KAPİTALİZM BİSİKLETİ SEVMEZ
*- İNSAN İNSANA Usta ne demiş? “İnsan insana iyi gelmeli! Gelmeyecekse, hiç gelmemeli!” Herkes ilk başta iyi gibi davranır; Gerçek yüzleriyse daha sonra anlaşılır. İnsanların ilk zamanlarda söylediklerini değil, son zamanlarda yaptıklarına bakın.
Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünüyor ama;
Kimse kendini değiştirmeyi düşünmüyor!
Peki şimdi tatil başlasın mı?
Başlasın!
Kimlere?
Hepimize…
Okuyarak, öğrenerek, dinlenerek, dinleyerek, eğlenerek, eğlendirerek…
Acaba milletimizin tatil yapacak hali var mı?
Fakir fukarayı bir yana bırakalım, emekliler tatil yapabilir mi?
Ya da engelliler ne olacak?
Ceplerinde beş kuruş var mı?
Bunlara öğrencilerimizi, gençlerimizi, eli ayağı tutmayanları, yaşlıları da ilave edebiliriz.
Ya bir gün çalışmazsa aç kalacak olanlar?
Say say bitmiyor…
Herkese soruyorum:
“Okuyarak, öğrenerek, dinlenerek, dinleyerek, eğlenerek, eğlendirerek…” tatil yapacak kaç insanımız çıkar?
Çevrenize bakın bakalım?
*- İŞİNE GELİRSE
Hayat mı, ömür mü?
Murat Eştürk gönderdiği yazıda, bunları soruyor!
Melih Dizdaroğlu’na sorarsanız ikisi de önemli ama aynı şey değil!
Ömür, bize verilen süre.
Hayat ise; o sürenin içine koyabildiklerimiz.
Uzun yaşamak güzel bir hedeftir, çoğunluğumuz için.
Ama sadece uzun yaşamak yetmez!
Çünkü 100 yıl yaşayıp, gerçekten yaşamamış olmak da mümkündür.
Öte yandan 70 yıl dolu dolu yaşayıp, üreterek, severek, öğrenerek ve paylaşarak da yaşamak mümkündür.
Serbest piyasada kim kazanır?
Bizleri kazıklayanlar mı, yoksa diğer küçük kesim mi?
Siz hiç paylaşan gördünüz mü?
Ben görmedim, duymadım, bilmiyorum…
Yazıklar olsun, diyorum bunlara da…
Aklıma gelmişken ben de ilave edeyim;
Bizim zamanın önemli bir aktristi vardı, İngrid Bergman!
Şöyle demişti:
‘Yaşlanmak hoş bir şey değil!
Ama buna yapacak bir şey yok!
Yaşlanmamak ise çok daha kötü bir şey!”
Ben bu kadının söylediklerinden bir şey çıkaramadım, siz ne diyorsunuz?
*- DELİLİK BU!
Rusya’nın ücra bir köyünde, rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı.
"Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın?
Neden söküyorsun o vidaları?"
Köylü:
‘Sadece bir vida beyim...
Oltama ağırlık yapması için lazım.
Ben kimseye zarar vermem.
Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı sökeriz, birini bırakırız.
Fizik dersinde öğrendik, yük dağılır, tren devrilmez."
Müfettiş:
‘Delilik bu!’
*- MESELE
“Muhtar görmüyor mu bunu?"
Köylü:
‘Görmez olur mu?
Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı.
Bedava sonuçta!..’
Müfettiş:
"Peki ya maaşınızı artırsak?
Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?"
Köylü:
‘Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık.
Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz; büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz…’
Müfettiş, bu cehaletten dehşete düşerek raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi.
Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı:
"Bu sefalet bir gün felakete yol açacak..."
*-ÇOK GEÇ
Müfettiş, tam o sırada ray kenarında elinde iki tane vida tutan küçük bir çocuk gördü.
Çocuk gülümseyerek el sallıyordu.
Müfettiş dehşetle bağırdı:
"Treni durdurun!.."
Ama çok geçti.
Kulakları sağır eden o metal çatırtısı duyuldu.
Çocuk ne fizik biliyordu ne de "bir söküp bir bırakma" kuralını.
O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı; ama yan yana iki vidayı birden sökmüştü.
Tren devrildi.
Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta, dev bir felaket olarak biçilmişti.
*- VİDALAR GEVŞEYİNCE
Suç veya suçlu kim?
Asıl suçlu kim mi?
Cehaleti normalleştiren toplum,
Çıkarı ahlakın önüne koyan düzen,
“Bir şey olmaz” kültürü,
Ve yanlışa sessiz kalan herkes…
Çünkü bazı toplumlar bir anda çökmez.
Önce vidaları gevşer. (Anton Çehov)
*- BİSİKLETİ SEVMEY
Sanıyorum, en az bir ay daha bisiklet konusunu hep ele alacağım.
Her çocuğun ideali ve sınıf geçme ödülü, beyninden hiç düşmeyen ‘Bayramlık ayakkabı’ gibi Bisiklet…
Bugün konuyu ele alan Selahattin Haseki, o da şöyle diyor:
“Kapitalizm bisikleti sevmez!
Çünkü bisiklet sürmek, ekonomi için kötüdür.
Bisiklet süren;
Otomobil almaz, dolayısıyla; akaryakıt da almaz, neredeyse otomobil fiyatına yükselen kasko yaptırmaz!
MTV ödemez, arabayı servise götürmez, lastik almaz…
Ve işin kötüsü;
Sağlıklı olur!
Sağlıklı olan, doktora gitmez, ilaç almaz!....”
Bunlar ilk akla gelenler…
Bir de bu işin ustası Atalay Ergezen’e sorsak, neler çıkarar, neler?...
*-
Yorumlar yükleniyor...