlar var mı?

Bu sorunun yanıtından, varsa bu tiplerden nasıl kurtulabileceğimizi konuşmadan önce şunları öğrenelim ya da hatırlayalım:

‘Narsist!’ kelimesi, genellikle kendini aşırı beğenen, başkalarını küçümseyen ve empati kurmakta zorlanan kişileri tanımlamak için kullanılır.

Psikolojide ise bu durum ‘Narsistik Kişilik Bozukluğu’ olarak adlandırılır ve teşhis edilebilir bir kişilik bozukluğudur.

Gündelik kullanımda:

Kendini dünyanın merkezinde gören, kibirli, bencil ve sürekli övgü bekleyen kişiler için kullanılır. 

Psikolojik tanımda ise, Narsistik kişilik bozukluğu (NKB), kişinin sürekli hayranlık ve ilgi arayışı içinde olması, empati kuramaması ve başkalarını manipüle etmesiyle karakterizedir.

Kökenine girersek; Terim, Yunan mitolojisindeki ‘Narkissos’tan gelir. Narkissos kendi yansımasına âşık olup bir çiçeğe dönüşür.

Bu hikâye, narsizmin özünde ‘kendine aşırı hayranlık’ temasını taşır. 

Arada, ‘Kendinizi sevin, kendinizle barışık olun’ falan diyorum ama bu kadar değil, sakın yanlış anlamayın.

Çünkü benim burada anlattıkları kişilik bozuklukları üzerine…

Kendini üstün görme ve sürekli övgü bekleme, yani ‘narsislik’ üzerine şunları ilave edeyim, bir psikolog arkadaşımın anlatmasından:

Öncelikle;

Bir narsistle karşılaşmanız, hayatınızdaki en kötü şey!

O kadar ki, ‘Ölseniz daha iyi!’ diyenler bile çıkıyor.

*- DOKTORLAR DİYOR

Onun sizi yıprattığı kadar hiçbir şey sizi yıpratamaz.

Ve sonunda kaldığınız maruz şeyleri anlamamızın da çok güç olduğu belirtiliyor.

Sizinle ilişkileri çok uzun sürer, çünkü bir kurban bulmuştur, o!

Bu ‘Beni ben yapan bütün doneleri kaybettiğim’ içindir.

Kendimi çirkin hissetmem, kötü hissetmem, insanlardan kaçmam, aynalarla ahbab olmamdan kaynaklanır.

Artık kendi aklımı, zekâmı, bunların kullanımını Narsiste vermişimdir.

Onla olmak halidir, bu!                                                                    

Çünkü her şeyin doğrusunu o biliyor, muhteşem ve mükemmel olduğu için, beceriksiz, hiçbir iş yapamayan arkadaşı olduğum için ondan ayrılamıyorum.

Yani narsisten kurtulmak kolay, imkansız gibidir. Ki ben ‘imkansız’ sözcüğünü sevmem ve pek kullanmam ama bu yazdıklarım gerçek.

Sonunda maruz kaldıklarınızı anlamanız da çok güçtür.

Çünkü ilişkileri belirttiğim gibi çok uzun kurar, bir kurban olmuştur o!...

Kendinizi bile tanıyamazsınız, farklı yüzlü, açıkça kibirli, kendini öven, başkalarını küçümseyen, sizi kollar gibi gözüken narsist kişiyi…

Bunları hatırlatmakta yarar gördüğümü düşünüyorum.

Narsist kişiler genellikle sorunlarını kabul etmez, bu da tedavi sürecini güçleştirir. 

*- ANNE İLE OĞUL

Sonumuzu gayet iyi anlatan bir hikâye!

Biri şunları anlatıyor;

“Her yıl doğum günümde bana kendi yaptığı yemekleri hazırlayan annem, bu yıl sadece, ‘Dışarıda yiyelim’ dedi.

Garip geldi.

18 yıl boyunca bir kez bile dışarıda yememiştik.

Bu yıl neden dışarıda yiyoruz?’

‘Bazen değişiklik iyi olur.’ Sadece bunu söyledi.

Restorana gittik.

Annem menüyü açtı.

Okuma gözlüğünü taktı.

Uzun süre menüye baktı.

- Anne, karar verdin mi?

- Biraz daha bakayım.

5 dakika geçti.

- Karar verdin mi?

- Biraz daha.”

Yine 5 dakika geçti.

Menüyü tutan eli hafifçe titriyordu.

O an fark ettiğimde, içim acıdı…

-Anne, yemek yapamadın mı?

Annem menüden gözünü ayırmadan söyledi;

- Elim… Eskisi gibi hareket etmiyor.

Sessiz kaldım.

- Son zamanlarda bıçaktan korkuyorum.

- Ne zamandan beri?

- Yaklaşık yarım yıldır.”

18 yıl boyunca her doğum günümde yemek yapan kadın, artık bıçak tutamaz olmuştu.

Yine de söyleyememiş, bu yüzden dışarıda yemek yemeyi önermişti.

- Neden söylemedin?

- Söylesem, endişelenirdin.

Endişelenirim tabii.

İşte o yüzden söylemedim.

Annem sonunda menüyü kapattı.

- Ben bunu alayım.

En ucuz olanı seçmişti.

18 yıl boyunca bana en sevdiğim yemekleri yapan kadın, şimdi en ucuz yemeği seçiyordu.

- Daha pahalı bir şey seçsene?

- Bunu yemek istiyorum…

Yalan söylediğini anladım.

Ama hiçbir şey demedim.

Gelecek yılki doğum günümde, ben yapmaya karar verdim.

Annemin sevdiği yemekleri, onun mutfağında yapacağım.

‘Bıçağı ben tutarım, o da yanımda bana öğretir…’ diye

*- FAYDALI BİLGİLER 

Sağlık birinci ilgimiz.

Sağlık olmadan hiçbir şey olmaz.

Vaktiniz varsa mezarlıklar gibi bir de hastaneleri, yaşlı evlerini (huzur evleri) ziyaret edin birçok konuda görüşünüz değişecektir.

Sosyal medyadan değil ama dostların, inanmasam da ‘Sağlık’ ile ilgili öneri ve göndermelerini paylaşıyorum.

Ama şunu da belirtip, uyarı görevimi yapayım:

Ben doktor değilim.

Kesinlikle doktorunuza danışmadan kim olursa olsun yazdıklarına ve paylaştıklarına şüphe ile bakın, hekiminize danışın.

Aslında aşağıda paylaştıklarım basit ve bildiklerimiz…

*-Muzu aç karnına yeme: Mide yanmasına neden olur 

*- Pirinç akşam yemeği değildir: Uyuşukluğa ve kilo alımına yol açar 

*- Kuruyemişleri sabah veya öğleden sonra tüket: Vücuda enerji sağlar 

*- Peyniri yatmadan önce yeme: Sindirimi zordur ve uykunu bozabilir 

*- Çikolatayı gün içinde ye: Konsantrasyonu artırır 

*- Sütü geceleri iç: Rahatlamaya yardımcı olur 

*- Narenciyeleri aç karnına tüketme: Asit mukoza zarını tahriş eder 

*- Günde 10.000 adım at → Hastalanmazsın 

*- İki elma ye → Doktora ihtiyacın olmaz 

*- Bir demet fesleğen → Kanser olmazsın 

*- 300 gr lor peyniri → Kemikler ve kaslar güçlü olur 

*- 2 litre su iç → Gençlik ve güzellik uzar 

*- Gülümse → Mutlu olursun 

*- Limon → Karaciğeri temizler 

*- Kereviz → Kemikleri temizler 

*- Ispanak → Kanı arındırır 

*- Salatalık → Böbrekleri temizler 

*- Sarımsak → Damarları temizler 

*- Kabak → Pankreası temizler 

*- Havuç → Gözleri temizler 

*- Brokoli → Akciğerleri temizler

*- Ceviz → Beyni temizler 

*- Yaban mersini → Sinir sistemini temizler 

*- Pancar → Lenfatik sistemi temizler 

*- Yulaf unu → Damarları temizler 

*- AH ŞU AĞRILAR

*- Eklem sertliği: Magnezyum eksikliği 

*- Omuz ağrısı: Safra kesesi 

*- Göğüs ağrısı: Özofagus reflüsü 

*- Mide ağrısı: Mide bakterisi enfeksiyonu 

*- Sırt ortası ağrısı: Pankreas 

*- Göğüs duvarı ağrısı: D vitamini eksikliği 

*- Ayaklarda yanma: Şeker hastalığı 

*- Kalça ağrısı: Kalsiyum eksikliği 

*- Baş ağrısı (alın): Sinüs iltihabı 

*- Ne tat ne koku: Çinko eksikliği 

*- Parmaklarda uyuşma: B1 vitamini ve B6 vitamini eksikliği 

*- Kulak çınlaması: B12 vitamini ve magnezyum düşüklüğü 

*- Kronik baş ağrısı: Magnezyum ve D vitamini düşüklüğü 

*- Diş hassasiyeti: Kalsiyum ve D vitamini eksikliği 

*- Yaraların iyileşmesi uzun sürer: Çinko ve C vitamini eksikliği 

*- Uyanınca baş dönmesi: Demir eksikliği

*- TRUMP’A (AMERİKA’YA) GÜVEN OLUR MU?

Muammer Toprakçı, Prof. Dr. Erkan Sevinç yönetimindeki ‘Merhaba’ dergisinde ‘İran’da Kanlı Satranç’ başlıklı bir yazıyı kaleme almış.

Dip komşumuzdaki olayları gün ve gün takip ediyoruz, hatta dakika dakikasına bile diyebiliriz.

Korku ve heyecan bir arada.

Trump’a güven olur mu?

Asla!

Yaşıyor, görüyoruz…

Adama rahat batıyor, ama iğne değil çuvaldızı batırıyor, kızdıklarına…

Ama ‘zafer’ nedense Macaristan’da olduğu gibi Trump ve o kafada olanların hiçbir zaman yanlarında olmuyor.

Şimdi yazıyı okuyalım, gelişmelere göz atıp anımsayalım:

“ABD, İran’a saldıracak mı?

İki ülke, Umman’da masaya oturdu; beş saat süren toplantı, görüşmelerin sürdürülmesi niyetiyle tamamlandı.

Trump müzakereler öncesi, her zaman yaptığı gibi, tehditlerini sürdürmüştü:

“Müzakerelerde uzlaşılmaması durumunda çok kötü şeyler olabilir…

‘Trump’ın tehditleri hiç bitmiyor, biri tartışılırken diğeri başlıyor… Grönland Adasını alma…

Kanada’yı ABD’nin eyaleti yapma…

Panama Kanalı’na el koyma…

Gazze’yi ABD mülkiyetinde bir tatil beldesi yapma…

İran’a diz çöktürme…

Genellikle ne diyor?

“Sıkıysa yapmasınlar!..”

“Dünyayı başlarına yıkarım!..”

“Cehennemi yaşatırım!..”

Korkutma ya da blöf ile elini mi yükseltiyor?

Ya da deli mi?..

Deli olmasına deli değil. Ama… “Deli Adam Teorisi”ni uyguluyor… “Gücünü Kaybeden Amerika’yı Nasıl Ayağa Kaldırırız” kitabında ne diyordu?

“İnsanlara ne yaptığımı ya da ne düşündüğümü söylemiyor, bilmelerini istemiyor ve beni tahmin edilebilir bir kalıba sokmalarını kolaylaştırmıyorum. Belirsiz olmam onları bunaltıyor…” Korkutma…

Tehdit etme…

Öngörüsüz, tahmin edilemez olma…

*- ‘DELİ ADAM’ TEORİSİ

“Deli Adam Teorisi”ni,Trump’tan çok önce ABD Başkanı Nixon döneminden biliyoruz.

Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği ile mücadele stratejisinin odağına oturtmuştu “Deli Adam Teorisi”ni…

Ne diyordu?

“Düşmanlarımız, emrimizdeki olağanüstü yıkıcı bir güçle bizim çıldırmış, ne yapacağı öngörülemez ve pervasız olduğumuzu anlamalıdır.

Bu durumda korkuyla irademize boyun eğeceklerdir…”

Kaldı ki ABD, geçmişte ve bugün dünyayı kan gölüne çevirmedi mi? Çevirmiyor mu?

Sadece birkaç örnek:

1950 yılında, Guatemala’nın meşru Başkanı Arbenz’i, ülkedeki ABD şirketlerini millileştirdiği için, darbe yaptırarak indirip, 200 bin Guatemalalıyı öldürmedi mi?

1953 yılında, petrol ve yeraltı zenginliklerini millileştiren İran’ın yurtsever devrimci başbakanı Musaddık’ı devirmedi mi?..

60’lı yıllara gelindiğinde, Vietnam’a saldırarak dört milyon Vietnamlıyı katletmedi mi?..

1973’de,Şili’de faşist Pinochet’e darbe yaptırtarak,Şili’nin seçilmiş sosyalist başkanı Allende’yi ve binlerce Şilili yurtseveri öldürmedi mi?..

El Salvador’dan Nikaragua’ya, Panama’dan Libya’ya…

Irak’a saldırarak bebek, çocuk demeden bir milyon Iraklıyı katletmedi mi?…

Daha kısa süre önce Venezuela’ya saldırarak, seçilmiş devlet başkanı ve eşini kaçırmadı mı?..

ABD için ne hak ne hukuk…

Ne uluslararası anlaşmalar…

Ne de Birleşmiş Milletler yasaları…

İşlediği insanlık suçlarının biri bitmeden diğeri başlıyor…

*- KORKUNÇ ŞEYLER

ABD vatandaşı eski bir asker olan Law, Başkan Bush’a nasıl sesleniyordu?

“Nefret ediliyoruz çünkü korkunç şeyler yaptık.

Kaç ülkede casuslarımız halk tarafından seçilmiş liderleri kovup yerlerine askeri cuntalar, kendi halklarını çok uluslu şirketlere satmak için yarışan kuklalar koydular…”

ABD insanlık suçu işliyor…

ABD ölüm ekiyor… Karşılığında nefret biçiyor… (ABD’nin demokrasi ve özgürlük getireceğine (!) inanarak bel bağlayanlara söyleyecek bir sözüm yok…Her seferinde kafalarını taşlara vurmaya berdevam…”)

Demokrasi için…

İnsan Hakları ve Özgürlük için…

Dünya’mız için…

ABD’ye, “Deli Adam” a karşı; “delidir,ne yapsa yeridir!” demeyip, dünyanın neresinde olursak olalım sesimizi yükseltmeliyiz…

“Yaşamımız önem verdiğimiz olaylara karşı sessiz kaldığımız gün son bulmaya başlar.” (Martin Luther King)

*-

Halit Tunç marketin manav bölümünden görüntüledikten sonra yazmaya başlamış;

“Uzun süre baktım biberin etiket fiyatına... 

Şaşkınlığımın asıl sebebi ise aynı cins biberi buradan (İzmir’den) sadece 100 km. uzaklıkta Akhisar’daki bahçemde kendim yetiştiriyorum. 

Bana bütün maliyeti kilogram başına 30 lira bile değil.  

Bu nasıl bir fırsatçılık?

Bu nasıl bir kuralsızlık ve vicdansızlık?

Biberin kilogramına 350 lira etiket yapıştıran mahallemizin manavı şu çarpıcı tespitte bulunuyor:

‘Biz serbest piyasayı, vatandaşı kazıklama serbestliği olarak algılıyoruz!’

Ben de ilave ediyorum, bu yazıya:

“Nikola Tesla bu tipler için ne diyor?

‘O kadar cahilsiniz ki, dininiz var diye, ahlaka ihtiyacınız kalmadığını sanıyorsunuz!..’

Orhan Veli Kanık da şöyle demişti:

‘Ölünce biz de iyi adam oluruz!..’

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...