MADDİ VE TOPLUMSAL KÖLELİĞE ALIŞTIRDILAR
Köşe Yazısı

MADDİ VE TOPLUMSAL KÖLELİĞE ALIŞTIRDILAR

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
30 Nov 2024 7 dk okuma 127

*- SAĞMAL İNEĞİZ! CHP yönetimine ve ulusal medyaya göre ‘üvey evlat!’ olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay koltuğuna ısınıyor, gibi… Ekibinde, ya da belediyede bazı müdürler her ne kadar kendisine ayak uydurmuyor ama şirin görünmede üstlerine yoksa da, kısa zaman içinde onların da eleneceğini sanıyorum.

Aziz Kocaoğlu, ‘Bunları atsan atamıyor, satsan satamıyorsun!’ diye bir at sözümüzü söylediğinde, yönetimde ne kadar güç anlar yaşadığını anlamıştım.

Yasaya göre, hiçbir memura bir şey yapamıyorsun.

Geçenlerde bir hukukçu profesör söylemişti:

‘Sözde bilim insanları isterlerse giderler gelirler hiçbir iş yapmadan, maaşını alır ve emekli olurlar!’ demişti.

Aynı şekilde devlet memurlarının bazıları için de geçerli olan buydu.

Abartısız söylüyorum, bu tipleri her çalışan mutlaka bilir.

Bir de rüşvet alanlar, görevini kötüye kullananları da…

Bir gün bir müteahhit, ‘Gel sana rüşvet verdiğimiz ve alanları göstereyim!’ demişti…

Dediğini de yaptı…

Yanımda, ‘Hadi gel bu akşam kafayı çekelim!’ dedi bazısına, bazısına da ‘evine bir şey lazım mı?’ diye sordu.

Öyle samimi idi ki, sanki asker arkadaşı!...

Son zamanlarda nasıl kafayı sarı sendikacılara taktıysam, bir zamanlar da bu ‘iş yapmazlara’ takmış, 457 Sayılı Devlet Memurları yasasının mutlaka yenilenmesi ve değiştirilmesine savunmuştum.

Tabii bu hiç kimsenin işine gelmiyor…

Çünkü tembellik kanımıza işlemiş…

Hazırcılık da, avantacılık da…

Bu tiplere ‘Çorbacı’ da deniyor…

Şimdi yine başa, yani İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a döneyim:

*- HAYAL KIRIKLIĞI

Şu güne kadar, hiçbir yöneticinin söylemediği bir konuya dikkat çekti, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay…

Azerbaycan'da katıldığı COP29 İklim Değişikliği Konferansı'nda yaşadığı hayal kırıklığını aktaran Başkan Tugay, “İklim krizine sebep olan ülkeler önlem alacaklarına bize nasıl borç vereceklerini, finans kaynaklarını nasıl sağlayacaklarını anlatıyor.

İklimin finansmanıydı konferansın konusu.

Bize ürün, teknoloji pazarlamaya çalışıyor, bundan para kazanmaya çalışıyorlar.

Bu sorumluluğu onlar almak zorundalar.

Biz de kendi teknolojimizi üretmeliyiz” dedi.

Merak ediyorum, acaba ayın bir haftasını yurtdışındaki sözde toplantılarda geçiren yöneticiler, müdürler, şeflerden hangisi üst yönetimlere böylesine ciddi ve önemli konularda bilgi vermişler, rapor hazırlamışlardır?

Hemen hepsi, yer, içer, eğlenir sonra da bunları yakınlarına anlatırlar…

Selahattin mi, Sabahattin mi adını tam anımsamadığım biri, Türkiye’den yurt dışına giden bir ekibin içindeydi.

Dönünce, yaşadıklarını ve gördüklerini aynen Dr. Cemil Tugay gibi yazdı.

Hemen bizim komisyon üyelerimizin tamamının toplantılara katılmadığını, alışveriş ve erkeklerin ‘özel arkadaşlık!’ peşinde koştuklarını yazmıştı.

Bir daha hiçbir heyette yer almadı…

Çünkü istenmeyenleri yazmış, anlatmıştı.

*- NEYE SEVİNİYORUZ

Konuşmasında ‘millilik’ vurgusu da yapan Başkan Tugay,  yurt dışından Türkiye’ye yapılacak yatırımların kurtarıcı olmadığını ifade etti.

Tugay, “Çinliler burada elektrikli arabaya yatırım yapıyor diye seviniyoruz. 

Milletimiz, siyasetçilerimiz, ülkeyi yönetenler kendine gelsin.

Nerede bizim ulusal politikamız, milli ekonomimiz?

Hiç mi insanları düşünmüyorlar.

Bu ülke kendi fabrikalarını sattı, öldürdü. Bundan vazgeçmemiz lazım. Yoksa biz bu sefaletten kurtulamayız” dedi.

Bu görüşe ‘Hayır!’ ya da ‘Yanlış!’ diyebilir miyiz?

Yatırım yapan en azından 10 misliyle geriye alıp, kendi ülkesine götürüyor.

Sanki biz sağmal ineğiz…

Görmek ve anlamak lazım…

Türkiye hepimizin ortak değeri…

‘Bana ne?’ diyemeyiz, görmezden, duymazdan gelemeyiz!...

*- SAMİMİYETİN ÖNEMİ

İstanbul’dan gelip önce Buca’ya, şimdi de Karşıyaka’ya yerleşen Sermet Öge, ‘Sabahları iş yerine giderken içim kalkıyor!’ diye şikayetini anlatmıştı.

Genizlerini evlerinde değil de sokak ve caddelerde temizleyen ve sigara izmaritlerini gelişi güzel atanları belirterek bunlara gerekli işlemin yapılmasını diliyor Sermet Öge Bey…

Ne diyoruz?

Şehirlerimiz de hepimizin ortak değeri ve malı!

Ama böylesine hareket etme lüksümüzün olmadığı da bir gerçek.

Kentin ortak alanları ve kalabalığın yoğun olduğu bölgelerde sigara içilmesine ve yerlere izmarit atılmasına karşılık hukuki bir engel getirilmesi sık sık gündeme getirilip, talep ediliyor.

Bu konuda eğitimin önemine dikkat çekebiliriz.

Çünkü;  gerek zabıta, gerekse belediyelerin bu konuda kafalarına göre ceza belirleme yetkisi yok.

Bunların hepsi kanunda, mevzuatta belli, yeni yetkiler sınırlı.

Nasıl evimizin ortasına çöp atmıyorsak sokağa da atmamamız gerekiyor. Bunu bilinç olarak yaymamız lazım.

Ama alışkanlık edinmiş vatandaşlarımız var.

Normal, kanuni sınırlarda cezai uygulamalar yapılabilir.

Kimseye ceza verilsin demiyorum.

Ama nasıl ‘Dayak Cennetten çıkma!’ diyorsak, cezaların da ‘caydırıcı’ olacağına inanıyorum.

Bu da bir gün, bir hafta ile sınırlı olmaz.

Karar alınırsa sürekli uygulanmalı ki, ‘Param gidecek!’ diye insanlarımız bu kötü ve iğrendirici alışkanlıklarından ister istemez vaz geçerler.

Resmiyette, önemli olan Türk halkına samimiyetle ve inanarak hizmet etmektir.

*- HAYAT KISA YOLCULUKTUR

İnşaat Mühendisi Kader Bey ‘Hayatını yaşa ve keyfini çıkar’ diyor.

Kader Bey tezini şöyle savunuyor:

‘4 saat yaşamak için 8 saat çalışıyorsun.

Bir günün tadını çıkarmak için 6 gün çalışıyorsun.

15 dakika yemek yemek için 8 saat çalışıyorsun.

5 saat dinç kalmak için 8 saat uyuyorsun.

Sadece bir veya iki hafta tatil yapmak için tüm yıl çalışıyorsun.

Bütün hayatın boyunca yaşlılıkta emekli olmak için çalışıyorsun.

Ve sadece son nefesini düşününce hayatın kendi unutuşunu gerçekleştirmenin bir parodisinden başka bir şey olmadığını anlarsın.

‘Maddi ve toplumsal köleliğe’ o kadar alıştık ki artık zincirleri görmüyoruz..'

Hayat kısa bir yolculuktur, onu yaşa…’

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

EN BÜYÜK ÖDÜL

*- YANILGI Hayatın en büyük yanılgılarından biri, mutluluğu “bir gün”e ertelemek. Oysa zaman geri alınmıyor; yaşananlar silinmiyor ve hangi günün son günümüz olduğunu bilmiyoruz. Kendine iyi gelmek için hayatının kusursuz bir hale gelmesini bekleme. Çünkü bazen hayatı gerçekten yaşamak, ‘sonra’ dediğimiz şeyin hiç gelmeyebileceğini fark etmekle başlar. Sağlıklı ömürler diliyorum…

26 Oct 2026 243

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 378

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 222

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 175

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...