İZMİR'İN HİÇ BİTMEYEN HİKAYESİ; DAMACANA SU
*-SOĞUK SU MU İÇECEĞİZ? Bugün sizleri biraz gerilere içme götüreceğim. Konu her zaman güncelliğini koruyan sularımız. Yönetimler değişiyor, konu değişmiyor.
Okuyunca anlayacağınızı ve hatırlayacağınızı sanıyorum
“İZSU’nun, 30’ncu yıl kutlama törenlerine katılmıştım.
1 Nisan Cumartesi günü Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi Büyük
Salon’da; ‘Suyun İzmir’de Serüveni’ konulu butik Sergi’yi de izlemiş,
Ekin Dans Topluluğu’nun ‘Üç Mehmet’in Dansı’nı oynayan Ege
Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Türk Halk Oyunları
Bölümü yönetici ve öğrencilerini yürekten gelen duygularla
alkışlamıştım.
Eski yıllarda 1 Nisan Şakası yapardık,
Büyüklerimiz de bizi uyarırlar, ‘Sakın kimseye para vermeyin!’ ya da
‘söylenenlere inanmayın!’ diye...
Gazeteler de 1 Nisan Şakası ile çıkarlardı.
Benim anımsadığım birçok 1 Nisan Şakası var...
Örnek olarak şunları söyleyebilirim:
*- KAÇ KİŞİ BİLİYOR?
Büyük Aktör Hüseyin Baradan, Bornova Küçük Park’tan komşumdu.
Sevgili eşi Hayriye Hanım ve biricik oğlu Levent ile çoğu zaman sohbet ederdik.
Herkes onu Türk Sineması’nın ‘Kötü adamı!’ olarak tanırdı.
Nereden bilsinler sevgi dolu bir kalbi olduğunu...
Ve de Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi foto muhabirlerinden biri
olduğun kaç kişi biliyor?
Hüseyin Baradan’la biz Aydın Bilgin yönetimindeki gazetede, kısa dönem
birlikte çalışmıştık.
*- FİLMLERDEKİ GİBİ!
Ama onun film sanatçısı olmadan Demokrat İzmir Gazetesi’nde 1960’lı
yıllarda 1 Nisan Şakası olarak yaptığı iki fotoğrafından söz edeceğim.
Birinde: Tarihi Saat Kulesi akşam çöktü, yerle bir oldu 1 Nisan Haberi idi...
İnanın, bugünkü imkânlarla birlikte, Hüseyin Baradan öyle bir görüntü
hazırlamıştı ki, en usta fotoğrafçı bile ‘gerçek’ diye düşünebilirdi.
Birinde de, Basmane Garı’nda tren faciasını resmetmişti...
Bu tür görüntülere ne isim verilir, bilemiyorum.
Umarım bu konuda da yine üstadımız, ağabeyimiz Aydın Bilgin bizi aydınlatır.
Yanlışlık yapmamak için konu ile ilgili aklımdan geçen sözcükleri
yazmak istemiyorum.
*- O GECE AÇIKLAMIŞTI
İZSU’nun bu 1 Nisan akşamındaki etkinliklerinde İzmir Büyükşehir
Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, ‘Yeni gururumuz Bornova Kaynak Suyu
Dolum Tesisi’ demiş ve eklemişti:
‘Tesis, Homeros’un doğal kaynak suyunu, damacanalarla evlere ulaştıracak!’
Acaba 1 Nisan Şakası mı yapıyordu?
Yoksa bir gün sonra, bir bardak soğuk su mu içecektik?
Biliyorsunuz, bugün olduğu gibi çoğu zaman iddialardan sonra kazanan
taraf kaybedene ‘Bir bardak soğuk su iç!’ der.
*- HALKIN SESİ GİBİ
Tabii ki, konu ile ilgili çeşitli görüşler sürüldü...
Ben önemsediğim bir ismin, bilim adamı Tayfun Özkaya’nın makalesinden
bir alıntı yapayım...
Özkaya şunları söylemişti:
‘İzmir’de belediyenin son kaynak suyu satış noktaları da 31 Mart
2017’den sonra kapatılıyor.
Yıllar önce sayıları epeyce idi.
Su şirketlerinin baskısıyla çoğu kapatıldı.
Halk aslında bunlardan memnundu.
Karşıyaka ve Bornova’da açık kalanlar da artık kapatılıyor.
Halk kendi kabını getirerek buralardan litresi 7,5 kuruştan kaynak
suyu alıyordu.
Şirketler bunları sağlığa çok aykırı buldular.
‘Dünyanın neresinde böyle bir sistem var?’ diyorlardı.
*- AVRUPA’DAN BİR ÖRNEK!
Hâlbuki Roma’da halka getirdikleri kaplarda su sağlayan epeyce merkez görmüştüm.
Hatta birçok sokakta musluklardan su içilebilmekte veya su doldurulabilmektedir.
Roma Belediyesi bu sular için para da almıyor.
Sadece gazlı su için para alınıyor.
Sağlık Bakanlığının ‘İnsani Tüketim Amaçlı Sular Yönetmeliği’nde’ yer
alan ‘kaynak sularının şişelenerek satış yapılması’ kararının ardından
böyle bir karara gidiliyor.
Kaynak sularının neden mutlaka şişelenmesi gerektiğini anlayabilmiş değilim.
Bu su şirketlerine hizmet ediyor kanımca.
Belediyenin kaynak suyu satış noktaları haftada bir gün kapatılıyor ve
bakım yapılıyordu.
Devamlı analizler yapılıyordu.
*- ZARARLI OLAN NEDİR?
Bu sulardan hasta olmuş bir kişi hatırlamıyorum.
Damacanalardan ise (mavi plastik kaplar) sulara Bisfenol A (kısaca
BPA) denilen bir toksik madde geçmektedir.
Bunun insan sağlığına zararlı olduğu birçok araştırma ile
saptanılmıştır. Bu konuda yapılan eleştiriler sonucu bakanlıklar bazı
önlemler de almaya başlamışlardı.
Ancak bunlar yetersizdir.’
Şimdi; Belediyeyi döneyim...
*- ‘GÖNÜL RAHATLIĞIYLA İÇİN’
Zamanın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, belediyenin
su satış istasyonlarının yasal zorunluluktan dolayı kapatıldığını,
kente damacana suyu ekonomik ve sağlıklı şekilde sunmak için
kurdukları İzmir Su –Homeros’un ise kısa bir süre sonra satışa
sunulacağını açıkladı.
İzmir'de çeşmelerden akan suların da arıtmadan geçirilerek sürekli
kontrol altında tutulduğunu vurgulayan Başkan Kocaoğlu,
‘Vatandaşlarımız gönül rahatlığı ile şebeke suyundan içebilir’ dedi.
*- ŞEBEKE SUYU İÇİLEBİLİR
Sağlık Bakanlığı’nın açıkta su satışını yasaklamasının ardından
İZBETON’a ait su satış istasyonlarını kapatmak zorunda kaldıklarını
söyleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, İzmir
Büyükşehir Belediyesi’nin el değmeden ürettiği İzmir Su –Homeros’un
kısa bir süre sonra satışa sunulacağını belirtti.
Bornova’da 19 litrelik polikarbon damacana kaynak suyu dolum tesisi
kurduklarını ve bu sektörde kar marjı olmasına rağmen böyle bir
hedefleri olmadığını ifade eden Başkan Kocaoğlu, ‘Biz su satış
istasyonlarımızı vatandaşlarımız mağdur olmasın diye damacana dolum
tesisimiz kurulana kadar izin alarak uzatmaya çalıştık. Şimdi
tesisimiz kuruldu. Su satış pazarına göre vatandaşlarımızın evlerine
yüzde 60 – 70 ucuz su ulaştıracağız’ diye konuştu.
*- KALİTELİ SU!
İzmir’e verdikleri suyun ‘İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında
Yönetmelik’ standartlarına göre uygun, içilebilir su kalitesinde
olduğunu hatırlatan Başkan Kocaoğlu, ‘Çeşmelerimizden akan sularımızı
arıtmadan geçiriyoruz. Düzenli olarak pek çok noktadan numune alarak
analiz ediyoruz. Vatandaşlarımız gönül rahatlığı ile şebeke suyundan
içebilir’ dedi.
GICIK
*- Urla’dan İlknur Yayöz, ‘Aileler çocuklarının başarısız olmasından
korkar. Ama bir çocuğu başarısızlık değil, mutsuzluk bitirir. Onun
için çocuklarınıza arkadaş olun, dinlemesini bilin ve oyun oynayın.’
diyor.
*- İzmirspor’dan Erol Akıncılar, ‘ İnsan insana düşman! Sürekli
nefret söylemi. Kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı söylemler. Sonucu ne olur?
Düşünün! Birbirimizi yersek hepimizin sonu gelir. Onun için birlik
içinde olmamız şart’ diye konuşuyor.
*- Hatay’dan Yasemin Tamer, ‘Üstün yeteneklere ulaşmak için, eğitime
küçük yaşta başlamak gerekir. Eğitim; cehalet kapısının anahtarıdır.’
diyor.
*- Ünal Tümin’in gözlemi, ‘Bazı insanlara bakın, ne kadar az düşünüyor
ve ne kadar faza konuşuyorlar.’
*- Emine Elat, ‘İnsanların göz bebekleri; korku, heyecan ya da
şehvetten büyürken, sadece annelerin göz bebekleri, çocuklarına olan
şefkatlerinden büyür.’ diyor.
*-
Yorumlar yükleniyor...