KAYYIM BENİ ŞAŞIRTTI
Köşe Yazısı

KAYYIM BENİ ŞAŞIRTTI

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
18 Jun 2026 8 dk okuma 181

*- ‘KAÇMAZ!’ DEYİNCE… İki ‘devlet aklı’ olarak adlandırılan olayı anlatayım. Bir gün önce kısa adı TSYD olan Türkiye Spor Yazarları Derneği’nden şu daveti aldım: ‘VNL’de Filenin Sultanları sahada, biz ise heyecanın tam merkezinde buluşuyoruz. Türkiye- Belçika karşılaşması dev ekranda. Havuz başında iyi maç, iyi sohbet ve keyifli bir atmosfer eşliğinde birlikte izliyoruz. 17 Haziran Çarşamba 19,30 TSYD Havuz Başı… Yerinizi alın, bu heyecanı birlikte yaşayalım… İrtibat

*- UĞRAŞTIRDILAR

TRT Spor’un yayınladığı maç saatinden önce 18.30’da TSYD davetine gittik.

İstanbul’un belki de en pahalı otoparkına, pardon TSYD’ye girdik.

Şimdi moda olan ‘Butlan’ yani Kayyım yönetimindeki derneğin böylesine
güzel bir organizasyonu yapmasını olumlu bulduğumuzu konuşarak, havuz
başına, etkinliğin yapılacağı yere nasıl ulaşacağımızı sorduk.

‘ileride’ dediler…

500 metrelik, havuz çevresindeki parkuru iki kez dolaştık.

Çalışan çok…

Türkçeleri bozuk sayılabilecek ‘TSYD’ tişörtlü elemanlar da bilmiyor.

Genel kurulların olduğu, asansörle çıkılan lokanta bölümüne gittik,
yukarıdan havuz ve çevresini gözledik.

Etkinlik ile ilgili bir hareket yok…

Ne bir yetkili var, ne bizim gibi gelen üçünü kişi, ne de yol
gösterici tabela...

Karşıyakalı Sarışınla, ‘akşam yemeğimizi de orada yeriz!’ diye düşünmüştük.

En sonunda bir kadın bizimle ilgilendi ve herkesin elinde kurum
telefonuyla birini aradı.

‘Kiraya verilmiş, tribün altındaki bir lokantayı tarif etti. Giriş oradan’ dedi.

Gittik, sorduk, girdik..

Upuzun dar mutfak koridorundan geçip masaların bulunduğu köşedeki yere ulaştık.

Uzak sayılacak noktadan havuzu görüyorduk.

İşleten sandalyelerimizi düzeltti ve ‘Ne alırsınız?’ diye sordu kibarca..

Tarife biraz yüksek…

‘Bir nefes alalım, daha sonra!’ dedik.



*- NE GÜNLERDİ

TSYD’nin lokantası da havuz başı da bir zamanlar İstanbul’un en nezih
noktası idi.

Kulüp başkanları, davetlileri, kalburüstü iş adamları, İstanbul
sosyetesi burada idi…

Son seçilmiş Genel Başkan Oğuz Tongsir idi.

Birileri, yenilgiyi hazmedememiş olmalı, Türkiye tarihinde ilk kez bir
şikâyette bulundu.

Neymiş efendim, başı bağlı eşine havuzda mobing uygulanmış.

O zaman güvenli arkadaşlarıma gerçeği sordum, ‘alakası yok!’ dediler
ve anlattılar.

Ve Türkiye’de ilk defa belediyelerde, fabrikalarda, olan bir olayla
karşılandı ‘kayyım’ atandı.

İtirazlar, ‘Genel kurul yenilensin’ istek ve dilekleri olumlu karşılık bulmadı.

İşte bu nedenle ‘Kayyım yönetimi güzel bir karar almış, filenin
sultanlarını dev ekranda gösterecekler’ diye düşünmüştük.

Hayal kırıklığına uğradık.

Evimize dönelim, dedik.

İstanbullu bir TSYD üyesi bile gelmemişti, düşünmek lazım bunu da…



*- NİHAYET AÇILMIŞ

Etiler semtinde Akmerkez’in karşısında bez ilan afişi dikkatimi çekti.

‘Tam yol ileri’ yazan afişte, ‘Arnavutköy Sosyal Tesisleri hizmete
girdi’ yazıyordu.

Hayret;

Boğaz kıyısında, ‘akıntı burnu’ denilen yerde, tarihi karakol
binasının karşısındaki sosyal tesisler, güçlendirme denilerek iki yıl
kadar önce kapatılmıştı.

Altı ayda yenilendi…

Ama ne önceki yıl, ne gecen yıl,  yani uzun süre açılmadı.

Şimdi ‘Şeytan’ın avukatlığını’ yapayım;

Büyük ihtimalle lüks ve pahalı balık restoranları açılışını bir
şekilde engelledi.

Sonunda, işte yeni, kapalı lokanta kısmı açılmış…

Ama halkın nefes alacağı Açıkhava geniş alan öyle duruyor.

Sadece sandalye ve masalar konulacak.

Bir de gündüz güneşe karşı, şemsiyelik tenteler çekilecek.

Vallahi bir saatlik iş…

Ama açın diyecek birileri yok…



*- ESKİ ARANIYOR

Bebek’ten dolaştım.

Sahilden tek yön olan Çarşı sokağında, belediyenin yönetimindeki
otoparkta yer yoktu…

Önceki yıllarda buraya sadece sosyal tesislere gelenlere park yapma
izni veriliyordu.

Otoparkın sonunda, Sosyal Tesise girilecek yere geldim, durdum.

Bir araçlık yer vardı ve görevliler tutmuştu…

Aracın penceresini açtım, müşteriyim, dedim.

Şef pozisyonundaki adam, ‘Balık arabasını bekliyoruz’ deyince, ‘Tamam
o gelsin, ben ayrılan bu yere park yaparım’ dedim.

Adam saatine bakıyor, telefonla bir yerleri arıyordu.

“Herhalde balık bitti, müşteriler istiyor, bu nedenle telaş ediyor’
diye düşündüm.

Sonunda bir lüks sayılacak taksi arkama yanaştı.

İşaret ettiler, boş bırakılan yere yanaştı.

İçinde çoluk çocuk bir aile çıktı.

Beni aldatmış ve boşuna bekletmişti.

Korna çaldım, aracı kullanan ‘önemli kişiye’ ‘Beyefendi biraz daha
ileriye doğru arabanızı çekerseniz, ben de araya girerim’ dedim.

Tam geri dönüyordu, dakikalarca saate bakarak bekleyen şef
pozisyondaki adam devreye girdi, ‘Tamam siz gidin’ dedi ‘önemli’
kişiye…

Bana da, ‘arabanızı valelere verin, onlar bakıyor…’ diye akıl verdi.

Tansiyonum yükseldi…

Tam karşıdaki karakolluk olmak istemedin, ‘Sana ne Yaşar!’ diyerek ayrıldım.

‘Tam yol ileri imiş…’

İşte anlattıklarım, yazacaklarımın yüzde biri falan…

Anlayışı ve hizmeti görün…

En iyisi ben şunları yazayım, bakalım siz ne diyeceksiniz?



*-  SONLARI ÖNEMLİ

Okul arkadaşım Enver Ortakaya çok yıllar önce söylemişti:

“Hiçbir şeye güvenme!

Bak;

Eros tanrı idi,

Sezar imparator!

Biri ‘don’ markası oldu, öteki salata!”

Geçenlerde Urlalı Bisiklet ustası, araştırmacı, Atalay Ergezen’e yazmıştım:

‘Bizlerin güvene ihtiyacımız var, bu nedenle seni güvenli bir liman
olarak gördüğüm için, her etkinliğini destekliyorum…”

Geleceğimiz çocuklarımızın doğru bisiklet ile doğru yolda
ilerleyeceğine inanan, beni de inandıran Sevgili Atalay’ın sesini
herkese duyurabilmesi için kendisini yürekten destekleyenlere ihtiyacı
olduğunu da düşünüyorum.

Bunun için öncelikle Urla Kaymakamı ile Belediye Başkanının da
kendisine zaman ayırması gerekiyor.

Bunu yaparlar mı?

İşte bunda şüpheliyim…

Aslında ‘Bisiklet ve çocuklar, gençlerle’ adlarının tarihe
yazılacağını bilmeleri lazım.

Okuma- yazma bildiklerine, yani mürekkep yaladıklarına göre,
derslerinde Eros ile Sezar’ı da öğrenmişlerdir.



*- GÖREVİNİ YAPMAK

Şimdi çok önemli bir sözü de paylaşmak istiyorum;

‘Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır!’

Peki bu önemli söz kime ait:

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüze…

İşini iyi yapan kaçımız var?

Geçenlerde bir hırdavatçı ile sohbet ettim.

Adam, işe yardımcı olarak alacağı çırak değil de, kalfadan yani daha
büyük bir elemanı anlattı.

Bir dostu göndermiş, ‘Evde işsiz oturuyor, bari sayende ekmek sahibi
olsun ve bir şeyler öğrensin!’ demiş.

Tanışmadan sonra ilk sözü şu olmuş;

“Bana kaç lira vereceksiniz?”

Yani maaşını sormuş…

Önceki yıllarda, ‘Çalış göreyim, maaşını böylece sen kendin belirle…” dermiş…

‘Atın yemini kendisinin arttırdığı…’ gibi.

Şimdi ise şu yanıtı vermiş:

“Asgari ücret!’

Sonuç mu?

‘Bana yetmez!’ demiş, ‘eyvallah’ diyerek ayrılmış…

Bu anlattıklarımda ‘Güven’ de var, hayatın zorlukları da, herkesin
elde edemeyeceği imkân da, pes etmek de…

Nedense insanlarımız ‘görevinden önce, maaşını düşünüyor.

Bizi bu hale getirenler utansın.

Şimdi belediyelerin başında, toplu sözleşme şartları, bir giyotin gibi duruyor.

Bunun örneklerinden biri de şu an, daha önce de olduğu gibi İzmir
Büyükşehir Belediye’sinin başında.

Bir sendika, gerekirse açıklayacağım, olağanüstü denilecek rakamlar
istiyor belediyeden…

Yani belediyenin bütçesini sağlayan bizlerden halktan…

Halkımıza sorun bakalım bu istenen rakamı, maaşı hak ediyor mu
onlarca, yüzlerce sözde çalışan…

Şöyle diyeyim, sıradan biri bile, bir profesörden daha fazla maaş alacak.

Tekrar soruyorum, belediye ya da resmi kurumlarda, kendilerini iş
konusunda garantiye alanlar, işlerini görevlerini en iyi şekilde
yapıyorlar mı?

‘Yapıyorlar’ diyor, inanıyorsanız bunlara sözüm yok…

Benim sözüm, işçinin çalışanın sırtından lüks hayat yaşayan ve
koltuklarına yıllarca yapışan sözde sendikacılar ile ‘sallı başını al
maaşını’ düşüncesinde olanlara…



*- GÖRECEĞİZ

Sevgili okuyucularım, Türkiye’nin atık yönetiminde ‘milat’ olarak 1
Temmuz 2026 gösteriliyor.

Bu ne demek?

Anlatmaya çalışayım:

Plastik atıkların kaynağında ayrıştırılması ve geri dönüşümünde
gelişmiş ülkelerin çok gerisinde olan Türkiye’de 1 Temmuz 2026
itibarıyla ‘Depozitosu olan ambalajlar’ (DOA) uygulaması başlıyor.

Önceki yıllarda pek çok kez ertelenen uygulama kapsamında başlatılacak
uygulamaya, mecburiyetten olsa gerek, plastik sektörü sanayicileri de
açıklamalarıyla ‘tam destek’ verdiklerini söylüyorlar.



*- KEMAL BEYİ UNUTMADILAR

Kurtuluş Savaşı döneminde, İzmir’in Menemen ilçesinde, Yunanlılar ve
yerli Rumlar tarafından katledilen Kaymakam Kemal Bey, şehadetinin
107’nci yıl dönümünde anıldı.

Şehit Kemal Bey anıtı önünde düzenlenen anma töreninde, ‘unutmayalım’
mesajı verildi.

İşgal yıllarında yaşanan acı ve zorluklar bir kez daha vurgulandı,
milli birlik ve beraberliğin önemine dikkat çekildi.

1932 yılında açılan anıt önünde gerçekleştirilen törende Kaymakam
Kemal Bey ile birlikte 929 Menemenli şehadetlerinin 107’nci yılında
anılmış oldu.

Bu tarih, aynı zamanda bir katliamın tarihi olarak biliniyor.

Menemen nüfusunun yüzde 10’u katledilmişti, Kaymakam Kemal Bey ile birlikte.

Şunu unutmayalım;

Tarihimizi ne kadar iyi bilirsek o kadar güçlü oluruz.

Katliamdan bir gün önce, Rum evleri ‘haçlarla’ işaretlenir.

Ertesi gün ilk olarak Çeşme’den su dolduran kadınlar kurşunlanır.

Ardından ilçeye yayılan katliamda, Şehit Kemal Bey’in koruması olan
dört askerimizle, kaymakamlıktaki memurlar öldürülür.

Yaşanan mezalimde 927 şehidimizle birlikte, Türklere ait büyükbaş ve
küçükbaş hayvanlar da katledilir.

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...