MADEM SÖZ VERDİLER, SORUNU ÇÖZSÜNLER
Köşe Yazısı

MADEM SÖZ VERDİLER, SORUNU ÇÖZSÜNLER

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
11 Jul 2025 13 dk okuma 152

*- MÜHİM OLAN Manisa’dan gelen haber beni de heyecanlandırdı. 664. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde başpehlivanlıkta final mücadelesi vererek Türkiye ikincisi olan milli güreşçi Akhisarlı Feyzullah Aktürk ‘şampiyonluk sözü’ verdi, Bir zamanlar yağlı güreşlere önem verirdik, ‘Ata Sporu’ derdik. Şimdi anılarda ve kitaplarda kaldı. Ama yaşatmaya çalışanlar var, can çekişen bezi el ve beceri isteyen sanatlar gibi… Bakın, Kırkpınar Finalisti Feyzullah Aktürk’un ‘şampiyonluk sözünden sonr

*- YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA

Sanıyorum geçen ya da bir önceki yıl yine sorunlarından söz etmiştim Mühendislerin.

Şimdi, Mühendis Tek-Sen Enerji Sendikası, TEİAŞ’a karşı açtığı koruyucu giyim davasında, ifadelerine göre ‘zafer’ kazandılar.

Kamu sektöründe çalışan mühendis ve teknik personelin sorunlarını gündeme getirmek ve çözüm üretme amacıyla faaliyetlerini gerçekleştiren Mühendis TEK-SEN Enerji Sendikası Genel Başkanı Mümin Güler, 2025 Temmuz ayında açıklanan memur maaş zamlarının yetersiz olduğunu ve özellikle mühendislerin alım gücünün eridiğini açıkladı.

Yeni açıklanan maaş oranlarına göre, yeni başlayan bir mühendisin maaşının 78 bin TL olacağı algısının gerçeği yansıtmadığına dikkat çeken Güler, 20 yıla yakın tecrübesi olan deneyimli mühendislerin dahi bu rakama ulaşamadığını belirtti.

Güler şöyle konuştu:

‘Daha çarpıcı olan ise, 20 yıla yakın deneyime sahip olanlar bile bu maaşları almıyor.

Bu da kamu sektöründe çalışan mühendis ve teknik personelin uzun yıllar süren emeklerinin karşılıksız kalmasına ve enflasyon karşısında alım güçlerinin erimesine neden oluyor.

Kamu hizmetlerinin etkinliğinin artırılması ve ülkemizin kalkınması için kritik öneme sahip mühendis ve teknik hizmetler sınıfı çalışanlarının Ek Ödeme Oranı’nın 50 puan artırılması gerekiyor.

Ayrıca teknik çalışma ödeneğine ilişkin kanun düzenlemesinin ivedilikle hayata geçirilmesini ve maaş tutarının 136 bin TL seviyesine çıkarılarak, geçmiş yıllara dayalı hak kayıplarının da bir an önce giderilmesini talep ediyoruz’

Ben de bu konuda mühendislere hak veriyorum.

Çünkü, maaş zamları ekonomik sorunlara çözüm olmaktan oldukça uzak.

*-KULAK VERİLİR Mİ?

Yapılan zam oranlarının, kamu sektöründe çalışan mühendis ve teknik personelin alın terini ve mesleki birikimini görmezden gibi…

Söyledikleri şunlar:

‘Enflasyonun gerçek etkileri göz ardı edilerek yapılan bu artışlar, alım gücümüzü korumuyor.

Bu ülkenin altyapısından enerjisine, tarımından ulaştırmasına kadar her alanda eliyle, aklıyla, alın teriyle emek veren kamu mühendisleri ve teknik personeline reva görülen maaş artışları ne yazık ki bu…

Takdiri kamuoyuna bırakıyoruz.

2025 Temmuz ayı maaş zamları, kamu sektöründe çalışan mühendis ve teknik personelin ekonomik sorunlarına çözüm olmaktan oldukça uzak ve alım gücünü koruma noktasında yetersiz kalıyor.

Hükümetten ek refah payı ve daha adil maaş artışları talep ediyoruz.’

*- DALAŞMANIN SONUCU

CHP Parti Sözcüsü, Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Deniz Yücel, Buca Kırıklar Cezaevinde tutuklu bulunan CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, ve önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i ziyaret etmiş.

Bu haberi bana söyleselerdi, ‘Bana ne!’ derdim.

Ama işin ucu birçok mağdura dayanınca kulak kesildim.

Kentin yenilenmesi amacıyla başta Roman vatandaşlar olmak üzere birçok hak sahibini ilgilendiriyor.

Sorunun nedeni ortaya çıktı.

Bakın aynı zamanda 20 yıllık hukukçu, CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel ne diyor?

*- DEVAMLILIK ESASI UNUTULMUŞ

‘Önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer görevdeyken Büyükşehir Belediyemiz kooperatiflerle iş birliği ile dar gelirli vatandaşlarımızın uygun fiyatla konut edinmesi için bir proje geliştiriyorlar.

İyi niyetle yapılan bir proje ve iyi niyetle atılan adımlar var.

Devlette, kamu kurumlarında süreklilik esastır.

Ancak Tunç Başkan 2024 yerel seçimlerinde aday gösterilmeyince yeni başkanımız ve yeni yönetim bu projeye devam etmeme yönünde bir tasarrufta bulunuyorlar ve kooperatiflerle yapılan sözleşmeler feshediliyor.

Sözleşmelerin feshedilmesi sonrasında kooperatif üyeleri boşa düşüyorlar ve mağduriyet psikolojine giriyorlar.

Bu arada kooperatiflerin de yönetimleri değişiyor ve neticede eski yönetimle ilgili bireysel şikayetler ve müracaatlar başlıyor ve bu iş kartopu gibi büyüyerek bugünlere geliyor..’

Şimdi ayıkla pirincin taşını…

Her şey ateş pahası…

Bire kaç katlandı ekonomistlere sormak lazım.

Ama CHP Genel Başkanı Özgür Özel mağdurların yüreğine bir parça da olsa soğuk su serpti.

‘Madem söz verdik, bu sorunu çözeceğiz. Yoksa aleyhimize olur!

Hah şöyle!

Şunu da belirteyim, Tunç Soyer ve CHP İzmir İL Başkanı ile birlikte tutuklu olan toplam 60 kişinin yakınlarına;

‘Burada hukuki olarak bir takım iddialar olabilir ama bu işin bir ceza hukuku boyutu, dolandırıcılık boyutu olmadığını hukukçular söylüyor.’

*-‘KİMİM?’ DİYOR AMA!...

Mülkiyeli Yazar Doğan Karabulut, ‘Ben kimim ki size öğütler vereyim?’ diye sorduktan sonra, filozof gibi, bence çok önemli öğütler vermiş.

Böyle durumlarda ‘Filozoflara taş çıkartan şekilde!’ denir ama ben haddimi bildiğim için sadece ‘filozofça!’ diyerek yazımı sürdürüyorum.

Şu kadarını söyleyeyim, ‘Yeter!’ diyeceksiniz.

Birincisi; Paulo Coelho yanlısı bir adam değil!

İkincisi; çoğu orijinalinden olmak üzere Jerzy Kosinski’nin de yayınlanmış bütün yapıtlarını okudu!

Yazısında şunu vurguluyor:

‘Vurguladığım şeyler kişisel olarak bizzat deneyimlediğim şeyler; çok yaygın ve benzer olmaları hayat denen şeyi nasıl yaşadığımız ile ilgili...’

Bazılarını paylaşıyorum, bakalım siz de derin düşününce kendisiyle birlikte misiniz, yoksa aykırı mı?

*- YARADANAN SAYESİNDE

“Bazılarımız inanmıyor ama Yaradan var...

‘O’ her şeyi ayarlıyor; bugün ‘galip’ olanların yarın mağlup olarak mahvolduğunu, zalimlerin vakti gelince mazlumların merhametine muhtaç hale geldiklerini görüyoruz; mutlaka görüyoruz...

Bu yüzden ‘sakin’ kalmak, hiç kendimizi kaybetmeden, sükûnetle o vakti beklemek lazım.

Bizim için yapılan iyiliği de unutmamalıyız, bize yapılan kötülüğü de.

Bu saflık da değil; kindarlık da değil...

İyiliği unutmayınca -iyilik çok doğurgan bir şey olduğu için- büyük bir  olasılıkla her şey daha da iyi olur, bir iyilik yağmuru altında yürürüz; kötülüğü unutmayınca, yaralanmış da olsak, bu hayat denen mayınlı tarlayı (bir mayına daha basmadan!) sağ salim geçebilmek şansımızı artırmış oluruz.

Doğar doğmaz yapamasak da, aklımızın ermeye başladığı ilk günlerden itibaren son nefesimizi verinceye dek -annemiz ve kardeşlerimizden tutun, eşimiz ve arkadaşlarımıza kadar- bütün kadınların iyiliği için savaşmalıyız...

*- KADİNLARIN ALEYHİNDE

Çünkü bu hayatta her şey ama neredeyse her şey onların aleyhinde.

Sevdiklerinizin istedikleri her şeye ulaşmalarına engel olmaya çalışın... Yanlış okumadınız; ‘engel olmaya çalışın!’ diyorum...

‘İstedikleri her şeye...’ diyorum ama... ‘Her şeye!’.

İstedikleri her şeye sahip olabilmeye alışanların mutlu olabilmeleri mümkün olabilir mi?

Olacak şey mi!

Hiç beklemediğiniz biri hiç ummadığınız bir anda sizi sırtınızdan bıçaklar ve o bıçak sırtınıza saplı kalırsa, siz ona bir bıçak daha verin!

Evet evet, ona bir bıçak verin!

Tıpkı İsa’nın ‘biri size tokat atarsa, siz ona öteki yanağınızı da dönün! dediği gibi yani...

O bıçaklayandan daha iyi ve daha yüksek olduğunuzu bundan daha iyi nasıl kanıtlayabilirsiniz?

En zor anlarınızda bile gülümseyin... Kullanabilenler, bunun en uzun menzilli ateşli silahtan, en güçlü çelikten yapılma keskin bir kılıçtan daha etkili bir “silah” olduğunu iyi bilirler.

Cahillere karşı çok dikkatli olun!

*- CEHALET BİR BATAKLIK

‘Cehalet ile savaşmak’ ile ‘cahillerle savaşmak’ farklı şeyler olduğu için onlardan kaçın!

Kaçamayacaksanız -kalplerini kırmamak için!- ‘haklısın’ deyip kısa kesin, bunu da yapamayacak durumdaysanız, onları ‘sağır ve dilsiz’ olduğunuza inandıracak jest ve mimiklerde bulunun!

Cehalet bir bataklık; bu bataklık kurumadıkça sivrisineklerin ardı arkası kesilmez...

Savaş, bataklığa karşı olmalı (ya da o bataklığı özellikle kurutmayıp kullananlara karşı!) o bataklığın mağduru durumundaki biçare insanlara karşı değil!

Her fırsatta kızıp, ‘on’ düğmesine basılmış bir cihaz gibi kolayca öfkelenmeyin. Kızmak ve öfkelenmek gibi şeyler zırt pırt yinelenmeyecek kadar kritik değerde, ‘önemli’  duygulardır.

Görüyoruz işte siyasetçilerin falan son dönemlerini nasıl yaşadıklarını... Batılıların bilimsel anlamda ‘power’ deyip geçtiği bu ‘iktidar’, ‘güç’ denen şey çok izafi bir şey...

İnsanları kucaklayıp, onlara karşı büyük bir samimiyet ve sevgi ile ‘açık’ olmak başka bir şey, herkes ile “muhatap olmak” başka bir şey...

Herkes ile muhatap olunmamalı; Real Madrid, Aşağı Mahalle İdman Yurdu ile maç yapar mı?!

*- HAYVANLARI KORUMALIYIZ

Acele etmeyin...

Acelecilik bir nevi hastalıktır.

Bütün şahane şeyler, ‘sakince’ yapılır. Tafsilatlı malumat için, Kavafis’in ‘İthaka’ şiirini okumanızı tavsiye ediyorum.

Hayvanları korumalıyız... Dağdaki yabani olanlarından, sokaklarımızdaki evcil olanlarına kadar... Bizim öldürdüğümüz ve yok ettiğimiz çoğu duygu onlarda hala yaşıyor çünkü

Onların da ‘nesilleri tükendiğinde’, ‘bağlılık’, ‘merhamet’, ‘sahiplenme’, ‘her şeye rağmen sevmeye devam etme’ gibi hislerin emsalleri kalmayabilir!

Size kötülük yapanlara düşman olmak yerine onlara acıdığınız gün, hayatın en önemli sırlarından birini çözmüşsünüz demektir.

Her şeyden vazgeçilebilir ama ‘sevmek’ten asla! Çünkü her şey fani; ama sevgi ölümsüz!

En büyük güç, kesinlikle ve kesinlikle ‘bilgi!’ Bu yüzden en sadık yoldaşlarımız kitaplar olmalı.

*- SERVETİ YOKTU, ZEKASI VARDI

Ankara’dan Gümrük Müşavir Yardımcısı Kazım M. ‘Dünyayı değiştirmek için ne bir sınıfa, ne de bir diplomaya ihtiyaç vardır..’  diyerek yazıyor:

“Savaş sonrası harabeye dönmüş Japonya’da, yıkıntılar ve sessizlik arasında genç bir hayalperest, ilhamını bir sigaradan aldı.

Adı Tadao Kashio idi.

Hesap makinelerinde, saatlerde ya da klavyelerde adı kazılı hale gelmeden çok önce, o sadece hayatta kalmaya çalışan bir çocuktu.

Serveti yoktu.

Ama zekâsı ve yaratıcılığı vardı.

İlk icadı bir laboratuvarda değil, ihtiyaçtan doğdu:

Çalışırken sigarayı sonuna kadar içmeye imkân tanıyan metal bir halka.

Basit bir nesneydi.

Ama kullanışlıydı.

Ve en önemlisi: satılabilirdi.

Binlerce adet satıldı.

Ve bu parayla, Kashio yalnızca tütün değil, bir geleceği de tutuşturdu.

Casio’yu kurdu.

Lüksü değil, işlevi hedefleyen bir şirket.

Anlık ihtiyaçları değil, geleceği inşa eden bir vizyon.

Diğer firmalar hesap makinelerini birer mobilya gibi üretirken, o taşınabilir hale getirdi.

Bazıları saatleri sadece süs olarak görürken, o ilk otomatik takvimli saati tasarladı.

Ve daha sonra bir efsane doğdu:

Casio G-Shock -neredeyse yok edilemez bir ikon.

Kashio’nun teknolojisi zamanı sadece ölçmüyordu, zamanın kendisine dayanıyordu.

Ve böylece onun adı hayatın içine karıştı:

Öğrencilerin sıralarında, bilim insanlarının bileklerinde, askerlerin ceplerinde.

Gösterişsizdi…

ama amacı büyüktü.

Çünkü Tadao çok önemli bir gerçeği kavramıştı:

Ve dünyayı Bazen, küçük bir araç, tüm bir medeniyeti ileri taşıyabilir.

Değiştirmek için ne bir sınıfa, ne de bir diplomaya ihtiyaç vardır.

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...