MUSTAFA'NIN ANNESİ GİBİ, ÖĞRETMENİ
Köşe Yazısı

MUSTAFA'NIN ANNESİ GİBİ, ÖĞRETMENİ

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
14 Sep 2025 16 dk okuma 181

*- ÜÇ HAFTADA BİR ‘DELİ! Mustafa Alp Dağıstanlı’nın, ‘Anekdotlar’ isimli eserendi, Edebiyat tarihimizden anılar, tanıklıklar ele alınmış. 3 yıl önce raflarda yerine alan bu kitaptan, anekdotlardan bir anekdotu paylaşayım, ‘Vasfi Rıza Zobu bir yemekte Refik Erduran'a rastlamış. ‘Bana bak!’ demiş, ‘Sen bir roman yazmışsın, çok satmış. Niye bana göre bir piyes yazmıyorsun?’ Erduran, Şehir Tiyatrosu'na önerdiği bir oyunun hemen geri çevrildiğini söylemiş. Zobu, ‘Aldırma orada kapıları tut

*- ‘SİRK’ SÖZÜ BİLE…

Sessiz geçen birkaç haftadan sonra Zobu telefon etmiş:

‘Sirk sözünü panayır yapıyorum, tamam mı?

Sahneden söylediğimde o laf tuhaf kaçıyor, yanlış anlıyor millet.’

‘Nasıl sahneden?’

‘Provadayız oğlum. Çoktan başladık. Tamam mı, değiştireyim mi o lafı?’

Refik Erduran acemice yazdığını düşünüyormuş, yine de kapalı gişe oynamış oyun uzun süre.

Sonra tiyatronun muhasebesinden çek gelmiş.

O zamana kadarki oyunların telif ücretini görünce şaşırmış Erduran, 24 bin liraymış..

Yıl 1957, bir süre önce sıfır kilometre Chevrolet otomobili 8 bin liraya almışmış.

Bu paradan biraz rahatsız olmuş.

O sırada böyle beklenmedik bir paraya ihtiyacı da yokmuş.

Memur maaşı alan Zobu'nun da o günlerde biraz para sıkıntısında olduğunu duymuş.

Bunun üzerine, aldığı telif ücretinin yarısı kadar tutarında bir çek yazıp Zobu'ya götürmüş.

*- 20 GÜNLÜK BİR ‘DELi!

"Ben 'Deli'yi yirmi günde çiziktirmiştim" demiş.

‘Siz kaç yılda edinilmiş ustalığı getiriyorsunuz sahneye. Bu yaşta her gece kan ter içinde kalıyorsunuz. Kazançlarımız arasındaki uçurum beni tedirgin etti. Şükranımı şununla belirtmeme izin verin lütfen.

Alın, kullanın, eliniz bollaşınca geri verirsiniz."

Zobu almak istememiş, gerçekten direnmiş.

Erduran, adeta yalvararak ikna etmiş. Zobu, ‘Peki’ demiş, ‘ama iade edeceğim.’

Birkaç yıl sonra da iade etmiş…

*- ÜÇ TAVSİYE YEMEK

ABD eyaletlerinden birinde bir restoranda garson kız öğle yemeği menüsünü bir adam, karısına ve kız kardeşine uzattı.

Müşteriler menüye bakmadan önce maaşlarını alamayınca paraları az olduğu için kendilerine daha ucuz üç yemek teklif etmesini istediler.

Birkaç aydır çalıştıkları şirketin yaşadığı mali sıkıntıları da ayrıca belirttiler.

Garson Sarah uzun düşünmedi.

Onlara üç yemek tavsiye etti ve hiç tereddüt etmeden ‘en ucuzu onlarsa!’ diye kabul ettiler.

Sarah Her üç siparişi de getirdi, yediler, gitmeden önce garsondan hesap istediler.

*- HESAP GARSON KIZDAN

Sarah hesap cüzdanında yazdığı bir kağıtla onlara geri döndü:

‘Durumunuzu göz önünde bulundurarak hesabınızı kişisel hesabımdan ödedim,..  

Ayrıca hediye olarak da benden 100 dolar veriyorum ve en azından sıkıntılı zamanınızda sizin için bunu yapabilirim.

Nezaketiniz için teşekkür ederim.’

Sarah tarafından imzalandı.

Çift restorandan ayrılırken çok mutlu oldular.

Çarpıcı olan şey Sarah'ın zor maddi durumuna rağmen çiftin yemek faturasını ödemekten son derece mutlu olması.

Satın almak istediği otomatik çamaşır makinesi için yaklaşık bir yıldır para biriktiriyor ve boşa harcayacağı para bu hayalindeki aleti satın alma tarihini erteleyecekti.

*- ÖNCE ÜZÜLDÜ, AMA?

Ama onu en çok üzen şey konuyu öğrendiğinde onu azarlayan Sarah'ın arkadaşıydı.

Çamaşır makinesi almak için herkesten çok ihtiyacı olan paradan kendisini ve çocuğunu mahrum ettiği için davranışlarını kınadı.

Arkadaşının girişimini protesto etmesinden sonra vicdan azabı içine sızmadan önce, annesinden yüksek sesle bir telefon aldı: 

‘Ne yaptın Sarah? ‘

Dayanılmaz bir şoktan korkarak alçak, titreyen bir sesle cevap verdi:

‘Ben hiçbir şey yapmadım. Ne oldu?’

Annesi cevap verdi;

‘Facebook yanıyor, herkes seni övüyor, davranışını övüyor.

Sayyed ve eşi, faturayı onlar adına ödedikten sonra mesajınızı Facebook'ta yayınladılar ve birçok kişi tarafından paylaşıldı. Seninle gurur duyuyorum.’

*- KONUŞMA SONRASINDA

Okuldan bir arkadaşı onu arayıp mesajının tüm dijital sosyal platformlarda viral olduğunu bildirdiğinde annesiyle yaptığı konuşmayı bitirmişti.

Sarah Facebook hesabını açar açmaz, televizyon yapımcılarından ve haber muhabirlerinden gelen yüzlerce mesaj buldu, imza girişimi hakkında konuşmak üzere kendisiyle buluşmak istedi.

Ertesi gün Sarah en ünlü ve izlenen Amerikan televizyon programlarından birinin yayınına çıktı.

Şovun sunucusu kendisine çok lüks bir çamaşır makinesi, modern bir televizyon ve on bin dolar teklif etti.

Bir elektronik şirketinden beş bin dolarlık bir kupon aldı.

Hediyeler 100.000$'dan fazla tuttu.

*- EN İHTİYACI OLANI VERMİŞTİ

Onun büyük insani davranışına teşekkür etmek için.

Ona sadece birkaç dolara mal olan üç yemek + 100$ hayatını değiştirdi.

Cömertlik, ihtiyacımız olmayan şeyi vermekle değil, en ihtiyacımız olanı vermekten ibarettir.

Asıl yoksulluk insanlık ve tutumlardır.

‘İyiliğin getirebileceği faydaları asla küçümseme’ deniyor, bazı yorumlardı.

Söylenenleri duyar gibiyim!

Örneğin Hasan Yılmaz, ‘Böyle şeylerin bu topraklardan duyulması gerekir.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                               Bizde komşuluk hakkı her şeyden üstündür.

Kültürde var, gelenekten var, inançta var!

Peki yaşanan acımasız yaşamda izi var mı?’ demiş ya da düşünmüştür.

Birçok kişinin de, kısa ve öz, ‘İyiliği at denize alık bilmez de balkı' bilsin inşallah kardeşim’ demiştir, atasözünü anımsayarak.

*- GÖZ YAŞLARIYLA

Değerli eğitmen ‘Bilgi insana’ Mustafa Saraç ‘Muhteşem bir hikaye, göz yaşlarıyla okuyacaksınız!’ demiş ve paylaşmış:

Okulun ilk gününde 5. sınıfın önünde dururken, öğretmen çocuklara bir yalan söyledi.

Çoğu öğretmen gibi, öğrencilerine baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi.

Ancak bu imkânsızdı, çünkü ön sırada oturduğu yerde bir yana kaykılmış ismi Mustafa Yılmaz olan bir erkek çocuk vardı.

Bayan Mediha bir yıl önce Mustafa(yı izlemişti ve diğer çocuklarla iyi oynamadığını, elbiselerinin kirli olduğunu ve sürekli olarak kirli dolaştığını gözlemişti.

İlave olarak Mustafa tatsız olabiliyordu.

Bu öyle bir noktaya geldi ki, Bayan Mediha onun kâğıtlarını büyük bir kırmızı kalemle işaretlemekten, kalın çarpılar (x ) yapmaktan ve kâğıdın üstüne büyük? F? (en düşük derece) koymaktan zevk alır oldu.

Bayan Mediha’nın okulunda, her çocuğun geçmiş kayıtlarını incelemesi gerekiyordu ve Mustafa’nın kayıtlarını en sona bıraktı.

Ancak, onun hayatını gözden geçirdiğinde, bir sürpriz ile karşılaştı.

*- SIRASIYLA ÖĞRETMENLERİ ANLATMIŞ

Mustafa’nın birinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

“Mustafa gülmeye hazır parlak bir çocuk.

Ödevlerini derli toplu ve temiz yapıyor ve çok terbiyeli.

Onun etrafta olması çok eğlenceli?”

İkinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

“Mustafa mükemmel bir öğrenci, sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor, ama annesinin ölümcül bir hastalığı olduğu için sıkıntı içinde ve evde ki yaşamı mücadele içinde geçiyor!”

Üçüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

“Mustafa’nın annesinin ölümü onun için çok zor oldu.

Mustafa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, ama babası ona ilgi göstermiyor ve eğer bazı adımlar atılmazsa evde ki yaşamı yakında onu  etkileyecek.”

Mustafa’nın dördüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

"Mustafa içine kapanık ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor.

Çok fazla arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor.”

*- KENDİNİ KÖTÜ HİSSETTİ

Bunları okuyunca, Bayan Mediha problemi kavradı ve kendinden utandı.

Öğrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kâğıtlara sarılmış hediyeleri getirdiğinde bile çok kötü hissediyordu.

Mustafa’nın hediyesini alıncaya kadar bu böyle devam etti.

Mustafa’nın hediyesi bir marketten aldığı kalın, kahverengi ambalaj kâğıdı ile beceriksizce sarılmıştı.

Bayan Mediha onu diğer hediyelerin ortasında açmaktan acı duydu. Bayan Mediha pakette taşlarından bazıları düşmüş yapma elmas taşlı bir bilezik ve çeyreği dolu olan bir parfüm şişesini çıkarınca çocuklardan bazıları gülmeye başladı.

Ama o bileziğin ne kadar güzel olduğunu haykırdığında çocukların gülmesi kesildi.

Bileziği taktı ve parfümü bileklerine sürdü.

*- ANNEM GİBİ!

Mustafa, o gün okuldan sonra öğretmenine şunu söylemek için kaldı.

‘Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz!’

Çocuklar gittikten sonra, Bayan Mediha en az bir saat ağladı.

O günden sonra, okuma, yazma ve aritmetik öğretmeyi bıraktı.

Bunun yerine, çocukları eğitmeye başladı.

Bayan Mediha, Mustafa ya özel ilgi gösterdi.

Onunla çalışırken, zihni canlanmaya başlıyor görünüyordu.

Onu daha fazla teşvik ettikçe, daha hızlı karşılık veriyordu.

Yılın sonuna kadar Mustafa sınıftaki en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocukları aynı derecede sevdiğini söylemesine rağmen, Mustafa onun gözdelerinden biri idi.

*- MUSTAFA’DAN NOTLAR

Bir sene sonra, Bayan Mediha kapısının altında Mustafa’dan bir not buldu,

Ona hala tüm yaşamında sahip olduğu en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu.

Altı yıl sonra Mustafa’dan bir not daha aldı.

Liseyi bitirdiğini, sınıfında üçüncü olduğunu ve onun hala hayatındaki en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı.

Bundan dört yıl sonra, bazı zamanlar zor geçmesine rağmen okulda kaldığını, sebatla çalışmaya devam ettiğini ve yakında kolejden en yüksek derece ile mezun olacağını yazan başka bir mektup aldı.

Yine Bayan Mediha’nın tüm yaşamında ki en iyi ve ne favori öğretmen olduğunu yazmıştı.

Sonra dört yıl daha geçti ve başka bir mektup geldi. Bu kez fakülte diplomasını aldıktan sonra, biraz daha ilerlemeye karar verdiğini açıklıyordu.

Mektup onun halâ karşılaştığı ‘en iyi ve en favori öğretmen’ olduğunu açıklıyordu.

Ama simdi ismi biraz daha uzundu.

Mektup söyle imzalanmıştı,

Prof. Dr. Mustafa Yılmaz ( Tıp Doktoru)

*- DEVAMINDA

Öykü burada bitmiyor.

Görüyorsunuz, ortaya çıkan başka bir mektup var.

Mustafa bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini söylüyordu. Babasının birkaç hafta önce vefat ettiğini açıklıyordu ve evlenme töreninde Bayan Mediha’nın damadın annesine ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu.

Şüphesiz Bayan Mediha bunu kabul etti.

Ve tahmin edin ne oldu?

Taşları düşmüş olan o bileziği takti.

Dahası, Mustafa nın annesinin süründüğü parfümden sürdü.

Birbirlerini kucakladılar ve Dr. Mustafa, Bayan Mediha’nın kulağına şöyle fısıldadı,  

"Bana inandığınız için teşekkür ederim, öğretmenim.

Bana önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebileceğimi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim!”

*- PEŞİN KARARLI OLMAMALI

Bayan Mediha, gözlerinde yaşlarla fısıldadı, söyle dedi:

‘Mustafa, yanlış şeylere sahiptim.

Bir fark meydana getirebileceğimi bana öğreten sensin.

Seninle tanışıncaya dek, nasıl öğreteceğimi bilmiyordum!’

Birinin hayatında bir fark oluşturmaya çalışın.

‘Bilge insan’ Mustafa Saraç öğretmenimin dediği gibi oldu.

Bu  gönderisiyle, insanlığın halâ ölmediğini anlatmak istiyor.

Bence çok başarılı olduğu kesin…

*- BAZISI UYDURUYOR

                    

Adı bende bir okuyucum yazmış.

Özetliyorum:

Üniversiteyi yeni bitirmiştim, yani olanı biteni net hatırlıyorum.

Bunu şunun için söyledim;

“Yıllar geçtikçe efendim ahv Bal çok kötü idi o yüzden olan oldu!’ gibi tuhaf laflar eden bir tuhaf insana, yazar/çizere rastladım.

Darbeyi net savunan çok kimse olmasa da veya bu fikirlerini çoğu saklasa da, C.Ş.gibi medya maymunu şaklaban bir kaç kişinin açıktan desteklediğine de rastladım.

Hatta laiklik karşıtı akımlara karşı, ‘panzehir!’ diye bu müptezelleri görenlere de rastladım.

Darbe ve onu takip eden insan avı, işkenceler / hukuksuzluklar hepsi insanlık suçu idi halbuki.

Gerçi şimdilerde ‘nasıl olsa kimse hatırlamaz!’ diye sallıyorlar ‘çok çektik!’ vs diye.

Darbeden sonra uzunca bir süre, bir gün bunların yargılanacağı ümidimi korudum.

Dümenden yargıladılar, işi uzatıp ölmelerini beklediler, davalarda düştü o yüzden.

Yani bu dünyada hesap görülmedi alışık olduğumuz üzere.

Bende bunları yazıp hem vatandaşlık görevimi yapıyor hem de bu işte!...”

Evet burada bir devrin özetinin özeti var.

Bazı yaşı ileri, kendine has ünlüler, sanki olayları yaşamış gibi anlatıyorlar ya, yazısını özetmediğim ve bazı kısımlarını çıkardığım kişi, bunların açıkça sahtekar ve düzenbaz olduklarını, yazdıkları ve anlattıklarının hatalı ve yanlış olduğun belirtmeye çalışıyor.

Şimdi de ‘Dolandırıcıların Kralı Sülün Osman’ı anlatacaktım, ama baktım yine yazıları uzatmışım, daha sonraya bıraktım…’

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...