KAHKAHALARIMLA ANIMSANIYORUM
*- MEKTUP ALDIM Ünlü bir sözümüz var, ‘Anlayana saz, anlamayana davul zurna az!’ diye… Anımsayan olacaktır, ‘3 Haziran Dünya Bisiklet günü’ için Urla’da düzenlenen ve yapılan etkinlikleri…
‘Bisiklet Sevdalısı’ Atalay Ergezen’den söz etmiş, amatörce çekilen
fotoğrafları paylaşmıştım.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Körfez Yarımadasını özel olarak ele aldı,
Yürüyüş parkurları, bisiklet yolları yapıldı, haritalarda çizildi.
Bu konuda yazılacak olumlu – olumsuz çok nokta var.
Ben şimdi, Urla’da çok önemli bir ‘Bisiklet atölyesi’ kuran, ender
rastlanan idealist insan Atalay Ergezen’in mektubunu paylaşmak
istiyorum.
‘Bilge Bisikletçi Atalay Ergezen’e ben bu yazısından sonra ‘Profesör’
unvanı veriyorum.
Beni anımsıyor…
Hastalığımla ilgili bir araştırma yapmış, paylaşmış…
Şu anda benim gibi ‘binlerce’ nöropati hastası için o kadar güzel bir
araştırma yapmış ki, ‘nöroloji’ kliniklerine de asılması gerektiğini
düşünüyorum.
“Sevgili Yaşar Eyice abi,
Elimde bir tepsi var, tepside içleri su dolu bir düzine kadeh var.
Arabadan soğudum.
Yürüyerek geç kalırım.
Tek çarem tepsiyi ve üstündekileri düşürmeden bisikletle taşımak.
Bu yüzden övgülerini kabul etmiş rolü oynuyorum.
Heybede taşımaya çalıştıklarımın somut sonuçları olduğundan emin olduğum için.
*- 40 YIL ÖNCE
“Sen beni nasıl hatırlıyorsun bilmiyorum. 40 yıl oldu.
Sıkça, görsel ritimlerle, 2/4 lük samimi gülmeleri olan biri olarak
kaldın hafızamda.
Sayfa sekreterliği dönemindi, sesin yükseldiğinde kulağıma gelen
sadece kendine has kahkahalarındı.
Sahi neye gülüyordun hep?
Ben, okumayı yazmayı ellisinden sonra öğrenmeye başladım.
Okuma yazma bilmediğime elli beşinde emin oldum.
Zayıf hafızamla, geriye baktığımda "boşa harcanmış hayat" endeksim
okumayı söktükçe yükseldi.
Derin bir bocalama evresinden sonra, bir bisiklet ve kendim baş başa kaldık.
Hep yarım, çeyrek kalmışlık.
Bir türlü tamamına erdirilememiş onlarca girişim.
Dedim, ya bari bisiklet tamirciliğini başarayım.
"Bari 'nin fazlalığını zamanla anladım.
Şimdi dünyaları verseler 14 -15 i, alyan anahtarı, gündelik bu uğraş
vaktimi elimden bırakmam.
*- ANA TEMA
Bugün bir üniversite öğrencisi atölyeye uğradı.
Tema üzerinde konuşurken şunu aktardı:
‘Aynı şeyi söylemişti o adam.!
Bizim memlekette. Çok berbat bir hayatı varmış.
Bir sürü sağlık sorunu da varmış.
Hayatımı kökünden bunun sayesinde değiştirdim, diye bisikletini gösterdi.’
Ben ona biraz önce; ‘bisiklet bir insanın hayatını yenilemesini
sağlıyorsa, mahallenin hayatını da yeniler, semtin de, şehrin de...’
demiştim.
Yani anlayacağın, benim gibi hayatı boşa harcamış olma endeksi yüksek
olan orta yaş üstü, memleketimizde çok küçük bir azınlık.
‘Çocuklarımız, bizim başladığımız yerden değil de, bırakacağımız
yerden başlasınlar’ diye.
Benim gibi 55 inden sonra okumayı söküp, okumayı sökmüş olmanın yaşam
yenilemesini o yaşlara bırakmasınlar, diye.
*- HER ADIM ÇOCUKLAR İÇİN
“Boş hayat grafiğim yüzünden utanıp susmak daha huzur verici
olabilirdi. Ama bu bisiklette öyle bir şey var ki, insanın eline
bedeli yüksek bir fatura da tutuşturuyor.
Kendi yokluğundaki dönemlerin faturasını, varlığıyla yarattığı farkla
görünür kılıyor, kanıtlıyor.
Bu borcun ödeneceği tek makam var;
‘En yakından en uzaktakine kadar: çocuklar…’
O yüzden boynumuzu sıkan şu kravatları çözelim, BMC kamyonun arka
tamponuna bağlayıp ‘gerisin geri çekelim!’ diyorum.
‘Kamyonun gittiği yer, yer değil!’ diye.
Bisikletle yola çıkanlara;
"Ukrayna-Rusya" diyorlar…
Bisikletliler:
"BMÇ" diyor
"Pandemi, savaş" diyorlar
Onlar
"BMÇ" diyor
"CHP-AKP" diyorlar…
Onlar yine:
"BMÇ" diyor
"Kariyer, Para, Mafya, Soruşturma, Hapis" diyorlar
Onlar hala
"BMÇ" de ısrar ediyorlar.
"Yahu ne bu BMÇ, ikide birde BMÇ diyorsun" diyorlar.
*- BİSİKLET SORUMLULUK YÜKLÜYOR
"O hafriyat kamyonunu durdurabildik.
Hemen üstüne Bisiklet Müzik Çocuk, yazın, sırtına alabildiği kadar
bisiklet yükleyin, sorunlu bölgelere acil koduyla gönderin" diyorlar.
Onur başta olmak üzere, utanmak ve empati gibi insani duyguları,
profesyonelliğin zirvelerindeki yapay zeka bizden daha iyi biliyor.
Kaybettiklerimizin bilimsel analizleriyle birlikte…
O yüzden ‘liderlik’, ‘önderlik ezberimizin’ olası yansımalarını; doğru
soru-gerçekçi cevap kaynaklarına, sonrasında kendi akil, duygu ve
eylem ve sonuç süreçlerine savuşturuyorum.
Senin nöropatik durumunla ilgili, kendi kişisel deneyimlerimin
bilimsel karşılıklarını aktarıp ukalalık yapmak istemiyorum.
Doğrudan bilimsel verileri aktarayım:
*- DOKTOR BİLE EKSİKLİ…
Araştırmalar ne gösteriyor?
1. Bisiklet antrenmanı nöropatik belirtileri azaltabiliyor
2020 yılında yapılan randomize kontrollü bir çalışmada diyabetik
periferik nöropatili bireyler düzenli bisiklet antrenmanı yaptı.
Araştırmacılar şunları buldu:
Alt ekstremite dolaşımı iyileşti.
Kan şekeri kontrolü düzeldi.
Nöropatik belirtilerde azalma görüldü.
Program güvenli bulundu.
Bu çalışma doğrudan "cycle training" (bisiklet egzersizi) üzerine
yapılmış olması nedeniyle özellikle önemli.
2. Aerobik egzersiz sinir iletimini iyileştirebiliyor
Başka bir randomize kontrollü çalışmada düzenli aerobik egzersizin
sinir iletim hızlarını artırabildiği gösterildi. Sinir iletim hızları,
nöropatide kullanılan temel objektif ölçütlerden biridir.
Bisiklet:
Düşük darbeli, uzun süre sürdürülebilen, kalp-damar sistemini
geliştiren bir aerobik egzersiz olduğu için bu faydalardan
yararlanabilir.
3. Egzersiz sadece ağrıyı değil dengeyi de iyileştiriyor
Nöropatide büyük sorunlardan biri düşme riskidir.
Çeşitli çalışmalarda: denge egzersizleri, yürüyüş eğitimi,
duyusal-motor çalışmalar sonucunda denge ve propriosepsiyon (vücudun
uzaydaki konumunu algılaması) gelişmiştir.
Bisiklet de özellikle: kalça, diz, ayak bileği, eklemlerinden sürekli
geri bildirim aldığı için proprioseptif sistemi çalıştırır.
*- ÖNEMLİ ARAŞTIRMALAR
Neden işe yarıyor olabilir?
Araştırmalar birkaç mekanizma üzerinde duruyor:
Kan dolaşımının artması
Bisiklet sırasında bacak kasları adeta ikinci bir kalp gibi çalışır.
Bu sayede: sinirlere giden kan akımı artar, oksijenlenme iyileşir,
metabolik atıklar daha hızlı uzaklaştırılır.
Kan şekeri kontrolünün iyileşmesi…
Diyabetik nöropatide en önemli hedeflerden biri kan şekerini dengelemektir.
Bisiklet: insülin duyarlılığını artırır, glikoz kullanımını yükseltir,
HbA1c değerlerini düşürmeye yardımcı olur.
*- BİSİKLET ‘SAĞLIK’ VERİYOR
Sinir büyüme faktörleri
Egzersiz sırasında sinir hücrelerini destekleyen bazı biyolojik
faktörlerin arttığı bilinmektedir.
Bu nedenle düzenli egzersiz sinir onarım süreçlerini destekleyebilir.
Bisiklet hangi nöropatilerde daha umut verici?
Araştırma desteği en güçlü olan grup: Diabetic Peripheral Neuropathy
Daha sınırlı ama mantıklı fayda beklenebilecek gruplar:
alkolik nöropati, kemoterapi sonrası nöropati, metabolik nöropatiler
yaşa bağlı periferik sinir hasarları
Ancak kalıtsal veya ilerleyici bazı nörolojik hastalıklarda etkiler
daha sınırlı olabilir.
*- BİSİKLETİN RİSKLERİ
Bisikletin riskleri de var mı?
Evet.
Özellikle ayaklarda his kaybı varsa:
pedal üzerindeki basınç fark edilmeyebilir,
ayakta yara gelişebilir,
ayak pedal üzerinden kayabilir,
denge sorunları ortaya çıkabilir.
Bu nedenle ileri nöropatide: geniş platform pedal, uygun ayakkabı,
düşük trafik ortamı, gerekirse sabit egzersiz bisikleti daha güvenli
seçenekler olabilir.
*- TECRÜBE…
Bir bisiklet tamircisi açısından ilginç bir nokta;
Nöropatili kişiler için çoğu zaman en uygun bisiklet:
Dik oturuş pozisyonlu, düşük kadrolu, geniş lastikli, titreşimi azaltılmış,
Kolay inilip binilen, şehir veya tur bisikletleridir.
Agresif yarış pozisyonları ellerde ve ayaklarda sinir sıkışmasını artırabilir.
Sonuç
Bilimsel veriler şu sonuca işaret ediyor:
Düzenli bisiklet kullanımı, özellikle diyabetik periferik nöropatide,
belirtileri azaltabilen ve bazı sinir fonksiyonlarını iyileştirebilen
en umut verici aerobik egzersizlerden biridir.
Ancak tek başına bir tedavi değildir; altta yatan nedenin (diyabet,
vitamin eksikliği, toksin maruziyeti vb.) kontrol altına alınması
gerekir.
Eğer nöropatinin türünü (diyabetik, alkolik, B12 eksikliğine bağlı,
kemoterapi sonrası vb.) ve belirtilerin nerelerde olduğunu anlatırsan,
o tipe özel olarak bisikletin ne kadar faydalı olabileceğini daha
ayrıntılı inceleyebilirim.
*-
Yani Yaşar abi.
Bir günde yazdıklarının hacmiyle, kendisini 3 e 5 e klonladığından
şüphe ettiğim Yaşar Abi.
Bu güne kadar yazdıkları dünyanın çevresini bir kaç kez dolanacak
hacimde, hem de 12 punto ile, olan abim.
Atölyede kaynak makinesi var.
Spiral var.
Özer Usta sanayide lazer kesim yapıyor.
Yiğit komşumda onlarca 3d PLA -ABS baskı cihazları var.
İhtiyacına uygun bisikleti atölyede yaparız.
İki sene sonra, bisikletlerle devri aleme çıkmazsak, oturup ilkokul 1.
sınıfı tekrar etmeye razıyım.
Ha bizimki, 90-100-110 gün olsun.
Kendi adıma, ürettiğim içerik türlerinin çeşitlerini ve hacmini
daraltıp kendime daha fazla zaman ayırmak en büyük hayalim.
Her gün bir müzik, bir video bir de makale.
Müzik: Si bemol tek düze bir ses
Video: 9x16 10 sn B.M.Ç.
Makale: Başlık BMÇ. İçerik BMÇ
Tüm bunlara 10 dakika yeter…
*- İSKELE’ DE BULUŞALIM
Kalan zamanda, o ağaçların gölgesindeki bisiklet yolundan İskele 'ye giderim.
Belki sen de, zaten var olan bisikletli yoldan gelirsin İskele 'ye.
Oturup beraber susmanın tadını çıkarırız.
Dinlenmeyi ve bedenen yorulmayı hak edecek kadar meramını
aktarabildiyse... İskele 'de dalga seslerinin arasından filibir
sesleri, zil sesleri duyulursa bir de üstüne...
İskele 'de Cervantes ile tanıştırmak isterim.
O, değirmenlerle güreşini sürekli beyniyle yapıyor.
Beden enerjisi yoğun olarak beyni tarafından kullanıldığı için tığ
gibi. Ama hala attan inip iki tekere binmedi.
O yüzden bacakların kalp fonksiyonu çok geriledi küçük sıkıntılar
belirmeye başladı.
Tahminim o vakte kadar, o da pedalla yeni bir hayatın kapılarını ayarlar.
Gülmen eksik olmasın.
Sevgiler, selamlar…”
*- KAHKAHAMLA TANIYANLAR
Değerli okuyucularım, benim ‘kahkahalarım’ meşhurdu.
Hemşehrim, ‘Saba Tümer, kahkahalarım yanında inanın ‘Çırak’ bile kalamaz.
İzmir’de Kemeraltı girişindeki Konak sinemasında izlediğim bir filmde,
kahkaha attım.
Ön sıralarda oturan bir liseden sınıf arkadaşım, ‘Yaşar merhaba…’
demişti o kadar insanın içinden…
Almanya’da çalışan ve yıllarca görmediğim Tuğrul Akbıyık adlı bir
arkadaşım da yine ‘kahkaham’ ile beni Burdur yakınındaki kumu ile ünlü
göldeki lokantada beni tanınıştı.
Başbuğ Alpaslan Türkeş ve grubu ile birlikte Türkiye Turu yaparken
yolumuz oraya düşmüştü.
‘Reis’ in uçak seyahatlerinde olanlar gibi Başbuğ Alpaslan Türkeş’in
seyahatlerine, yanında gelmesini ismen istediği beş kişiden biriydim.
Belki bir gün, hatıralarımı yazarım.
Göl kıyısındaki lokantada , parti tarafından özel güvenlik önlemleri
alınmış Başbuğ Alpaslan Türkeş ile bizi özel bir bölmeye almışlardı.
Bir Alman grubunu Türkiye’ye getiren Tuğrul Akbıyık da diğer bölümdeymiş.
Ben Türkeş’in bir anlatımına öyle bir kahkaha atmışım ki, Tuğrul
duymuş ve ‘Yaşar ne yapıyorsun burada?’ diye yanıt vermişti.
‘Benim dostum’ deyince, bizim bölgeye geçmesine izin verilmişti.
Baksanıza sevgili Atalay da beni gülüşlerim, aslında kahkahalarımla anımsıyor.
*-
Yorumlar yükleniyor...