KADINI DEĞİL ŞİDDETİ TUTAN ÜLKELER DE VAR
Köşe Yazısı

KADINI DEĞİL ŞİDDETİ TUTAN ÜLKELER DE VAR

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
11 Dec 2025 19 dk okuma 227

*-BİLİN, KULLANMAYIN Meraklı okuyucum derlemiş! Belirttiğine, benim de desteklediğime göre, bu sözcükleri ezberlememiz lazım! Nedeni basit, güncel sıkıntılarımız sırasında ağzımızdan çıkacak bir sözcük, aydınlık günümüzü karartabilir. Yalnız bizim mi, tabii ki bizi sevenlerimizin de…

İşte o bazı sözcükler;

Hakaret sayılmayan kelimeler arasında şunların olduğu belirtiliyor.

Ama yine de siz siz olun fazla güvenmeyin, yani kullanmayın;

“Terbiyesiz: Bu kelime, genellikle bir kişinin davranışlarını eleştirmek için kullanılır, ancak hakaret olarak değerlendirilmez.

Karaktersiz: Bu ifade, bir kişinin karakterini sorgulamak için kullanılır, ancak hakaret sayılmaz.

Ahlaksız: Bu kelime, bir kişinin ahlaki değerlerini eleştirmek için kullanılır, ancak hakaret olarak kabul edilmez.

İnsan değilsin: Bu ifade, bir kişinin insanlık değerlerini sorgulamak için kullanılır, ancak hakaret sayılmaz…”

Devam edeyim;

Sevimsiz, bunak, lavuk, adam değilsin, eşkıya, ezik, kukla, zavallı, dinsiz, cahil, nankör, çapsız, münakıp, zalim, eşkıya, suratsız, karaktersiz

Bu arada Yargıtay, bazı sözlerin hakaret sayılmadığını belirlemiştir. Örneğin, ‘seninle işim yok!’ gibi ifadeler.

Bu kelimeler, Türk Ceza Kanunu'na göre hakaret suçu kapsamına girmemektedir.

Suç olduğuna ilişkin ve ceza verildiğine dair çok sayıda karar da bulunmaktadır.

Söyleyen kişiye, kime söylendiğine, söylenme şekline, söylenme niyetine, hedefine göre değişiyor.

Bu kelimelerin bir kısmı, bağlama göre “ağır eleştiri”, “rahatsız edici ifade” ya da “değer yargısı” sayılabiliyor.

Ancak bu, bu sözlerin her koşulda serbest olduğu anlamına gelmiyor. Hukuken belirleyici olan yalnızca kullanılan kelime değil; o kelimenin kime, nasıl, hangi ortamda ve hangi niyetle söylendiği. Yani liste, tek başına bir özgür kullanım alanı sunmuyor, sadece değerlendirme yapılırken hangi kriterlerin dikkate alındığını gösteriyor.

Kelime değil bağlam, niyet ve hedef önemli

Yargıtay kararlarının ortak noktası, hakareti yalnızca bir kelime üzerinden değil, muhatabın kişilik onurunu zedeleme amacı üzerinden ele alması. Bir kelime gündelik hayatta mizah, eleştiri veya sitem anlamında da kullanılabiliyor.

Bu nedenle bazı ifadeler “hakaret” değil, iletişimde sert ama sınırlar içinde kalan bir eleştiri olarak kabul ediliyor.

*- ESNEK ve YORUMA AÇIK

Buna rağmen aynı kelimeler başka bir bağlamda kişiyi küçük düşürme kastıyla söylendiğinde ceza doğurabiliyor.

Dolayısıyla bu liste, sosyal medyada mizah malzemesi olsa da hukuk açısından esnek ve yoruma açık bir alanı temsil ediyor.

Bence, Siz siz olun buradaki açıklamadan feyiz alıp kullanmayın. Hayatınız alaşağı olabilir.

Bir okuyucum, ‘Bunak dediğim için 30 bin TL ödedim.’ Demiş.

Bir okuyucum da, şunun suç olup olmadığını soruyor;

‘Aç avukatlar! Ya da avukat!’ denirse…

Bakalım sevgili hukukçular, bununla ilgili bir açıklama yaparlar, karar gösterirler mi?

Bana göre herkes aç olabilir, ama bunun yanına bir sıfat eklersek, ister avukat ister doktor ya da esnaf olsun hakaret sınıfına girmez, ‘aç gazeteciler!’ gibi…

Ama isim olursa, yani belirli bir kişi olursa o zaman iş değişir…

Tabii bu duruma göre değişir.

‘Bana göre’ demek konunun kesin hali olmaz…

*- KENDİMİ TUTAMAMIŞTIM

Dört yaşında babasız kaldığım ve anımsadığım kadarıyla ‘Yetim’ karnesi ile her ay önce on lira, sonra 20 lira devletten maaş bağlandığım için, ‘yetim’ ya da ‘öksüz’ çocuklara karşı özel bir duygu beslerim.

Gözlerim hemen dolar…

Kendimi tutamadığım ve ağladığım da çok olmuştur, her ne kadar etrafıma göstermemeye çalışmama rağmen.

Hiç unutmuyorum:

Polis ve Adliye Muhabiri Rıdvan Kaynar ile 1980 öncesi Manisa’nın Ankara yolu üzerindeki büyük ilçelerinden Turgutlu’da bir karakol sokak bekçisi anarşi olaylarında öldürüldüğü haberi üzerine İzmir’den gitmiştik.

Bir gecekonduda yaşıyordu.

Üzerlerinde neredeyse hiçbir şey olmayan, yetim kalan yavruları görünce, bende sinir boşalması oldu.

Nasıl ağlıyorum, nasıl? 

O yetim yavrular bile beni teselli etmeye çalışıyor ama gözyaşlarımı imkânsız durduramıyorlar.

Aradan geçen zamanı düşünün, halâ etkisi altındayım…

Turgutlu, Akhisar ve Uşak ilindeki bazı ilçeler örneğin Eşme büyük olayların yaşandığı merkezlerdi.

Çok ama çok anlatacaklarım var buralardan hep tanıklı, hepsi film ya da belgesel olacak cinsten, ne evlatlar öksüz ya da yetim kaldı.

Çok gençlerimiz genç yaşta toprak oldu.

Acaba neden?

Kimlerin günahı var bu işlerde…

Kardeş kardeşi vurur mu?

*- CİDDİYE ALINMIŞ                   

Aldığım bir basın daveti yazdıklarımı anımsattı.

Yetim Vakfı’nın Sosyal Hizmetler Kongresi varmış, hem de üç gün sürecek şekilde.

Şöyle deniliyor:

“Yetim Vakfı olarak sizleri önemli bir etkinliğe davet etmekten mutluluk duyarız.

Vakfımız, 2017 yılında Dünya Yetimler Günü'nde kurulan ve dünya genelinde 400 milyonu aşkın yetim çocuğa umut olan bir sivil toplum kuruluşudur.

T.C. Cumhurbaşkanlığı kararıyla faydalı sivil toplum kuruluşları arasında yer alan vakfımız, 3 kıta ve 48 ülkede faaliyet göstermektedir.

Sosyal hizmet alanında faaliyet gösteren uzmanların bir araya geleceği ‘Sosyal Hizmet Kongresi 2025’i düzenliyoruz.

Yetim Vakfı, İHH Psikososyal Destek ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi iş birliğinde gerçekleştirilecek kongrede, sosyal hizmet uzmanları kendi alanlarına yönelik konuşmalar gerçekleştirecek ve vaka örneklerini aktaracaklar.”

*- YOĞUN PROGRAM YAPILMIŞ

Yetim Vakfı’nın daveti şöyle devam ediyor:

“Etkinlik aracılığıyla alanda uzman kişiler bir araya getirilecek.

Kongrede ele alınacak başlıca konular:

• Aile yılında sosyal hizmet mesleğinin rolü ve önemi

• Yaşlılarla sosyal hizmet ve aktif yaşlanma

• Bağımlılıkla mücadelede sosyal destek modelleri

• Engelli bireylerin toplumsal hayata katılımı

• Göç ve mültecilik alanında sosyal içerme yaklaşımları

• Yoksullukla mücadelede sosyal adalet perspektifi

Sosyal Hizmet Kongresi 2025, Saat: 09:00-16:30 arasında, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Aşıkpaşa Konferans Salonu (Güney Kampüs) olacakmış.

“Sizleri bu özel günde aramızda görmekten ve sosyal hizmet alanına verdiğimiz önemin kamuoyuyla paylaşılmasına katkı sağlamanızdan mutluluk duyarız.”  Diyerek, etkinlik programı hakkında detaylı bilgi için ekteki dosyaları da gönderme nezaketinde bulunmuşlar.

Ne denir?

Hayırlara vesile olur, inşallah!

*-

Fulya Omaç’ın incelemesine, İstanbul’da günlük Marmara Bölgesi’in aşan ‘Bizim Anadolu’ Gazetesi’nde rastladım.

Fulya Omaç’ı Çeşme’den tanırım, bir ayağı orada, diğer ayağı bir bakıyorsunuz adalarda, ya da hiç beklemediğiniz bir ülkede…

Hep ilginç ve okunası söyleşileri, araştırmaları var.

İşte biri…

Sanıyorum düşünen de olmamıştır, araştıran da…

“Koca şiddetinin meşru olduğu ülkeler bile var!..”

Sevgili meslektaşım Fulya, ‘koca şiddeti meşru& diyebilen görüşler ne yazık ki hala var.

Özellikle ev içi şiddet, sözel / psikolojik ve şiddet ve cinsel saldırı çok yaygın.

Halkın yarısından fazlası şiddeti aile içi mesele olarak görüyor ve aile içinde çözümlenmeli, diyor.

Devam edelim:

Morocco World News, 2025 verilerine göre cinsel şiddet oranı artıyor ve psikolojik, ekonomik ve siber şiddet de yaygınlaşıyor.

Çok sayıda STK ve kadın örgütü mağdurlara destek veriyor ve farkındalık kampanyaları yürütüyor.

*- AİLE İÇİ ŞİDDET

Fulya Omaç’ın önemli araştırmasına göre, “Koca şiddetinin meşru olduğu ülkelere’ bir göz atalım…

Yunanistan’da, Artan farkındalığa ve daha fazla şikâyete rağmen, vakalar hala çok sayıda görülüyor.

Toplum ilerleme kaydetmiş olsa da şiddet halen ciddi ve ısrarcı bir sorun olarak varlığını sürdürüyor.

Yunanistan Polis Teşkilatı’nın 2024’te açıkladığı son verilere göre, ülkede aile içi şiddet vakaları bir önceki yıla kıyasla yüzde 87 arttı.

Her gün 51 kadın aile içi şiddetin kurbanı oluyor.

Polis ekipleri, yıl boyunca toplam 22 bine yakın aile içi şiddet ihbarına müdahale etti.

Polis, Mart 2023'te akıllı telefonlara, mağdurun tehlikede olduğunu bildiren bir uygulama olan panik butonunu yüklemeye başladı.

Panik butonu” sistemi, bazı mağdurlar için önleyici bir araç olarak çalışıyor ve 2024 boyunca birçok kadının bu sistem üzerinden acil yardım çağrısı yaptığı bilgisi paylaşıldı.

*- KÜBA’DA ADALET VE ÖNLEME SİSTEMLERİ YETERLİ DEĞİL

“Her ne kadar bazı ilerlemeler kaydedilmiş ve destek programları oluşturulmuş olsa da şiddet ciddi bir sorun olmaya devam ediyor.

Birçok kadının kendini korunmuş ya da duyulmuş hissetmediğini düşünülüyor.

Adalet ve önleme sistemleri yeterli değil.

Geçtiğimiz yıl 76 kadının, cinsiyet temelli niyetli cinayetin kurbanı olduğu açıklandı.

Kurbanların büyük kısmı ekonomik olarak zayıf konumda olanlardı, failler ise genellikle partner veya eski partnerdi.

Resmi verilerde, 2024’te yapılan 230 cinsel suç davası görülmüş, bunların 120’si tecavüz, 110’u diğer cinsel şiddet türlerinden.

*- İTALYA’DA GÖÇMEN NÜFUSUN ARTMASIYLA ŞİDDET İKİ KATINA ÇIKTI

Son zamanlarda İtalya’da çok fazla şiddet vakası var.

Gösteriler ve farkındalık kampanyaları yapılsa da, maalesef şiddet devam ediyor.

Özellikle göçmen nüfusun artmasıyla bazı bölgelerde şiddet iki katına çıktı.

İnsanlar güvenliği için bir süredir biber gazıyla dolaşıyor.

Ev içinde yaşanan şiddetlerin ya da narsist ve tehlikeli erkek arkadaşları tarafından öldürülen kızların yanı sıra, maalesef artık yabancı kişiler tarafından gerçekleştirilen şiddetler de var.

Koşuya çıkan iki kızdan önce biri, sonra diğeri saldırıya uğradı.

İkincisi saldırganı teşhis etti, tutuklandı ama sonra serbest bırakıldı. Çünkü maalesef yanlış karar veren hakimler ve savcılar var.

Bu yüzden mahkeme kararları şiddeti engellemede yetersiz kalıyor.

*- FAS’TA KOCA ŞİDDETİ, MEŞRU GÖRÜLÜYOR

Ülke halkımın bazı kesimlerinde “koca şiddeti meşru” diyebilen görüşler ne yazık ki hala var.

Özellikle ev içi şiddet, sözel / psikolojik ve şiddet ve cinsel saldırı çok yaygın.

Halkın yarısından fazlası şiddeti aile içi mesele olarak görüyor ve aile içinde çözümlenmeli diyor.

Morocco World News, 2025 verilerine göre cinsel şiddet oranı artıyor ve psikolojik, ekonomik ve siber şiddet de yaygınlaşıyor.

Çok sayıda STK ve kadın örgütü mağdurlara destek veriyor ve farkındalık kampanyaları yürütüyor.

2018’de kadına yönelik şiddeti kriminalize eden bir yasa çıktı.

Ancak yasal düzenlemeye rağmen uygulamada zorluklar var, toplumsal utanç kültürü nedeniyle birçok kadın şiddeti bildirmekten çekiniyor. 2021’de 96 bin’den fazla kadına şiddet başvurusu yapıldı.

*- ŞİDDETİ DURDURMANIN YOLU

SORU- Şiddeti önlemek ve toplumsal farkındalığı artırmak için çözüm önerileriniz nelerdir?

Görüşleri alınanlar çeşitli ülkelerden ve yanıtları şöyle:

ELDİN: Güçlü yasalar uygulanmalı, destek hizmetleri erişilebilir olmalı. Eğitim sistemine eşitlik ve rıza konuları entegre edilmeli. Ön saflardaki profesyoneller bilinçli olmalı ve tutarlı farkındalık kampanyaları yürütülmeli.

SVİLENOVA: Eşitlik eğitimi küçük yaştan başlamalı. Destek yapıları güçlendirilmeli, farkındalık kampanyaları yaygınlaştırılmalı ve kadınlar ekonomik olarak bağımsız hale getirilmeli.

ORTEGA: Ciddi bir çözüm, çocukluktan itibaren eğitimin güçlendirilmesi olur; eşitlik, saygı ve empati gibi değerlerin öğretilmesi gerekir.

Ayrıca farkındalık kampanyalarının, kolay erişilebilir ihbar sistemlerinin ve hızlı, etkili şekilde yanıt veren bir adalet mekanizmasının gerekli olduğuna inanıyorum.

Bu kişilere ekonomik ve psikolojik destek verilmesini çok önemli buluyorum.

Ayrıca halkın, şiddet belirtilerini gerçekleşmeden önce tanıyabilmesi için eğitilmesi de faydalı olur.

ROSSİ: Bence daha sert yasalar çıkarılmadıkça olaylar devam edecek ve daha da kötüleşecek.

Kadınlar, şiddete “yeter” demek için derneklerle konuşmalı veya şikayette bulunmalı. Toplumsal farkındalık, karşılıklı saygıyı ön plana çıkarmakla başlar, erkekler ve kadınlar ilişkilerinde saygıyı esas almalı.

BAKKİ: Çocuk yaşta eşitlik ve saygı eğitimi verilmeli, kadınlar ekonomik ve psikolojik olarak güçlendirilmeli. Ulaşılabilir şikayet mekanizmaları ve hızlı, etkili adalet sistemi şart. Toplumsal farkındalık artırılmalı.

*- KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN COĞRAFİ ve SOSYO EKONOMİK BOYUTU

SORU- Kadına yönelik şiddet neden daha çok az gelişmiş veya ekonomik durumu iyi olmayan bölgelerde görülüyor sizce?

ELDİN: Yüksek şiddet oranları genellikle sınırlı yasal uygulamalar, zayıf sosyal hizmetler, ekonomik bağımlılık ve eğitime düşük erişimden kaynaklanıyor. Toplumlarda toplumsal cinsiyet eşitsizliğini tolere eden veya normalleştiren kültürel normlar da şiddeti besliyor.

SVİLENOVA: Yoksulluk, sınırlı eğitim, destek yapı eksikliği ve derin köklü toplumsal algılar, kadınların savunmasızlığını artırıyor ve şiddetten kaçınmayı zorlaştırıyor.

ORTEGA: Çoğu zaman yoksulluk koşullarında, eğitimsizlik, fırsat eksikliği ve güçlü kurumların yokluğu, bu şiddetin normal bir şeymiş gibi görüldüğü ve fark edilmediği bir ortam yaratıyor. Bu bölgelerde kadınların daha az kaynağa ve desteğe sahip olması, sorunların çözümünü daha da zorlaştırıyor. Ancak kadına yönelik şiddet sadece yoksul bölgelerde değil, tüm sosyal seviyelerde var; önemli olan onu nasıl gördüğümüz ve ona karşı nasıl tepki verdiğimiz.

*- ÖZSAYGI VE BAĞIMSIZLIK, ŞİDDETE KARŞI EN GÜÇLÜ KALKAN

ROSSİ: Çoğunlukla kadınlar kocalarından, kardeşlerinden veya ailelerinden korktukları yaşadığı şiddeti kimseyle paylaşmıyor ve şikayetçi olmuyor.

Şiddet hem fiziksel hem de psikolojik olabiliyor; türleri farklı olsa da hepsi kadında öz saygı kaybına yol açıyor.

Bunu geçmiş deneyimimden biliyorum, ama bugün olduğum yere bağımsızlığıma, kendime olan saygıma ve mutluluğuma ulaşmayı başardım. Ay sonunu zor getirsem ya da hiç tatil yapmamış olsam bile, en güzel şey kendimle gurur duymamdır.

Ekonomik ve sosyal olarak daha zayıf gruplarda, korku ve savunmasızlık şiddeti artırıyor. Kadınların bağımsızlık ve özsaygı kazanmasının, şiddeti önlemede kilit rol oynayacağını düşünüyorum.

BAKKİ: Yoksulluk, sınırlı eğitim, destek yapılarının eksikliği ve toplumsal normlar, kadınların savunmasızlığını artırıyor ve şiddetten korunmalarını zorlaştırıyor.

Ayrıca, birçok kişi şiddeti aile içi mesele olarak gördüğü için kadınlar şikayet etmekten çekiniyor, bu da sorunların görünürlüğünü azaltıyor ve önlem almayı güçleştiriyor.

*- GÜVENLİĞİNİZ VE ONURUNUZ…  

SORU- Kadınlara ve erkeklere vermek istediğiniz mesaj nedir?

ELDİN: Kadınlara: Güvenliğiniz ve onurunuz tartışmaya açık değildir. Erkeklere: Şiddeti sona erdirmek aktif sorumluluk gerektirir.

Zararlı davranışlara karşı durun, mağdurları destekleyin ve etki alanınızdaki her yerde saygıyı örnekleyin.

SVİLENOVA: Kadınlara: Yalnız değilsiniz ve güvenlik ile saygıyı hak ediyorsunuz. Erkeklere: Şiddete karşı müttefik olun.

ORTEGA: Tüm insanlar, istisnasız, hayatlarını güvenli, onurlu ve korkudan uzak bir şekilde yaşamalıdır. Kadınlar, değerlerinizden asla şüphe etmeyin ve suçluluk hissetmeden destek arayın. Erkekler, şiddet döngülerini kırmada ve saygı ile eşitliğe dayalı ilişkiler kurmada çok önemli bir role sahipsiniz. Mücadele hepimizin.

*-ERKEKLER KADINLARA ŞİDDET UYGULAMAYIN

ROSSİ: Kadınlar, hiçbir şiddet türüne boyun eğmeyin; bazı erkeklerin sizi kontrol etmesine, kötüye kullanmasına veya değersiz hissettirmesine izin vermeyin. Her kadın bir güçtür. Şiddete son vermek için bir dernekle konuşmak veya şikayette bulunmak yeterlidir. Hayat kutsaldır ve hiç kimse size onu elinden alamaz. Erkeklere ise şunu söylemek isterim: Karşılıklı saygı, bir kadın-erkek ilişkisinin en güzel yönüdür.

BAKKİ: Kadınlara: Kendi sınırlarınızı çizin ve kimsenin onları aşmasına izin vermeyin. Güvenliğiniz ve onurunuz her zaman korunmalı, korkuya teslim olmayın. Erkekler, kadınlara şiddet uygulamayın, karanlığa sessiz kalmayın, şiddetin değil, saygının yanında durun.

*- ŞİDDETİ DEĞİL, SEVGİYİ VE SAYGIYI SEÇ

SORU- Tek cümlelik bir slogan cümleniz ne olur bu konuda?

ELDİN: Saygı, isteğe bağlı değildir, kadına yönelik şiddeti sonlandırın.

SVİLENOVA: Şiddeti durdurmak kolektif sorumluluğumuzdur, her kadın güvenli olmalı.

ORTEGA: Kadınlara saygı duyan bir toplum, kendi geleceğine saygı duyar.

ROSSİ: Şiddete ‘yeter’ demek, hayatı ve özsaygıyı korumanın en önemli adımıdır.

BAKKİ: Şiddeti değil, sevgiyi ve saygıyı seç!

*- BİR KİŞİ DAHA EKSİLMESİN, BİR KİŞİ DAHA ŞİDDET GÖRMESİN.

Sorularımızı samimiyetle yanıtlayan Nehad Gamal Eldin, Nadia Svilenova, Maria Christina Rossi, Aracely Ortega ve Hanane Bakki’ye içtenlikle teşekkür ediyoruz.

Yanıtları, kadına yönelik şiddetin yalnızca bir ülkenin değil, dünyanın dört bir yanında ne denli yaygın ve derin bir sorun olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Türkiye’den Mısır’a, Yunanistan’dan Fas’a, İtalya’dan Küba’ya kadar kadınlar aynı acıyı yaşıyor, sessiz çığlıklar tüm dünyayı sarıyor. Umuyoruz ki, farkındalık, eğitim, yasaların etkin uygulanması ve toplumsal dayanışma sayesinde, kadınlar yaşamlarını korku ve şiddet olmadan sürdürebilecek, geleceğe güvenle bakabilecek.

Kadına şiddetin son bulduğu, güvenli ve eşit bir dünya dileğiyle. Kadına uygulanan tek şiddet şiddetle sevilmek olsun. Bir kişi daha eksilmesin, bir kişi daha şiddet görmesin.

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 362

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 219

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 173

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 374

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 352

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...